Just another WordPress.com site

22. TÜRKİYE’DEKİ ALMAN VAKIFLARI
Türkiye’de yaşayan 100.000 Alman emeklisinin haricinde bilmediğimiz bir grup Alman var; her türlü etnik, dinsel-mezhepsel ajitasyon faaliyetleri gerçekleştiren, toplumsal-siyasal-ekonomik ve hatta genetik alanlarda hazırlattığı projelerle her türlü espiyonaj faaliyeti sürdüren, yerel basında, yerel yönetimlerde, üniversitelerde, sendikalarda, kamu kurum ve kuruluşlarında, kısaca stratejik öneme sahip birimlerde “ etki ajanı” ve “Alman sempatizanı” yetiştiren, şeriatçı yapılanmalardan çevreci örgütlere, bölücü yapılanmalardan terör örgütlerine, yasal derneklerden siyasal partilere uzanan çizgide; Türkiye’ye, Atatürk ilke ve devrimleri ile Cumhuriyetin tüm değerlerine karşı olan, ulus-devletin parçalanmasını isteyen tüm rejim karşıtlarına lojistik destek vererek bu ülkeyi alttan oyan bir grup ALMAN İSTİHBARATÇISI….

Alman Dış İstihbarat Servisi olan “Bundesnachrichtendienst” (BND) mensubu olup, bir kısmı diplomatik dokunulmazlık kapsamında, bir kısmı gazeteci, akademisyen (çevre bilimci, ekonomist, sosyolog, etnolog ve ilahiyatçı ağırlıklı ), serbest araştırmacı, sendikacı kimliğinde ve diğerleri de vakıf temsilcisi olarak kesintisiz faaliyet göstermektedirler.

23. ABD., ALMANYA, İNGİLTERE GİBİ ÜLKELER İLE AB, NGO (NON-GOVERNMENTAL ORGANİZATİON) YANİ HÜKÜMET DIŞI SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNE AŞAĞIDAKİ GÖREV VE SORUMLULUKLARI ÖNGÖRMEKTEDİRLER:

* Yerel kültürlerin yaşatılması kapsamında alt kültür kimliklerinin siyasallaştırılması ve etnik karşıtların belirginleşmesi,
* Misyoner faaliyetlerine karşı toplumsal reaksiyonu törpüleyecek sürecin başlatılması ve geliştirilmesi,

* Dinsel özgürlükler kapsamında dinler arası diyalog ve hoşgörü sürecinin başlatılarak, tarikat-cemaat ve benzeri yapılanmalarla birlikte farklı hukukların yaşama geçirilmesi,

* Eğitim ve öğretim birliğine son veren girişimlerin desteklenmesi,

* Hükümet politikalarını ve kamuoyunu önemli ölçüde yönlendirme gücüne sahip siyasal partilerin, meslek odalarının, medya kuruluşlarının, sendikaların, birliklerin, vakıfların, derneklerin, tarikat ve cemaatlerin ve de ilegal örgütlerin, rejim ve devlet aleyhine(farklı siyasal kamplarda yer alsalar da ) asgari müştereklerde buluşturulması ve kullanılması,

* Demokratik kitle örgütlerinin süratle NGO’laştırılması ve “sivil itaatsizlik” çağrıları ile kitlelerde kamu düzeni-devlet otoritesi aleyhine başkaldırı refleksinin oluşturulması,

* “Sivil denetim” stratejisi ile devlet kurum ve kuruluşlarının denetlenmesi ve hedeflenen gizli bilgilere doğrudan ulaşılması,

* Bağlı NGO’ların baskı grubu olarak kullanılmasıyla hükümetlerin siyasal, toplumsal, kültürel, hukuksal ve de ekonomik politikalarının doğrudan ve dolaylı etkilenmesi

* Resmi ideoloji-sivil ideoloji ayrımı ile mevcut sistemden hoşnut olmayan, ezildiğine, sömürüldüğüne inanan kitlelerin toplumsal dayanışma bağlamında yönlendirilmesi ve resmi ideolojiyi temsil eden tüm kurum ve kuruluşlara, değerlere ve de resmi politikalara düşmanlaştırılması

* Yerel yönetimlerin ön plana çıkarılarak merkezi yönetimin giderek zayıflatılması

* “Global vatandaşlık” kavramı ile “etki ajanlığının” özdeşleştirilmesi, hedef ülkedeki etki ajanlığı potansiyelinin geliştirilip güçlendirilmesi vs. vs.

Küreselleşmeci NGO’ları, ulusal düzeydeki demokratik kitle örgütlerinden ayıran en önemli kriterler ise belirlenmektedir: Küreselleşmeci NGO’lar, hiçbir şekilde hükümetten yani resmi makamlardan yardım almayacaktır. Bu bağlayıcı özellik, onların devlet tarafından teslim alınmalarının ve de kullanılmalarının önüne geçecektir. Ancak, aynı NGO’ların dış ülkelerden yardım almalarında ve yönlendirilmelerinde-kullanılmalarında ise hiçbir sakınca bulunmamaktadır.Bir başka ifade ile, yasal demokratik kitle örgütleri, dernekler, vakıflar, meslek odaları ve birlikleri, sendikalar,vb. ne kadar ulusal görüntüye ve niteliğe sahiplerse, küreselleşmeci NGO’lar da o ölçüde ulusallık karşıtı-işbirlikçi (agent) görüntü ve niteliğe sahiptirler.

Küreselleşmeci NGO’ların kayıtsız şartsız savundukları iki temel özgürlük vardır: Dinsel özgürlükler ( mezhep, tarikat, cemaat ve hatta yasadışı radikal dinci yapılanmalar arasındaki farklılıkları derinleştirme, kışkırtma ) ve etnik parçalama-parçalanma özgürlüğü. Laik hukuk sisteminin çökmesiyle yada alt kültür kimliklerinin siyasallaştırılmasıyla ortaya çıkacak iç savaş ve bu iç savaşta ortadan kalkacak olan başta yaşama hakkı olmak üzere yok olacak temel insan hak özgürlüklerinin hesabı hiç önemli değildir.

Küreselleşmeci NGO’lar “insan hakları ve özgürlükleri” söylemlerini yeğlemektedirler. Kimlere karşı? Sadece kendi devletine karşı , tabii kendilerini yöneten-yönlendiren emperyalist devletin yada devletlerin verdikleri izin ölçüsünde. Küreselleşmeci NGO’lar, dinsel mürit-militanlığın yada etnik faşizmin yol açacağı sorunları değerlendirmek yerine, “işkenceye hayır”, “düşünceye özgürlük” gibi temelde tüm insanların katılacakları sloganları, sadece hedef hükümetleri köşeye sıkıştırma aracı olarak kullanmaktadırlar. Küreselleşmeci-işbirlikçi NGO’lar, haftalık-aylık ve yıllık insan hakları raporları hazırlayıp bunu kendi ülkesini küçük düşürecek, aşağılayacak, şikayet edecek biçimde yayınlamaktadır. Bu raporların sunumu, yönetilip yönlendirildikleri ülkelerin dışişleri bakanlıklarınadır.

24. SATIN ALINMANIN ADI “ PROJE BEDELİ” OLMUŞTUR. (Necip HABLEMİTOĞLU, Ağustos 2001)

Buna karşılık, Türkiye dahil hedef ülkeler, küreselleşmeci NGO’lara karşı yasal önlemleri alamaz konuma gelmişlerdir. Örneğin, ilgili devlet yada hükümet başkanlarının ve parlamenter heyetlerinin Türkiye’ye ziyaretlerinde, söz konusu küreselleşmeci NGO’ların yöneticileri ile görüşmeleri rutin kabul edilmekte ve gezi programının üst sıralarında yer almaktadır. Bu olgu, söz konusu NGO’lara bir nevi itibar kazandırmakta ve örtülü dokunulmazlık sağlamaktadır.

ABD’nin hedef ülkelerdeki küreselleşmeci NGO’lara dolaylı parasal destek veren NED(Demokrasi Milli fonu ), ABD Kongresi denetiminde oluşturulmuş resmi bir para fonu olduğundan, harcamaların gizliliği bulunmuyor. Dolayısıyla, Türkiye dahil hangi üçüncü dünya ülkesinin hangi işbirlikçi NGO’su bu merkezden hangi miktarda nakit yardım almış, İnternet’e yüklenmiş resmi kaynaklardan kolaylıkla öğreniliyor. CIA bağlantılı merkezlerden sadece NED’den “proje bedeli” adı altında para alan Türk Sivil Toplum Kurumlarından TESEV, TÜSES, TUSİAD, KA-DER, Türk Parlamenterler Birliği, TESAV, Türk Demokrasi Vakfı en tanınmışları, el altından verilen yardımların! kanıtlanması mümkün olmamakla birlikte, resmen verilenler bellidir. Örneğin;

* Doğu ERGİL’in TOSAV’ına 92.000 dolar ile 6250 pound (Türk- kürt sorunu çözüm çalışması,
* Gökhan ÇAPOĞLU’nun ANSAV’ına 189.604 dolar (Parti örgütlenmesi için ),
* Stratejik Araştırmalar Vakfı’na 190.193 dolar,
* Bülent AKARCALI’nın Türk Demokrasi Vakfına 106.100 dolar,
* Liberal Düşünce Topluluğuna 111.500 dolar,
* Türk Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı’na 1.111.000 dolar vd.
IRI (Uluslararası Cumhuriyetçi Enstitüsü)’den “proje bedeli” alanlar arasında ise ARI Grubu 278.500 dolar ile dikkat çekmektedir.

NDI (Ulusal Demokrasi Enstitüsü)’nin Türk STK’larına verdiği 824.900 doların yanı sıra, Yeni FORUM Dergisine verilen bedel 150.000 dolar ve ayrıca 11.766 dolar.

AB ülkelerinin de aynı amaçlı “birinci sınıf” NGO’ları bulunuyor; ancak Türkiye’ye baktığımızda, en etkin Avrupalı NGO’lar arasında, özellikle Almanların başı çektikleri gözlemleniyor.

Türkiye’de faaliyet gösteren Alman vakıfları ve enstitüleri, gerçekte Alman İstihbarat Servisi BND’nin kontrolünde çalışan, tüm masrafları Federal Bütçeden karşılanan taşeron NGO’lardır. İşin ilginç tarafı, hemen her vakıf, aşırı sağcı CSU ve solcu PDS dışında rejime entegre sorunu olmayan mevcut siyasal partilerin birer yan kuruluşudur. Bunlar; Hıristiyan Demokratik Birliği ( CDU ), KONRAD ADENAUER Vakfı’na, Yeşiller HEİNRİCH BÖLL Vakfı’na, Sosyal Demokrat Partisi ( SDP ) FRİEDRİCH EBERT Vakfı’na ve Hür Demokrat Parti (FDP ) , FRİEDRİCH NAUMANN Vakfı’na sahiptirler. Bu vakıfların tamamı, iktidar-muhalefet ayrımı yapılmaksızın Federal Hükümetin “Politik Eğitim Fonu”ndan finanse edilmektedir. İşte bu vakıflar, 1984’ten itibaren Türkiye’ye gelerek ve de yasal boşluktan yararlanarak, her biri bire “taşeronun taşeronu” yasal Türk NGO’sunun tabelası ardında faaliyetlerini sürdürmektedirler. Alman Parti Vakıflarının programları kabaca şu üç maddeden oluşur : Kemalizm’in iflas ettiğini ve sorunun geçici bir hükümet sorunu değil, “ yapay ve uyduruk Türk ulusunu tepeden inme yöntemlerle yaşatmaya çalışan Türk devleti” olduğunu kanıtlamayı amaçlar. Bu çerçevede üçlü bir strateji izlenir;
* Toplumun değişik katmanlarını Kürt sorunu üzerine tartışmaya ve çözüm üretmeye alıştırmak ve buna paralel olarak “Kürtçü gruplar” ile Almanya arasında köprü kurmak.

* Toplumun değişik katmanları ile siyasal İslamcıları bir araya getirmek ve buna paralel olarak “siyasal İslamcılar” ile Alman devleti arasında köprü kurmak.

* Alevilerin aşırı islama karşı oluşlarını dikkate alarak, Aleviler ile özel görüşmek ve konuyu gerektiğinde Kürt sorununa kaydırmak.

Türkiye’de yerel yönetimlere işlerlik kazandırmak amacıyla Almanya’da adı var, kendi yok federal sistemi Türkiye’ye tanıtmayı hedefler.

“Yerli köprübaşları oluşturmayı” öngörmektedir. Almanya’ya davet edilen Türk akademisyenler, aydınlar, burs verilen doktora öğrenciler ve vakıf şubelerine alınan Türk elemanlar için ödenen Alman “kalkındırma yardımı” bazı duyumlara göre yıldan yıla katlanarak artırılmaktadır.

Konseptin mesajı açık: “Lider sultası altındaki partilerle Türkiye’de sivil toplum inşa edilemez. Örgütlenme tabandan başlatılmalı; yerel düzlemde örgütlenmelere gidilmeli, özellikle köylü hareketlerine öncelik tanınmalıdır. Türk halkı bu konularda tecrübesiz olduğu için, Alman NGO’lar teorik, parasal ve lojistik yardım sunmaktadırlar.”

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s

Schlagwörter-Wolke

%d Bloggern gefällt das: