29424_113472778691693_8329273_n (2)
von Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu
Avrupa Parlamentosu’un dün Türkiye’nin AB’ye üyelik müzakereleri için almış olduğu boş kararın, kıymeti harbiyesi Türkiye açısından yoktur. Tarih incelenirken AB’nin bölgedeki çıkarları ve Türki’yeyle olan ilişki ve çelişkilerini hepimiz objektif değerlendirmek zorundayız. Türkiye’deki bütün darbeleri AB destekledi, göçmenleri Akdeniz’e gömdü, Doğu Avrupa’yı mafya, fuhuş ve uyuşturucu cehennemine çevirdi.

Eğer AB kürt dostu olsaydı, Türkiye’yi AB’ye derhal tam üye yapar ve bu sayede KÜRT SORUNUNU çözerdi. AB’nin başını çektiği güçler, hiçbir zaman Kürt dostu olmadı, genelde kendi çıkarları doğrultusunda Kürt kartını koz olarak kullandılar. Türkiye AB’ye girmeden Kıbrıs sorununu çözmez. Kürt sorununun çözümü içinde Türkiye Kürt aydınları ile diyaloga geçer kanaatindeyim.

Hükümet Kürt entelektüellerle Kürt sorununun çözüm için birlikte çalışmalar yürütmeli, barışçıl çözüm için olumlu siyasi adımlar atmalıdır. Bilakis Kürtler iktidara Kürt sorununun çözümü için reçete sunmalıdır. Halk olarak geleceği düşünelim, gelecek için irade gösterelim. İnternet çağında yaşayan Kürt çocuklarını ağaçların bile yeşermediği yalçın dağlarda Türk savaş uçaklarının önüne atmak Kürtlerin kaderi olmamalıdır.

Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı durum şudur, güneyinde ABD artık Kürt devleti kurmaya karar vermiştir. Türkiyenin bu gelişmeyi önlemesi zordur. Dolayısıyla Başkan Mesut Barzani’nin önderliğinde Irak Kürtlerinin yaşadığı bölgenin bağımsızlığını Türkiye’nin kabullenmesi doğal ve zaruridir. Zaten Kürdistan 2017 Ocak ayında Ankara’da diplomatik temsilcilik açıyor. Bu gelişme ile birlikte ilk kez Kürdistan Türkiye’de resmiyet kazanıyor. Günümüzde Kürtsüz bir Ortadoğu mümkün değil, çünkü Kürtler, Ortadoğu’da önemli bir potansiyel, dinamik, siyasi, askeri ve ekonomik bir güçtür. Şiddet ise Ortadoğu’da hep ikiyüzlü, korkak ve zalim insanlar tarafında yaratılıyor.

Bu bağlamda PKK’den temennim tarihten ders alması, siyasi ve askeri hatalarını, kabullenmesi, görmesi ve artık düzeltmesidir. Kürt Ulusu’nun yükselmesi, ilerlemesi, saadete erişmesi ve refaha kavuşması için gerekli bütün yollar öğretim ve eğitimden geçer.

HDP’nin 7 Haziran sonrasında AK-Parti ile kesinlikle koalisyon kurmama tavrı ve başkanlık sistemini reddi doğru siyasi bir tavır değildi. Başkanlık sistemi, devlet yönetiminde tek bir kişinin başkanlığında hükûmet etme ve devleti yönetme esasına bağlı siyasi YAPILANMADIR. Başkanlık federatif yapılanmayı birlikte getirir, kürt sorununu çözer, istikrarlı, güçlü, demokratik yönetimle ülkenin idare edilmesini saglar. Kimin Başkan olup olmaması bu arenada belirleyici siyasi tavır olmamalıdır. HDP artık bu gerçeği görebilmeli ve kabüllenmelidir.

Zaten Avrupa Parlementosu bu son kararıyla Türkiye ve AB arasındaki güven duvarlarını tamamen yıktı. AP’da kabul edilen bu karar paranoyadan başka bir şey değil. Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye’ye yönelik bu densiz kararını kimse ciddiye almamalı, kararın Türkiye üzerinde hukuken hiçbir yaptırımı yoktur.

Avrupa Parlamentosunun bu kararını Türklere, Türkiye’de yaşayan Kürt halkına karşı düşmanlık olarak tanımlamak lazım. Türkiye’yi ortak ve müttefik olmaktan çıkardı. Türkiye’nin kendi operasyonlarını yapmaktan başka seçeneği kalmadı. AP’su Kati Piri vasıtasıyla Türkiye’ye tezgah kurdu, sonuçlarına katlanırlar. Bu metodla AB türklere diz çöktüremezler.

Zaten Avrupa Parlamentosunun bu son kararı AB’yi küçük düşürdü. Türkiye derhal cevap verecektir. Bu bağlamda Avrupa Birliği’ ise Türkiye’ye karşı elindeki Kürt kartını kulanacaktır. Türkiye Devlet olarak AB’nin oynamak istediği Kürt kartını AB’nin elinden almalıdır. Bunun tek bir yolu var:‘ Kürt kartını Türkiye’nin kendi eline alması ve Kürt sorununu derhal çözmesidir.

93 yıldır „KÜRT’e Kürt“ diyemedik! Kürt sorununun kısa vadede çözülebilmesi, sorunun öncelikle doğru bir şekilde tanımlanmasına bağlıdır. Kürt sorununu besleyen ve büyüten bütün dinamiklerin hesaba katıldığı bir çözüm paketi pratikte yürürlüğe konmalıdır. Siyasal, ekonomik ve kültürel çözüm stratejileriyle desteklenmeyen süreç bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da başarısız olacaktır. AB’i Türkiye’yi parçalamak, yüksek gelirli Batı bölgelerini AB’ye entegre etmek ve Kürdistan’ı Ortadoğu çöllerine ötelemek peşindeydi. Türkiye’nin AB demokrasisinden pratikte görüp öğreneceği şey ancak palavra, sahtekârlık ve insan hakları dolandırıcılığıydı.

Vizenin kalkmamasından zarar görecek olan yine Avrupa Birliği’nin kendisidir. Devlet tüm vatandaşlarına yeşil pasaport vermelidir. Yurtdışına seyahat edebilmeri için bütün devlet yetkilileri mültecilere gerekli kolaylığı göstermeli ve yardımı yapmalıdır. Mültecilere derhal Türk vatandaşlığına alınmalı, onların özgürce seyahat etmeleri için bu vatandaşlara devlet yeşil pasaport vermelidir. Vatandaş tüm Avrupa bankalarında bulunan hesaplarındaki mevcut birikimi ülkedeki banka hesaplarına havale etmeye yönlendirilmelidir.

Avusturya Türkiye’ye silah ambargosu uygulamaya başlamış. Gerçek şu ki; TÜRKİYE KENDİ SİLAHINI KENDİSİ YAPIYOR VE TÜM DÜNYAYA SATIYOR. Almanya Türk Dışişleri Bakanlığı’na densiz bir nota vermiş, Almanya’nın bu boş notasının Türkiye açısından kıymeti harbiyesi yoktur. Almanya Türkiye ile dostane ilişkiler sürdürmezse, sığınmacılar yeniden Almanyaya ve AB’ine gelir. Türkiye’de 3 milyon 400 bin sığınmacı var.

Türkiye AB’ye girmeden Kıbrıs sorununu çözmemelidir. Türkiyede hükümet Kürt sorununun çözümü için Kürt aydınları ile diyaloga geçmelidir.

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s