ERDOĞAN NEDEN SELAHADDİN EYYÜBİ’YE BENZİYOR

Türkiye bugün, en karışık dönemlerinden birini yaşıyor ama güçlü lideri sayesinde hem ayakta duruyor, hem de gelişiyor. Zaten güçlü bir lidere kavuştuğu ve gelişmeye başladığı için yurt içinden de, yurt dışından da taarruza maruz kalıyor ki, ülke gelişemesin. Lider Erdoğan’a her yönden saldırıyorlar ki, lider yıkılırsa, ülke yıkılsın.

Zira Erdoğan’ı yıkamazlarsa ve ülke gelişirse, Türkiye en zor dönemleri de aşıp bütün İslam aleminin ve Türk dünyasının da lideri olacaktır. Maddi manevi kalkınmayla dünyaya yön veren büyük bir güç haline gelecektir.

O yüzden en yakın gibi görünenlerin de ihanetleriyle karşı karşıyayız. O yüzden liderin en yakını sandıklarımızdan da bazı hainlikleri görmeye başladık. Yurt dışı istihbaratlar, PKK, Gülen cemaati ve bazı muhalif siyasiler elele kolkola görünümünde bugün.

Bu saldırılar her dönem İslam alemine yapıldı ve her dönem güçlü liderlerle zor günler atlatıldı. Haçlı ordularına karşı Selahaddin Eyyübi’nin müthiş mücadelesi, onlarca devletin ordularına karşı verdiği azimli gayreti, yıldırım gibi hızlı hareket edip düşmanlarını bozguna uğratması, düşmanlarının bile hala takdirini kazanmaktadır.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, pek çok tarihi şahsiyete benzetiliyor ancak Selahattin Eyyübi’ye daha çok yakıştırılıyor. Düşmanlardan, ihanetlerden, entrikalardan korkmaması, yalnız kalacağını bilse bile geri adım atmaması, doğru bildiğini hem savunması hem de uygulaması ile farklı bir lider gerçekten.

O yüzden düşmanları çok, o yüzden her an tetikte ve kararlı. Ancak halkın büyük bir çoğunluğu da aynı kararlılıkta Erdoğan’ın arkasında. Türkiye gerçekten de, uzun zamandır böyle bir liderle tanışmamıştı. Yine uzun zaman sonra devlet lideriyle tam anlamıyla bütünleşti. O yüzden kararlı mücadele yapılabiliyor.

HZ. SÜLEYMAN’DAN SONRA BAŞLAYAN TAPINAKÇILIK

Tarihte İslam alemine saldırıların ve bugünde ülkemize karşı yapılan her türlü entrikanın perde arkasında dünyayı yöneten Tapınak Şövalyeleri’dir. Haçlıları Selahaddin Eyyübi’ye karşı savaştıran da, halen ülkemize ve İslam dünyasına hükmetmeye çalışan da onlardır. Aslında Tapınakçılığım kökenleri Hz. Süleyman döneminden sonraya dayanır.

Hz. Süleyman’ın ölümünden sonra yerine oğlu geçti. Fakat onun saltanatını yalnız Yahuda ve Bünyamin neslinden gelenler tanıdı. Geriye kalan on kol, onun saltanatını tanımadı. Onlar da efraim soyundan gelen birini kendilerine hükümdar seçtiler ve ikinci bir devlet kurdular. İki devlete ayrılan İsrailoğulları’nın birinci devleti Yahuda, diğeri İsrail adını taşıdı.

Yahuda devletinin başkenti Kudüs, hükümdarları da Hz. Süleyman’ın neslinden gelen halifeler şeklinde sürdü gitti. İsrailoğulları’nın mukaddes eşyaları ve değerleri Kudüs’te bulunduğu için Yahuda devleti, daha meşru ve itibarlı bir devlet oldu.

Diğer devlet İsrail ise, zamanla putperestliğe dönüştü, gizemli ayinlere kapıldı, Baal putuna tapınarak Hz. Musa’nın dininin esaslarından ayrıldılar.

Yıllar geçince, Hz. Süleyman’ın ihtişamlı dönemini bir rüya, bir ütopya, bir ideal gören ve bu dönemi tekrar canlandırmak, dünya hükümdarlığını ele geçirmek için çalışan akımlar ortaya çıktı.

Özellikle 70 yılında yahudiler Romalılar tarafından mağlup edilip, Kudüs’ten ve Filistin’den sürüldükten sonra, yahudiler için “diaspora” dönemi başlamış, İsrail dışındaki topraklarda yaşama dönemi, eskiye özlem, Süleyman Tapınağı’nı yeniden kurmak, bir gün yeniden dünya imparatorluğu inşa etmek gibi idealler, bir dini inanç haline gelmişti.

Hz. Süleyman’ın döneminde, onun emrinde olan cinlerin ve şeytanların, onlardan esinlenen kahinlerin görüşleri, büyüleri, gizemleri çeşitli toplulukların ama özellikle Filistin’den sürülen yahudilerin uğraşı kaynağı oldu. Bu uğraşı Kabalacılığı ortaya çıkardı. Gelenek anlamına gelen Kabalacılıkta, gizli ilimler, şifreli bilgiler çözülerek, eski ihtişamı yakalama, Süleyman dönemine yeniden dönme gibi özlemlerin gerçekleştirilmesi için yoğun gayret ve ciddi çalışmalar yapılıyordu. Yahudilerin gittikleri ülkelerde sevilmemesi, “Hz. İsa’nın katilleri” diye horlanması ve toplumdan dışlanması, onları içe kapatıyor ve “dünyanın gerçek efendileri” olan kendilerini, Hz. Davud ve Süleyman döneminden kendilerine aktarılan gizli bilgiler sayesinde, diğer insanlara hakim olma, dünyayı ele geçirme gibi çabalara sürüklüyordu. Hz. Süleyman’ı bir süre tahtından edenlerin bilgileri, görüşleri, efsunları, Hiram ustanın locaları vasıtasıyla nesilden nesile aktarılarak onlara ulaştırılmıştı.

Onlar bu yüzden Hz. Süleyman’ın o gizli bilgiler, büyüler sayesinde o ihtişamı yakaladığına inanıyorlardı. Gizli bilimlerle uğraşmaları ve büyüye dayalı ayinlerle ibadet etmeleri, bir çeşit trans haline geçmeleri, her dönem ve şartta sürdü.

Kur’an-ı Kerim’de, onların daha Babil’de iken büyü ilmini öğrendikleri ifade edilir. Fakat yine Kur’an’a göre onlar bu ilmi rahmani değil, şeytani işler için kullanmışlardır.

“Ve onlar, Süleyman’ın mülkü hakkında şeytanların anlattıklarına uydular. Süleyman inkar etmedi; ancak şeytanlar inkar etti. Onlar, insanlara sihri ve Babil’deki iki meleğe Harut’a ve Marut’a indirileni öğretiyorlardı. Oysa o ikisi: “Biz yalnızca bir fitneyiz, sakın inkar etme” demedikçe hiç kimseye bir şey öğretmezlerdi. Fakat onlardan erkekle karısının arasını açan şeyi öğreniyorlardı. Oysa onunla Allah’ın izni olmadıkça hiç kimseye zarar veremezlerdi. Buna rağmen kendilerine zarar verecek ve yarar sağlamayacak şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun onlar, bunu satın alanın, ahiretten hiçbir payı olmadığını bilirler; kendi nefisleri karşılığında sattıkları şey ne kötü; bir bilselerdi.” (Bakara, 102)

Babil, Kabala’nın da çıkış yeriydi ve Kabala’nın ilk yazılımı sürgün döneminde Babil’de yaşayan Simoen ben Yahoi tarafından gerçekleştirilmişti.

“DÜNYAYI ELE GEÇİRMEK, SÜLEYMAN GİBİ OLMAK BÜYÜLERİ”

Bu tür büyüsel, gizemsel bilgiler, nesilden nesile aktarılınca, zamanla dünyanın çeşitli yerlerinde, değişik anlamlarda, farklı görünümlerde gizli bilgiler, gizemler, büyüler, tapınmalar, ritüeller farklı toplumlarda da kendini gösterdi.

Ancak yahudiler kitabî dinin mensupları oldukları için, kitapları ve peygamberleri sayesinde yüzyıllar boyunca bu tür düşünce ve eylemlerde en büyük avantaja sahipti. Yine de aynı dine ve kitaba inandıkları halde, aralarında çok farklı anlayışlar çıktı, dini de, kitabı da, sahip oldukları ilimlere ve sihirlere de farklı yorumlar getirdiler. Bu farklılaşma, bilgilerin, sihirlerin parça parça çeşitli bölgelere, değişik anlayışa sahip kavimlere yayılmasına da vesile oldu.

Tarihi gelişim içinde, dünyanın kimi bölgelerinde Keltler, Batiniler, Şamanlar vs. gibi isimler altında akımlar, tarikatlar, gelenekler ortaya çıktı. Birbirlerinden çok farklı anlayışları, görünüşleri, gelenekleri olsa da, hepsinin de amacı “rüzgârları emirleri altına alan”, “kuşlara ve hayvanlara hükmeden”, bütün dünyaya hükmetmenin sırlarını sahip olmak, başka bir deyimle dünya imparatorluğunu kurmaktı. Dönemler nasıl bir gelişme gösterirse göstersin, bu amaç her zaman için nesillere aktarıldı.

Hz. Süleyman’ın peygamberliğine inanmadıkları halde, inanmış görünen ama bir takım sırları, gizemleri “kahin” diye anılan insanlara ulaştıran cin ve şeytanlar, her ne kadar cezalandırılmışsa da, bilgi sahibi yaptıkları ve bir takım mucizeleri öğrettikleri kahinler, halkın gözünde itibarlı, hatta bazılarının gözünde ilâhî kişilerdi. Kahin diye anılan bu insanlar, gizli bilimleri kuşaktan kuşağa aktardılar, Hz. Süleyman’ın ölümünden sonraki süreçlerde topluluklarda itibar gördüler ve yıllar sonrasına aktarılacak bir gizliliğin, dünyayı ele geçirme düşüncesinin temellerini attılar.

Aradan çok zaman geçince, onların hedefi de “Süleyman’ın saltanatına” sahip olmaya dönüştü. Hz. Süleyman’ın dünya hükümdarlığı sonraki nesiller için, en canlı örnek teşkil ediyordu. Üstelik, Hz. Süleyman’ın bu imparatorluğu gizli ilimleri sayesinde gerçekleştirdiğini düşünüyorlardı.

Nesilden nesile aktarılan bu idealler, dünyanın en gizli örgütlerine kaynaklık ediyordu. Bu düşünceler sonucunda, Ortaçağ döneminde İbranice öğrenmek, İbranice’den gizli anlamlar çıkarma uğraşısında bulunmak, Kabalacılık salgın bir hastalığa dönüştü.

Bu işlerle uğraşanların gayesi, dünyada “Hz. Süleyman saltanatı” kurmak, bunun için gizli ilimlere sahip olarak yersel ve göksel akımlara hükmetmek ise, bunun kadar önemli bir başka hedef vardı: Süleyman Tapınağı’nı ele geçirmek, onu kollamak, orada gizli kalmış bilgileri, İbranice yapıtları incelemek.

SÜLEYMAN TAPINAĞI VE TAPINAKÇILAR

Süleyman Tapınağı, onların somut bir sembolüydü ve bu konudaki bütün akımların dayanak noktasıydı. Bunun dışında Doğu’nun ilimde ileri olması, tıpla, sağlıkla ilgili kitaplar yazılması, astronomi ile uğraşılması, bazı icatların yapılması, Ortaçağ Avrupası’nda yaşayan gizli ilimlere sahip kişilerin Doğu’ya ve Kudüs’teki Süleyman Tapınağı’na ulaşma arayışlarına yöneltti.

Doğu ve Kudüs’ün, Süleyman Tapınağı’nın bulunduğu yerler, Müslümanların elindeydi. Müslümanların halifesi Harun Reşid tarafından, Kral Şarlman’a çalar saat gönderilmesi, medeniyetin ve gizli ilimlerin Doğu’da olduğunu bilenleri harekete geçirdi.

Harun Reşid, daha sonra Hz. İsa’nın kabrinin bulunduğu Kamame kilisesinin anahtarını gönderince, kimileri Druid, kimileri pagan veya başka inanç sahibi olan ama Hristiyan rahibi görünen kişiler, “İsa’nın kabri Müslümanlardan kurtarılmalı ve hristiyanların ibadetleri orada daimi yapılmalı” görüşünü ortaya attılar ve bu duygu ile bütün hristiyan dünyasını ayağa kaldırdılar. Onlara birbirleriyle savaşmaktan bıkan hristiyan dünyasının önde gelenleri ve krallar da katılınca, Müslümanlar üzerine haçlı seferleri düzenlendi. Hristiyan devletlerinin haçlı ordusu, İslam dünyasına, Kudüs’e geliyordu. Onlarla birlikte gelen bir şey daha vardı: Tapınak Şövalyeleri…

Zaten haçlı seferlerinin gerçek amacı, Tapınak Şövalyeleri’nin Kudüs’e, Süleyman Tapınağı’na getirilmesiy

Kubilay CAN’ın Kaleminden….

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s