Just another WordPress.com site


yeni-anayasa-degisikligi-teklifi-21-madde-tam-metni
YAYIM TARİHİ25 OCAK 2017
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNİN TAM METNİ VE GETİRDİKLERİ

18 maddeden oluşan Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, 21 Ocak Cumartesi günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde 339 oyla kabul edilerek Anayasa’nın 175’inci maddesi uyarınca halkoyuna sunulma aşamasına geldi. (Teklifin 21 maddeden oluşan ilk haline pdf halinde buradan, Meclisten geçen 18 maddelik son haline ise word belgesi olarak buradan ulaşılabilir)

Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetim sisteminde önemli değişiklikler öngören teklif, halkoyunda kabul edildiği takdirde yaşanacak değişikliklerin bir kısmı şöyle;

-Başbakanlık ve bakanlar kurulu kaldırılacak. Yürütme yetkisi doğrudan Cumhurbaşkanına ait olacak (Teklifin 8’inci maddesinin ilgili hükmü; “Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanına aittir. Cumhurbaşkanı, Devlet başkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder“.

-Cumhurbaşkanı, partisiyle ilişiğini kesmek zorunda olmayacak. Parti başkanı veya üyesi olarak da Cumhurbaşkanı olarak görev yapabilecek. Referandumun kabul edilmesinin ardından mevcut Cumhurbaşkanı da, isterse hemen partisiyle ilişkisini kurabilecek. (Değişiklik teklifi 18 maddenin c fıkrası; “Değiştirilen diğer hükümleri ile 101 inci maddesinin son fıkrasında yer alan “Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir” ibaresinin ilgası bakımından yayımı tarihinde, yürürlüğe girer ve halkoyuna sunulması halinde tümüyle oylanır“)

-Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilecek. Ancak Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konular ile Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamayacak. Yani şu anda TBMM’ye ait olan yetkilerin bir kısmı, Cumhurbaşkanına devredilecek. Bazı kısıtlamalarla birlikte Cumhurbaşkanının bir nevi yasama yetkisi olacak. (Teklifin 8’inci maddesinin ilgili hükmü: “Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez. Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelir.“)

-Milletvekili sayısı 550’den 600’e çıkacak, seçilme yaşı 18’e düşecek.

-TBMM seçimleri ile cumhurbaşkanlığı seçimi 5 yılda bir ve aynı tarihte yapılacak. (Teklifin 4’üncü maddesinin ilgili hükmü: “Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri beş yılda bir aynı günde yapılır. Süresi biten milletvekili yeniden seçilebilir.”)

-Cumhurbaşkanı adaylarını siyasi parti grupları, (tek başına veya birlikte) en az yüzde beş oy almış siyasi partiler ya da 100 bin seçmen aday olarak teklif edebilecek. Eğer Cumhurbaşkanı seçilen kişi milletvekili ise vekilliği düşecek. (Teklifin 7’nci maddesinin ilgili hükmü: “Cumhurbaşkanlığına, siyasi parti grupları, en son yapılan genel seçimlerde toplam geçerli oyların tek başına veya birlikte en az yüzde beşini almış olan siyasi partiler ile en az yüz bin seçmen aday gösterebilir. Cumhurbaşkanı seçilen milletvekilinin Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer.“)

-Cumhurbaşkanı, en az bir tane Cumhurbaşkanı Yardımcısı atayacak. Ancak Cumhurbaşkanı Yardımcılığı için bir sayı sınırlaması getirilmiyor. Yani Cumhurbaşkanı, en az bir tane olmak kaydıyla, istediği kadar Cumhurbaşkanı Yardımcısı atayabilecek. (Teklifin 10’uncu maddesinin ilgili hükmü: “Cumhurbaşkanı, seçildikten sonra bir veya daha fazla Cumhurbaşkanı yardımcısı atayabilir.”)

-Cumhurbaşkanı yardımcıları ile bakanlar, Milletvekilleri dışından atanacaklar veya Milletvekili iseler vekillikleri düşecek. Ancak görevleriyle ilgili olmayan suçlarda yasama dokunulmazlığından yararlanacaklar. (Teklifin 10’uncu maddesi uyarınca; “Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olanlar arasından Cumhurbaşkanı tarafından atanır ve görevden alınır. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, 81 inci maddede yazılı şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde andiçerler. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan olarak atanırlarsa üyelikleri sona erer. … Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, görevleriyle ilgili olmayan suçlarda yasama dokunulmazlığına ilişkin hükümlerden yararlanır. “)

-Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görev ve yetkileri, teşkilat yapıları ile merkez ve taşra teşkilatlarının kurulması, şu anda kanun veya bakanlar kurulu kararı ile düzenlenirken artık Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenecek. (Teklifin 10’uncu maddesi: “Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri ve yetkileri, teşkilat yapısı ile merkez ve taşra teşkilatlarının kurulması Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenir.”)

-Eğer Meclis erken seçim kararı almaz ise; 27’nci yasama dönemi milletvekili genel seçimi ve Cumhurbaşkanlığı seçimi, 3/11/2019 tarihinde birlikte yapılacak. (Teklifin 17’nci maddesinin A bendi; “Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27’nci Yasama Dönemi milletvekili genel seçimi ve Cumhurbaşkanlığı seçimi 3/11/2019 tarihinde birlikte yapılır. Seçimin yapılacağı tarihe kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve Cumhurbaşkanının görevi devam eder. Meclisin seçim kararı alması halinde, 27’nci Yasama Dönemi milletvekili genel seçimi ve Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır.“)

-Cumhurbaşkanının partisi ile ilişki kurabilmesine ilişkin hüküm, paket halk oylamasında kabul edilir edilmez, diğer tüm değişiklikler ise birlikte yapılacak ilk TBMM ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin takvimin başladığı tarihte veya seçim sonunda yürürlüğe girecek. (Teklifin 18’inci maddesi)

Referanduma sunulacak 18 maddeden oluşan anaya değişikliği paketinin tam metni şu şekilde:

MADDE 1– 7/11/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9 uncu maddesine “bağımsız” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve tarafsız” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 2– 2709 sayılı Kanunun 75 inci maddesinde yer alan “beşyüzelli” ibaresi “altıyüz” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 3– 2709 sayılı Kanunun 76 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Yirmibeş” ibaresi “Onsekiz” şeklinde, ikinci fıkrasında yer alan “yükümlü olduğu askerlik hizmetini yapmamış olanlar,” ibaresi “askerlikle ilişiğiolanlar,” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 4– 2709 sayılı Kanunun 77 nci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “C. Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanının seçim dönemi

MADDE 77- Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri beş yılda bir aynı günde yapılır. Süresi biten milletvekili yeniden seçilebilir. Cumhurbaşkanlığı seçiminde birinci oylamada gerekli çoğunluğun sağlanamaması halinde 101 inci maddedeki usule göre ikinci oylama yapılır.”

MADDE 5– 2709 sayılı Kanunun 87 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 87- Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; bütçe ve kesinhesap kanun tekliflerini görüşmek ve kabul etmek; para basılmasına ve savaş ilânına karar vermek; milletlerarası andlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilânına karar vermek ve Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen- yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmektir.”

MADDE 6– 2709 sayılı Kanunun 98 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve kenar başlığı metinden çıkarılmıştır.

“MADDE 98- Türkiye Büyük Millet Meclisi; meclis araştırması, genel görüşme, meclis soruşturması ve yazılı soru yollarıyla bilgi edinme ve denetleme yetkisini kullanır. Meclis araştırması, belli bir konuda bilgi edinmek için yapılan incelemeden ibarettir. Genel görüşme, toplumu ve Devlet faaliyetlerini ilgilendiren belli bir konunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmesidir. Meclis soruşturması, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar hakkında 106 ncı maddenin beşinci, altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca yapılan soruşturmadan ibarettir. Yazılı soru; yazılı olarak en geç onbeş gün içinde cevaplanmak üzere milletvekillerinin, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlara yazılı olarak soru sormalarından ibarettir. Meclis araştırması, genel görüşme ve yazılı soru önergelerinin verilme şekli, içeriği ve kapsamı ile araştırma usulleri Meclis İçtüzüğü ile düzenlenir.”

MADDE 7– 2709 sayılı Kanunun 101 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“A. Adaylık ve seçimi

MADDE 101-Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş, yükseköğrenim yapmış, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip, Türk vatandaşları arasından, doğrudan halk tarafından seçilir. Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir. Cumhurbaşkanlığına, siyasi parti grupları, en son yapılan genel seçimlerde toplam geçerli oyların tek başına veya birlikte en az yüzde beşini almış olan siyasi partiler ile en az yüz bin seçmen aday gösterebilir. Cumhurbaşkanı seçilen milletvekilinin Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer. Genel oyla yapılacak seçimde, geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilir. İlk oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamayı izleyen ikinci pazar günü ikinci oylama yapılır. Bu oylamaya, ilk oylamada en çok oy almış iki aday katılır ve geçerli oyların çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilir. İkinci oylamaya katılmaya hak kazanan adaylardan birinin herhangi bir nedenle seçime katılmaması halinde; ikinci oylama, boşalan adaylığın birinci oylamadaki sıraya göre ikame edilmesi suretiyle yapılır. İkinci oylamaya tek adayın kalması halinde, bu oylama referandum şeklinde yapılır. Aday, geçerli oyların salt çoğunluğunu aldığı takdirde Cumhurbaşkanı seçilir. Oylamada, adayın geçerli oyların çoğunluğunu alamaması halinde, sadece Cumhurbaşkanı seçimi yenilenir. Seçimlerin tamamlanamaması halinde, yenisi göreve başlayıncaya kadar mevcut Cumhurbaşkanının görevi devam eder. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin diğer usul ve esaslar kanunla düzenlenir.”

MADDE 8- 2709 sayılı Kanunun 104 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 104- Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanına aittir. Cumhurbaşkanı, Devlet başkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını temin eder. Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde açılış konuşmasını yapar. Ülkenin iç ve dış siyaseti hakkında Meclise mesaj verir. Kanunları yayımlar. Kanunları tekrar görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderir. Kanunların, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün tümünün veya belirli hükümlerinin Anayasaya şekil veya esas bakımından aykırı oldukları gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinde iptal davası açar. Cumhurbaşkanı yardımcıları ile bakanları atar ve görevlerine son verir. Üst kademe kamu yöneticilerini atar, görevlerine son verir ve bunların atanmalarına ilişkin usul ve esasları Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenler. Yabancı devletlere Türkiye Cumhuriyetinin temsilcilerini gönderir, Türkiye Cumhuriyetine gönderilecek yabancı devlet temsilcilerini kabul eder. Milletlerarası andlaşmaları onaylar ve yayımlar Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları gerekli gördüğü takdirde halkoyuna sunar. Milli güvenlik politikalarını belirler ve gerekli tedbirleri alır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanlığını temsil eder. Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar verir. Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle kişilerin cezalarını hafifletir veya kaldırır. Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez. Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelir. Cumhurbaşkanı, kanunların uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilir. Kararnameler ve yönetmelikler, yayımdan sonraki bir tarih belirlenmemişse, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün yürürlüğe girer. Cumhurbaşkanı, ayrıca Anayasada ve kanunlarda verilen seçme ve atama görevleri ile diğer görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır.”

MADDE 9– 2709 sayılı Kanunun 105 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“E. Cumhurbaşkanının cezai sorumluluğu

MADDE 105- Cumhurbaşkanı hakkında, bir suç işlediği iddiasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğunun vereceği önergeyle soruşturma açılması istenebilir. Meclis, önergeyi en geç bir ay içinde görüşür ve üye tamsayısının beşte üçünün gizli oyuyla soruşturma açılmasına karar verebilir. Soruşturma açılmasına karar verilmesi halinde, Meclisteki siyasi partilerin, güçleri oranında komisyona verebilecekleri üye sayısınınüç katı olarak gösterecekleri adaylar arasından her siyasi parti için ayrı ayrı ad çekme suretiyle kurulacak onbeş kişilik bir komisyon tarafından soruşturma yapılır. Komisyon, soruşturma sonucunu belirten raporunu iki ay içinde Meclis Başkanlığına sunar. Soruşturmanın bu sürede bitirilememesi halinde, komisyona bir aylık yeni ve kesin bir süre verilir. Rapor Başkanlığa verildiği tarihten itibaren on gün içinde dağıtılır, dağıtımından itibaren on gün içinde Genel Kurulda görüşülür. Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının üçte ikisinin gizli oyuyla Yüce Divana sevk kararı alabilir. Yüce Divan yargılaması üç ay içinde tamamlanır, bu sürede tamamlanamazsa bir defaya mahsus olmak üzere üç aylık ek süre verilir, yargılama bu sürede kesin olarak tamamlanır. Hakkında soruşturma açılmasına karar verilen Cumhurbaşkanı, seçim kararı alamaz. Yüce Divanda seçilmeye engel bir suçtan mahkûm edilen Cumhurbaşkanının görevi sona erer. Cumhurbaşkanının görevde bulunduğu sürede işlediği iddia edilen suçlar için görevi bittikten sonra da bu madde hükmü uygulanır.”

MADDE 10- 2709 sayılı Kanunun 106 ncı maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“F. Cumhurbaşkanı yardımcıları, Cumhurbaşkanına vekâlet ve bakanlar

MADDE 106- Cumhurbaşkanı, seçildikten sonra bir veya daha fazla Cumhurbaşkanı yardımcısı atayabilir. Cumhurbaşkanlığı makamının herhangi bir nedenle boşalması halinde, kırkbeş gün içinde Cumhurbaşkanı seçimi yapılır. Yenisi seçilene kadar Cumhurbaşkanı yardımcısı Cumhurbaşkanlığına vekâlet eder ve Cumhurbaşkanına ait yetkileri kullanır. Genel seçime bir yıl veya daha az kalmışsa Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimi de Cumhurbaşkanı seçimi ile birlikte yenilenir. Genel seçime bir yıldan fazla kalmışsa seçilen Cumhurbaşkanı Türkiye Büyük Millet Meclisi seçim tarihine kadar görevine devam eder. Kalan süreyi tamamlayan Cumhurbaşkanı açısından bu süre dönemden sayılmaz. Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimlerinin yapılacağı tarihte her iki seçim birlikte yapılır. Cumhurbaşkanının hastalık ve yurt dışına çıkma gibi sebeplerle geçici olarak görevinden ayrılması hallerinde, Cumhurbaşkanı yardımcısı Cumhurbaşkanına vekâlet eder ve Cumhurbaşkanına ait yetkileri kullanır. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olanlar arasından Cumhurbaşkanı tarafından atanır ve görevden alınır. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, 81 inci maddede yazılı şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde andiçerler. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan olarak atanırlarsa üyelikleri sona erer.

Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, Cumhurbaşkanına karşı sorumludur. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar hakkında görevleriyle ilgili suç işledikleri iddiasıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğunun vereceği önergeyle soruşturma açılması istenebilir. Meclis, önergeyi en geç bir ay içinde görüşür ve üye tamsayısının beşte üçünün gizli oyuyla soruşturma açılmasına karar verebilir. Soruşturma açılmasına karar verilmesi halinde, Meclisteki siyasi partilerin, güçleri oranında komisyona verebilecekleri üye sayısının üç katı olarak gösterecekleri adaylar arasından, her siyasi parti için ayrı ayrı ad çekme suretiyle kurulacak onbeş kişilik bir komisyon tarafından soruşturma yapılır. Komisyon, soruşturma sonucunu belirten raporunu iki ay içinde Meclis Başkanlığına sunar. Soruşturmanın bu sürede bitirilememesi halinde, komisyona bir aylık yeni ve kesin bir süre verilir. Rapor Başkanlığa verildiği tarihten itibaren on gün içinde dağıtılır ve dağıtımından itibaren on gün içinde Genel Kurulda görüşülür. Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının üçte ikisinin gizli oyuyla Yüce Divana sevk kararı alabilir. Yüce Divan yargılaması üç ay içinde tamamlanır, bu sürede tamamlanamazsa bir defaya mahsus olmak üzere üç aylık ek süre verilir, yargılama bu sürede kesin olarak tamamlanır. Bu kişilerin görevde bulundukları sürede, görevleriyle ilgili işledikleri iddia edilen suçlar bakımından, görevleri bittikten sonra da beşinci, altıncı ve yedinci fıkra hükümleri uygulanır. Yüce Divanda seçilmeye engel bir suçtan mahkûm edilen Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakanın görevi sona erer.

Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, görevleriyle ilgili olmayan suçlarda yasama dokunulmazlığına ilişkin hükümlerden yararlanır. Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri ve yetkileri, teşkilat yapısı ile merkez ve taşra teşkilatlarının kurulması Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenir.”

MADDE 11- 2709 sayılı Kanunun 116 ncı maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“H. Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanı seçimlerinin yenilenmesi

MADDE 116- Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğuyla seçimlerin yenilenmesine karar verebilir. Bu halde Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır. Cumhurbaşkanının seçimlerin yenilenmesine karar vermesi halinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır. Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir. Seçimlerinin birlikte yenilenmesine karar verilen Meclisin ve Cumhurbaşkanının yetki ve görevleri, yeni Meclisin ve Cumhurbaşkanının göreve başlamasına kadar devam eder. Bu şekilde seçilen Meclis ve Cumhurbaşkanının görev süreleri de beş yıldır.”

MADDE 12- 2709 sayılı Kanunun 119 uncu maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve kenar başlıkları metinden çıkarılmıştır.

“III. Olağanüstü hal yönetimi

MADDE 119- Cumhurbaşkanı; savaş, savaşı gerektirecek bir durumun başgöstermesi, seferberlik, ayaklanma, vatan veya Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışma, ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşüren şiddet hareketlerininyaygınlaşması, anayasal düzeni veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik ya ygın şiddet hareketlerinin ortaya çıkması, şiddet olayları nedeniyle kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması, tabiî afet veya tehlikeli salgın hastalık ya da ağır ekonomik bunalımın ortaya çıkması hallerinde yurdun tamamında veya bir bölgesinde, süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilan edebilir. Olağanüstü hal ilanı kararı verildiği gün Resmî Gazetede yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur. Türkiye Büyük Millet Meclisi tatilde ise derhal toplantıya çağırılır; Meclis gerekli gördüğü takdirde olağanüstü halin süresini kısaltabilir, uzatabilir veya olağanüstü hali kaldırabilir. Cumhurbaşkanının talebiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi her defasında dört ayı geçmemek üzere süreyi uzatabilir. Savaş hallerinde bu dört aylık süre aranmaz. Olağanüstü hallerde vatandaşlar için getirilecek para, mal ve çalışma yükümlülükleri ile 15 inci maddedeki ilkeler doğrultusunda temel hak ve hürriyetlerin nasıl sınırlanacağı veya geçici olarak durdurulacağı, hangi hükümlerin uygulanacağı ve işlemlerin nasıl yürütüleceği kanunla düzenlenir. Olağanüstü hallerde Cumhurbaşkanı, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, 104 üncü maddenin onyedinci fıkrasının ikinci cümlesinde belirtilen sınırlamalara tabi olmaksızın Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Kanun hükmündeki bu kararnameler Resmî Gazetede yayımlanır, aynı gün Meclis onayına sunulur.

Savaş ve mücbir sebeplerle Türkiye Büyük Millet Meclisinin toplanamaması hâli hariç olmak üzere; olağanüstü hal sırasında çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri üç ay içinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülür ve karara bağlanır. Aksi halde olağanüstü hallerde çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi kendiliğinden yürürlükten kalkar.”

MADDE 13- 2709 sayılı Kanunun 142 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “Disiplin mahkemeleri dışında askeri mahkemeler kurulamaz. Ancak savaş halinde, asker kişilerin görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevli askeri mahkemeler kurulabilir.”

MADDE 14– 2709 sayılı Kanunun 159 uncu maddesinin başlığı ile birinci ve dokuzuncu fıkralarında yer alan “Yüksek” ibareleri madde metninden çıkarılmış; iki, üç, dört ve beşinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş; altıncı fıkrasında yer alan “asıl” ibaresi madde metninden çıkarılmış; dokuzuncu fıkrasında yer alan “kanun, tüzük, yönetmeliklere ve genelgelere” ibaresi “kanun ve diğer mevzuata” şeklinde değiştirilmiştir. “Hâkimler ve Savcılar Kurulu onüç üyeden oluşur; iki daire halinde çalışır. Kurulun Başkanı Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabiî üyesidir. Kurulun, üç üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adlî yargı hâkim ve savcıları arasından, bir üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idarî yargı hâkim ve savcıları arasından Cumhurbaşkanınca; üç üyesi Yargıtay üyeleri, bir üyesi Danıştay üyeleri, üç üyesi nitelikleri kanunda belirtilen yükseköğretim kurumlarının hukuk dallarında görev yapan öğretim üyeleri ile avukatlar arasından Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilir. Öğretim üyeleri ile avukatlar arasından seçilen üyelerden, en az birinin öğretim üyesi ve en az birinin de avukat olması zorunludur. Kurulun Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilecek üyeliklerine ilişkin başvurular, Meclis Başkanlığına yapılır. Başkanlık, başvuruları Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona gönderir. Komisyon her bir üyelik için üç adayı, üye tamsayısınınüçte iki çoğunluğuyla belirler. Birinci oylamada aday belirleme işleminin sonuçlandırılamaması halinde ikinci oylamada üye tamsayısının beşte üç çoğunluğu aranır. Bu oylamada da aday belirlenemediği takdirde, her bir üyelik için en çok oyu alan iki aday arasında ad çekme usulü ile aday belirleme işlemi tamamlanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Komisyon tarafından belirlenen adaylar arasından, her bir üye için ayrı ayrı gizli oyla seçim yapar. Birinci oylamada üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu; bu oylamada seçimin sonuçlandırılamaması halinde, ikinci oylamada üye tamsayısının beşte üç çoğunluğu aranır. İkinci oylamada da üye seçilemediği takdirde en çok oyu alan iki aday arasında ad çekme usulü ile üye seçimi tamamlanır. Üyeler dört yıl için seçilir. Süresi biten üyeler bir kez daha seçilebilir. Kurul üyeliği seçimi, üyelerin görev süresinin dolmasından önceki otuz gün içinde yapılır. Seçilen üyelerin görev süreleri dolmadan Kurul üyeliğinin boşalması durumunda, boşalmayı takip eden otuz gün içinde, yeni üyelerin seçimi yapılır.”

MADDE 15- 2709 sayılı Kanunun 161 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“A. Bütçe ve kesinhesap

MADDE 161- Kamu idarelerinin ve kamu iktisadî teşebbüsleri dışındaki kamu tüzel kişilerinin harcamaları yıllık bütçelerle yapılır. Malî yıl başlangıcı ile merkezi yönetim bütçesinin hazırlanması, uygulanması ve kontrolü ile yatırımlar veya bir yıldan fazla sürecek iş ve hizmetler için özel süre ve usuller kanunla düzenlenir. Bütçe kanununa, bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hüküm konulamaz. Cumhurbaşkanı bütçe kanun teklifini, malî yılbaşından en az yetmişbeş gün önce, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar. Bütçe teklifi Bütçe Komisyonunda görüşülür. Komisyonun ellibeş gün içinde kabul edeceği metin Genel Kurulda görüşülür ve malî yılbaşına kadar karara bağlanır. Bütçe kanununun süresinde yürürlüğe konulamaması halinde, geçici bütçe kanunu çıkarılır. Geçici bütçe kanununun da çıkarılamaması durumunda, yeni bütçe kanunu kabul edilinceye kadar bir önceki yılın bütçesi yeniden değerleme oranına göre artırılarak uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Genel Kurulda kamu idare bütçeleri hakkında düşüncelerini her bütçenin görüşülmesi sırasında açıklarlar, gider artırıcı veya gelirleri azaltıcı önerilerde bulunamazlar. Genel Kurulda kamu idare bütçeleri ile değişiklik önergeleri, üzerinde ayrıca görüşme yapılmaksızın okunur ve oylanır. Merkezî yönetim bütçesiyle verilen ödenek, harcanabilecek tutarın sınırını gösterir. Harcanabilecek tutarın Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle aşılabileceğine dair bütçe kanununa hüküm konulamaz. Carî yıl bütçesindeki ödenek artışını öngören değişiklik teklifleri ile carî ve izleyen yılların bütçelerine malî yük getiren tekliflerde, öngörülen giderleri karşılayabilecek malî kaynak gösterilmesi zorunludur. Merkezî yönetim kesinhesap kanunu teklifi, ilgili olduğu malî yılın sonundan başlayarak en geç altı ay sonra Cumhurbaşkanı tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur. Sayıştay genel uygunluk bildirimini, ilişkin olduğu kesinhesap kanun teklifinin verilmesinden başlayarak en geç yetmişbeş gün içinde Meclise sunar. Kesinhesap kanunu teklifi ve genel uygunluk bildiriminin Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olması, ilgili yıla ait Sayıştayca sonuçlandırılamamış denetim ve hesap yargılamasını önlemez ve bunların karara bağlandığı anlamına gelmez. Kesinhesap kanunu teklifi, yeni yıl bütçe kanunu teklifiyle birlikte görüşülür ve karara bağlanır.”

MADDE 16 – 2709 sayılı Kanunun;

A) 8 inci maddesinde yer alan “ve Bakanlar Kurulu”; 15 inci maddesinin birinci fıkrasında, 17 nci maddesinin dördüncü fıkrasında ve 19 uncu maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “, sıkıyönetim”; 88 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bakanlar Kurulu ve”, ikinci fıkrasında yer alan “tasarı ve”; 93 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “, doğrudan doğruya veya Bakanlar Kurulunun istemi üzerine,”; 125 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek Askerî Şuranın kararları yargı denetimi dışındadır. Ancak,” ve altıncı fıkrasında yer alan “sıkıyönetim,”; 148 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “, sıkıyönetim”, altıncı fıkrasında yer alan “, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi” ve “Yüksek”, yedinci fıkrasında yer alan “ile Jandarma Genel Komutanı”; 153 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “tasarı veya”; 154 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Yüksek”; 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Başbakan ve Bakanlar Kurulunca gönderilen kanun tasarıları,” ve “tüzük tasarılarını incelemek,”, üçüncü fıkrasında yer alan “Yüksek” ibareleri madde metinlerinden çıkarılmıştır.

B) 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “Bakanlar Kuruluna” ibaresi “Cumhurbaşkanına”; 78 inci maddesinin başlığı “D. Seçimlerin geriye bırakılması ve ara seçimler”; 117 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı”; 118 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Başbakan yardımcıları,” ibaresi “Cumhurbaşkanı yardımcıları,”, “Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları ve Jandarma Genel Komutanından” ibaresi “Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava kuvvetleri komutanlarından”, üçüncü fıkrasında yer alan “Bakanlar Kuruluna” ibaresi “Cumhurbaşkanına”, “Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca”, dördüncü fıkrasında yer alan “Başbakan” ibaresi “Cumhurbaşkanı yardımcıları”, beşinci fıkrasında yer alan “Başbakanın” ibaresi “Cumhurbaşkanı yardımcısının”, altıncı fıkrasında yer alan “kanunla” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle”; 123 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak” ibaresi “kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle”; 124 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Başbakanlık” ibaresi “Cumhurbaşkanı” ve “tüzüklerin” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin”; 127 nci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “Bakanlar Kurulunun” ibaresi “Cumhurbaşkanının”; 131 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “ve Bakanlar Kurulunca” ibaresi “tarafından”; 134 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Başbakanlığa” ibaresi “Cumhurbaşkanının görevlendireceği bakana”; 137 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “tüzük” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı kararnamesi”; 148 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “kanun hükmünde kararnamelerin” ibareleri “Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin”, altıncı fıkrasında yer alan “Bakanlar Kurulu üyelerini” ibaresi “Cumhurbaşkanı yardımcılarını, bakanları,”; 149 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “oniki” ibaresi “on”; 150nci maddesinde yer alan “kanun hükmündeki kararnamelerin” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin” ve “iktidar ve anamuhalefet partisi Meclis grupları ile Türkiye Büyük Millet Meclisi” ibaresi “Türkiye Büyük Millet Meclisinde en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubuna ve”; 151 inci maddesi ile 153 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “kanun hükmünde kararname” ibareleri “Cumhurbaşkanlığı kararnamesi”; 152 nci maddesinin birinci fıkrası ile 153 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “kanun hükmünde kararnamenin” ibareleri “Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin”; 158 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “adli, idari ve askeri” ibaresi “adli ve idari”; 166 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “hükümete” ibaresi “Cumhurbaşkanına”; 167 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Bakanlar Kuruluna” ibaresi “Cumhurbaşkanına” şeklinde değiştirilmiştir.

C) 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “geri gönderilen kanunu” ibaresinden sonra gelmek üzere “üye tamsayısının salt çoğunluğuyla” ve “117 nci” maddesinin üçüncü fıkrasının başına “Cumhurbaşkanınca atanan” ibareleri eklenmiştir.

Ç) 108 inci maddesinin birinci fıkrasına “inceleme,” ibaresinden önce gelmek üzere “idari soruşturma,” ibaresi eklenmiş; ikinci fıkrasında yer alan “Silahlı Kuvvetler ve” ibaresi madde metninden çıkarılmış; üçüncü fıkrasında yer alan “üyeleri ve üyeleri içinden Başkanı, kanunda belirlenen nitelikteki kişiler arasından,” ibaresi “Başkan ve üyeleri,” şeklinde ve dördüncü fıkrasında yer alan “kanunla” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle” şeklinde değiştirilmiştir.

D) 146 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “onyedi” ibaresi “onbeş” şeklinde değiştirilmiş, üçüncü fıkrasında yer alan “, bir üyeyi Askerî Yargıtay, bir üyeyi Askerî Yüksek İdare Mahkemesi” ibaresi ile dördüncü fıkrasında yer alan “, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi” ibareleri madde metninden çıkarılmıştır.

E) 82 nci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 96 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 117 nci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları, 127 nci maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi, 150 nci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi ile 91, 99, 100, 102, 107, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 120, 121, 122, 145, 156, 157, 162, 163 ve 164 üncü maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 17- 2709 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 21-

A) Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27’nci Yasama Dönemi milletvekili genel seçimi ve Cumhurbaşkanlığı seçimi 3/11/2019 tarihinde birlikte yapılır. Seçimin yapılacağı tarihe kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve Cumhurbaşkanının görevi devam eder. Meclisin seçim kararı alması halinde, 27’nci Yasama Dönemi milletvekili genel seçimi ve Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır.

B) Bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren en geç altı ay içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu Kanunla yapılan değişikliklerin gerektirdiği Meclis İçtüzüğü değişikliği ile diğer kanuni düzenlemeleri yapar. Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenleneceği belirtilen değişiklikler ise Cumhurbaşkanının göreve başlama tarihinden itibaren en geç altı ay içinde Cumhurbaşkanı tarafından düzenlenir.

C) Anayasanın 159 uncu maddesinde yapılan düzenlemeye göre Hâkimler ve Savcılar Kurulu üyeleri en geç otuz gün içinde seçilirler ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki kırkıncı günü takip eden iş günü görevlerine başlarlar. Başvurular, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş gün içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına yapılır. Başkanlık, başvuruları Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona gönderir. Komisyon on gün içinde her bir üyelik için üç adayı üye tamsayısının üçte iki çoğunluğuyla belirler. Birinci oylamada üçte iki çoğunlukla seçimin sonuçlandırılamaması halinde, ikinci ve üçüncü oylamalar yapılır; bu oylamalarda üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun oyunu alan aday seçilmiş olur. Beşte üç çoğunluğun sağlanamaması halinde üçüncü oylamada en çok oyu almış olan, seçilecek üyelerin iki katı aday arasından ad çekme usulü ile üye belirleme işlemi tamamlanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu aynı usul ve nisapları gözeterek onbeş gün içinde seçimi tamamlar. Mevcut Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeleri, yeni üyelerin göreve başlayacağı tarihe kadar görevlerine devam eder ve bu süre içinde yürürlükteki Kanun hükümlerine göre çalışır. Yeni üyeler, ilgili kanunda değişiklik yapılıncaya kadar mevcut Kanunun Anayasaya aykırı olmayan hükümleri uyarınca çalışır. Görevi sona eren ve Hâkimler ve Savcılar Kuruluna yeniden seçilmeyen üyelerden, talepleri halinde adli yargı hâkim ve savcıları arasından seçilenler Yargıtay üyeliğine, idari yargı hâkim ve savcıları arasından seçilenler Danıştay üyeliğine Hâkimler ve Savcılar Kurulunca seçilir; öğretim üyeleri ve avukatlar arasından seçilenler ise Danıştay üyeliğine Cumhurbaşkanınca atanır. Bu şekilde yapılan seçim ve atamalarda boş kadro olup olmadığına bakılmaz, seçilen ve atanan üye sayısı kadar Yargıtay ve Danıştay kadrolarına üye kadrosu ilave edilir.

D) Askerî Yargıtay ve Askerî Yüksek İdare Mahkemesinden Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilmiş bulunan kişilerin herhangi bir sebeple görevleri sona erene kadar üyelikleri devam eder.

E) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve askerî mahkemeler kaldırılmıştır. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört ay içinde; Askerî Yargıtay ve Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin askerî hâkim sınıfından Başkan, Başsavcı, İkinci Başkan ve üyeleri ile diğer askerî hâkimler (yedek subaylar hariç) tercihleri ve müktesepleri dikkate alınarak;

a) Hâkimler ve Savcılar Kurulunca adli veya idari yargıda hâkim veya savcı olarak atanabilirler.

b) Aylık, ek gösterge, ödenek, yargı ödeneği,ek ödeme, malî, sosyal hak ve yardımlar ile diğer hakları yönünden emsali adli veya idari yargıya mensup hâkim ve savcılar, bunların dışındaki hak ve yükümlülükler yönünden ise bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihteki mevzuat hükümleri uygulanmaya devam edilmek suretiyle Millî Savunma Bakanlığınca mevcut sınıflarında, Bakanlık veya Genelkurmay Başkanlığının hukuk hizmetleri kadrolarına atanırlar. Bunlardan, emeklilik hakkını elde edenlerden yaş haddinden önce bu görevlerden kendi istekleriyle ayrılacaklara ödenecek tazminata ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir. Kaldırılan askerî yargı mercilerinde görülmekte olan dosyalardan; kanun yolu incelemesi aşamasında olanlar ilgisine göre Yargıtay veya Danıştaya, diğer dosyalar ise ilgisine göre görevli ve yetkili adli veya idari yargı mercilerine dört ay içinde gönderilir.

F) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte yürürlükte bulunan kanun hükmünde kararnameler, tüzükler, Başbakanlık ve Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılan yönetmelikler ile diğer düzenleyici işlemler yürürlükten kaldırılmadıkça geçerliliğini sürdürür. Yürürlükte bulunan kanun hükmünde kararnameler hakkında 152 nci ve 153 üncü maddelerin uygulanmasına devam olunur.

G) Kanunlar ve diğer mevzuat ile Başbakanlık ve Bakanlar Kuruluna verilen yetkiler, ilgili mevzuatta değişiklik yapılıncaya
kadar Cumhurbaşkanı tarafından kullanılır.

H) Anayasanın 67’nci maddesinin son fıkrası hükmü, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra birlikte yapılacak ilk milletvekili genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi bakımından uygulanmaz.”

MADDE 18- Bu Kanun ile Anayasanın;

a) 8, 15, 17, 19, 73, 82, 87, 88, 89, 91, 93, 96, 98, 99, 100, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113 üncü maddelerinde yapılan değişiklikler ile 114 üncü maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarının ilgaları yönünden, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124 ve 125 inci maddelerinde yapılan değişiklikler ile 127’nci maddenin son fıkrasına dair değişiklik; 131, 134, 137 nci maddelerinde yapılan değişiklikler ile 148 inci maddenin birinci fıkrasındaki değişiklik ile altıncı fıkrasındaki “Bakanlar Kurulu üyelerini” ibaresine dair değişiklik, 150, 151, 152, 153, 155 inci maddenin ikinci fıkrası,161, 162, 163, 164, 166 ncı ve 167 nci maddelerinde yapılan değişiklikler ile Geçici 21 inci maddenin (F) ve (G) fıkraları, birlikte yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda Cumhurbaşkanının göreve başladığı tarihte,

b) 75, 77, 101 ve 102 nci maddelerinde yapılan değişiklikler, birlikte yapılacak ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin takvimin başladığı tarihte,

c) Değiştirilen diğer hükümleri ile 101 inci maddesinin son fıkrasında yer alan “Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir” ibaresinin ilgası bakımından yayımı tarihinde, yürürlüğe girer ve halkoyuna sunulması halinde tümüyle oylanır.

.

Sahipkıran HABER

Sahipkıran Stratejik Araştırmalar Merkezi – SASAM
Follow @sahipk1ran
ANKET: İstanbul’daki Suriyeliler Kaynaklı Sorunlar
Flag Counter
WordPress gururla sunar


Sn. Barzani’ye tarihi mektup
n_barzani_ye_tarihi_mektup__h3465
Kazakistan’da yaşayan ve “Gaz ve Petrol Mareşali” olarak bilinen Kürt Profesör Nadir Nadirov’un 1989 yılında Başkan Mesud Barzani’ye Kürdistan Demokrat Partisi’nin (KDP) 10’uncu kongresi dolayısıyla gönderdiği mektup ve Barzani’nin cevaben yazdığı mektup gün yüzüne çıktı.

Nadirov Temmuz 2016’da Başkan Barzani’ye uzun bir mektup daha yazarak, o günleri hatırlattı. Profesör Nadirov’un 2016’da Barzani’ye yazdığı mektup şöyle:

Sn. Barzani’ye tarihi mektup
“Federal Kürdistan Bölgesi Başkanı Sayın Mesud Mustafa Barzani;
Her şeyden önce bu mektupla, Çin sınırından Kazakistan Almatı’dan, sıcak ve Kürtperver selamlarımı iletiyor, size can sağlığı diliyorum.

Biz eski Sovyet ve özellikle Orta Asya’da Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan Kürtleri arasında size büyük sevgi ve saygı duyulduğunu bilmenizi isterim. Elbette bunun sebebi rahmetli babanız, Kürt milletinin kurtuluş hareketi ulusal lideri Ölümsüz Mele Mustafa Barzani dönemine uzanıyor.

Ona, dönemindeki peşmergelere, bugüne kadar vatan toprağı için canını feda eden bütün peşmergelere rahmet diliyorum. Allah, kanatlarınızın altında Kürt halkını koruyan, kanlarıyla vatan toprağını sulayan Kürdistan peşmergelerini korusun.

Efendim;

Hareketinizi, babanız Ölümsüz Mele Musfata döneminden beri takip ediyorum. 1957 yılında Moskova’da okurken rahmetli babanızı tanıdığım için kendimi çok şanslı görüyorum. Ben 24-25 yaşındaydım. O gün benim için tarihi bir gündü. O günün üzerinden 60 yıl geçti ancak bugün gibi hatırlıyorum.

Dönemler ve anılar unutulmaz. Birgün kısmet olur da karşılaşırsak size o günden bahsedeceğim. Bu görüşmenin serüvenini Rusça ve İngilizce makale olarak yazdım. Bu makaleyi yakın zamanda Kürtçe ve Türkçe haliyle Kürt medyasında yayımlayacağım.

Sevgili Kardeşim;

Müsade edin size kardeşim diyeyim! Hem fiziki hem de manevi anlamada aramızda güçlü bir ilişki olduğunu belirtmek isterim. Ölümsüz Mele Mustafa Barzani’yle görüşmemizden 32 yıl sonra 1989 yılında sizden çok değerli bir mektup aldım ve o mektubu halen de muhafaza ediyorum. O artık benim için tarihi bir belgedir ve arşivimin önemli bir parçasıdır.

O dönem 10’uncu Kongrenize bir kutlama mektubu göndermiştim. Siz de 19.12.1989 yılında yazdığınız mektupla bana teşekkür etmiştiniz. Mektubun bir bölümünde şöyle demiştiniz: “Kongremizin başarılı şekilde sonuçlandığına sizi temin ederiz. Bunun sizler için, Kürtler ve Kürdistan’a yürekten bağlı olan herkes için memnuniyet verici olacağına inanıyoruz.”

Elbette yıllardır Kürdistani hareketlerinizin tümünü yakından takip ediyorum. Tabi yüz yüze bir görüşmemiz de oldu. Hatırladığınız üzere 2008’de Erbil’de Cegerxin Festivali’nin konuğu oldum. Görüşmemiz o zaman gerçekleşti. Bu görüşmeden kıvanç duyuyorum.

Değerli Barzani;

Bu görüşme ve mektuplardan kastım nedir? Elbette maksadım “aynı evden aynı ahvalden olduğumuz”u belirtmektir. Çok değil, 80’lere baktığımızda, 100 yıl öncesine baktığımızda aramızda sınırların olmadığını, aynı toprakta yaşadığımızı görürüz. Şimdi fiziki olarak 7 bin kilometre mesafede olsak da kalbimiz bir, düşüncemiz bir, hedefimiz birdir. Sizi bu hedefin kurucusu olarak görüyoruz ki bu hedef de bağımsız, özgür, demokrat ve eşit Kürdistan’dır.

Sayın Başkan;

Tarihin sayfaları, büyük ve bilgin kişilerin serüvenleri ve yaşamlarıyla doludur. Bazı kişilerin milletlerinin yücelteceği önceden bellidir. Gecelerini gündüzlerine katıp milletlerinin onur ve büyüklüğü için harcarlar. Sizin alçak gönüllülüğünüzü bilsek de müsade edin bunları sizin için söyleyeyim.

Değerli Kürdistan Başkanı;

Biz Kürtlerde bir söz vardır; “Hareket senden bereket benden” diye. Gerçekten de atalarımız, ailelerimiz, Kürt milletinin kahramanlığına yakışır şekilde harket etti ve milletimizi bugünlere getirdi. Elbette bütün bunlar olurken büyük zorluklar yaşadınız. Başta siz ve binlerce aile ferdi Kürdistan’ın dağlarına sığındı.

Değerli bir sanatçının dediği gibi, “Döşeğiniz yer, sığınağınız kaya ve yokuşlardı.” Halepçeleri nasıl unuturuz? Enfalleri, 182 bin masumun ölümünü nasıl unuturuz? Sadece son iki yılda 1500’ü aşkın kahraman peşmerge ülkesinin toprağını ve namusunu korurken canlarını feda etti, şehit düştü. Bu kahramanların lideri, öncüsü olarak sizi biliyoruz. Siz de kendinizi o peşmergelerden biri sayıyor, kendinizi onların üstünde görümüyorsunuz. Sırf bunun için bile olsa sizi seviyoruz. Bu yüzden, “Hareket sizden bereket bizden” diyorum.

Değerli Başkan;

Son sözü şimdiden söyleyeyim: Allah seninle olsun! Biz eski Sovyet Kürtlerinin, Kafkasya’dan tutun da Orta Asya’ya, Çin sınırlarına kadar sizin arkanızdayız. Size inanıyoruz. Çünkü Ölümsüz Mele Mustafa’nın oğlu olduğunuzu biliyoruz. Siz, yaşamının son gününe kadar Kürdistan’ın acısını yüreğinde taşıyan o kahramanın oğlusunuz. Ülkemiz Kürdistan, büyük bir ülkedir. Hem toprağımız, nüfusumuz, doğamız, tarihimiz hem de kültürümüzle dünya milletlerinden aşağı değiliz. Nüfus ve toprak genişliği olarak birçok dünya ülkesinden büyüğüz. Dünya ülkelerinin yarısından daha büyük olduğumuzu söyleyebilirim. Biz mazlum bir milletiz, masumuz! Yüzyıllardır hakkımız yeniyor. Ama artık yeter! Sizin de “Artık yeter, yeter, yeter!” dediğinizi biliyoruz. Bir süredir Kürdistan’ın bağımsızlığının ışığını ülkemizin ufuklarında ve sizin sözlerinizde görüyoruz. Kürdistan Bayrağı’nın Birleşmiş Milletler binası önünde dalgalanacağı günü bekliyoruz. Dolayısıyla sözünüzü yerine getirmenizi ve Kürdistan’ın bağımsızlık referandumunu bu yıl yapmanızı umut ediyoruz. Bir yıl içinde Irak’tan ayrılıp bağımsızlığı bize armağan edin. Artık 85’ime doğru gidiyorum, bırakın ülkemin bağımsızlığını gözlerimle göreyim. Sayın Barzani; Elbette birileri kalkıp buna karşı çıkacak ve sözlerinizi ayaklar altına alacak ama üzülmeyin, onların sayısı az. Onlar hep vardı, şimdi de varlar, yine olacaklar. Ancak biliyor ve inanıyoruz ki siz kurtuluş yolundan asla ayrılmayacaksınız. O hayırsızlara da sözümüz şu olsun: Allah sizi hidayete erdirsin ve doğru yolu göstersin. Sadece bunu biliyorum; azıcık namus ve şerefi olan, milletinin özgürlüğü önünde enngel olmaz. Efendim; Bizler çok zulüm gördük. Ben bile ailesi defalarca sürgün gören biriyim. Şimdi Çin sınırında yaşıyoruz. Ancak şimdiye kadar hayal ve rüyalarımız hep Kürtlerle Kürdistan’ın özgürlüğü ve istikbaliyle oldu. Bu dava asla sönmez. Fakat gün bugündür, Allah hiçbir zaman bizim için bu kadar rast getirmemiştir. Şimdiye kadar hep dardaydık, İnşallah bundan sonra hep refahta olacağız. Değerli Başkan; Bir kez daha dostluk, kardeşlik selamlarımı iletiyorum. Sağlıklı ve uzun bir ömür diliyorum. Allah, sizin ve peşmergemizin kahramanlık ve ferasetini milletimizin başından eksik etmesin. Biz arkanızdayız, dünya sizinle. Dünya güçleri sizin destekçiniz. Onlar size muhtaç, siz onlara. Dolayısıyla bağımsızlığın yolu açık. Unutmayın Kürtlerin gözü sizde… Allah sizinle olsun, güç ve kuvvetiniz daim olsun…” Nadir Nadirov Almatı/Kazakistan 10 Temmuz 2016 Başkan Barzani’nin Nadirov’a yazdığı 1989 tarihli mektup Çok değerli ve saygın kardeşim Nadir Kerem Nadirov’a İçten ve sıcak selamlarıma

Onuncu kongremize yazdığınız mektup elimize ulaştı ve kongrede okuduk. Mektubunuz içten bir şekilde karşılandı. Bu sebeple şahsım, merkez komite, parti ve kongremizdeki arkadaşlar adında Kürtperver, kardeşlik ve samimi duygularınız için teşekkür ediyorum. Hayatınız boyunca çalışmalarınızda Kürtler ve Kürdistan için başarılı olmazını diliyorum.

Kongremizin başarılı bir şekilde tamamlandığını size içtenlikle bildiriyorum. Bunun, bütün Kürtleri ve Kürdistan’ı mutlu edeceğine inanıyoruz.

Program, içerdeki sorumluluklar ve kongrede kabul edilen kararlar, günümüz şartlarında milletimizin, Kürdistan’ın yoksullarının mücadelesinin problemlerinin çözümü içindir. Son nefesimize kadar milletimizin kutsal hedeflerine ulaşmak için Ölümsüz Barzani’nin Kürtperver yolunda kalacağımıza emin olabilirsiniz. Irak’ın demokrasisi ve Kürdistan’a otonomi için mücadele ediyoruz.

Irak Kürdistanı nezdinde, milletimizin tüm ulusal ve toplumsal hakları için barışçıl bir yolda hareket edeceğiz ki bu tüm Kürt ulusunun barışı için olacaktır.

Bir kez daha teşekkür ediyoruz. Daimi başarılar diliyoruz.

19.12.1989 Mesud Barzani Kürdistan Demokrat Partisi Başkanı


Sertaç Bucak: İkinci bir HDP olmaya niyetimiz yok!
Türkiye’deki Kürd siyasetini değerlendiren KDP Bakur Başkanı Sertaç Bucak, „Kürd halkının yaşadığı her alanda örgütlenmenin doğru olduğunu düşünüyorum. İkinci bir HDP olmaya hiç niyetimiz yok!“ diyor.
sertac-bucak
Yeter Polat

ypolat@imp-news.com

Kürdler arası birliğin, Kuzey Kürdistan siyasal yaşamının en temel handikaplarından birisi haline dönüştüğü bir gerçek. Bir araya gelen ve bir türlü birlikte devam edecek zemini yakalayamayan ve bu nedenle dağılan grup, parti ve çevreler şimdi yeni bir birleşim için yeniden bir aradalar.

Kürd kamuoyunda çok yoğun tartışmaların yaşanmasına yol açan, KDP çizgisine yakınlıkları ile bilinen T-KDP, KADEP ve KDP-Bakur’un birlikte yürüttükleri yeni parti girişiminde sona yaklaşıldı. Güney’de bulunan PWD’nin de içerisinde yer alması beklenen bu partileşme girişiminin hangi aşamada olduğunu, programı ve siyasi hedeflerini KDP Bakur Başkanı Sertaç Bucak IMPNews’e değerlendirdi.

sertac%cc%a7-bucak8
– KDP Bakur’un bileşeni olduğu iddia edilen çeşitli kesimler yaptıkları açıklamalarda, ‘Kuzey’de alternatif olmaktan’, ‘siyasi boşluğun doldurulması’ gerektiğinden söz ediliyor. Alternatif olmaktan anlamamız gereken PKK’ye mi, devlete mi alternatif? Ve nasıl bir alternatif olmayı amaçlıyorsunuz?

Biz demokrasiyi ve siyasal çoğulculuğu savunan bir anlayışa sahibiz. O açıdan Kürdistan siyasetinin çoğulculuğuna önem veriyoruz. Kürdistan gibi kutsal bir davayı çalışmalarının odağına koyan ve iktidar olmayı hedefleyen bir parti, hiçbir siyasal partiden rahatsızlık duymaz. Siyaseten ve programsal olarak diğer partilerden farklılıklarımız var. Biz üç siyasal parti ve hitap ettiğimiz geniş yurtsever kesim aynı programı savunduğumuz için tek bir partide birleşmeyi kararlaştırdık. Bu gelecek için doğru bir adımdır. Medya çalışanlarının büyük bir kesimi bana hep şuna veya buna “alternatif misiniz” diye soruyor. Size şunu baştan söyleyeyim: Biz coğrafyamızdaki hiçbir Kürd partisine düşman değiliz. Onların varlığı bizi kesinlikle rahatsız etmiyor, çünkü siyasal çoğulculuğa inanıyoruz. Ama siyaseten o kardeşlerimizden farklı düşünüyoruz, onun içinde farklı bir oluşum kararı aldık. Savunduğumuz siyasetin Kürdistan davasını çözecek güçte olduğuna inanıyoruz ve iddialıyız. Biz halkımızın ve ulusumuzun hak ve özgürlüklerini savunmak ve kazanmak için yola çıkıyoruz. Varlık nedenimiz bu haklı ve meşru davaya çözüm bulmaktır, budur bizim varlık nedenimiz.

KDP 200 yıl önce Şeyh Ubeydullah Nehri (1880) ile başlayan, Osmanlının son dönemlerinde Şeyh Abdulselam Barzani II’den, Şeyh Said Efendiye (1925), Ağrı Dağı’ndan (1930), Dersim Katliamına (1938), ondan sonra Kuzey’de süren uzun ve sessiz geçen karanlık döneminin şafağı 11 Temmuz 1965 ile devam eden Kürd milli hareketinin savunucusu ve sahibidir.

– Partinizin Kürdlerin ulusal/toplumsal haklarını savunma noktasında nasıl bir programı olacak? Devletin Kürdlere karşı uygulamalarına karşı mücadele edecek misiniz, bunu ne tür mücadele biçimleri ile yapmayı düşünüyorsunuz?

Yasal olarak kurulacak parti milli, Kürdistani, siyasal ve sivil mücadele yöntemini esas alan, demokrat, yurtsever, yüzü ortak değerler topluluğu olan Batı’ya dönük, merkez hüviyetli kitlesel bir parti olacak. Dolayısıyla KDP sol ya da sağda dar kalıplar arasına sıkıştırılmış ideolojik bir parti olmayacaktır.

KDP şiddeti siyasi mücadelenin aracı olarak kullanmayı ilkesel ve kategorik olarak reddediyor. Türkiye’de barışçı siyasi mücadele kanalları açıktır. Bu olanaklar vardır ve daha da zorlanmalı, genişletilmelidir. Bu anlayışla biz, tamamen kitlelerin gücüne, sivil siyasi mücadeleyle haklarını elde etme azim ve isteğine dayanarak ve oy tercihlerine başvurarak, her düzeyde iktidara gelmeye, ortak olmaya ve yönetmeye adayız.

Halkların kendi geleceklerini tayin hakkını, uluslararası siyaset ve hukuk belgelerinde tanımlanmış temel hak olarak görüyoruz. Bu bir halkın özgürce kendi siyasal statüsü, devlet ve hükümet biçimi ile ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimi üzerinde özgürce söz söyleme ve karar verme hakkını içerir. Bu hak federal ya da konfedere bir sistemle, bağımsızlığı da içerecek şekilde kendini yönetme biçiminde gerçekleşebilir. Ki bu da uluslararası siyasi ve hukuksal belgelerde tarif edilmiş, halkların kendi geleceğini özgürce belirleme hakkının barışçıl ve demokratik süreçlerle yaşama geçirilmesidir. Biz bu çerçevede yönetme yetkisini elde ettiğimiz her kademede, özellikle yerel yönetimlerde yönetim tarzımızı bu anlayışla belirleyeceğiz.
sertac%cc%a7-bucak8
Milli ve toplumsal siyasi mücadelemizin merkezinde birey vardır; birey için hak ve özgürlükleri savunmayı esas alıyoruz. Devlet, siyaset, kurum ve değerler, her şey bireyin yaşam hakkının korunması, mutluluğu ve huzuru içindir. Bireyin (vatandaşının) mutluluğunu ve huzurunu amaç edinen sistem, hem demokratik, hem adil, hem de insanidir. Çağımızın ulaştığı bilimsel-teknolojik gelişme düzeyinden azami ölçüde yararlanan, iyi eğitilmiş ve çağdaş demokratik değerleri özümsemiş, özgür irade ve karar sahibi bireylerin yetiştirmesinin Kürdistan toplumunun geleceği açısından son derece önemli olduğunu düşünüyoruz.Ekonomide liberal ve sosyal devlet anlayışıyla yönetilen, rekabet koşullarının bağımsız yargı güvencesinde adilce sağlandığı, serbest piyasa ekonomisini benimsiyoruz. Bu ilkelere göre ekonomik politikamızı dizayn edeceğiz.

Biz ekonomi politikada uzmanlarla yapacağımız çalıştaylarda, dönemsel ekonomik siyaseti ve stratejiisini belirlemeyi düşünmeliyiz. Bu yöntemin diğer alanlarda da uygulanmasının önemli olduğunu inancındayız.

Kürd dilinin Türkçe’nin yanı sıra resmi dil olarak kabul edilmesini ve anayasal güvenceye kavuşturulması gerekir. Kürdçe eğitim ve öğretimin ilkokuldan başlamak üzere yüksek öğrenimde dahil uygulanmalıdır. Bunun için çabalayacağız. Kürd dili ve edebiyatının gelişmesi için her düzeyde eğitim, öğretim ve kültür kurumlarının gelişmesi, Kürd kültürü, tarihi eserleri, örf, adet ve geleneklerinin korunup geliştirilmesi çalışmaları yürütülecektir.

Hukukun üstünlüğü ve yargının tam bağımsızlığı ilkelerine partimiz bağlıdır. KDP, düşünce ve ifade özgürlüğüne uluslararası normlar çerçevesinde şiddet içermediği sürece hiçbir kısıtlama getirilmemesini savunur. Basın ve yayın özgür olmalıdır. En temel insan hakkı olan haber alma özgürlüğü, ancak basın ve yayının özgür olduğu ülkelerde ve koşullarda mümkündür.

Bizim varlık ve kuruluş nedenimiz, Kürd milletinin hak arama ve özgürlükler davasıdır. KDP, açık, sivil, demokratik, meşru ve barışçıl temellerde örgütlenir ve çalışmalarını yürütür. Demokratik ve meşru gösteri, yürüyüş ve sivil itaatsizlik eylemleriyle siyasi ve kültürel amaçlı değişik etkinlikler düzenlemeyi temel bir yaklaşım olarak benimser.

Dış politikamızın ana çizgisi, hak ve özgürlüklere saygı temelinde barış ve huzuru tüm güçlerle birlikte sağlamak ve karşılıklı saygı çerçevesinde güven içinde yan yana yaşama bilinç ve iradesini güçlendirmektir. Bireyin ve toplumların özlemini duyduğu barış, huzur ve güvenli bir gelecektir. Partimiz savaşa, çatışmalara, teröre karşıdır. Savaş ve şiddet en çok Kürd halkına zarar vermiş, vermeye devam ediyor.

Programımızda “kadın ve gençliğin” sorunlarından, “din ve vicdan özgürlüğüne”, “engelli vatandaşlarımızın” eşit hakları konusunda ve “doğanın korunmasına” ilişkin bir dizi çağdaş normlarda talep ve önerilerimiz var. Bunlar programımızın önemli ana başlıkları.
sertac%cc%a7-bucak-kdp-bakur
İsmail Beşikçi önceki gün parti girişiminizi hem uyaran hem de eleştiren bir makale yazdı, salonlardan çıkılması ve kitleselleşmesi gerektiğini, Kuzey’in dinamiklerine dikkat çekerek, sadece Barzani önderlikli KDP’nin yardım ve desteği ile ayakta kalamayacağı yolunda yorumlar yaptı. Sanırım kitle desteği olmadan bir partinin varlık göstermesi zor olacak. Sizce kitleselleşmek gerekecek mi, bu ciddi sorunu nasıl aşacaksınız?

Sayın İsmail Beşikçi’nin yazısını okudum. İsmail hoca değerli bir bilim adamıdır. Uyarıları ve eleştirileri kuşkusuz önemlidir. Partiler kitle desteği ile ayakta kalır ve doğru siyaset ile başarıya ulaşır. Ben kurulacak partinin Kürdistan’da karşılığı olduğunu düşünüyorum. Bu dün öyleydi, bugün de öyledir yarın da öyle olacağını düşünüyorum. Kuzey de Kürdistanlılar artık kurşun ile ölmemelidir. Ne köy ne de kentlerimiz tanklar ve toplar ile yıkılmamalıdır. Genç Kürd kız ve erkekleri Suriye, İran ve diğer diktatör devletlerin siyasal ihtirasları için ölmemelidir. Kürd halkı yaşayarak, sivil, demokratik ve siyasal mücadele ile millet ve insan olmaktan kaynaklı hakları için kararlıca mücadele edip kazanmalıdır. Ateşe atılacak tek bir çocuğu yok Kürdistanlıların.

Dolayısı ile kurulacak yasal parti siyasal mücadelede yeni bir soluk ve nefes olacaktır. Daha yasal parti kurulmadan yapılan tartışmalar, yazılan yazılar önemsendiğimizin göstergesi olarak algılamak gerekir. Biz ne yapmak istediğimizin bilincindeyiz. Bizim için alacağımız sonuç ve önümüzdeki projeler önemlidir.

– Kuzey’de KDP kökenli 3 parti ve birkaç grup var, bunların zaman zaman birleşmeden söz ettikleri ancak bunun çeşitli sebeplerden dolayı akamete uğradığı biliniyor. Uzun zamandır çelişkilerin yaşandığı bu çevreleri şimdi birleştiren temel motifler nedir?

Mella Mustafa Barzani’nin “1961 9. Eylül Devrim’inden (Şoreşa îlonê)” etkilenen yurtsever altı aydının 1965 yılında ortaya koyduğu milli irade siyaseten oldukça önemlidir. 11 Temmuz 1965’te TKDP/PDKT’yi yaratan irade çok iyi biliyordu ki; ayrı örgütü olmayanın ayrı devleti olamaz. 52 yıllık bir mirasa sahip olan bizler Türkiye ve Kürdistan ‚da yaşanılan siyasal buhran, konjonktürel şartlar ve de uğradığımız sistematik baskılardan dolayı maalesef biçilen tarihi misyonu layıkıyla yerine getiremedik.

Dolayısı ile aynı programı paylaşan, 1965 geleneğinden gelen insanlar, içinde bulunduğumuz uluslar arası ve ulusal siyasal koşullarda güçlerini birleştiriyorlar. Temel motif halkımızın ve ülkemizin içinde bulunduğu durumu hak etmediğimiz gerçeği ve bunun mutlaka değişmesi gerektiği inancıdır.

– PWD’nin de yeni parti kuruluşunda temel bileşenlerden olacağı söyleniyor. PKK kökenli bir hareket ile PDK kökenli birkaç farklı çevrenin birleştiği, birlikte siyaset yapacağı ne tür ortak zeminler var? İlerideki süreçte aranızda doku uyuşmazlığı çıkacağı yolunda uyarılar da okuduk. Buna ne dersiniz?

Bu projenin 3 bileşeni var. Doğru. Birisi biziz. Diğer arkadaşlarımız sizin tabiriniz ile geçmiş “kökenlerine” ilişkin şimdilik açıklama yapmamayı benimsiyor. Ancak size şunu rahatlık ile söyleyebilirim; hazırlıklarımızı tamamladık, çok sancıda yaşamadık. Bugün hepimiz kendimizi KDP’li olarak görüyoruz, bu sizin sorunuzda bahsettiğiniz “okuduğunuz uyarılar”ın ileride de olmayacağının göstergesi. Zira KDP dar kalıplar içine sıkışmış ideolojik bir parti değil, onun için 1970’lere özgü “doku uyuşmazlığı çıkacağı” kanısını taşımıyorum. Parti program taslağımızda; Partimiz, kendisi de çoğulcu bir yapıya sahiptir ve iç işleyişinde her kademede özgür seçimlere dayalı katılımı ve direkt temsili esas alır diye belirtilmiştir. Bizim ortaklaştığımız noktalar partinin taslak programında belirtilen siyasal ilkeler ve geleceğe yönelik Kürdistani vizyonumuzdur.
sertac%cc%a7-bucak-kdp

– PKK’ye yakın kimi şahsiyetler ve örneğin Mustafa Karasu gibi PKK’li yöneticiler partinizin kuruluş çalışmasının AKP’nin bilgisi ve ilgisi doğrultusunda geliştiği yolunda yorumlar yaptı. Kuruluş aşamasında AKP ile herhangi bir temasınız oldu mu? Bu yorumları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bana Mustafa Karasu ve temsil ettiği düşünce yapısının (kendi güdümünde olmayan) hangi parti karşısında böyle bir tavır takınmadığını gösterebilir misiniz. Ben bu ifadeleri ve bu bağlamdaki iddiaları, inanın ciddiye almıyorum.

– Parlamento odaklı bir siyaset yürütecek misiniz? Önümüzdeki seçimlere katılmayı amaçlıyor musunuz?

Orta vadede bütün enerjimizi ülkemizdeki yerel yönetimleri kazanma başarısına odaklamak istiyoruz. Yerelde iktidar olmak ilk hedefimiz olacak. Bunun önemli bir halkası olan “Belediyeleri halka hizmet merkezlerine dönüştürmek ve örnek bir belediyecilik anlayışını geliştirmek öncelikli bir görev olacaktır”.

– Sadece Kürdlere ve Kürdistan’da mı örgütlenmeyi tasarlıyorsunuz? Örneğin Türkiye’nin sorunlarına Türk seçmene de yönelik bir siyasetiniz olacak mı? Onları da kapsamayı düşünecek misiniz HDP gibi?

Kürdlerin hak ve özgürlüklerini kazanmasının Türkiye’de demokrasi ve temel insan hakları standartlarının yükseltilmesi, sivil toplum kültürünün güçlendirilmesi, barış ve huzurun sağlanması ve yaşama geçirilmesi ile aralarında önemli bir bağ vardır.

Evrensel demokratik değerleri özümsemiş, insan haklarına saygılı, hukukun üstünlüğüne dayanan ve tüm bunları yeni bir anayasa ile güvenceye alan Türkiye’nin yaratılması önemlidir. Böyle bir Türkiye’de Kürd halkının temel hak ve özgürlüklerine kavuşması daha olanaklı olacaktır. Çünkü sorunların barış içinde siyasi müzakere, diyalog yoluyla çözüme kavuşması olanaklı hale gelir. Kürd halkının yaşadığı her alanda örgütlenmenin doğru olduğunu düşünüyorum. İkinci bir HDP olmaya hiç niyetimiz yok!

– Resmi kuruluş kongresini ne zaman yapacaksınız? Kurucular arasında sürpriz isimler var mı? Partinin başkanlığı konusunda isminiz geçiyor, bu doğru mu?

Biz hazırlıklarımızı tamamladık. Ancak içinden geçtiğimiz siyasal koşulları göz önüne alarak, bir tarih vermenin doğru olmayacağını düşünüyorum. Uygun siyasal koşullar oluştuğunda tarih tespiti yapıp hemen başvuruda bulunmak daha doğru olur. Tüzük ve program taslakları hazır. Kurucular listesi oluşturuldu. Bizler, hepimiz inanarak ve severek mesai harcayıp bu işin hizmetkarlığını yaptık. Son siyasal kararları kurucular kurulu verecek. Tüzük ve program taslaklarını onlar gerekli görürse değiştirip, ondan sonrada onaylayacak ve başvuru gününün tarihini saptayacak.

(A.T.K)


VERMEYİNCE MABUD, NEYLESİN SULTAN MAHMUT HİKAYESİ

Sultan Mahmut kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış. Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Herkes bir şeyler istiyor: Tıkandı baba, çay getir Tıkandı baba, oralet getir. Bu durum Sultan Mahmut’un dikkatini çekmiş Hele baba anlat bakalım, nedir bu Tıkandı baba meselesi? Uzun mesele evlat, demiş. Tıkandı baba Anlat baba anlat merak ettim deyip çekmiş sandalyeyi. Tıkandı baba da peki deyip başlamış anlatmaya;
Bir gece rüyamda birçok insan gördüm ve her birinin bir çeşmesi vardı ve hepsi de akıyordu. Benimki de akıyordu ama az akıyordu.

“Benimki de onlarınki kadar aksın” diye içimden geçirdim. Bir çomak aldım ve oluğu açmaya çalıştım. Ben uğraşırken çomak kırıldı ve akan su damlamaya başladı. Bu sefer içimden ” Onlarınki kadar akmasada olur, yeter ki eskisi kadar aksın” dedim ve uğraşırken oluk tamamen tıkandı ve hiç akmamaya başladı. Ben yine açmak için uğraşırken Cebrail göründü ve Tıkandı baba, tıkandı.

Uğraşma artık, dedi. O gün bu gün adım “Tıkandı baba” ya çıktı ve hangi işe elimi attıysam olmadı. Şimdide burada çaycılık yapıp geçinmeye çalışıyoruz. Tıkandı baba nın anlattıkları Sultan Mahmut un dikkatini çekmiş. Çayını içtikten sonra dışarı çıkmış ve adamlarına; Her gün bu adama bir tepsi baklava getireceksiniz. Her dilimin altında bir altın koyacaksınız ve bir ay boyunca buna devam edeceksiniz.

Sultan Mahmut un adamları peki demişler ve ertesi akşam bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı baba ya baklavaları vermişler. Tıkandı baba baklavayı almış , bakmış baklava nefis. ” Uzun zamandır tatlı da yiyememiştik. Şöyle ağız tadıyla bir güzel yiyelim” diye içinden geçirmiş. Baklava tepsisini almış evin yolunu tutmuş. Yolda giderken “Ben en iyisi bu baklavayı satayım evin ihtiyaçlarını gidereyim” demiş ve işlek bir yol kenarına geçip başlamış bağırmaya Taze baklava, güzel baklava !

Bu esnada oradan geçen bir Yahudi baklavaları beğenmiş. Üç aşağı beş yukarı anlaşmışlar ve Tıkandı baba baklavayı satıp elde ettiği para ile evin ihtiyaçlarının bir kısmını karşılamış. Yahudi baklavayı alıp evine gitmiş. Bir dilim baklava almış yerken ağzına bir şey gelmiş. Bir bakmış ki altın.

Şaşırmış, diğer dilim diğer dilim derken bir bakmış her dilimin altında altın. Ertesi akşam Yahudi acaba yine gelir mi diye aynı yere geçip başlamış beklemeye. Sultanın adamları ertesi akşam yine bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı baba yine baklavayı satıp evin diğer ihtiyaçlarını karşılamak için aynı yere gitmiş. Yahudi hiçbir şey olmamış gibi Baba baklavan güzeldi.

Biraz indirim yaparsan her akşam senden alırım, demiş. Tıkandı baba da Peki demiş ve anlaşmışlar. Tıkandı babaya her akşam baklavalar gelmiş ve Yahudi de her akşam Tıkandı baba dan baklavaları satın almış. Aradan bir ay geçince Sultan Mahmut ; Bizim Tıkandı baba ya bir bakalım, deyip Tıkandı babanın yanına gitmiş. Bu sefer padişah kıyafetleri ile içeri girmiş.

Girmiş girmesine ama birde ne görsün bizim tıkandı baba eskisi gibi darmadağın. Sultan; Tıkandı baba sana baklavalar gelmedi? mi, demiş – Geldi sultanım – Peki ne yaptın sen o kadar baklavayı? – Efendim satıp evin ihtiyaçlarını giderdim, sağolasınız, duacınızım. Sultan şöyle bir tebessüm etmiş. – Anlaşıldı Tıkandı baba anlaşıldı, hadi benle gel, deyip almış ve Devletin hazine odasına götürmüş. – Baba şuradan küreği al ve hazinenin içine daldır küreğine ne kadar gelirse hepsi senindir, demiş.

Tıkandı baba o heyecanla küreği tersten hazinenin içine bir daldırıp çıkarmış ama bir tane altın küreğin ucunda düştü düşecek. Sultan demiş; – Baba senin buradan da nasibin yok. Sen bizim şu askerlerle beraber git onlar sana ne yapacağını anlatırlar demiş ve askerlerden birini çağırmış – Alın bu adamı Üsküdar ın en güzel yerine götürün ve bir tane taş beğensin. O taşı ne kadar uzağa atarsa o mesafe arasını ona verin demiş. Padişahın adamları “peki” deyip adamı alıp Üsküdar’a götürmüşler.

Baba hele şuradan bir taş beğen bakalım, demişler. Baba, – Niçin, demiş. Askerler – Hele sen bir beğen bakalım demişler. Baba şu yamuk, bu küçük, derken kocaman bir kayayı beğenip almış eline – Ne olacak şimdi, demiş – Baba sen bu taşı atacaksın ne kadar uzağa giderse o mesafe arasını padişahımız sana bağışladı. Demiş. adam taşı kaldırmış tam atacakken taş elinden kayıp başına düşmüş. Adamcağız oracıkta ölmüş. Askerler bu durumu Padişaha haber vermişler. İşte o zaman Sultan Mahmut o meşhur sözünü söylemiş: “VERMEYİNCE MABUD, NEYLESİN SULTAN MAHMUT”


29424_113472778691693_8329273_n (2)
von Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu

Türkiye’de yaşayan Kürtler açısından yeni bir legal Parti ve Lidere ihtiyaç var. Bu Liderin vatansever olması lazım ! Bu Lider Siyasete girdiği taktirde her şeyini kaybedebilir. Liderin bunun bilincinde olması lazım.

Türkiye’de artık siyaset yapmanın kuralları değişmiştir. Ben siyaseti hep hizmet olarak gördüm ve görüyorum.

İktidar Partisinin varsa eksiklikleri eleştirilmelidir, çünkü iktidar siyaseti devletten rövanş alıp, onu yeniden şekillendirmek için yapmamalı. Siyaseti devletten rövanş alıp, onu yeniden şekillendirmek için yapanlar, her şeyi bu yapılanma için mubah görüyorlar. Oysa kendileri farkında olmadan yanılıyorlar.

AK-P’nin karşısına dikilecek isim her şeyi göze alabilecek karakterde ve konumda olmalı. İktidar partisinin çeşitli nedenlerle kendi ajandasının dışında bir ölçüsü olması lazım, ama OHAL nedeniyle böyle bir ölçüleri artık yok.

Bizim toplumumuz tarihinde kazandığı başarılarla zirvelerde gezen pek çok lideri barındırmıştır. Anadolu’daki lider değerli Erdoğan’ın mücadeleci yanını kendine örnek almalı ve mutlak sürat’le mücadele adamı olmalı, maddi olarak kaybedecek hiç bir şeyi olmamalı. Özüyle ve zâtî husûsiyetleriyle her zaman kendini hissettiren ve gönüllerde yaşamasını bilen bir şahsiyet olmalı.

Yani Lider vizyon sahibi, varlığını yaptığı işle bütünleştiren gözünü budaktan sakınmayan, atılımcı ve cesur karakterli bir şahsiyet olmalı.

Her başarılı liderin başarılı bir imajının olduğu unutulmamalıdır. Liderlik; iktidar, yetenek ve güç kadar insanların inançlarına da dayanır. İnançları güçlendiren en önemli unsur imajdır. Lider kendisi için bir imaj yaratmalıdır.

Lider görünüşündeki inandırıcılığı, anlayışındaki derinliği, görüşlerindeki inceliği, hâtasındaki genişliği, tespitlerindeki sağlamlığı, öğrenme aşkı, öğretme istidâdı ve uhdesine aldığı her şeyin üstesinden gelebilme yeteneğiyle -istemediği halde- dikkatleri üzerinde toplayan, sevilen, sayılan, gözdeleşen, dolayısıyla da binlerin-yüz binlerin her zaman uğrunda ölmeye hazır oldukları bir seviye insanı olmalı.

Lider bir seviye insanıdır. Arkasında binleri, milyonları sürükleyen kişidir. Lider yürekli inatçı ve inançlı olmalı. Rezervleri olmamalı. Geçmişinden korkmamalı. Ahaliye inebilmeli. İnsanları kucaklayabilmeli ve yine bu Lider medyayı iyi kullanabilmeli, sesini kitlelere rahat ulaştırabilmelidir, şablon bu, böyle birini muhalefet mutlaka bulmalı.


Garo Paylan’a TBMM’deki oturum sataşmaları
TwfsMJs2VN
GARO PAYLAN (Devamla) – Parlamentoyu devre dışı bıraktı, çoğulculuğu devre dışı bıraktı.

Bakın, yok sayılanlar isyan ederler dedim ya sessizliğe bürünürler ya isyan ederler. O on yıllık kaosta, 1913-1923 döneminde arkadaşlar, 4 halkı kaybettik.

(X) <<< bu SANSURLEDİK DEMEK (Aris’in notu)

(AK PARTİ ve MHP sıralarından gürültüler)

NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Bu topraklarda soykırım olmamıştır!

GARO PAYLAN (Devamla) – Değerli arkadaşlar…

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – “Soykırım” diyemezsin!

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – “Soykırım” deme lüksünüz yok Sayın Paylan! Bu topraklarda soykırım olmamıştır, bu milletin Meclisinde bu milletin tarihine bu şekilde hakaret edemezsiniz!

BAŞKAN – Sayın Paylan, lütfen sözlerinizi düzeltin, bir soykırım yoktur.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Sayın Başkan, karışanlara müdahale et diyoruz sana!

BAŞKAN – Acılar yaşanmış olabilir karşılıklı ama bir soykırım olarak nitelendiremezsiniz bunu.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan, herkes kendi bakış açısını söylüyor ya!

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Soykırım için Karabağ’a bak sen, Karabağ’a bak!

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Bu milletin Meclisinde bu milletin tarihine, isyancıları, asileri ve Taşnakçı terör örgütlerini masumlaştırarak hakaret etme lüksünüz yok!

ŞAHAP KAVCIOĞLU (Bayburt) – Başkan, düzeltmesi lazım, özür dilemesi lazım!

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Burada bile konuşmanız sizin, bu milletin büyüklüğünün ifadesidir.

NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Öyle bir şey olsa kendisi burada konuşamazdı!

ŞAHAP KAVCIOĞLU (Bayburt) – Türkiye Cumhuriyeti’nin Meclisinde soykırımdan bahsedemezsin!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, hatip devam etsin, müdahale etmeyin.

Buyurun.

ŞAHAP KAVCIOĞLU (Bayburt) – Hayır, düzeltsin, öyle devam etsin, Başkan!

NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Türk tarihinde soykırım yoktur!

GARO PAYLAN (Devamla) – Sayın Başkan, bakın, ben az önce bir şey söyledim…

BURHAN KUZU (İstanbul) – Türk vatandaşısın ya!

GARO PAYLAN (Devamla) – …bir zamanlar yüzde 40’tık, bugün binde 1’iz.(X) Siz ne derseniz deyin- bugün binde 1’iz, bakın bugün binde 1’iz.

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Arkadan vurdunuz milleti, devleti!

GARO PAYLAN (Devamla) – Neyle olmuşsa adını hep beraber koyalım ve yolumuza devam edelim.

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Emperyalistlerin emrinde olanları konuş biraz!

GARO PAYLAN (Devamla) – Değerli arkadaşlar…

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Kimin adına konuşuyorsan o mecliste git konuş! Hangi ülkenin adına konuşuyorsan git o mecliste konuş!

BURHAN KUZU (İstanbul) – O senin dediğin yabancı görüşü, yabancı! Söyleyemezsin! Bu topraklarda büyüyeceksin, sonra… Yazıklar olsun sana, yazıklar!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Ya, bir dinlemeyi öğrenin ya! Sizin gibi düşünmek zorunda mı?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bu ülkeye düşmanlık yapıyorsunuz!

GARO PAYLAN (Devamla) – Sayın Başkan, müdahale edecek misiniz? Nasıl konuşacağım bu ortamda? (AK PARTİ ve MHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Siz Genel Kurula hitap edin ama siz de ne konuştuğunuzu bilin lütfen. (HDP sıralarından gürültüler)

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Başkan, ne demek konuştuğunu bil!

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – “Soykırım” kelimesini geri almak zorunda!

GARO PAYLAN (Devamla) – Ne konuşuyorum ya!

BAŞKAN – Bilin.

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – “Soykırım” kelimesini geri almak zorunda!

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Paylan, olmayan bir şey üzerinde nasıl hüküm veriyorsunuz? Böyle saçma şey olur mu ya!

GARO PAYLAN (Devamla) – Ne konuşuyorum? Nasıl müdahale ediyorsunuz?

BAŞKAN – Bir soykırım olmadığını ifade ettim efendim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Resmî görüşü herkes söylemek zorunda mı?

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Bu milletin Meclisinde bu millete hakaret edemezsiniz!

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Arkadaşlar, herkes sizin resmî görüşünüze katılmak zorunda mı ya!

ERKAN AKÇAY (Manisa) – İtham etmek var, bu ifade etmek değil ki!

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Bu milleti arkadan vurdunuz, belanızı buldunuz! Olan bu!

GARO PAYLAN (Devamla) – Değerli arkadaşlar…

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Taşnakçı terör örgütünün ağzıyla konuşamazsın bu kürsüde! Üslubunu düzeltsin!

GARO PAYLAN (Devamla) – Sayın Başkan, müdahale edecek misiniz, yoksa…

BAŞKAN – Ne yapayım ben?

Sayın milletvekilleri, lütfen müdahale etmeyin, hatibin konuşmasını bozmayın.

ŞAHAP KAVCIOĞLU (Bayburt) – Özür dileyecek, özür dileyecek!

HASAN TURAN (İstanbul) – Milleti sadıkadan milleti fasıkaya gel, milleti fasıka!

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Taşnak mısın, ASALA mısın, nesin sen ya!

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Van’daki, Kars’taki, Erzurum’daki kemikler hâlâ…

GARO PAYLAN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, Ermeni halkı başına ne geldiğini çok iyi biliyor.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Hınçak mısın, Taşnak mısın, ASALA mısın, nesin!

GARO PAYLAN (Devamla) – Bir zamanlar biz yüzde 20’ydik, bugün binde 1’iz.

HASAN TURAN (İstanbul) – Milleti sadıkadan milleti fasıkaya dönüştünüz!

GARO PAYLAN (Devamla) – Adını siz koyun, onu ben kabul edeyim, başımıza geleni.

NURETTİN ARAS (Iğdır) – Doğuda kestiniz bizi, dedelerimizi kestiniz; diri diri kuyulara gömdünüz.

GARO PAYLAN (Devamla) – Ben atamın, dedemin başına ne geldiğini çok iyi biliyorum.

NURETTİN ARAS (Iğdır) – Tandır fırınlarında yaktınız dedelerimizi!

GARO PAYLAN (Devamla) – …(x)Gelin, adını siz koyun, hep beraber yüzleşelim. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Bakın, Ermeni halkının başına… Bakın, artık biz yok hükmündeyiz. Artık binde 1’e düşmüşüz. Geçmişten ders çıkaracaksak…

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Almanların, Rusların diliyle konuşuyorsun, İngilizlerin diliyle!

GARO PAYLAN (Devamla) – …husumet değil, ders çıkaracaksak gelin bakalım buna.

Değerli arkadaşlar… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Sayın Başkan, müdahale edecek misiniz? Bu nedir ya?

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Ya, kullandığın ifadeye bakar mısın arkadaş sen? Bu nasıl ifade ya? Bu nasıl ifade ya?

BAŞKAN – Sayın Paylan, lütfen hâl ve hareketlerinize dikkat edin.

AHMET YILDIRIM (Muş) – Hayır, Sayın Başkan, siz taraflı yönetemezsiniz Sayın Başkan!

BAŞKAN – Ben söyleyeceğimi söyledim. Siz de bu milleti yaralayıcı ifadeler kullanamazsınız.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Diasporanın ifadesini burada kullanamazsın Paylan!

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Bu Meclisin kürsüsünde böyle konuşamazsın!

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Lütfen… Bu milletin kürsüsü, bu milleti yaralayıcı bir şekilde kullanılamaz. Burası Türkiye Büyük Millet Meclisi.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Diasporanın ifadesini kullanamazsın burada! Sen nerenin milletvekilisin? Bunları söyleyemezsin bu kürsüde!

AHMET YILDIRIM (Muş) – Sayın Başkan, inanmak zorunda değilsiniz ama taraflı olamazsınız siz!

SEBAHATTİN KARAKELLE (Erzincan) – “Ben Ermenistan’ın milletvekiliyim.” diyorsan…

MEHMET MUŞ (İstanbul) – “Kafama göre istediğimi söylerim.” diyemezsiniz! Öyle ifade özgürlüğü yok!

AHMET YILDIRIM (Muş) – Özgür kürsüyse kendi düşüncesini ifade edecek, inanmak zorunda değilsiniz!

ŞAHAP KAVCIOĞLU (Bayburt) – Ahmet Bey, bunun inanmakla ilgisi yok, Türk milletine hakaret ediyor!

GARO PAYLAN (Devamla) – Değerli arkadaşlar… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AHMET YILDIRIM (Muş) – İnanmak zorunda değilsiniz!

BAŞKAN – Ben müdahale edebilirim; kaba ve yaralayıcı sözler kullanamaz. Bu milleti yaralayan bir ifadeyi kullanmaması gerektiğini ifade ettim ben.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Kürsü dokunulmazlığını ihlal ediyorsunuz!

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Olmayan bir şeyi nereden çıkarıyorsunuz?

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Emperyalizmin diliyle konuşamazsın! Her zaman yaptığını yapıyorsun!

GARO PAYLAN (Devamla) – Beş dakikamı verir misiniz?

BAŞKAN – Buyurun, bir dakikada tamamlayın lütfen.

GARO PAYLAN (Devamla) – Beş dakika konuşamadım ben.

BAŞKAN – Kusura bakmayın, yok öyle bir yağma. Bir dakika veriyorum, sözlerinizi tamamlayın lütfen.

Buyurun…

AHMET YILDIRIM (Muş) – Ya, Sayın Başkan, ne yağması ya ne yağması? Size yakışıyor mu? (AK PARTİ sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

BAŞKAN – Ya, “Beş dakika.” diye benimle pazarlık yapıyor. Size yakışıyor mu? Bir dakika veriyorum, daha konuşmuyor, beş dakika istiyor.

AHMET YILDIRIM (Muş) – “Yağma.” diyemezsiniz siz buna! Hayret bir şey ya! (AK PARTİ sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, böyle bir şey olmaz!

GARO PAYLAN (Devamla) – Beş dakikadır konuşamıyorum. (AK PARTİ sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

BAŞKAN – Buyurun bir dakika veriyorum.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, böyle bir şey olmaz! Sayın Başkan, böyle bir ifade olmaz!

GARO PAYLAN (Devamla) – Beş dakikadır konuşamıyorum. (AK PARTİ sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

BAŞKAN – Konuşun. Nasıl konuşacaksınız?

Bir dakika, buyurun.

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – “Soykırım” kelimesini düzeltecek!

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, böyle bir şey olmaz!

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – “Soykırım” kelimesini düzeltecek! Bu milletin tarihine hakaret edemezsin!

GARO PAYLAN (Devamla) – Beş dakikadır konuşamıyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Tamam, bitirin cümlelerinizi.

GARO PAYLAN (Devamla) – Efendim, beş dakikadır konuşamıyorum.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Sözünü geri alacak, geri alacak!

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Bu ifadeyi kullanamaz, bu ifadeyi kullanamaz. Diasporanın ifadesini burada kullanamaz!

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Abdülhamit’e hakaret edemezsin! Abdülaziz’e hakaret edemezsin!

BAŞKAN – Tamamlayın buyurun.

GARO PAYLAN (Devamla) – Sayın Başkan… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Diasporanın ifadesini burada kullanamaz! Diasporanın ifadesini burada kullanamaz!

METİN KÜLÜNK (İstanbul) – Abdülhamit’e de hakaret edemezsin! Abdülaziz’e de hakaret edemezsin!

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Bu kürsüden sana hakaret ettirmeyiz!

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Bunu söyleyemez burada, böyle söyleyemez burada! Burası Türkiye Cumhuriyeti devletinin Meclisi. Türkiye Cumhuriyeti devletini kendi Meclisinde böyle suçlayamaz! Böyle bir ifade özgürlüğü yok!

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Bu kürsüden sana “soykırım” dedirtmeyiz!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, müdahale etmeyin.

Tamamlayın, buyurun.

SEBAHATTİN KARAKELLE (Erzincan) – Amerikan Meclisinde konuşsaydın “Soykırım yaptınız.” diyebilir miydin?

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, bunları söyleyemez.

BAŞKAN – Süreniz doldu, süreniz doldu, lütfen…

GARO PAYLAN (Devamla) – Beş dakikamı verir misiniz.

BAŞKAN – Süreniz doldu, lütfen…

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Sözünü geri alacaksın beyefendi.

BAŞKAN – Ben size on dakika verdim, nasıl konuşursanız…

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Beyefendi, sözünüzü geri alacaksınız.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, bunları söyleyemez, kürsüyü terk etsin.

BAŞKAN – Buyurun… Süreniz tamamlanmıştır.

Teşekkür ediyoruz.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Kürsüyü terk etsin.

BAŞKAN – Birleşime on dakika ara veriyorum.


Yeni Oluşumun Ana Parametreleri…

azad
von Dipl.-Pol. Azad Yaşar

Kamuoyunda Kürdistan Demokrat Parti (KDP) ismiyle kurulması gündemde olan yeni oluşum ile ilgili farklı ölçek ve tandanslarda tartışmalar yapılmaktadır. İyi olan şudur ki bütün kısır döngü çelişki ve art niyetli yaklaşımlara rağmen halkımız arasında yeni oluşum ile ilgili pozitif bir beklentinin olması kayda değer bir gelişmedir.

Kanaatimce Kürt halkının Kuzey Kürdistan’da rasyonel çoğulcu demokrasiye rağbet edip, klişeleşmiş, dar kalıpçı, tek tip politik hegemonyayı az da olsa tartışıyor olması önemli bir kazanımdır. Seviyeli vede tolere edilen bu tarz diyalogları Kürtlerin gündelik yaşam ve demokratik kültürleri açısından önemli bulmaktayım. Öyleki hayati önemde etkinliği olan birçok kavramın biz Kürtlerde soyut ve yüzeysel kaldıklarına hata yanlış anlaşıldıklarına tanıklık etmekteyiz. Ne yazıkki bu flu durum toplumsal düzeyde bilgi kirliliği yaratmaktan başka hiçbir şeye yaramamaktadır.

Bu nedenle de bu tip tartışmaların ivme kazanıp bir adım ötesine gitmesi, demokratik teamüllerde kırmadan dağıtmadan her türlü düşünsel ve fiziki şiddet formatından uzak durup aklın ve bilincin ışığında ahlaki ve insani bir mecraya doğru kanalize olması hepimizin ortak kazanımı olacaktır. Bugünkü politik iklimde Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da legal siyasete oluşacak yeni oluşumun herşeyden önce şeffaf bir işleyiş tarzıyla, çoğulcu, liberal demokrasiyi esas alması gerekmektedir. Haliyle hiçbir şekilde bağnaz grupçuluk ve statik liderlik sultası altında ezilmemelidir.

KDP BAKUR eğer merkezde bir kitle partisi olmak istiyorsa bütün idee fix ideolojik görüş, saplantı ve slogancı söylemlerden uzak durmalıdır. KDP BAKUR‘ un ana ekseni Kürt halkının haklı ulusal istem ve taleplerini sivil siyaset içerisinde dile getirmek vede her koşulda savunmak olmalıdır. Bu bağlamda lokal düzeydeki gelişme ve açılımlara öncelik göstermelidir. KDP BAKUR her ne kadar ana KDP’den esinlenmiş olsada politik saha ve zemini Türkiye ve Bakur Kürdistanı’dır. Dolaysıyla Başur Kürdistanı’nın siyaset ve toplumsal realitesi üzerinden Bakur’da yol haritasını belirleyemez.

Aynı halk aynı ulusal aidiyete tabii olunmasına rağmen sömürge yıllarının yaratığı tahribatlardan doğan farklılıkları net bir biçimde görüp, konjonktürel şartlara göre ayakları yere basan realist politik belirlemelerde bulunmak gerekir. Eğer KDP BAKUR bu manada fonksiyonel bir işlev üstlenir ise aradaki fay hatlarını minimize etmek pekâlâ mümkündür. Farklı sosyolojik tabaka ve verilere mensup olan Kürt toplumunda birey eksenli özgür demokratik düşünce hakettiği değeri görmemekle birlikte, birey özellikle de siyasal sahada mağdur durumundadır. KDP BAKUR kesinlikle özgür bireyi merkeze alıp yarınların donanımlı kadrolarını yetiştirmelidir.

KDP BAKUR Kürt ulusundaki farklı mozaik dokuyu koruyup yaşatabilmesi için bütün etnisitelere ve inanç gruplarına optimal düzeyde saygı duyup, eşit mesafede durarak neutral kalmak durumundadır. KDP BAKUR Kürdistani siyasete, çok sesliliği zenginlik sayıp diğer Kürt kurum, kuruluş ve partileriyle her türlü organik ilişkiyi üst seviyede tutarak, batı normlarında pratik siyasetin ülkemizde uygulanmasında ön ayak olmalıdır. Onca acıyla yoğrulmuş bu kadim coğrafyada KDP BAKUR eğer insanımızın heba edilmesini engelleyebilecek ise, hakkını hukukunu savunabilecek ise, akan kanı durdurabilecek ise, bu oluşuma canı gönülden eyvallah diyelim el verelim destek olalım.

Azad Yaşar

Schlagwörter-Wolke