Just another WordPress.com site

*Türkiye ve ABD arasında yaşanan tüm gerginlikleri sizler için toparladık.*

*1. İlk kriz: Amerikan gemilerinin izinsiz Akdeniz’e girişi*

Amerika ile yaşanan ilk kriz, 1795 yılında Cezayir açıklarında izinsiz
dolaştığı gerekçesiyle, Amerikan ticari gemilerine el konulması ile
başlamıştır. Amerika, Cezayir ve Tunus dayısı olarak bilinen, Osmanlı’ya
bağlı beyliklerle bir anlaşma imzalayarak *yılda 12 bin altın karşılığında*
esir edilmiş gemi personelini kurtarmış, ticari gemilerinin güvenliğini
sağlamıştır.

*2. Berberi savaşları*

Amerika’nın ticari gemilerinin güvenliği için verdiği yıllık 12 bin altın,
o zamanlar yeni yeni güçlenen *Amerika’yı rahatsız etmiş*, 1814 yılında
Amerika, Cezayir dayısına savaş açmıştır. Berberi savaşları diye de
bilinen bu savaşlarda Amerika başarılar elde etmiş, hatta Amerikan Deniz
Piyadeleri marşına bu savaşla ilgili cümleler eklenmiştir. Bu tarihten
sonra Amerika Osmanlı’dan ticari ayrıcalıklar elde etmek için çok uğraşmış,
ilişkilerde dönüm noktası sayılan 1830 tarihli “Osmanlı-Amerikan Seyr-i
Sefain ve Ticaret Antlaşması” ile istediklerini almıştır.

*3. Ahmed Rüstem Bey’in soykırım yalanına tepkisi*

Birinci Dünya Savaşı arifesinde Osmanlı Devleti’nin Washington Büyükelçisi
Ahmed Rüstem Bey’dir. Kendisi oldukça aktif bir Osmanlı elçisiydi ve
Osmanlı aleyhine yapılan Ermeni ve Yunan propagandalarına karşı oldukça
etkili savunmalar yapmıştı. Amerikan basınının Türklerin “masum Ermenileri
barbarca öldürdükleri” yalanını Amerikan halkına servis etmesini var gücü
ile engellemeye çalışmıştır. *Ahmed Rüstem Bey bir gün Türklere yapılan
suçlamalara karşı verdiği beyanatta, Ermeni toplumunun uzun yıllar Osmanlı
içinde barış içinde oturduğunu ancak büyük devletlerin politikalarına
uyduklarını söyleyip, Amerikan basınının esas İngiltere, Fransa ve
Amerika’nın Cezayir’de yaptığı katliamlara ve zencilerin Amerika’da çektiği
ızdıraplara bakması gerektiğini söylemiştir. Bu beyanata çok kızan
Amerikan başkanı Wilson, Ahmed Rüstem Bey’in özür dilemesini yoksa
istenmeyen şahıs olarak sınır dışı edileceğini söylemiştir. Rüstem Bey ise
sözlerini geri almayacağını, dediklerinin arkasında olduğunu belirtmiştir.
Rüstem Bey bu kararı doğrultusunda Amerika’dan ayrılıp yurda dönmüştür.*

*4. Diplomatik ilişkilerin kesilmesi*

Birinci Dünya Savaşı esnasında Almanya’nın müttefiki olan Osmanlı Devleti,
2 Nisan 1917 yılında Amerika’nın Almanya’ya savaş ilan etmesinden sonra
Amerika’ya savaş ilan etmemiş fakat diplomatik ilişkilerini kesmiştir.

*5. ABD Senatosu Lozan Antlaşması’nı onaylamıyor*

Birinci Dünya Savaşı sonrası gerçekleşen Kurtuluş Savaşı ile Türkiye
bağımsızlığına kavuşmuş, Lozan Antlaşması ile bu durum
tescillenmiştir. *Amerika
Lozan’a Osmanlı ile savaşmadığı için sadece gözlemci statüsünde katılmış
ancak Boğazlar, Ermeni sorunu, kapitülasyonlar gibi her başlıkta aktif bir
şekilde tartışmış ve sürekli İngiliz tezlerini desteklemiştir. Lozan
Antlaşması imza edildikten sonra İsmet İnönü Lozan kentinde bir süre daha
kalmış, Amerikan temsilcisi Joseph Grew ile Lozan Antlaşması’na çok yakın
“Suçluların İadesi”ne yönelik bir anlaşma imzalamıştır. “Genel Antlaşma”
olarak bilinen bu antlaşma Amerikan kamuoyunda çok büyük tepkiler alınca
ABD Senatosu hem “Lozan Antlaşması”nı hem de “Genel Antlaşma”yı
onaylamamıştır. Durum bir krize dönüşmüştür. 1927 yılında imzalanan
“Geçici Antlaşma” ile kriz bitmiştir*.

*6. Küba Krizi*

İkinci Dünya Savaşı sonrası Türk-ABD ilişkilerinde büyük bir yakınlaşma
görülmüştür. Bu dönemde görülen ilk kriz ise, Türkiye’nin 18 Şubat 1952
yılında NATO üyesi olmasından sonraya denk gelir. Türkiye’den havalanan
bir Amerikan casus uçağı olan U2, o zamanki Sovyet topraklarında
düşürülür. Bu durum ABD ve SSCB arasında Küba Krizi denilen olayı
tetikler. Amerikalıların Sovyetlerle yaptığı anlaşma ile dünya nükleer bir
savaşın eşiğinden döner. *Anlaşmanın özü ise Türkiye’de bulunan Jüpiter
Füzelerinin sökülmesi karşılığında, Sovyetlerin de Küba’daki nükleer
füzelerini sökmesidir.* *Bu durum Türk halkında, Sovyetlere karşı
Amerika’nın kendilerini savunmasız bıraktığı düşüncesini oluşturmuştur.*

*7. Haşhaş krizi*

Afyon üretiminin Türk-Amerikan ilişkilerinde kriz olması aslında 1970’lerde
başlamamıştır. 1909 yılında Şangay’da toplanan ilk afyon konferansını
takiben sorun büyümüştür. *Ne Osmanlı Devleti ne de Türkiye Cumhuriyeti,
Amerikan isteklerini iktisadi çıkarlarına uygun görmediğinden konu ile
ilgili imza edilen anlaşmalara uymak istememiştir. Amerikalılar 1960’lı
yıllarda ülkelerinde görülen uyuşturucu salgınında Türkiye’yi suçlu görmüş
oysa kaynağın Güney Amerika ve Güney Asya kökenli merkezler olduğu sonradan
anlaşılmıştır.* 1970-1975 yılları arasında haşhaş ekimine bağlı olarak ABD
ve Türkiye arasındaki ilişkiler krize girmiş, kopma noktasına gelmiştir.
ABD Başkanı Nixon dönemin başbakanları Demirel ve Ecevit’e konu ile ilgili
yoğun baskılar yapmıştır. *1975 sonrasında Türkiye’de haşhaş ekim alanları
azaltılmış, konu Türk çiftçisi aleyhine olacak şekilde kapanmıştır. *

*8. Johnson mektubu*

ABD ile yine aynı yıllarda yaşanan bir krizde Kıbrıs nedeni ile
çıkmıştır. *1961-1963
yılları arasında, Rumlar Kıbrıs’ta dengeleri kendi menfaatleri yönünde
değiştirmeye başlamışlardı. EOKA ve Enosis idealleri sonucunda patlayan
olaylar, adadaki iki toplumu birbirinden koparmış ve Rumların Türklere
karşı şiddet hareketleri başlamıştı.* *Türkiye, 29 Mayıs 1964’te İngiltere
ve Yunanistan’a durumun kötüleştiğini bildiren bir nota vermiş, akabinde
Türk Hava Kuvvetleri Kıbrıs üzerinde uçarak müdahale sinyali vermiştir.*
Bu gelişmeler üzerine *1964 Haziran ayında Türk müdahalesini istemeyen ABD
Başkanı Johnson, Başbakan İsmet İnönü’ye tarihe “Johnson Mektubu” olarak
geçecek bir mektup göndermiştir.* *Mektup ultimatom veren tarzı ile
Türk-Amerikan ilişkilerine derin bir darbe vurmuştur.* *“Türkiye garanti
antlaşmasını tam işletmeden adaya müdahale kararı almıştır. Dolayısıyla
Türkiye henüz müdahale hakkını kullanamaz. Kıbrıs’a müdahalesi onu,
Sovyetler Birliği ile bir çatışmaya itebilir. Bu durumda NATO Türkiye’yi
desteklemeyebilir. Türkiye ile ABD arasında yapılmış 12 Temmuz 1947 yardım
antlaşmasına göre; Türkiye, Amerika’nın vermiş olduğu silahları Kıbrıs’ta
kullanamaz. Çünkü bu silahlar Türkiye’ye savunma amacıyla verilmiştir.”*

*Amerika’nın Türkiye’yi Rus tehditi ile korkutmasına rağmen Türkiye ve o
zaman ki SSCB arasında bir yakınlaşma başladı. Dışişleri Bakanı Feridun
Cemal Erkin 30 Ekim – 6 Kasım 1964’te Moskova’ya resmi ziyaretlerde
bulundu. İki ülke arasındaki görüşmelerden sonra yayımlanan bildiri ile
Sovyetler Birliği, Kıbrıs’ta Türk ve Rum topluluklarını kabul ederek Türk
tezlerini kabul etmiş oldu.*

*9. Türkiye’nin Kıbrıs müdahalesi*

1974 yılına gelindiğinde Kıbrıs adasında çözüm hala bulunamamıştı. Nikos
Sampson yaptığı darbeyle Rum Kesimi’nde yönetimi ele geçirmiş ve ardından
Makarios İngiltere’ye kaçmıştı. Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit Atina ve
Londra’ya giderek adaya müşterek müdahale teklifi götürmüş ama kabul
görmemişti. Bunun üzerine Türkiye garantörlük hakkına dayanarak Temmuz ve
Ağustos 1974’de Kıbrıs’a asker çıkardı.

*1975 yılında Rum yanlısı politika izleyen ABD Kıbrıs Barış Harekatı’nı
gerekçe göstererek Türkiye’ye ambargo kararı aldı.* *Türkiye bu karara
misilleme yaparak bütün Amerikan üslerini kapattı. * *1978 yılında
Türkiye’nin Rusya’ya yakınlaşmasından korkan ABD silah ambargosunu
kaldırdı.*

*10. PKK kamplarındaki Amerikan cesetleri*

ABD 17 Ocak 1991 tarihinde, Irak’ın Kuveyt’e girmesini bahane ederek,
Irak’a savaş açtı. Büyük bir uluslararası koalisyon desteği ile Irak
yenildi ve Kuveyt’ten çıkmak zorunda kaldı. 1. Körfez Savaşı olarak
isimlendirilen bu saldırı, 3 Mart 1991 günü imzalanan ateşkes anlaşması ile
sona erdi. Daha sonra *ABD, Kuzey Irak’ta Kürtlerin güvenliğini sağlamak
bahanesi ile kurmak istediği kukla Kürt devleti için 36. paralelin kuzeyini
uçuşlara yasaklı hale getirdi ve bu alanı korumak için “Çekiç Güç” adı
altında askeri bir güç kurdu. 12 Temmuz 1991 tarihli Bakanlar Kurulu
kararıyla izin verilen Çekiç Güç*, 77 uçak ve helikopter ile 1862 personele
sahipti. Yer olarak İncilik ve Pirinçlik üsleri kullanılıyordu*. “Çekiç
Güç” ABD’nin Kürdistan Projesi için vakit kaybetmeksizin örtülü
operasyonlara başladı.* *Durumdan önce sadece şüphe duyan Türk
yetkililer, Türk ordusunun operasyonları sonucu bombalanan PKK terör örgütü
kamplarını ele geçirdiğinde, İncirlik’ten kalkan uçaklar veya
Diyarbakır’dan havalanan helikopterler vasıtasıyla, paraşütle atılmış
malzeme yardımlarının yanı sıra Amerikalı ve İsrailli uzmanların cesetleri
ile karşılaştı. Bu durum ABD yönetimine çeşitli kanallarla bildirilse de
ABD konuyu sürekli inkar etti.*

*11. Muavenet’in vurulması*

*Türkiye’nin çekiç gücün örtülü eylemlerini engellemek için yaptıkları ve
soğuk savaş bitiminde ABD rotasından çıkma belirtileri vermesi** ABD’yi son
derece rahatsız ediyordu. 2 Ekim 1992’de Display Determination-92
(Kararlılık

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s

Schlagwörter-Wolke

%d Bloggern gefällt das: