Yaşanan şiddette imzacı akademisyenler.
ümit
von Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu

a) Ülkede’ki son altı ay
Türkiye’de son altı ay içinde yaşanan şiddet eylemleri ve sokağa taşan toplumsal olaylar, Türkiye’de aşıldığı sanılan Kürt sorununun tüm şiddetiyle yeniden ortaya çıktığını göstermektedir. Ne var ki şiddet uygulayarak Kürt sorunu çözülmez. Zaten demokrasilerde de şiddetin yeri yoktur. Kürt sorunu toplumsal uzlaşma, akıl, mantık ve ortak dayanışma ile çözülecek. Artık bu sorun silahla çözülmez. PKK silahlı mücadeleden vazgeçmelidir.
Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini tesis etmek, kamu düzenini tahkim etmek devletin asli görevidir.

HDP gelişmeleri objektif olarak tahlil etmeli, siyasi tabloyu görmeli, PKK’ye Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleden vazgeçmesi çağrısında bulunmalı, bu konuda PKK’yi ikna etmelidir.

Kürt halkının düşüncesi inşa edilirken, toplumun kalbinde şovenimse bir dünya oluşturmamak gerekir.

HDP öz yönetim meselesiyle ilgili ülkemizde yapmayı düşündüğü MİTİNGLERİ güvenlik nedeniyle bu ortamda YAPMAMALIDIR, çünkü DAEŞ gibi dinci teröristler bu mitinglerde terör yapabilirler.

Diğer taraftan hem Türkiye ve hem de uluslararası arenada başta ABD ve AB gibi bazı devletler PKK’yi terörist bir örgüt olarak değerlendirmektedir. PKK’de örgüt olarak bu bağlamda devleti ’’terör devleti’’ olarak tanımlamaktadır. Dünya devletlerinin Teröre bakış açılarının çok farklı olması, terör ve terörizmin dünya devletleri tarafından kabul edilmiş ortak bir tanımının olmaması nedeniyle; neyin, ne zaman terör olduğu, meseleyi analiz ettiğimizde karşımıza çıkmaktadır.

Temel kavramlar üzerinde anlaşmazlık, herkesi kendi ideolojik yapısı içerisinde çözümler aramasına, dolayısıyla birbiriyle çelişen yaklaşımların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Terörün, insanlığın karşı karşıya bulunduğu en önemli ve en tehlikeli sorunlardan biri olarak kabul edilmesine rağmen, uzlaşmaya varılmış bir tanımın olmaması ciddi bir eksikliktir. Dolayısıyla bir bağlamda aynı kişinin aynı fiilden dolayı bir tarafta özgürlük savaşçısı bir kahraman, diğer tarafta ise en affedilmez suçları işlemiş bir hain olarak değerlendirilmesi, terörizm probleminin çözülmesi açısından ikilem oluşturmakta ve mücadeleyi güçleştirmektedir.

b) Aydınlar bildirisine söz gelince.

Bölgedeki çatışmalarla ilgili takriben 1128 akademisyenin yayınladığı bildiriyi birkaç kez okudum. Bu bildiri bilimsel değil, içeriği objektif değil. İmzalayanlar imzalarını Kürtleri veya Kürdistanı sevdiklerinden değil, mevcut hükümete karşı olmak için Kürtleri ve Kürt millet sorununu kullanmalarından kaynaklanmaktadır. Bu bildirinin içeriği gelişmelerin sebep sonuç ilişkilerini sentezleyen bir nitelikte de değil.

Akademisyen ünvanlı kişiler, kurnazca kelimelerin arkasına sığınmamalı, temsil ettikleri kesimin itibarını yerle bir edecek şekilde de davranmamalı, daha şimdiden bir taş yürekli yönetimin oluşuna ön ayak, yâda altlık olmamalılar. İnat ve menfaatinden dolayı gerçeği görmeyen bir insan her şeyi istismar edebilir. Yaptıkları işte budur.

Akademisyenler devleti eleştirebilmeliler, devleti eleştirdikleri gibi örgütü ’de eleştirebilme medeni cesaretine ilmen sahip olabilmeliler. Aydın olmak, demokrasiyi savunmak önce demokratik yöntemleri savunmakla olur.

Uluslar arası ilişkilerde devletlerin birbirlerinin iç işlerine belli ölçüde karışmaları normaldir. Türkiye, sadece son zamanlarda değil, son 200 yıldır casusların, ajanların, askeri istihbaratçıların cirit attıkları bir bölgedir. Mezopotamya’da cirit atan Ajanlar kendi direktifiyle hareket eden köstebeklerine itimat etmezler.

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s