29424_113472778691693_8329273_n (2)
von Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu

I.) HDP ve PKK’nin göremediği ve anlayamadığı siyasi veriler.

a) Önsöz

7 Haziran 2015 Seçimleri’nde AK Parti’nin aldığı Kürt oylarındaki ve genç oylarındaki düşüş dikkat çekici boyutlara ulaştı. Bu nedenle 1 Kasım 2015 seçimlerine giden süreçte, bu iki gruptan kaynaklanan oy kaybına odaklanmak ihtiyacı ve sorumluluğundan hareketle bu çalışma yapıldı. Bu nedenle seçimlere doğru giden süreçte bu iki seçmen grubunun oy verme dinamiklerini anlamak üzere anket çalışması ve yüz yüze mülakatlardan oluşan saha çalışması yapma gerekliliği ortaya çıktı. Bu çalışma bir ön rapor niteliğindedir. Kürt seçmen saha araştırması hem yüz yüze görüşmeler hem de anket çalışması şeklinde iki farklı modülden oluşmaktadır. Yüz yüze görüşmeler tamalanmış ancak, 8000 kişilik anket çalışması şu an sahada devam etmektedir.

Bu kapsamda öncelikli olarak Kürt oyların 1 Kasım seçimlerinde AK Parti açısından muhtemel dinamiklerini ortaya koyabilmek için yoğun Kürt oyuna sahip 16 ilde (Diyarbakır, Antep, Urfa, Adıyaman, Mersin, Muş, Bitlis, Van, Bingöl, Kars, Erzurum, İstanbul, Ankara, Kocaeli, Bursa, İzmir) saha çalışması gerçekleştirildi. Saha çalışması yapılan şehirler arasında Diyarbakır gibi yoğun Kürt nüfusu ile bölge açısından ön planda yer alan illerin yanında Bursa gibi belli oranda Kürt nüfus barındıran şehirler de yer almaktadır. Seçilen şehirlerin her birisinde en az 10 kişi ve gruplarla yüz yüze görüşme gerçekleştirildi. Bu çalışma genel bir seçim çalışması olmayıp Kürt oylarına yoğunlaştığı için, saha çalışması yapılan şehirlerde AK Parti teşkilat mensubu ve tabanına odaklanmaktansa, parti aidiyetine odaklanmadan Kürt kimliğine sahip kişilerle görüşülmeye özen gösterildi. Bu kapsamda esnaf, iş adamı, akademisyen, STK temsilcisi, yerel gazeteci ve gençlik temsilcileri ile görüşüldü.

Görüşmeler neticesinde saha çalışması yapılan her il için detaylı müstakil raporlar hazırlandı. Müstakil şehir raporlarının yanında genel eğilimleri veren, saha çalışmasından çıkan tespitleri aktaran ve sorun alanları için çeşitli politikalar öneren bir de genel değerlendirme raporu hazırlandı. Ekte ilk olarak genel değerlendirme raporu daha sonra da müstakil şehir raporları arz edilmiştir. İlgili şehirlerde görüşmelerde saha çalışmasını yapan uzman ve akademisyenlerin analizleri tek bir formata getirilmeye çalışılsa da, bazı farklılıklar içerebilmektedir. Bu nedenle müstakil şehir raporları gelecek makalelerde tek tek arz edilecektir.

b) GENEL DEĞERLENDİRME

1) Mülakatlarda Çözüm Süreci boyunca yapılan yanlış uygulanmalar sonucunda Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde devlet otoritesinin aşındığı dile getirilmiştir. Katılımcılar bu durum zincirleme olarak iki sonuç doğurduğunu aktarmışlardır;

i) “Devlet bundan sonra PKK’lı olmayan Kürtleri koruyamayacak” algısı bölgede yerleşmektedir.

ii) Devlet cezalandırma ve ödüllendirme kapasitesini yitirirken, bu alanı PKK’nın doldurduğu sıkça dile getirilmektedir. Örneğin PKK istediği iş adamının önünü açıp, istediğini engelleme kapasitesine ulaştığı ifade edilmiştir.

iii) PKK’nın uyguladığı şehir savaşı stratejisi ile PKK ile halk arasındaki sınır muğlaklaşmıştır. PKK bu durumu kullanarak toplumu “halk savaşı”na doğru yönlendirmektedir.

iv) KCK, YDG-H gibi yapılanmalar, vergi toplama, kimlik kontrolü ve mahkemeler gibi uygulamalar örgüte devletimsi bir karakter kazandırmaktadır. Böylece PKK halk içerisinde normalleşmeye çalışmaktadır.

v) PKK Kobani ile kazandığını düşündüğü uluslararası meşruiyeti Türkiye içine taşımaya çalışmaktadır. YDG-H aracılığı ile “Kürtleri devlete karşı savunduğu” izlenimini vermektedir.

vi) PKK güç gösterisi ile şehrin psikolojik atmosferini yönlendirmektedir. Örneğin 7 Haziran seçimleri öncesinde gerçekleşen HDP’nin Diyarbakır mitingindeki patlama sonrasında, HDP’liler iki gün boyunca sokaklarda havaya ateş ederek konvoylar oluşturmuşlar ve bütün şehirlerin psikolojisini yönetmişlerdir.

vi) Bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda kamu düzenini tesis etmeye dönük operasyonların HDP’ye oy verse bile militanlaşmamış Kürt seçmen tarafından dahi desteklendiği saha çalışmasından çıkan bir sonuçtur.

2) AK Parti’ye oy veren Kürtler’de bile Kürt kimliği tahmin edilenin çok ötesinde kuvvetli olduğu gözlemlenmiştir. Bu nedenle operasyonlar devam ederken;

i) Devlet yetkilileri, AK Parti milletvekilleri, kamuoyunda AK Parti ile ilişkilendirilen figürler, sosyal medya hesapları vb. itinalı bir dil kullanma gerekliliği konuştuğumuz aktörler tarafından dile getirilmiştir. Örneğin teröristlerin dini inançları, PKK kamplarındaki çarpık cinsel ilişkilere vb. gibi söylemle ve desinformationlar her ne kadar PKK’lileri hedef alsa da seçmen tarafından Kürt kimliğine bir hücum olarak algılanmaktadır.

ii) Devletin PKK’nın düşmanı Kürtler’in dostu olduğu söyleminin artık tek başına yeterli olmadığı mülakatlarda ifade edilmiştir. Bu söylemin çeşitli uygulamalar ile desteklenmesi gerekmektedir. Örneğin PKK ile mücadelede uygunsuz açıklamalar yapan veya gayrimeşru adımlar atan yetkililer hızlı, etkin ve kamusal bir şekilde cezalandırılmalıdır. Örneğin öldürülen bir kadın PKK’linin çıplak bedeninin fotoğraflarının kamuoyuna yansıması neticesinde Muş valisi görevden alınmıştır. Ancak bu görevden alma kamusal ve etkili bir şekilde ilan edilmediği için etkili olmamıştır. Hatta Muş’ta yapılan görüşmelerde birçok kişinin valinin hadisenin üzerine gidip, sorumluları cezalandırmak için soruşturma açtığı ve soruşturmayı engellemek için görevinden uzaklaştırıldığına inandığı gözlemlenmiştir.

iii) Bu noktada Cumhurbaşkanlığı makamının devreye girmesi sayın Cumhurbaşkanının Kürt seçmen nezdindeki imajı hem de 1 Kasım seçimlerindeki başarı açısından faydalı olabilir. Kaosla mücadelede yaşanan münferit bir hak ihlalinin Cumhurbaşkanı tarafından dillendirilmesi, talimatıyla soruşturma açılması gibi uygulamalar Cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığı ve yüceliği ile örtüşerek devletin Kürtler’le değil PKK ile savaştığı algısını kuvvetlendirecektir. AK Parti’nin Kürt seçmenle olan ilişkisinden Cumhurbaşkanın belirleyiciliği görüşmelerde sıkça dile getirilmiştir. Kürt seçmenin Cumhurbaşkanından “gönül alıcı” jest ve söylemler beklediği ifade edilmiştir.

iv) Yoğun olarak bölgeye tayin edilen paralel yapı ile ilişkili bürokratlar Kürt kimliğini hedef alan, bölge insanını rencide eden eylemler içerisinde bulunmaktadır. Bu tür eylemler PKK/HDP’nin propagandasının da katkısıyla AK Parti hanesine yazılmakta, Kürt seçmende olumsuz bir algı oluşmasına neden olmaktadır.

3) PKK bölgede çok etkili bir iletişim ve propaganda savaşı yürütmektedir. Buna karşılık devlet, hükümet ve AK Parti iletişim alanında çok yetersiz kaldığı saha çalışmasında gözlemlenen bir diğer husustur;

i) Terörle mücadele kapsamında ortaya çıkması muhtemel gelişmelerle ilgili iletişim senaryolarının hazırlanması gerekliliği hissedilmektedir. Seçim ve terörle mücadele süreçlerinde yaşanması muhtemel siyasi partilere saldırı, çok sayıda sivil ve asker şehide neden olan saldırılar, toplumda infial yaratacak ve şok etkisi uyandıracak diğer muhtemel gelişmeler vuku bulduğunda kimlerin konuşacağı ve hangi mesajları vereceğinin önceden belirlenmesi etkili iletişim açısından olumlu sonuçlar doğurabilir.

ii) Gündem olmak, şahsi siyasi çıkarlarını gözetmek için yapılan plansız, sert ve iddialı açıklamaların PKK’li olmayın Kürt seçmeni de incittiği ifade edilmiştir. Aynı şekilde terörle mücadelede artık klişeleşmiş ancak toplumsal bir karşılığı kalmayan açıklamalar da olumlu bir etki doğurmamaktadır. Örneğin son süreçte hemen her gün bir devlet yetkilisi “Kandil’i PKK’nın başına yıkacağız”, “Teröristlerin kökünü kazıyacağız”, “Dünyayı başlarına yıkacağız” şeklinde açıklamalar yapmaktadır. Sert mesajların sık sık tekrarlanması etkilerini azaltmaktadır.

iii) Dağlıca saldırısı, Cizre’deki sokağa çıkma yasağı gibi gelişmelerde sürekli, etkili ve hızlı bilgilendirme yapılmalıdır. Devlet kanalından etkili bilgilendirme yapılmadığında PKK’nın bu boşluğu çok ustaca kullandığı saha çalışması yapılan birçok aktör tarafından dillendirilmiştir. Bu durumun üzücü sonuçları Cizre olaylarında görülmüştür. Cenazelerin defnedilemediği, ilçede altyapının çöktüğü, gıda sıkıntısının başladığı ve sivillerin öldürüldüğü iddiaları PKK ve unsurları tarafından yayılırken devlet ve hükümet tarafından yürütülen iletişimin yeterince etkili olmadığı sahada gözlemlenmiştir. Bu gibi durumlarda Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü, hükümet, parti ve bakanlık sözcülerinin anlık bilgilendirme yapma, PKK’nın ortaya attığı her iddiayı ciddiye alarak somut delillerle çürütmesine olan ihtiyaç sahada aktarılmıştır.

4) Görüşmeler esnasında bir çok aktör seçimlere yakın bir zamanda PKK’nın tek taraflı ateşkes ilan etmesinin sürpriz olmayacağını ifade etmiştir;

i) Olası bir tek taraflı ateşkes sonrasında devletin operasyonlara neden devam ettiğinin Kürt seçmene açıklanması gerekecektir.

ii) PKK’nın ateşkes ilan etmesi ve devletin operasyonlara devam etmesi durumunda AK Parti’ye yapıştırılmak istenen “savaş istiyor” yaftasının bölge halkı nezdinde pekişeceği yapılan görüşmelerde aktarılmıştır. Bunun önünü almak için bu durumun gerçekleşmesi durumunda Kürt seçmeni ikna edecek söylemlerin geliştirilmesi beklentisi vardır.

iii) Bunun önünü almak için erken bir hamle yapılarak PKK’nın ateşkes manevrası boşa düşürülebilir. Örneğin Cumhurbaşkanlığı makamı veya Başbakanlık çözüm sürecinin devam edebileceği ancak silah bırakma veya sınır dışına çekilme olmadıkça operasyonların durmayacağı” gibi koşulları içeren çerçevesi çizilmiş bir yol haritası açıklayabilir.

iv) Bu tür bir yol haritasının milliyetçi seçmende doğurabileceği muhtemel rahatsızlığı dengelemek için yol haritası çift taraflı olarak kurgulanabilir. PKK’nın seçimlere kadar saldırılarını durdurmaması halinde özellikle seçim ortamında kamu güvenliğini sağlamak için alınacak olan ciddi ve sert tedbirleri içeren ikinci bir yol haritası da açıklanabilir.

5) AK Parti’nin hizmet siyasetinin ve dini mesajlara dayanan beraberlik söyleminin yükselen Kürt kimliğinin neticesinde bölgede etkisinin azaldığı gözlemlenmektedir.

i) Saha görüşmelerinde Kürtlere Kürt Kimliğini dışlamayan “onurlu bir geri dönüş” yolunun açılması talebi gözlemlenmiştir.

ii) Kürt kimliğini ön plana çıkartan söylemlerin Batı illerinde oy kaybettirme riski göz önüne alındığında, Kürtlere geri dönüş alanının yerel aktörler ve söylemler üzerinden açılması gerekmekliliği ortaya çıkmaktadır.

iii) Görüşülen aktörlerde AK Parti’nin Türkiye’nin her yerinde cari olan uygulama ve söylemlerinin yanında Kürt seçmene özel olarak tasarlanmış yerel aktörler tarafından dillendirilen içerisinde kimlik unsurları barındıran bir alt söylem geliştirmesi beklentisi mevcuttur.

6) Kürt seçmene hitap eden alt söylemin geliştirilebilmesi için AK Parti’nin yerel temsilcilerinin ciddi anlamda gözden geçirilmesi beklentisi görüşmelerde dile getirilmiştir.

i) Görüşmelerde AK Parti’nin yerel temsilcilerinin “zenginler” ve “seçkinler” partisi görüntüsü çizdiği gözlemlenmiştir.

ii) Görüşme yapılan her seçim bölgesinde teşkilatın yeterince organize olmadığı ve çalışmadığı ifade edilmiştir. Bazı görüşmelerde AK Parti’nin müşahit bulmakta sıkıntı çektiği ifade edilmiştir.

iii) AK Parti’nin yerel teşkilatlarında “siyaset ağaları” olarak ifade edilen bir grubun hâkimiyeti görüşülen kişiler tarafından ifade edilmiştir. Buna göre il teşkilatlarındaki etkili isimler, şehrin ekonomik ve siyasi alanını kontrol etmeye çalışmakta ve buralardan şahsi çıkarlar devşirmektedirler.

iv) “Siyaset ağaları”nın güçleri ve etkileri sayesinde direkt aday olarak veya aday belirleme sürecine nüfuz ederek milletvekili listelerine de etki ettikleri, Kürtlere geri dönüş alanını açacak, sahada karşılığı olan, Kürtlere dönük alt söylemi oluşturacak aktörleri AK Parti siyasetinden uzaklaştırdıkları ifade edilmektedir.

v) Kürt seçim sahasında AK Parti’nin oy kaybına etki eden en önemli dinamiklerden birinin milletvekili adayları olduğu istisnasız tekrarlanmaktadır. Adaylarla ilgili şikayetler ise, “siyaset ağaları”, “kendisini ve çevresini zenginleştimek için AK Parti’den yararlanan insanlar”, “kalbi ve zihni HDP’de çıkarı AK Parti’de olan insanlar”, “bölge dinamiklerini bilmeyen dışardan adaylar”, “yerelde bir karşılığı olmayan merkezin adayları”, “eski merkez sağı ve siyasi hayatı sonlanmış kişilerin diriltilmesi”, “dava adamı değil her dönemin adamı” vb. söylemler üzerinden yürütülmektedir.

Devamı gelecek makalede.

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s