Avrupa Parlamentosu’nun densizliği


29424_113472778691693_8329273_n (2)
von Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu
Avrupa Parlamentosu’un dün Türkiye’nin AB’ye üyelik müzakereleri için almış olduğu boş kararın, kıymeti harbiyesi Türkiye açısından yoktur. Tarih incelenirken AB’nin bölgedeki çıkarları ve Türki’yeyle olan ilişki ve çelişkilerini hepimiz objektif değerlendirmek zorundayız. Türkiye’deki bütün darbeleri AB destekledi, göçmenleri Akdeniz’e gömdü, Doğu Avrupa’yı mafya, fuhuş ve uyuşturucu cehennemine çevirdi.

Eğer AB kürt dostu olsaydı, Türkiye’yi AB’ye derhal tam üye yapar ve bu sayede KÜRT SORUNUNU çözerdi. AB’nin başını çektiği güçler, hiçbir zaman Kürt dostu olmadı, genelde kendi çıkarları doğrultusunda Kürt kartını koz olarak kullandılar. Türkiye AB’ye girmeden Kıbrıs sorununu çözmez. Kürt sorununun çözümü içinde Türkiye Kürt aydınları ile diyaloga geçer kanaatindeyim.

Hükümet Kürt entelektüellerle Kürt sorununun çözüm için birlikte çalışmalar yürütmeli, barışçıl çözüm için olumlu siyasi adımlar atmalıdır. Bilakis Kürtler iktidara Kürt sorununun çözümü için reçete sunmalıdır. Halk olarak geleceği düşünelim, gelecek için irade gösterelim. İnternet çağında yaşayan Kürt çocuklarını ağaçların bile yeşermediği yalçın dağlarda Türk savaş uçaklarının önüne atmak Kürtlerin kaderi olmamalıdır.

Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı durum şudur, güneyinde ABD artık Kürt devleti kurmaya karar vermiştir. Türkiyenin bu gelişmeyi önlemesi zordur. Dolayısıyla Başkan Mesut Barzani’nin önderliğinde Irak Kürtlerinin yaşadığı bölgenin bağımsızlığını Türkiye’nin kabullenmesi doğal ve zaruridir. Zaten Kürdistan 2017 Ocak ayında Ankara’da diplomatik temsilcilik açıyor. Bu gelişme ile birlikte ilk kez Kürdistan Türkiye’de resmiyet kazanıyor. Günümüzde Kürtsüz bir Ortadoğu mümkün değil, çünkü Kürtler, Ortadoğu’da önemli bir potansiyel, dinamik, siyasi, askeri ve ekonomik bir güçtür. Şiddet ise Ortadoğu’da hep ikiyüzlü, korkak ve zalim insanlar tarafında yaratılıyor.

Bu bağlamda PKK’den temennim tarihten ders alması, siyasi ve askeri hatalarını, kabullenmesi, görmesi ve artık düzeltmesidir. Kürt Ulusu’nun yükselmesi, ilerlemesi, saadete erişmesi ve refaha kavuşması için gerekli bütün yollar öğretim ve eğitimden geçer.

HDP’nin 7 Haziran sonrasında AK-Parti ile kesinlikle koalisyon kurmama tavrı ve başkanlık sistemini reddi doğru siyasi bir tavır değildi. Başkanlık sistemi, devlet yönetiminde tek bir kişinin başkanlığında hükûmet etme ve devleti yönetme esasına bağlı siyasi YAPILANMADIR. Başkanlık federatif yapılanmayı birlikte getirir, kürt sorununu çözer, istikrarlı, güçlü, demokratik yönetimle ülkenin idare edilmesini saglar. Kimin Başkan olup olmaması bu arenada belirleyici siyasi tavır olmamalıdır. HDP artık bu gerçeği görebilmeli ve kabüllenmelidir.

Zaten Avrupa Parlementosu bu son kararıyla Türkiye ve AB arasındaki güven duvarlarını tamamen yıktı. AP’da kabul edilen bu karar paranoyadan başka bir şey değil. Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye’ye yönelik bu densiz kararını kimse ciddiye almamalı, kararın Türkiye üzerinde hukuken hiçbir yaptırımı yoktur.

Avrupa Parlamentosunun bu kararını Türklere, Türkiye’de yaşayan Kürt halkına karşı düşmanlık olarak tanımlamak lazım. Türkiye’yi ortak ve müttefik olmaktan çıkardı. Türkiye’nin kendi operasyonlarını yapmaktan başka seçeneği kalmadı. AP’su Kati Piri vasıtasıyla Türkiye’ye tezgah kurdu, sonuçlarına katlanırlar. Bu metodla AB türklere diz çöktüremezler.

Zaten Avrupa Parlamentosunun bu son kararı AB’yi küçük düşürdü. Türkiye derhal cevap verecektir. Bu bağlamda Avrupa Birliği’ ise Türkiye’ye karşı elindeki Kürt kartını kulanacaktır. Türkiye Devlet olarak AB’nin oynamak istediği Kürt kartını AB’nin elinden almalıdır. Bunun tek bir yolu var:‘ Kürt kartını Türkiye’nin kendi eline alması ve Kürt sorununu derhal çözmesidir.

93 yıldır „KÜRT’e Kürt“ diyemedik! Kürt sorununun kısa vadede çözülebilmesi, sorunun öncelikle doğru bir şekilde tanımlanmasına bağlıdır. Kürt sorununu besleyen ve büyüten bütün dinamiklerin hesaba katıldığı bir çözüm paketi pratikte yürürlüğe konmalıdır. Siyasal, ekonomik ve kültürel çözüm stratejileriyle desteklenmeyen süreç bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da başarısız olacaktır. AB’i Türkiye’yi parçalamak, yüksek gelirli Batı bölgelerini AB’ye entegre etmek ve Kürdistan’ı Ortadoğu çöllerine ötelemek peşindeydi. Türkiye’nin AB demokrasisinden pratikte görüp öğreneceği şey ancak palavra, sahtekârlık ve insan hakları dolandırıcılığıydı.

Vizenin kalkmamasından zarar görecek olan yine Avrupa Birliği’nin kendisidir. Devlet tüm vatandaşlarına yeşil pasaport vermelidir. Yurtdışına seyahat edebilmeri için bütün devlet yetkilileri mültecilere gerekli kolaylığı göstermeli ve yardımı yapmalıdır. Mültecilere derhal Türk vatandaşlığına alınmalı, onların özgürce seyahat etmeleri için bu vatandaşlara devlet yeşil pasaport vermelidir. Vatandaş tüm Avrupa bankalarında bulunan hesaplarındaki mevcut birikimi ülkedeki banka hesaplarına havale etmeye yönlendirilmelidir.

Avusturya Türkiye’ye silah ambargosu uygulamaya başlamış. Gerçek şu ki; TÜRKİYE KENDİ SİLAHINI KENDİSİ YAPIYOR VE TÜM DÜNYAYA SATIYOR. Almanya Türk Dışişleri Bakanlığı’na densiz bir nota vermiş, Almanya’nın bu boş notasının Türkiye açısından kıymeti harbiyesi yoktur. Almanya Türkiye ile dostane ilişkiler sürdürmezse, sığınmacılar yeniden Almanyaya ve AB’ine gelir. Türkiye’de 3 milyon 400 bin sığınmacı var.

Türkiye AB’ye girmeden Kıbrıs sorununu çözmemelidir. Türkiyede hükümet Kürt sorununun çözümü için Kürt aydınları ile diyaloga geçmelidir.

Advertisements

Estamos de luto por el fallecimiento de Fidel Castro. Küba’nın efsanevi lideri Fidel Castro hayatını kaybetti.


Estamos de luto por el fallecimiento de Fidel Castro.
Küba’nın efsanevi lideri Fidel Castro hayatını kaybetti. Küba devriminin lideri ve eski Devlet Başkanı Fidel Castro, 90 yaşında öldü.

castro
Küba Devlet Başkanı Raul Castro, devlet televizyonundan yaptığı açıklamada abisi Fidel Castro’nun yaşamını yitirdiğini açıkladı.

Castro, Küba’da iktidarda bulunan diktatör Fulgencio Batista’ya karşı gerilla mücadelesini 1953’te başlatmıştı. Batista’nın 1958’te ülkeden kaçmasının ardından Castro, 1959’da başbakan olmuştu.

Küba’yı yeniden halkına veren lider olarak tanınan Castro, 1976 – 2008 yılları arasında devlet başkanı olarak Küba’yı yönetmişti.

Castro, 2008’de devlet başkanlığını kardeşi Raul Castro’ya devretmişti.

Comandante Fidel Castro vefat etti.
İnsanlık büyük bir devrimcilyi öğretmeni kararlı ve korkusuzca diğermeyi şeytani zalime karşı koymayı öğreten kahramanı kaybetti.

O benden önceki kuşak dahil sonraki tüm kuşakların devrimci mücadeledeki alın yazısıydı. Bir kaynak olarak hepimizin devrimci siyasal çabalarını besleyip durmuştur.

Kararlı direnişle yüryüzünün en zalim en ceberrut nükler silahlarla donatılmış ordusuyla insanlığı ezmeye çalışan Amerikan emperyalizmine karşı direnilebileceğini gösteren bir önderdi.

Küba sadece siyasaldirenişiyle değil yaşamı ilgilenderen her alanda özellikle tıp ve sporda dünyanın en ileri noktalarına varan bir ülkedir.

Bu Fidel Castro’nun çabalarıyla uluşılan bir sonuçtu. İnsanlık bundan çok yararlandı ve yararlanmaya da devam etmektedir.

Fidel bizim için devrimci mücadelenin sonmez ateşitir pusulası ve yönelimidir.
Ruhu şad olsun…

6ufo1eo
Fidel Castro kimdir?
Küba’da 90 yaşında hayatını kaybeden ülkenin efsanevi lideri ve İspanyol asıllı toprak sahibi bir babanın beş çocuğundan biri olan Fidel Castro, 13 Ağustos 1926’da Mayari’de dünyaya geldi.
Öğrenim hayatını Santiago’da Katolik okulu ve Havana’da Cizvit lisesinde sürdüren Fidel Castro, 1950 yılında Havana Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Mezuniyetinin ardından kısa bir süre avukatlık yapan Castro, 1952 seçimlerinde Temsilciler Meclisi için Küba Halk Partisinden adaylığını koyarak aktif siyasete soyundu.
Castro, 26 Temmuz 1953’te dönemin Küba Devlet Başkanı Fulgencio Batista’yı devirmek için 100’den fazla arkadaşıyla Santiago’da Moncada kışlasına baskın düzenledi. Yönetime el koyma girişimi başarısızlıkla sonuçlanan Castro, tutuklanarak 16 yıla hapse mahkum edildi. Castro, Juventud Adası’nda 21 ay hapis yattıktan sonra aftan yararlanarak serbest bırakıldı.

Fidel Castro, 1955 yılında 26 Temmuz Hareketi adlı yeni bir örgüt kurarak gerilla savaşı başlattı. Gerilla savaşında şimdi Küba Devlet Başkanı olan kardeşi Raul Castro ve Arjantinli Markist devrimci Ernesto Che Guevara da yer aldı.
Siyasi desteğini yitiren Batista’nın 31 Aralık 1958’de Dominik Cumhuriyeti’ne kaçmasıyla gerilla savaşını yürüttüğü Maestra Dağları’ndan inerek Havana’ya giden Castro, 1959-1976 yillari arasında başbakanlık, 1976-2008 arasında da devlet başkanlığı görevini yürüttü.

Castro yönetiminin icraatlarından biri köklü toprak reformu oldu. Küba, ekonomisinin önemli yapı taşı şekeri Sovyetler Birliği’ne satmaya başladı. Bu gelişmeler üzerine ABD ile Küba’nın arası açıldı, Washington yönetimi Küba’ya ekonomik ambargo uygulamaya başladı.

Küba devrimden sonra ABD’ye kaçan ve dönemin Başkanı John F. Kennedy yönetiminden silah ve maddi destek alan Kübalıların Nisan 1961’de düzenlediği Domuzlar Körfezi Çıkarması başarısızlıkla sonuçlandı. Castro, çıkarmanın ardından yayımladığı Havana Bildirisi ile ilk kez Küba’nın sosyalist politikalar izleyeceğini dünyaya duyurdu.
Castro, 1968 yılına kadar bağımsız, o tarihten sonra Sovyetler Birliği’ne dönük bir dış politika izledi, Güney ve Orta Amerika ile Afrika’daki devrimleri destekledi. Aynı dönemde Bağlantısızlar Hareketi’nin önderlerinden biri durumuna geldi.

Fidel Castro 31 Temmuz 2006’da sağlık sorunları nedeniyle yetkilerini geçici olarak başkan yardımcısı ve kardeşi Raul Castro’ya devretti. 19 Şubat 2008’de bir açıklama yaparak, 1976 yılından beri yürütmekte olduğu Devlet Konseyi Başkanlığı görevini bıraktığını açıkladı.

Dünyada en uzun süre iktidarda kalan üçüncü lider olan Castro, görevden ayrıldıktan sonra „Yoldaş Fidel’in Düşünceleri“ başlığıyla yazdığı makalelerde gündemdeki önemli olayları yorumladı.

HDP’e operasyon


HDP’ye terör operasyonu

Halkların Demokratik Partisi’ne terör operasyonu düzenlendi. Aralarında Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da bulunduğu 11 milletvekili gözaltına alındı

147521

HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ gözaltına alındı. HDP’li milletvekillerinden Nursel Aydın, Sırrı Süreyya Önder, Selma Irmak, Ziya Pir, Mehmet Ali Aslan, Ferhat Encü, Gürser Yıldırım, Abdullah Zeydan, İdris Baluken ve Leyla Birlik de gözaltına alındı. Hakkında yakalama kararı çıkarılan Faysal Sarıyıldız ve Tuğba Öztürk yurtdışında bulunuyor. HDP’li İmam Taşçıer ve Nihat Akdoğan hakkında da gözaltı kararı var.
HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü terör soruşturması çerçevesinde, daha önce çağrılmasına rağmen ifadeye gitmediği gerekçesiyle Ankara’daki evinde gözaltına alındı.
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen terör soruşturması kapsamında Diyarbakır’daki evinde gözaltına alındı.
Öte yandan HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in Ankara’da gözaltına alındığı belirtildi.

HDP GENEL MERKEZİNDE MYK TOPLANTISI
HDP genel merkezinde İdris Baluken, Mithat Sancar ve Aysel Tuğluk gibi isimler durumu değerlendirmek için MYK toplantısı gerçekleştirdi. Polis HDP genel merkezine terörle mücadele polisleri tarafından baskın düzenlenerek toplantı sona erdirildi. Genel merkez boşaltıldı. Genel merkezin boşaltılması sırasında polisler ve partililer arasında arbade yaşandı.

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI: 11 MİLLETVEKİLİ GÖZALTINDA
İçişleri Bakanlığı; Diyarbakır, Şırnak, Hakkari, Van ve Bingöl Cumhuriyet Savcılıklarının ilgili kolluk birimlerine verdiği talimatlar doğrultusunda 11 milletvekili hakkında adli mercilere götürülmek üzere yakalama işleminin gerçekleştirildiğini bildirdi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada Diyarbakır, Şırnak, Hakkari, Van, Bingöl Cumhuriyet Başsavcılıklarının ilgili kolluk birimlerine verdiği talimatlar doğrultusunda, HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın yanı sıra Şırnak milletvekilleri Ferhat Encü, Leyla Birlik, Hakkari milletvekilleri Selma Irmak, Abdullah Zeydan, Diyarbakır milletvekilleri İdris Baluken, Nursel Aydoğan, Ziya Pir, Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ile Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım hakkında yakalama işlemi gerçekleştirildiği kaydedildi.
Hakkında yakalama kararı bulunan HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız ve Van Milletvekili Tuğba Hezer Öztürk’ün yurtdışında olduğunun tespit edildiği, gözaltı kararları olan Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçıer ve Hakkari Milletvekili Nihat Akdoğan ile ilgili sürecin devam ettiği belirtildi.

DEMİRTAŞ İÇİN TUTUKLAMA TALEBİ
Diyarbakır’da, Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında evinden gözaltına alınan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, bu sabah avukatı ile birlikte adliyeye çıkarıldı. Demirtaş tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edildi.

FİGEN YÜKSEKDAĞ SAVCIYA İFADE VERİYOR
Gözaltına alınan HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ile HDP Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım, Diyarbakır Adliyesi’nde savcıya ifade veriyor.

BAŞBAKANLIKTAN AÇIKLAMA
Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü, HDP eş başkanları ve milletvekillerine yönelik operasyonla ilgili uluslararası basına yönelik bir duyuru yayınladı. Duyuruda, gözaltıların HDP’li vekillerin ifade vermeye gitmemeleri nedeniyle gerçekleştirildiği belirtildi. Duyuru şöyle:
„Hakkında suç isnadı bulunan bazı milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ilişkin Anayasa değişikliğinin yürürlüğe girmesinden sonra ifade vermek üzere mahkemelere çağrılan bazı HDP’li Milletvekillerinin bu çağrıya uymaması üzerine, savcılıklarca verilen talimatlar doğrultusunda gözaltı kararları uygulanıyor.
Polis ekiplerince ilk olarak HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü terör soruşturması çerçevesinde daha önce çağrılmasına rağmen ifade vermeye gitmediği gerekçesiyle Ankara’daki evinde gözaltına alındı.

HDP’nin diğer Eş Başkanı Selahattin Demirtaş Diyarbakır’da, HDP Milletvekili Süreyya Sırrı Önder de Ankara’da gözaltına alındılar.

Bilindiği gibi Savcıların ifade vermek üzere Adliye’ye çağırdığı kişilerin bu davete ısrarla uymayarak yasaları ihlal etmeleri durumunda sanıklar ifadelerine başvurulmak üzere gözaltına alınıyor.

Milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasını öngören anayasa değişikliği Mayıs ayında, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 376 oyla, referanduma gerek kalmadan kabul edilmişti.“
YÜKSEKDAĞ’IN HAPİS CEZASI ONANDI YÜKSEKDAĞ’IN HAPİS CEZASI ONANDI

General Dr. Sulêman (Sait Çürükkaya)’nın anısına.


0f3fa197-b2f9-4194-a644-6b494d76e3de

Sorunumuzun adınının başkalarının bize dikte ettirmek istedikleri gibi “KÜRD“ deyil “KÜRDİSTAN“ sorunu olduǧunu; her hangi bir ülkenin “İÇ – SORUN“ u deyil, “ULUSLARARASI BİR SORUN“ olduǧunu ve bir “DEMOKRATİK HAKLAR – SORUNU“ ya da “DEMOKRASİ“ sorunu hiç mi hiç olmadıǧını; sorunun tamamen bir “BİR TOPRAK VE SINIRLAR SORUNU“ olup “KÜRDLERİN – ULUSAL SORUNU“ olduǧu bir realite.

Bu sorunun çözümü için Terörist DAEŞ’le mücadele ederken degerli General Dr.Sulêman – Sait Çürükkaya- kürt halkının özgürlüğü uğruna şehit düştü.

Kendilerine Yezdâ-yı Müteal’den rahmet niyaz eder; başta kardeşi Mehmet Selim Çürükkaya, ailesi ve tüm Kürdistan’lılar ve Bingöl’lüler olmak üzere, dostlarına, yakınlarına ve yüce Kürt milletine sabr-ı cemil niyaz ederim.

Ey Kürt Aydını,
General Dr. Sait Çürükkaya’nın mücadelesinden ders al. Senin ve ülkenin geleceğine dair karar verenleri tartış. Kaderini ve geleceğini başkalarının eline ve merhametine bırakma, tartış. Kaderini ve geleceğini tesadüflere bırakma tartış. Öteki kürde saygıda kusur etmeden tartış, o sana saygı duymasa dahi. Ötekine kin duymadan tartış, o sana kin duysa ve senden nefret etse dahi. Sabır, hoşgörü ve tolerans sınırlarını sonuna kadar zorlayarak tartış.

Kürdün ve Kürdistan’ın içinde bulunduğu real durumu, ve bunun kürdte yarattığı tahribatı ve çaresizliği ve kürdün kürd düşmanlarınca kuşatılmışlığını, bir saniye bile unutmadan tartış. Bunu kendi kişisel egon için yapma. Benliǧini ispatlamak için yapma. Kendini kanıtlamak için yapma. Öteki kürdün canına okumak için yapma. Senin düşüncene karşı olan ve anti kürdistani olan düşünceleri savunanların hepsini aynı kefeye koyma. Kimin neyi savunduǧundan ziyade neden savunduǧu önemlidir. Bir düşünceyi, yanlış olarak savunmak, manüpilasyonların ve yanlış yönlendirilmeler sonucu savunmak ile o yanlışı neden savunduğunun bilincinde olarak ve bunu bir görev olarak savunmak aynı şeyler olmadığı gibi bu iki farklı gruptaki insanları da aynı kefeye koymadan tartış.

Tartış.
Bildiǧini, diǧer kürdlerle paylaşmak, yanlış bildiǧini düzeltmek, bilmediǧini öǧrenmek için tartış. Kürdistan’da bilinç sevyesinin artması için Tolerans ve hoşgörü kültürünü hakim kılmak için Öteki, senin gibi düşünmeyen Kürdistanlıyı anlamak ve onunda seni anlamasını saǧlamak için Kürdler arası demokrasi kültürünün gelişmesi için İç-barışımızın saǧlanması için. Tartış… Seninle farklı düşüncede ve inançta olan kürdü sevebilmek ve onunda seni sevmesini saǧlamak için Tartış…

Bizim buna ekmek ve su gibi ihtiyacımız olduǧu bilinciyle tartış. Yarın bugün çektiǧimiz acıları, tekrar yaşamamak için tartış Çocuklarımızında bizim yaşadıǧımız¸ acıları, katliyamları ve zulümü yaşamamaları için tartış.

Ülkemizin sömürge olmaktan ve parçalanmışlıktan kurtulması için tartış. Kürd halkına bölgedeki barbar, vahşi ülke ve faşist rejimlerce ve emperyalistlerinde destek ve onayı ile dayatılan devletsizliǧe son verip, her milletin olduǧu gibi kürdünde en doǧal hakkı olan kendi develetine sahip olması için tartış.

Şu an önemli bir dönemeçte olduǧumuzu unutmadan, var olma ve yok olmanın, yol ayrımında olduǧumuzu bir saniye bile unutmadan tartış. Hassas bir süreçten geçtiǧimizi bil ve bu sürecin bizim leyhimize işlemesi için tartış. Hiç bir şeyi es geçme, tüm detayları tartış. Kürdistan devletinin uluslararası şartlarının hiç bir dönem bu denli uygun ve olgunlaşmadıǧı bilinciyle tartış.

Kürdlerin bölgedeki en güçlü aktör olduǧu ve tüm denge ve politikaları altüst edebilecek yegane kuvet olduǧu bilinciyle tartış. Bizim kaderimizin kendi ellerimizde olduǧu bilinciyle tartış. Öyle bir kader ve yol ayrımında olduǧumuzu hiç unutmadan. Kazanacaǧımız yada kaybedeceǧimiz noktada olduǧumuzu unutma. Bugün verceǧimiz doǧru karar bizi kazanma yoluna koyacak ve yapacaǧımız hata ise bize kaybetirecek. Biri devletleşmeye, özgürleşmeye, kazanmaǧa götüren yol, diǧeri bize eski statükonun devamı, köleleşme, asimileye uǧrama ve hizmetkar olmaya götürecek ve yönleri tamamen zıt olan iki yolun ortasında durduǧumuzu unutmadan tartış Düşmanlarımızın bizi artık güç ve şidet kullanmak suretiyle denetimde tutamayacaǧının bilincinde olduǧunu unutmadan tartış.

Düşmanlarımızın bizi bizim gücümüzle alt etmek istediǧini ve onun bundan başka çaresinin de olmadıǧını unutmadan tartış. Düşmanımızın son manevrası. „kürdü kandır“, “kürdü kürdün yardımı ile kandır“, “kürdü kürde karşı kullan“, “evliliǧi kullan“, “islamı kullan“, “solculuǧu kullan“, “siyaseti kullan“, “ekonomiyi kullan“, “uluslararas ilişkileri kullan“, “imkanları kullan“, “uyuşturucuyu kullan“, “memurluǧu kullan“, “kürdün çaresizliǧini kullan“, “seçimi kullan“, “meclisi ve miletvekilliǧini kullan“, “asimilasyonu kullan“, “medyayı kullan“, “aleviliǧi kullan“. Yani akılına ne geliyorsa hepsini kullanmaktır. Tüm bunların bilinciyle tartış.

Bu sorunun tek çözümünün ise “DEVLET“ ve “DEVLETLEŞMEK“ ten geçtiǧi gerçeǧini unutmadan tartış. Arpa ve Farsların kokoşmuş sözde aydın maydınlarının, yarattıǧı bilgi kirliliǧine ve kürdün zekasıyla dalga geçme şaklabanlıǧına son vermek için tartış. Oluşturulan sahte ve yapay gündemlerden kurtulmak için tartış. Bu gün acilen tartış. Yarın geç olmadan tartış. Kürdün kendi gündemini oluşturması için tartış. Yerel idareden hesap sormak için tartış. Kimin elinin kimin cebinde olduǧunun açıǧa çıkması için tartış. Kapalı kapılar arkasında tezgahlanan oyunların açıǧa çıkması için tartış. Emperyalistlerin kürde kurduǧu ve bazı kürdlerinde alet olduǧu tuzakların deşifre olması için tartış. Tartış…

Tartışki, tarih tekarür etmesin. Tartışki, kaderimiz deǧişsin. Tartışki, Kürdistanlıya ve kürde dayatılan cahalet ve körlük ortadan kalksın. Tartışki, kürd ortadoǧu gericiliǧi ve despotizminden kurtulsun. Tartışki kürd fars barbariziminden, arap vahşiliǧinden ve gericiliǧinden kurtulsun. Tartışki, hiç bir şey karanlıkta kalmasın. Gerçekler tüm çıplaklıǧı ile ortaya çıksın. Maskeler düşsün, sahtekarlar deşifre olsun. Kölelik özgürlük olarak pazarlanmasın. Devleti tartış, devletsizliǧi tartış. Kürdistan devletinin kürdün zararına mı yoksa karına mı olduǧunu tartış. Eǧer Kürdistan devleti kürdlerin zararına ise hangi zararına olduǧunu tartış.

Ortadoǧu ceheneminde kendi devleti olmadan kürdün can ve mal güvenliǧinin nasıl saǧlanacaǧını tartış. Devlet olmadan kürdün arapların ve farsların katliyamlarından nasıl kurtulacaǧını tartış. Develetimiz olmadan kürdistanın parçalanmışlıǧının nasıl ortadan kalkacaǧını tartış. Devletimiz olmadan kürdlerin birliǧinin nasıl saǧlanabilineceǧini tartış. Tartışki, kürde duydulan düşmanlık bilince ortaya çıksın. Kürde karşı tezgahlanan çirkin oyunlar deşifre olsun. 60 milyonluk bir halk olarak 21 yüzyılda halen kendi devletimize sahip olmayışımızın nasıl bir utanc olduǧunu tartış. Dilimizin kültürümüzün yaşadıǧı katliyamı ve yok olmaya doǧru gidişatını tartış Tartışki, ülkemize aklıselim hakim olsun. Tartışki adalet yerini bulsun, haksızlık ve zulüm yıkılsın.

Tartışki, düşmanlarımız ve emperyalistler bizim aptal olmadıǧımızı görsünler ve anlasınlar, kürdü aptal ve eşek yerine koyan politikalardan vazgeçsinler. Tartışki Koçgirinin, Dersimin, Amedin, Zilanın, Halepçe ve Roboskinin hesapları sorulsun. Tartışki 100 yıllık zulümün kürdistandaki tahribatları ve kürdlerde açtıǧı yaraların hesabı sorulsun. Tartışki kendi dilleri unuturulan 10 millyon kürdün yaşadıǧı trajedi bitsin. Tartışki kürd çocularını bali ve uyuşturucuya alıştıran kurumlar deşifre olsun. İşgal ve ilhak edilen ve parçalanarak sömürge haline getirilen ülkenin yüzü-suyu hürmetine tartış.

Yasaklanan dilin ve yaǧmalanan kültürünün yüzü-suyu hürmetine tartış. Diyarbakır ve ülkenin diǧer zındanlarında tarihin en iǧrenç işkencelerine tabi tutulan kemalizmi – türklüǧü kutsamaları istemiyle en aǧır işkencelerden geçen, baǧımsız – birleşik kürdistan devleti uǧruna bedel ödeyenlerin ödedikleri bedellerin boşa gitmmesi için tartış.

Daǧlarda kürdistan devleti uǧruna eksi 30 derece soǧukta, bombardımanlar altında, açlıǧa ve susuzluǧa meydan okuyan yiǧit kürd evlatlarının, verdiǧi mücadele ve ödedikleri bedelerin boşa gitmemesi için tartış. Kimyasal bombalarla parçlanan ve yakılan bedenler, kesilen kulaklar, uyulan gözler, oraya buraya işkenceden geçirildikten sonra kurşunlanıp atılan ve bir çoklarının mezarı olmayan cesetlerin sahibi çocuklarımızın ödedikleri bedellerin boşa gitmemesi için tartış.

Tartışki siyasette alicengiz oyunları bitsin ve şefaflık hakim olsun. Dünyanın en kirli siyaset pazarı olan ortabdoǧuda kürd siyaseti temize çıksın. Ey asil, cefakar ve zulüm ile pişmiş kürd halkı ve kürdistanın diǧer halkları. Sen bu zeminin asıl sahibisin, sen binyıllık acıların ve katliyamların bizat yaşayanısın, zulümün canlı tanıǧısın. Bu ülke senin ülken, sen ortadoǧunun en asil ve en eski halklarından birisin ve sonradan gelip senin topraklarını gasp eden fars, arap ve acem işgalcilerinin elinde, trajedik bir hayat sürdürüyorsun. Kürd olarak hiçbir hakkın yok. İnsan olarak hiç bir hakkın yok.

Kendi ülkende ve topraklarında, perişan, rezil ve rüsva bir hayat yaşıyorsun. Kendi ülkende kölesin. Ne yapacaǧına nerde ve nasıl yaşayacaǧına hep başkaları karar veriyor. Sana dedelerinden, ne miras kaldıysa, sana ait ne varsa yaǧma ve talan altında. Kürtlüǧünden utanır hale getirilmişsin. 21. YY. 30 bin nufuslu miletler bile kendi devletine sahip iken, 60 milyonluk bir nufusla devleti olmayan tek halksın. Bu utanç ve ezikliǧi her gün yaşamak zorunda bırakılmışsın. En çokta senin tartışman gerekiyor. Senin herkesten ama herkesten alacaǧın hakların ve herkesten soracaǧın bir hesabın var. Herkes senden götürdü, herkes sana ait olanı gasp etti, herkes sana bedel ödetti. Ama hiç kimse senden aldıklarını ve gapetiklerini hesabını vermedi. Hiç kimse sana ödetilen bedellerin karşılıǧını vermedi. Üstüne üstlük halen sen suçlu durumdasın, halen senden hesap isteniyor, halen hakların gaspedilmesi devam ediyor ve bu hak gaspı meşrulaştırılıp sanada kabul etirilmek isteniyor.

Senin çocukların zindanlarda en aǧır işkencelere tabi tutuldu ve öldürüldüler. Yada on yıllarca ceza yatılar. Daǧlarda bedenleri bombalarla parçalanan, cestlerine işgence edilen, kulakları kesilip tespih iplerine yada anahtarlıklarına süs olarak takılan, gözleri uyulan o yiǧit insanlar senin çocukların. Sen onları dünyaya getirdin. Sen umutlarla büyüttün, yemedin yedirdin giymedin giydirdin. Onlar büyüsünler diye ne uykusuz geceler geçirdin. Ve kendilerinin zulüm imparatorlukları yıkılmasın diye. Kendi ülkende köle olarak yaşamaǧa devam edesin diye. Hiç bir hakka sahip olmayasın diye, sen diǧer miletlerin sahip olduǧu kendi devletine sahip olmayasın diye onları hunharca öldürdüler. Senin köyünü boşaltılar, evini yaktılar, tüm mal varlıǧını, anılarını, mutluluǧunu, gelmişine ve geçmişine ait ne varsa bir günde senden gasp etiler, yada hepsini yok etiler.

Bir anda evsiz yurtsuz ve çaresiz bir şekilde terk –î diyar edip daha sonra çöplüklerinden ekmek dileneceǧin şehirlere. Beş para etmez devşirmelerden iş dileneceǧine ve karşılıǧında horgürüleceǧin, aşaǧılanacaǧın ve her gün seni ve geride halen saǧ kalan kaç kişi varsa aileni linç etmeye gelenlerin Kasabalarına doǧru; buruk, öfkeli, çaresiz ve umutsuz bir yolculuǧa mecbur edildin. Bunun adı katmerli zulüm idi ve sen bunu 90 yıl kesintisiz bunu yaşadın. Ve halen yaşamaktasın.

Sana dilini unuturdular, kültürünü yaǧmaladılar, seni ve sana ait ne varsa aşaǧıladılar. Sana ailene ve sana ait tüm deǧerlere hakaret etiler. Seni kendinden ülkenden miletinden utanır hale gelmen için zorladılar, her yol ve yönteme başvurdular. Herşeyin sahibi sensin. Sen kürdistan halkı olarak: Kürdistanın asıl ve yegane sahibisin. Sen kürd dilinin sahibisin. Sen kürdistan kültürünün sahibisin. Sen o toprakların ve o şanlı tarihin sahibisin. Sen o yakılan evlerin ve boşaltılan köylerin sahibisin. O daǧlarda gözükara bir şekilde topraǧa düşen özgürlük savaşcıları senin çocukların. Zindanlarda çile dolduran o fedakar insalar senin çocukların. Sen ödenen tüm bedenlerin asıl sahibisin.

Tartış..
Ey kürd halkı.. Hiç kimsenin senin kadar konuşmaya söylemeye ve itiraz etmeye hakkı yoktur. Hiç kimsenin senden hesap sormaya hakkı yoktur. Seninde kimseye verceǧin bir hesabın yoktur. Sen verebileceǧin her şeyi fazlasıyla verdin. Sana ait neyin varsa hepsini bu davaya yatırdın. Gördüǧün zulümün, yaşadıǧın katliamların, ödediǧin bedellerin bir hesabı olmalı. Sen herkesten hesap sorma hakkına sahip yegane kurumsun. Sen fedakar kürd halkısın.
Tartış ….

Ödenen bedellerin boşa gitmemesi için tartış. Bunca bedele rahmen dili yasak kültürü yasak ve devleti olmayan kürd olarak kalmamak için tartış. EY KÜRDISTANLI TEREDÜT ETMEDEN, KORKMADAN, ÇEKİNMEDEN, BIKMADAN USANMADAN TARTIŞ KÜRDE ZARAR VERMEDEN, KIRMADAN İNCİTMEDEN TARTIŞ Sana, ülkene ve geleceǧine hizmet etmeyen hiç bir şeye EVET deme. Gözü kapalı olarak sormadan tartmadan ölçmeden hiç bir şeyi kabul etme. Muǧlak ve net olmayan hiç bir düşünce ve dayatmayı kabul etme. TARTIŞ.

NEDEN‘i tartış. NASIL‘ı tartış, NİÇİNİ tartış, KÜRDISTAN’IN GELECEĞİNİ DAHA ŞİMDİDEN T A R T I Ş….

Fazileti ve ilmiyle Kürt halkının mümtaz simaları arasında yer alan ve uzun yıllar halkımıza’hem siyasi, hem sağlık ve hemde askeri alanında hizmet eden, gönül dili ve hizmet heyecanı ile Kürt halkı için koşturan, değerli Peşmerge komutanlarından Dr. Sulêman -Sait Çürükkaya’nin hatırasına bu makalemi atfediyorum.

von Prof. Dr. Dr. Ümit YAZICIOGLU / Luxsemburg

Dr. Sait Çürükkaya; Kürdistan Şehitlerinin Dünyasına Göç Etti


Dr. Sait Çürükkaya; Kürdistan Şehitlerinin Dünyasına Göç Etti…

ibrahim_guclu2
İbrahim Güçlü

Kürt Dava Adamı, Bağımsızlığın Aşıkı, Kahraman Pêşmerge, Özgür Düşünceli İnsan Dr. Sait Çürükkaya; Kürdistan Şehitlerinin Dünyasına Göç Etti…

Son sözümü baştan söylersem: “Dr. Sait için Kürt milleti ve Kürt yurtseverlerinin içi kanıyor. O, Kalplerde derin bir yara açmış durumda ve acısı çekilmeyecek boyutta. Kürt insanı kan ağlıyor.”

Sait Çürükkaya, Kürdistan’ın Kuzeyinde, tabiatı, insanlarıyla dikkat çeken, çevresi sarp dağlarla çevrili, depremin acısını çeken, dağlarından şırıl şırıl suların aktığı, karların güzellik kattığı, kır güllerinin insana neşe kattığı, yazın serinliği sunan Bingöl’de, 1968 yılında dünyaya geliyor.

O, çok genç yaşlarda PKK saflarına katılıyor. Hiç şüphe yok ki, PKK saflarına katılmasında ağabeyi Selim Çürükkaya’nın büyük bir etkisi var.

O, PKK gerçeğini tanımadan, Kürdistan’ın bağımsızlığı, birliği için PKK saflarına katılıyor. PKK saflarında, gerilla komutanlığı, Merkez Komite üyeliği gibi “önemli mevkilerde” görev yapıyor. PKK saflarında mücadele ederken, iki kardeşinin ölümüne tanıklık ediyor.

Dr. Sait, Ağabeyi Selim Çürükkaya’nın, PKK’dan kaçarak zorla hayatını kurtarmasından sonra da, PKK saflarında kalmaya devam etti. Ağabeyinin dediklerine değil, zaman içinde yaşadıklarına inandı. PKK’nın, Kürdistan’ın Bağımsızlığı için mücadele etmediğini, sömürgeci bölge devletlerinin çıkarları için savaştığını, bu ilişkilerinin sonucu Kürdistan’ın Güney Batısındaki Irak KDP ve diğer yurtsever güçlere karşı savaş stratejisini benimsediğini saptadığında: Karşı çıktı ve PKK’dan ayrıldı.

Ayrıldıktan sonra doğrularından taviz vermedi, PKK2ya karşı mücadelesine devam etti. Bu konuda Kürt yurtseverlerini ve Kürt milletini aydınlatmaya çalıştı.

Gidip Almanya’ya yerleşti. Almanya’da PKK’nın sürekli tehditlerine maruz kaldı. Ama o sinmedi, baş eğmedi, teslim olmadı, hep direndi. Kendisine yönelik suikast eylemlerini ustaca ve yiğitlikle alt etti.

Dr. Sait oldukça yetenekli bir inandı. Yurtseverlik çalışmalarını yürütürken, Almanya’da üniversite eğitimini de bitirdi.

Kürdistan’da IŞİD’e karşı mücadele başladığı zaman, hiç zaman kaybetmeden ve tereddüt etmeden, kendi geleceğini tehlikeye atarak Kürdistan’ın Güneyinde mücadeleye katıldı. Musul operasyonunda da aynı fedakarlığı gösterdi..

O yine Musul Operasyonu sırasında da en zor görevlerden birini yüklendi. Kürdistan’ın kahraman pêşmergelerini mayınlardan korumak için, mayın temizleme görevine devam etti. Hayatını kaybettiği zamana kadar da,. 5 000 mayının etkisiz hale gelmesini sağladı.

Zor ve teknik geriliğin olduğu koşullarda bu büyük bir başarıydı.

Dr. Sait, aylar öncesinden bu görevini riskli olduğu konusunda Kürdistan yönetimini uyarmış ve alınacak tedbirler konusunda da önerilerini yapmıştı. Ne yazık ki bu önerileri daha hayata geçirilmeden, kendi hayatına son veren gelişmeyle karşı karşıya kaldı.

“Musul Operasyonu kapsamında Peşmerge güçlerinin Başika bölgesinde IŞİD’ten aldığı bölgelerdeki mayınları temizlerken, 26 Ekim 2016, IŞİD tarafından patlatılan mayın sonucu ağır yaralanan Sait Çürükkaya (Dr Süleyman) Almanya’da tedavi gördüğü Koblenz Askeri Hastanesinde şehit düştü.

Yaralandığı gün Erbil’deki Devlet hastanesinde tedavi altına alınan Dr. Süleyman Almanya’dan gelen bir ambulans uçak ile Almanya’ya nakledilmişti. Dün beyin ölümü gerçekleşen Sait Çürükkaya 30 10. 2016 de saat 00.01 siralarında hayatta gözlerini yumdu.”

Dr. Sait, ölümcül şekilde yaralandıktan sonra, Kürt halkı, fedakar, kahraman, vatansever, yiğit insanı için duyarlı hale geldi. Gözlerini ve organlarını ona bağışlamak isteyen Kürt yurtseverleri açıklamalarda bulundular.

Ölümü, Kürtler içinde sendroma ve travmaya yol açtı.

PKK tabanındaki iyi niyetli Kürtleri de sevindirmediğini biliyorum.

Şu bulunduğumuz an itibariyle: Kürt milleti ve Kürt yurtseverlerinin içi Dr. Sait için kanıyor.

O, Kalplerde derin bir yara açmış durumda ve acısı çekilmeyecek boyutta.

Kürt insanı kan ağlıyor.

O, BİR KÜRT DAVA ADAMIYDI.

BAĞIMSIZLIĞA AŞIKTI.

KAHRAMAN BİR PÊŞMERGE ve ATEŞLİ BİR VATANSEVER, FEDEKAR BİR YURTSEVERDİ.

ÖZGÜR DÜŞÜNCELİ BİR İNSANDI. BU NİTELİĞİNİ PKK’YA KARŞI OLAN MUHALEFETİ VE MÜCADELESİYLE DE ORTAYA KOYDU.

SAİT ÇÜRÜKKAYA KÜRDİSTAN ŞEHİTLERİNİN DÜNYASINA GÖÇ ETTİ.

O, KÜRT YURTSEVERLERİNE, DEĞERLİ, DİNAMİK, ŞEFFAF, GÖRÜNÜR BİR MÜCADELE GELENEĞİNİ MİRAS BIRAKTI.

KÜRT MİLLETİNİN, KÜRT YURTSEVERLERİNİN, ONU SEVEN DOSTLARI VE ARKADAŞLARININ, AİLESİNİN, EŞİ VE ÇOCUKLARININ BAŞI SAĞ OLSUN.

****

Dr. Sait’in özgür düşünceli insan, ateşli bir yurtsever, Kürdistan’ın Güneyindeki devletleşme sürecine olan bağlılığını ortaya koyan ve Nasname’de yayınlanan bir açıklamasını aynen yayınlamayı, kamuoyunu aydınlatmak açısından yararlı görüyorum.

Hepiniz Korkaksınız!

Genelde Kuzey Kürdistanlı Kürd arkadaşlarla konuşurken TC’nin Cizre, Sur, Silopi, Nusaybin’deki yıkımlara neden Sesiz kaldığını sorarlar. Geçenlerde Duhok’lu yazar kek Dilşad Derkari, Barzani’nın Türkiye ziyareti sırasında HDP heyeti ile yaptığı görüşmenin ayrıntılarını yazdı. Bilindiği gibi bu toplantıda Leyla Zana Barzani’nin sağında, Figen Yüksekdağ solunda oturuyordu.

„Bu Toplantıdan önce Barzani, Türkiye yetkililerinden operasyonu bir süre ertelemelerini bu süre içinde belki diyalog ile hendeklerin kapatılabileceği yönünde bir ricada bulunmuş; Türk devleti yetkilileri de bu operasyonları bir süreliğine ertelemişti.

Barzani toplantıda HDP heyetine, bölgede yaşanacak bir savaşın en çok Kürdlere zarar vereceğini; hendek kazmanın, çoluk çocuğun içine bomba yerleştirmenin mantığını anlamadığını söylemiş.Barzani, ‚Yarın Kürd çocuklarının cesetlerini sokaklarda görmek istemiyoruz‘ demiş. Bunları da özellikle sağında oturan Leyla Zana’ya bakarak belirtmiş.

Konuşması biter bitmez solunda oturan Yüksekdağ söze başlayıp ve ‚Önerileriniz için teşekkür ederiz. Yalnız bunlar bizim iç işlerimizdir. Halkın devletle de bir sorunu yoktur, sorun AKP ve saraydır. AKP istifa edene kadar sokaklarda direnmeye devam edeceğiz. Bu sorun Türk halkının iç meselesidir, dışarıdan müdahale etmenizi kabul etmeyiz‘ deyip ve sözü bitirmiş.

Başkan Barzani, ayağa kalktığı vakit Zana’nın elini sıkarken ‚Tarihinden ders çıkarmayan tek halk Kürdlerdir‘ deyip çıkmış.“

Ey Barzani ye küfür etmeyi, Kürdlük zannedenler;

Sizler yüzyıldır Ailesi Kürdlük mücadelesi içinde olan, hayatını Peşmerge olarak geçiren, 72 yaşında iken bile geceleri cephede olan, İŞİD ile savaşı bizzat çatışma içinde yöneten bir insana küfür ederken Kürdlüğünüzle gurur duyuyorsunuz ama Ailece MHP li olan, Kürd düşmani, birini verdiğiniz emeğin değerlerin partisi olarak adlandırdığınız kendi partinizin başına geçmesini de alkışlıyorsunuz.

Sizin seçtiğiniz biri (bunu Figen Yüksekdağ’ı HDP eş Başkan’ı olarak kabul edenler için söylüyorum) Barzani’ye sen Türkiye’nin iç içlerine karışma deyip posta koyacak, sizlere neden Barzani kuzey için sesini çıkarmıyor diye küfür edeceksiniz.

Eğer o kadar yurtsever iseniz ve birazcık dürüstlük varsa Figen Hanım a bir küçücük eleştiri yapın.

Ama hepiniz korkaksınız ve adınız gibi biliyorsunuz ki tüm şehirleri TC yıktı ama buna yol açan , ısrarla sarayın hakimiyeti yıkıyoruz diye gençler direniş adı altında ölüme gönderme kararları çıkartan Figen Yüksekdağ’dır.

Bile bile 7 bin genci ölüme gönderen bu Asena hâlâ sizin göz bebeğiniz ise , sizin Kürdlüğünüzde bir sorun vardır.

Hani yıllarca ulus devlet dönemi bitti diyordunuz ya, İngiliz halkı bile AB den ayrılmayı kabul etti.

Bazıları biz bağımsızlık fikrini çöp tenekesine attık deyince yine alkışlıyorsunuz.

Önce sadece bir dakika düşünün bizim savunduğumuz Kürdlük nasıl bir şeydir onu bir göz ününe getirin, nasıl bir Kürd olduğunuzu görürsünüz.

Şu anda özellikle kuzey Kürdistan da;

Eğer Kürdlerin devletleşmesine karşı isen ve Barzani’ye de düşmansan en iyi Kürd sensin.

İşte çarpık Kürd budur, bunların lideri de Figen Yüksekdağ’dır.

Başka lafa gerek yoktur.

Sizlere hayırlı uğurlu olsun.

Sait Çürükkaya

24.06.2016