Haşhaşi Darbeciler
yazicioglu1
von Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu

Memleketimizde 15.07.2016 tarihinde olağanüstü bir gece ve gün yaşandı. Cumhuriyet tarihinin belki de en karanlık gecesiydi. Bir grup asker ihtilâl teşebbüsünde bulundu ve başaramadı. Darbeciler, Genelkurmay Başkanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, MİT ve Cumhurbaşkanı’nı devre dışı bırakıp sabah saat 05.00’te darbeyi duyuracaklardı. Erdoğan’ı hedef alan ve İzmir’den kalkan helikopterler arsındaki telsiz konuşmalarından MİT darbe girişiminin erken fark etti. MİT, gelişmeleri saat 16:00’da deşifre edince, darbeciler planlarını öne çektiler. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tatilini geçirdiği Marmaris’teki oteline doğru İzmir’den dört helikopter havalandı. Telsiz konuşmalarında „İnlerimize gireceklerdi, inlerine girmeye gidiyoruz“ sözlerini yakalayan MİT ekipleri Cumhurbaşkanı Koruma Müdürü’ne haber veriyor. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı otelden hareket ediyor, 15 dakika sonra ise darbecilerin helikopterleri geliyor. Bu sırada İstanbul’da da hareketli dakikalar yaşandı. Darbeciler, 1. Ordu Komutanını Ümit Dündar’ı arayarak „Bize katıl“ dedi. Dündar buna karşılık ‚Bir düşüneyim‘ diyerek telefonu kapattı ve Cumhurbaşkanı’nı arayarak durumu bildirdi.

Öte yandan darbe girişimi başladıktan hemen sonra olayı duyan kadirşinas halkımız kendi bağrından çıkmış olan Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerçek evlatlarını korumak ve demokratik hukuk sistemimize vurulacak darbeyi engellemek maksadıyla sokaklara çıkıp bu hainlere gereken en güzel ve en büyük demokrasi dersini verdi. Yapılan hain girişimin engellenmesindeki en büyük rol yüce milletimizindir. Değerli Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım’a yine yüce milletimiz sahip çıktı ve onları darbecilerden kurtardı.

Peki, 15 Temmuz 2016 gecesi Ankara’da TBMM’yi, Genelkurmay’ı bombalayan, sokaklarda silahlı çatışmalar başlatanlar kimlerdi? İstanbul, Marmaris, Diyarbakır gibi şehirlerde de eş zamanlı eylemler yapan, savaş uçaklarıyla alçak uçuş gerçekleştirip, halkı paniğe sürükleyenler de aynı kişiler miydi? Hükümetin “TSK içinde emir-komuta zinciri dışında hareket edenler var, bunlar Fethullah Gülen örgütünün teröristleri” dediği kişilerin ordudaki güçleri, kapasiteleri, destekçileri kimlerdi? Diğer taraftan, bütün bunlar neden ülkemizde oluyor (oluyordu)?

Zaten bu hadiseyi gerçekleştiren askeri yöneticiler aslında Ağustos 2016 başındaki Yüksek Askeri Şura’da ordudan atılacaktı. Evet, bunların hepsi darbeciler, yani, gerçek Türk subayı değiller. Kendi iradesini başkasına bırakan bir adam, kendi komutanı yerine, meşru zeminler yerine, ne idüğü belli olmayan bir adamdan emir alan asker, asker olur mu?

Gerçek Türk subayları bunların orduda olmaması gerektiğini zamanında söylediklerinde suçlandılar. Hatta Ergenekon davası, Casusluk davası ve Balyoz davası iddiaları öne sürülerek tutuklandılar. Çok geçmeden herkes gördü ki, orduda gerçek olmayan askerler var. İşte günümüzde bunları ordudan temizlemek isteyen hükümet, Askeri Şûra’da bunların işini bitirecekti. Bunlar da, Askeri Şura‘ toplatışından önce harekete geçtiler ve etrafı yaktılar, yıktılar. –Nasılsa biz Ağustos’ta gideceğiz- deyip, sağa sola saldırdılar. Bunlar zaten gerçek subay değil. İleriyi gören akıllı Türk askeri değiller. Kendilerine yediremeyen bir takım kişiler. Kaybedeceklerini zaten kaybettiler
Darbe teşebbüsü hadisesi nedeniyle “Türk demokrasisi, Türk Silahlı Kuvvetleri büyük bir ıstırap yaşadı. Yaşanan bu gelişmelerin arkasında başta Almanya olmak üzere AB gibi emperyalist ülkelerin ve ABD’nin de olduğunu öne sürenler var. Bu görüşlerin sahiplerinin haklı yanları çok. Çünkü batı emperyalizmi Türkiye karışsın diye Darbecilere destek çıkmış olabilir. Batı Gülen’i istediği kadar kullandı, şimdi onu Türkiye’ye iade bile edebilir. Geldiğimiz noktada -darbeden AK-Parti’de yararlanır- diyen tahrikçi güçler de olmuştur. Önümüzdeki günler çok kritik ancak kesin bir şey vardır ki, o da demokrasi kazanmış, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eli güçlenmiştir..

Vatanını seven demokrasiye inanan aziz halkımız, silahsız insanlarımız, darbecilerin tanklarına karşı koydu ve hatta bazıları bunun bedelini canlarıyla ödediler, şehit düştüler.

16.7.2016 tarihinde bir basın açıklaması düzenleyen Sn Başbakan Binali Yıldırım „Toplam 161 şehidimiz, bin 440 yaralımız vardır. 2 bin 839 asker gözaltına alınmıştır“ dedi. Yorum yaparken bu yaşanılan acının bilinci ve vakar içinde olmak insanlık gereği. AK-Partiye oy vermiş veya vermemiş olsun herkes bu süreçte seçilmiş hükümetin yanında olmalıdır. Darbe darbedir ve hiç kimseye ve memlekete faydası yoktur. Darbe girişiminin püskürtülmesiyle Türkiye’de istikrar ve demokratik kurumların üstünlüğü tesis edilmeye başlandı.

Dün Türkiye Büyük Millet Meclisini bombalayanlar, kendi halkına ateş açanlar, ne Türk nede Türkiyelilerin askeri olamazlar. Bunlar birilerinden ve bir yerlerden emir alan teröristlerdir. Devlet yetkisi olmadan eline silâh alıp ortaya çıkanlar kim olurlarsa olsunlar, iddiaları ne olursa olsun suç işliyorlar demektir. Anayasamıza göre, egemenliğin kullanılması hiçbir kişiye, zümreye ve sınıfa bırakılamaz. Hiç kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz. Hele hele ellerindeki silâhı darbe teşebbüsüyle TBMM’sini ve kendi halkını bombalayarak, güvenlik güçlerine karşı bile kullanma cüretini gösteriyorlarsa onların mutlaka cezalandırılması ve vatandaşın huzurunun sağlanması gerekmektedir. İşgal orduları dahi TBMM’sine bu alçaklığı ve şerefsizliği yapmamıştır darbeci çeteciler bağımsız yargı önünde hesap vermelidir. Elbette darbe teşebbüsünde bulunanlar yargılanacaktır. Ancak ülkeyi bu duruma getirenler, halkı âdeta birbirinden nefret eder duruma sokanlar, ordu içinde böyle bir gruplaşmaya yol açanlar da unutulmamalıdır. Eğer paralel yapı deniyorsa, o yapıyla yıllarca birlikte olanlar, onların serpilip güçlenmesine yol açanlar da unutulmamalıdır. Çok iyi bilinmektedir ki terör suç olduğu gibi teröristlere yardım ve yataklık etmek de suçtur.

Hadisede Türk Silahlı Kuvvetleriyle milletimizi karşı karşıya getirmek isteyen dış güçlerin parmağı var (olabilir). Darbenin TEK SORUMLUSU sadece paralel yapı değildir. Hatırlarsınız 2012’yılının Ağustos ayında Sn. Erdoğan Başbakan olarak ansızın bir karar verdi. Onun yakın korumasını yapan ekibin şeflerini değiştirdi. Takriben bu gelişmeden bir ay sonra da o koruma ekibinin tamamını görevden aldırdı. O günler İstanbul ve Ankara’daki konutlarında yakın korumasını yapanlar dâhil olmak üzere 300 polis memuru başka görevlere atandı.

Halk olarak „Haşhaşi“leri Büyük Selçuklu Devleti’nde yaşadık. Bu gözü dönmüş gizli örgütün devlet bünyesini nasıl esir almaya çalıştığını, gerektiğinde düşmanlarla nasıl iş birliğine gittiğini asırlar önce millet olarak yaşadık. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu sinsi güçlere, devlet bünyesini felç etmeye yönelik sızıntılara asla geçit vermez ve vermeyecek, vermemelidir.

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s