Just another WordPress.com site

Musul’a yönelik operasyon

Musul’a yönelik operasyon
29424_113472778691693_8329273_n (2)
von Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu
Anadolu ile Asya arasında tarihi bir yol üzerinde bulunan Musul, geçmişte önemli bir kültür ve medeniyet merkezi olduğu gibi yer altı ve yer üstü zenginliğiyle de bir çekim alanıdır. Bu bağlamda ele aldığımızda aslında günümüzde Musul’a yapılan operasyonun amacı sadece dinci terörist DAEŞ’i temizleme operasyonu değil, petrolün merkezi Musul’a kimin hâkim olacağını belirleyecek bir operasyondur.

Musul petrollerinin getirdiği zenginlikten bugüne dek sadece emperyalizminin işbirlikçileri yararlandı; artık yoksul Kürtler, Türkler ve Türkmenler yararlanmalı. Çünkü Musul Kürdistan Şehridir. Ama Musul’da sadece Kürtler değil, Araplar, Türkmenler ve diğer etnik ve ulusal topluluklar, dini ve mezhebi gruplar da yaşamaktadırlar.

Eski Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral İlker Başbuğ, gündemle ilgili açıklamalarında „Son günlerde özellikle Misak-ı Milli yani Ulusal Ant, Lozan ve bu arada Musul nasıl kaybedildi konusu Türkiye’nin gündemini işgal ediyor. Tabi bu geçmişte yaşanan tarihi olayları anlatırken bütün yaşananları hep beraber, birlikte topluma anlatmak lazım. Bu açıdan bakılırsa bu konuların tartışılmasında ben biraz eksiklikler görüyorum. Bunları şöylece ifade etmek isterim; Birinci Misak-ı Milli’nin 16 Ocak 1920’de ilk taslağı Mustafa Kemal tarafından yazılmıştır. Sonradan Misak-ı Milli Meclisi Mebusan tarafından 17 Şubat 1920’de kabul edilmiştir. Türk toplumu şunu anlamalıdır ki; Misak-ı Milliyi hazırlayan, hazırlatan ve ilk taslağını bizzat yazan Mustafa Kemal Atatürk’tür“ dedi. Bu realist tespite bizlerin itiraz etmesi mümkün değil.

Fakat Günümüzde ise Misak-ı Milli dediğimizde, emperyalistler hemen rahatsız oluyorlar. Türkiye her ne kadar 1926’dan günümüze kadar ne Irak ne de Suriye topraklarında gözü olmadığı yönünde açıklamalarda bulunmuş olsa da Musul’dan ne zaman söz edilse Iraklılar başta olmak üzere dünyada 1923’ten beri sanki Türkiye, Musul ve Kerkük’ü işgal edecekmiş gibi devam eden kaygı bir İngiliz mirası olarak zihinlere yerleşmiştir. 13 Şubat 1925’ten bugüne kadar ülkemizde gelişen tarihi olaylardan ülke olarak ders çıkarmamız gerekir. Bu zamansız ayaklanmanın o dönem İngiltere’ye sağladığı fayda çok büyüktür. Çünkü İngiltere 13 Şubat 1925’de cereyan eden hareketten siyasi arenada faydalanmıştır. Çünkü o dönem Irak’a karşı askerî bir harekâta girişmeyerek iç ayaklanmayla uğraşan Türkiye’nin Musul meselesinde direnmesi döneminde 13 Şubat 1925’den sonra zorlaştırılmış, bu vesileyle de Musul İngiltere’ye bırakılmıştır.

Günümüzde ise tarih bir türlü sanki tekrarlanıyor, Ortadoğu yeniden dizayn ediliyor. İşte bu ortamda 80 milyon el ele vererek, geleceğin Türkiye’sini inşa etmeliyiz. Geleceğin Türkiye’sini inşa ettiğimizde Mesut Barzani’nin başkanlığında kurulması mümkün olan Bağımsız Irak Kürt devletini de kabullenmemizde ülkemiz acısından fayda vardır kanaatindeyim. De fakto olarak zaten bu durumu kabullenmiş durumdayız. Bu tarihi olayları anlatırken bütün gerçekleri net olarak ifade etmek lazım. I. Dünya Savaşı’ndan önce Osmanlı hâkimiyetindeki Musul ve çevresi petrol varlığı sebebiyle, İngiltere, Fransa, Almanya arasında rekabet konusu oldu. Her milletin geçmişte yaşanılan acı ve tatlı hadiseleri vardır. Tarihte yaşanılan acıları bugünlere taşımak toplumun ihtiyaç duyduğu huzur ve barışın korunmasına katkı sağlamaz.

Bu bağlamda ülkemizin güvenliğini ilgilendiren konuları 2016 yılında tribünden, Ortadoğu’daki hadiseleri Televizyon programlarından seyredemezdik. Ülke olarak sahada ve masada olmak için uluslararası hukuk çerçevesinde ne gerekiyorsa Türkiye devlet olarak onu yaptı. Aynı zamanda Kahraman Peşmerğe güçlerine her türlü desteği verdi ve halende veriyor. Peşmerğe güçleri ‘de en ön safta 2014’ten bu yana dinci terör örgütü DAEŞ’in elinde tuttuğu Musul’a yönelik operasyonda başarıyla ilerliyor. Gün Kürt, Türkmen ve Türklerin kardeşlik günündür! Mezopotamya’nın aziz halkı ayağa kalk ve birleş! Emperyalist düşmanlarına iki bin yılın tarihi tokadını Kerkük ve Musul da at!

Musulluların Türkiye’ye karşı ciddi saygı ve sevgisi var. Bu kentteki dinamikler kolay yutulacak lokma değil. Musul’daki DAEŞ terörünün kökü Türkiye ve Peşmerğe’nin aktif mücadelesiyle çözülebilir. Pesmerğe güçleri teröre karşı mücadelede önemli bir rol üstlenmişlerdir. Kendilerine verilen askeri destek sayesinde DAEŞ terörüne karşı başarı sağlamışlardır. DAEŞ’in elinde tuttuğu Musul’a yönelik operasyonda Peşmerge güçleri kendilerinin emperyalistler tarafından top mermisi olarak kullanılmalarına ise müsaade etmemelidirler.

Bilindiği gibi tarihi hadiseler anlatıldığında gerçekleri dile getirmekten kaçınmamak gerekir Eylül 1922 – Temmuz 1924 yıllarında Iraklı Kürtler Süleymaniye merkezli yarı bağımsız bir Kürdistan Krallığı devletini kurmaya teşebbüs ettiler. O dönem Şeyh Mahmut Berzenci, Kürdistan Krallığı’nın Kralı olarak kendisini ilan etti. Ama Sevr Antlaşması’ndan sonra, Süleymaniye ile bütün bölge Birleşik Krallık yüksek komiserliğinin denetimi altına girdi. Eylül 1922’de Özdemir müfrezesinin İran’a çekilmesinden sonra, Birleşik Krallık Şeyh Mahmut Berzenci’yi vali olarak tayın etti. Şeyh Mahmut Berzenci Kasım’da tekrardan kendisini Kürdistan Krallığı’nın Kralı olarak ilan etti.
Lozan Antlaşması’ndan sonra Birleşik Krallık yüksek komiserliği, Irak’ın bütün bölgelerini birleştirmek isteyince Şeyh Mahmut Berzenci buna karşı çıktı. Mahmut Berzenci ve hükümetin teslim olmaması üzerine, Birleşik Krallık Hava Kuvvetleri Süleymaniye ve çevresini bombaladı. Bölge’de çatışmalar meydana geldi. 24 Temmuz 1924 yılında Musul kesin olarak Mandasına bağlanmıştır. Dolayısıyla Kürtler batı emperyalistlerine güvenmemelidirler, ama Türklerle olan Irak Kürtlerinin kaderleri Musul konusunda aynıdır.

Zira „Mondros Mütarekesi imzalandıktan bir hafta sonra Musul işgal edilmiştir ne İstanbul’daki Hükümet ne de İstanbul’daki padişah buna hiçbir tepki o dönem göstermemiştir. Kurtuluş savaşından sonra Lozan görüşmeleri ile Musul’un hiçbir ilgisi yoktur. Bazıları Lozan’la bağ kurmaya çalışıyorlar ki bu yanlıştır’’.

Velhasıl, Musul’un bölgesel Kürt yönetimine katılması acı bile olsa bu acıyı Türkiye internet çağında yüzünü ekşitmeden yudum yudum Ortadoğu’da içine sindirmelidir. Musul ve Kerkük konusu farklı sonuçlanırsa ülkemize faydası olmaz. Bu bağlamda Türkiye, her şeyden önce kendi toprakları içinde yaşayan insanlarla Atatürk’ün daha Cumhuriyetin kuruluş yıllarında Türk insanına çizmiş olduğu daha demokratik, daha modern ve daha müreffeh bir toplum olma hedefine ulaşabilmenin savaşımını vermelidir.

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s

Schlagwörter-Wolke

%d Bloggern gefällt das: