Just another WordPress.com site

Archiv für Dezember, 2015

Putin Türk devletine meydan okudu: Buyur, Suriye hava sahasını şimdi ihlal et!


RUSYA Devlet Başkanı Vladimir Putin
Türk devletine meydan okudu: Buyur, Suriye hava sahasını şimdi ihlal et!
Tekmanpost in DÜNYA
putin
putin

Rusya Devlet Başkanı Putin, Türkiye’yle ilişkilerin düzeleceğinden umudunun olmadığını söyledi. Putin, Suriye’de artık hava savunma sistemleri olduğunu vurgulayarak, “Türkiye buyursun, şimdi de Suriye hava sahasını ihlal etsin” diye konuştu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geleneksel yılsonu basın toplantısında konuştu.

Yaklaşın 1400 gazetecinin katıldığı toplantıda açıklamalarda bulunan Putin, Türkiye’yle ilişkilerin düzeleceğinden umudunun bulunmadığını söyledi.

Putin, Rus hava kuvvetlerine ait uçağın Suriye sınırında Türkiye tarafından vurularak düşürülmesi konusunda da, “Türkiye’nin adımını düşmanca bir tavır olarak nitelendiriyoruz,” dedi.

Suriye’de artık hava savunma sistemleri olduğunun altını çizen Putin, “Türkiye buyursun, şimdi de Suriye hava sahasını ihlal etsin,” dedi.

Putin’in açıklamalarından satır başları şöyle:

“Uçağın düşürülmesi düşmanca bir adım”

“Türkiye yönetiminin uçağımızı düşürmesini, dostça bir adım olarak değil düşmanca bir adım olarak değerlendiriyoruz.

“Türkiye, NATO’nun arkasına saklandı”

“Bir problemle karşılaşıldığında insanlar normalde birbiriyle iletişim kurup açıklama yaparlar. Ancak uçağımızı düşürdükten sonra Türkiye, bunun yerine NATO’nun arkasına saklandı.

“G20’de Türkmenlerle ilgili bir şey duymadım”

“Biz Türkiye ile işbirliğini reddetmedik. Antalya’ya G20 zirvesine gittim ve orada birçok Türk yöneticiyle görüştüm. Bizim önümüze uluslararası hukuka uymayan Türkiye hakkında çok hassas konular koydular. Türkmenler hakkında ise hiçbir şey duymadım. Türkmenlere saldırılarla ilgili soru sorabilirlerdi. Biz de ‘Tamam anlıyoruz. Size yardım etmeye hazırız’ diyebilirdik.

“Türkiye buyursun, şimdi Suriye hava sahasını ihlal etsin”

“Türkiye uçağımızı düşürdükten sonra oradan (Suriye’den) çekileceğimizi mi düşündü? Rusya öyle bir ülke değil. Suriye’deki varlığımızı güçlendirdik. Suriye’de artık S-400 hava savunma sistemlerimiz var. Türkiye eskiden Suriye’nin hava sahasını sürekli olarak ihlal ediyordu. İsterse, buyursun şimdi de etsin.

“Üçüncü tarafın etkisi var mı bilmiyorum”

“Türkiye ile yaşadığımız anlaşmazlıkta üçüncü bir tarafın etkisi var mı bilmiyorum. Belki de Türk yönetiminden birileri ABD’lilere yalakalık yapmak istemiştir. Belki de ABD ve AB’ye Türklerin ‘onların İslamcıları’ olduğunu göstermek istemişlerdir.

“Türk yönetiminin İslamlaştırma politikası yüzünden Atatürk herhalde mezarında ters dönmüştür.

“İlişkilerin onarılmasında umut görmüyorum”

“Türkiye’deki mevcut yönetimle anlaşmaya varmak zor olacak gibi görünüyor. İlişkilerin onarılması konusunda umut görmüyorum.

“Suriye’de siyasi çözüm mümkün”

“Suriye krizi konusundaki tutumumuzu değiştirmedik. Suriye’yi kimin yöneteceğine dış güçler karar veremez. Rusya, Suriye krizinin tüm tarafları memnun edecek şekilde çözülmesi için çaba gösterecek. Suriye’de siyasi çözüm mümkün. Bunun erken gerçekleşmesi daha iyi olur.

“Rusya’nın Suriye krizinin çözümü için bir planı var ve planımızdaki kilit konular ABD’nin görüşleriyle de uyuşuyor. Uzlaşı içinde olduğumuz noktalar, anayasa üzerinde ortak çalışma yapılması ve seçim düzenlenmesi.

Advertisements

KDP’den PKK’ya: Kürtler için ne yaptınız


KDP’den PKK’ya: Kürtler için ne yaptınız
Barzani’nin liderliğindeki KDP’den yapılan açıklamada PKK’ya yönelik „Kürt milletine sorun ve engel çıkarmaktan başka ne yaptınız“ denildi
pkk_1599
KDP’den PKK’ya: Kürtler için ne yaptınız

IKBY Başkanı Mesut Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), PKK’nın siyasi kolu KCK’ya sert eleştirilerde bulundu.

KDP’nin resmi internet sitesinde yayınlanan açıklamada, „KCK, her zaman olduğu gibi KDP’yi hedef alacak şekilde düşmanca bir yazılı açıklama yaptı. Artık herhangi bir sorunda veya kendi siyasi işlerinde bir başarısızlık elde ederlerse, şüphesiz haksız bir şekilde KDP’yi suçlamalarına alıştık. KDP’yi her zaman kötü ve ağır yenilgiler almış bir parti olarak gösterme gayreti içerisinde olup, bizi karalama dışında sanki hiçbir işleri yokmuş gibi bir tabloyu ortaya çıkarıyorlar“ ifadelerine yer verildi.

“NEDEN SİZİN YANLIŞINIZIN BEDELİNİ ÖDESİN“
Türk askerinin Musul yakınlarında yerleşmesinin, KCK’nın yanlış siyaseti sonucu meydana geldiği kaydedilen açıklamada, „KDP neden sizin yanlış siyasetinizin bedelini ödesin, daha ne yapsın KDP, birçok sebepten dolayı Kürdistan halkı ve toprağı için bedelle sonuçlanan zulmünüzü bile milletten saklamıştır“ değerlendirmesinde bulunuldu.

“KÜRT MİLLETİNE ENGEL ÇIKARMAKTAN BAŞKA NE YAPTINIZ“
Kürt halkı önünde sorunun asıl kaynağının KCK olduğuna işaret edilen açıklamada, „Kürt kurtuluş hareketi ve Kürdistan halkının önünde sizler sorunların kaynağı oldunuz. Siz dahil hiç kimse ne istediğinizi bilmiyor. Neyin peşinde olup, kim tarafından öne sürüldüğünüzü bilmiyor. Kürt milletine sorun ve engel çıkarmaktan başka ne yaptınız Neden gidip sorunlarınızı Türkiye ile çözmüyorsunuz. Madem Türkiye’ye karşı gelemiyorsunuz, neden Kürdistan bölgesi için sorunlara sebep oluyorsunuz“ yorumu yapıldı.

Açılamada, şu ifadelere yer verildi:

„Sizin Kürdistan bölgesine neler yaptığınızı Kürdistan halkının bilmesi ve bu zulmünden haberdar olması için harabeye dönmesine sebep olduğunuz 500 köy ismini verebiliriz. Oralardaki köylerde hayat adına bir şey kalmadı ve insanlar göç etti. Kürdistan hükümetinin bu köyleri yeniden inşa edip hizmet götürmesine de izin vermediniz. Kürtlerin hayatını karıştırmak sizin mesleğiniz olmuştur. Bu sebeple de Türkiye’deki birçok köyde hayatı ortadan kaldırmak ile meşgulsünüz. Sizin bu yanlış siyasetiniz yüzünden o bölgedeki halkın huzuru kalmadı ve göç yollarına düştüler. Kürdistan halkının sizi tanımasının vakti gelmiştir. Mukayese etsinler, siz mi Kürdistan halkının yaşamını alt üst ettiniz yoksa Kürdistan Demokrat Partisi mi “

KCK’dan, dün yapılan açıklamada, KDP sert bir dille eleştirilerek, „Irak’a asker gönderilmesi, söylenildiği gibi bazı güçleri eğitmek amaçlı değildir. Böyle söylenerek gerçek amaç gizlenmeye çalışılmaktadır“ iddiasında bulunulmuştu.

Avrupa Gladyosu, Alman derin devleti ve Hablemitoğlu cinayeti


Avrupa Gladyosu, Alman derin devleti ve Hablemitoğlu cinayeti
resized_a2801-aa5817cemkucuk
Cem Küçük

Soğuk Savaş“ın bir ürünü olan NATO“nun gizli orduları ya da diğer adıyla Stay Behind (Geride Duranlar) her türlü illegal faaliyetin yürütüldüğü merkezlerdi. İtalya“da küçük bir kısmı dışında NATO“nun gizli yapılarının hiçbiri açığa çıkartılmadı.
Açığa çıkartılmasına da asla müsaade etmezler. Paris“te öldürülen Sakine Cansız ve diğer iki kadının cinayetleri Almanya ve İngiltere“nin başını çektiği Avrupa Gladyosu“nun işiydi. PKK“nın Avrupa“da bu kadar kolay haraç toplaması ve lojistik destek bulması bu iki ülkenin eseriydi. İngilizler kendilerini kamufle ediyorlar ama Almanlar o kadar başarılı değiller.

Alman derin devleti bütün faaliyetlerini gizli servisi BND ve belirli vakıflar üzerinden yürütüyor. Freidrich Ebert, Freidrich Naumann, Heinrich Böll ve özellikle Konrad Adenauer Vakfı Türkiye“de faaliyet gösteriyorlar. O kadar çok iş yapıyorlar ki, kimse de bu vakıfların arkasında bir bit yeniği aramıyor.

Almanların bizdeki örtülü operasyonları dışında bir de gurbetçilerimize yaptıkları var. En son Stuttgart banliyösünde çıkan yangın ve ölen vatandaşlarımızın durumu tam bir skandal. Etnik ve mezhepsel sorunları öne sürüp bize insan hakları dersi veren ve soluğu hemen Türkiye“de alan Alman parlamenterlere sormak lazım: Acaba Alman gizli servislerinin bu kirli işleri için ne düşünüyorlar?

Başta kundaklama ve geçmiş yıllardaki dönerci cinayetleri olmak üzere Alman derin devletinin bu işleri yapmasının belirli sebepleri var. Bir kere Türkleri Almanya“da istemiyorlar ve bir an önce vatanlarına geri döndün diye baskı yapıyorlar. İkincisi Türkler hem ekonomik hem de nüfus anlamında Almanya“da güçleniyorlar. Bunun önüne geçmek için de illegal her işi deniyorlar. Almanların niçin böyle bir siyaset izlediklerine dair gazetemiz yazarlarından Murat Aksoy“un Türkiye-Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı Başkanı Prof. Dr. Faruk Şen“le yaptığı röportajı mutlaka okuyun. Orada sosyolojik anlamda da geniş açıklamalar var.

Peki Almanya“da illegal yapılanmalar ve örtülü operasyonların arkasında kim var sorusunu sorduğumuzda akla ilk gelen Anayasa“yı Koruma Örgütü“dür. Bu örgütün bünyesinde 60 bin civarında Neo-Nazi var. Alman devleti korkutma, öldürme, sindirme işlerini bu örgüt üzerinden yapıyor.

Geçmişte de birçok vatandaşımız Almanya“da öldürüldüler. Alman siyaseti bu konuyla ilgili kılını kıpırdatmadı. Göstermelik bir iki soruşturma dışında tek bir adım atılmadı. Zaten bu cinayetlerin faillerinin bulunmasını beklemek hayalcilik olur. Asla bulunmayacaklar.

Bulunsaydı Alman derin devletinin isteğiyle öldürülen Necip Hablemitoğlu“nun zanlıları bulunurdu, ama bulunmadı. Sırf bu cinayet için Türkiye“ye kadar zahmet eden dönemin BND Başkanı Dr. August Hanning“e bu meseleyi sormak lazım. Niye mi? 2000 yılında Alman polisi Türkiye“nin Berlin ve Frankfurt“taki Merkez Bankası temsilciliklerini bastı. Frankfurt Savcısı Job Tilmann 100 binin üzerinde gurbetçimizin vergi kaçırdığını ileri sürdü.

Ancak nedense soruşturma fazla uzatılmadı. Pek konuşulmadı ama iddialara göre Alman savcıları bazı işadamlarımızın usulsüzlüklerini saptamıştı. İşin içinde uyuşturucu ve silah kaçakçılığı gibi meseleler de vardı.

Söylenenlere göre Alman derin devleti bu işin üzerini örtme karşılığında bizden bir şeyler istemişti. Vakıfların daha rahat hareket edebilmeleri ve onlara kolaylık sağlanması, Türki Cumhuriyetler“de birtakım işler gibi konular üzerinde konuşulmuştu. Gizli tutulan ama konuşulan bir konu daha vardı: Necip Hablemitoğlu. Ne kadar doğru bilinmez ama Hablemitoğlu da masada konuşulan konulardan biriydi.

Emareler gösteriyor ki, Hablemitoğlu suikastında en güçlü şüpheli Almanlar. Hablemitoğlu cinayetinden 3 gün önce Alman BND bağlantılı 9 kişilik GSG9 timi İstanbul“a gelmiş ve bu tim Atatürk Havaalanı“ndan diplomatik pasaportlarla giriş yapmışlardır. Aynı grup Hablemitoğlu cinayetinden iki gün sonra Türkiye“den çıkmışlardı. Bu grup Türkiye“ye niçin gelmişti? Görevleri ve misyonları nelerdi? Bu grup hakkında niçin hiçbir soruşturma yapılmadı? Belki o dönemki MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun“un bu konuda bilgisine başvurulabilir.

Almanların Axel Springer üzerinden medyada, Deutsche Bank üzerinden finans sistemimiz üzerinde yaptıkları operasyonları saymaya bu sayfalar yetmez.

Neticede Almanlar bildiğini okumaya devam ediyor, edecektir de. Birkaç sene sonra gene vatandaşlarımız ölecek, gene kanlı işlerine devam edeceklerdir. Alman derin devleti özelinde Avrupa Gladyosu bu toprakları asla rahat bırakmayacaktır.

Twitter.com/cemkucuk55

Almanya’nın en korktuğu isim


Almanya’nın en korktuğu isim

Almanya’da seminerler veriyordu. Frankfurt Havalimanı’nda tutuklandı. Alman Hükümeti onu MİT adına ajanlık yapmakla suçladı. Bir yıl yargıladı.Tek bir delil bile bulamayınca „Senin Türk Bond olduğunu biliyoruz ama kanıtımız yok“ diyerek serbest bıraktı. Almanlar’ın aklını başından alan adam Taha Gergerlioğlu ilk kez Yaz-Boz’da Tekmanpost’da konuştu…

gergerlioglu

Almanyanın en korktuğu isim Muhammed Taha Gergerlioğlu kendi tabiriyle yüz yıllardır devlete hizmet eden bir aileden geliyor. Dedesi Abdurrahman Efendi, 2. Abdülhamit döneminin en önemli danışmanlarından biriydi. Kendisi de özellikle sırasıyla Halk Bankası İcra Kurulu Başdanışmanlığı, TMSF Denetim Kurulu üyeliği, GAP sosyometrik danışmanlığı ve Başbakanlık sosyometri danışmanlığı görevlerini yaptı. Avrupa’da da seminerler veriyor, danışmanlık yapıyor, Türkiye’de olmayan teknolojik altyapıları ülkesine getirmek için çalışıyordu. 2014 yılının 17 Aralık günü Almanya’nın Frankfurt kentinde apar topar tutuklandı. Bir yıllık işkence ve sorgunun ardından Alman yargısı ‚delil bulamadık‘ diyerek ajanlıkla suçladığı Gergerlioğlu ve diğer iki ismi serbest bıraktı. Almanya’yı sallayan adam ise ilk kez YAZ-BOZ’a konuştu:

► Beni Türkiye’nin 4. güçlü kişisi diye tutukladılar: Alman İstihbaratı beni ‚Türk Casusu‘ adı altında her noktada dinledi. Birçok bağlantı kurduklarını söylediler. Beni Türkiye’nin en güçlü dördüncü ismi zannediyorlardı. Onun için devlet yapılanması hakkında sorgu yaptılar. Zaten operasyonun asıl hedefi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dı. Benim üzerimden Türkiye’ye operasyon yapmaya kalktılar.

► Alman istihbaratı’nda paralel yapı mensupları var: Hakkımda hazırladıkları iddianame Gülenci savcı ve polislerin yazdıklarına çok benziyordu. Aynı kumpas iddiaları ve gerçek dışı bağlantılar bulunuyordu. Hatta bir keresinde bir ajan bize „Gülen ile Erdoğan arasında çatışma çıksa kim kazanır“ diye sormuştu. Alman İstihbaratı içinde Paralel Yapı mensubu kişiler de bulunuyor.

► Türkiye’den korktular: Türk toplumunun Almanya’da bütün olarak yaşamaları Almanlar’ı tehdit etti. Türkiye’nin yeniden uyanışından çok korkuyorlar. Bu nedenle bizim üzerimizden Türkiye’ye operasyon yapmaya kalkıştılar. Türkiye’nin büyümesi onları çok rahatsız ediyor. Ben tek başıma Avrupa’yı bu kadar titrettiysem devletimiz kim bilir neler yapar!

► Almanya, PKK’yı destekliyor: Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusu’nu karıştırma görevini Almanlar yürütüyor. Zaten PKK’yı terörist olarak görmelerine rağmen PKK’ya vakıflar üzerinden önemli destek sağlıyorlar.

► İşkence yaptılar: Cezaevinde psikolojik açıdan çok işkence gördüm. 11 ay boyunca güneş ışığı göstermediler. Her fırsatta aşağılayıcı ifadeler kullandılar. Avrupa’nın ileri demokrasisi cezaevlerinde işlemiyor.

► Bana ‚Türk Bond‘ dediler: Almanlar beni „Türkiye’nin James Bond’u“ diye tanıttılar. O kadar araştırma, tape ve suçlama sonunda bir tek delil bile bulamadılar. Alman İstihbaratı hala benim profesyonel bir ajan olduğuma inanıyor. Bana „Senin Türk James Bond olduğunu biliyoruz ama bunu kanıtlayamadık“ dedi.

► Yaz-Boz’u da dinliyorlar: Duruşmadan sonra Alman Mahkeme Heyeti benimle fotoğraf çektirmek istedi. Hatıra olmasını istemişler. Gerçi beni hala takip edip dinlediklerini düşünüyorum. Hatta bana göre istihbarat servisleri asıl Yaz-Boz ekibini de dinliyordur.

NE OLMUŞTU?
Alman Federal Mahkemesi geçtiğimiz yıl Kasım ayında „Türk İstihbarat servisi için çalıştıkları“ suçlamasıyla Taha Gergerlioğlu, Göksel Güler ve Ahmet Duran Yüksel hakkında yakalama kararı çıkarttı. Söz konusu isimleri takip etmek için 4 bin telefon görüşmesini dinledi. Takip sonucu üç isim 17 Aralık 2014’te gözaltına alındı.. Savcı Frauke Köhler, üç ismi „Almanya’daki Türkler ve onların oluşturduğu STK’larla ilgili bilgi toplamakla“ suçladı. Türk makamları ise üçlünün MİT’e çalıştığı iddialarını reddetti. 1 yıl süren davada 6 Kasım 2015’te ise Alman mahkemesi yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle üç ismi serbest bıraktı.

Av. Tahir Elçi cinayeti


Av. Tahir Elçi cinayeti

ümit 22
von Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu
„Birçok medeniyete beşiklik etmiş, ev sahipliği yapmış bu kadim bölgede silahlı çatışma operasyon istemiyoruz“. Av. Tahir Elçi 28.11.2015 Diyarbakır. Lakin bu akıllı sözlerin hatibi aynı gün Yenikapı Sokak’ta bulunan dört ayaklı minarenin bulunduğu Caminin önünde şehit edildi. Bu suikastla ülkemizde barış, demokrasi ve kardeşlik katledildi. Bu hadise siyasi bir cinayettir ve Türkiye’de siyasi cinayetler döneminin kapanmadığının açık göstergesidir. ‘’İçişleri Bakanlığı’nın görevlendirdiği müfettişler, Av. Tahir Elçi’nin öldürülmeden önce, iki polisi şehit eden PKK’lıları takip eden Diyarbakır İstihbarat Şube Müdürlüğü ekiplerinin olaya hiç tepki göstermediğini tespit etti’’. Bu cümlelerde gösteriyor ki Av. Tahir Elçi cinayeti devletin ve istihbaratın bölgede zayıf olduğunun kanıtıdır. Ülkede ırkçıların hedefi olan, PKK’yı da eleştirmiş bir insan böyle korunmaz. Müfettişlerin bu tespiti cinayetin aydınlanmasından, gerçeğin ortaya çıkmasından, rahatsız olan çevrelerin var olduğuna işaret ediyor. Dolayısıyla olay tüm yönleriyle detaylı olarak araştırılmalıdır.

Adaletin kısa sürede işlemesi benim en büyük temennimdir. Öyle anlaşılıyor ki; yetkili makamlar cinayeti aydınlatacak, soruşturma ‘da en kısa sürede neticelendirilecek, katiller yakalanacaktır. Bence Av. Tahir Elçi cinayeti, devletin tasarlayıp sahnelediği bir cinayet değildir. Dört olasılık üzerinde araştırma yapmakta yarar var. Bir suikast planı olabilir. İki olay yerindeki polislerin silahından çıkmış bir mermiyle hadise kaza sonucu olmuş olabilir. Üç mermiler hendeklerin olduğu noktadan gelmiş olabilir. Dört mermiler kaçan militanların silahından çıkmış olabilir.

Ben burada kısaca ikinci olasılığı irdelemek istiyorum. İkinci olasılıkta, olay bir kaza sonucu olabilir? Bu savı aydınlatabilmek için olay kriminolojik metotlarla objektif olarak araştırılmalıdır. Olayını izahı ile görevli bulunan Kriminolojik araştırma yetkilileri, hadiseyi maksadı itibariyle ele almak suretiyle, olayı kriminolojik metotlarla aydınlatması gerekir. Zira Hiçbir suç tek saike bağlanamaz. İşte bu bağlamda Av. Tahir Elçi hadisesinde sokak ta koşan o iki militan da cinayet vakasında rol almış olabilirler. Rahmetli Tahir’i vuran merminin polise ait olmadığına dair ciddi ve inandırıcı haberler var. Kameraların ’da görüntülediği gibi Tahir’i sivil polis zanneden militanlar vurmuş olabilir.

Hadise anında güvenlik zafiyeti var. Polislerin yakınlarından geçen saldırganları vuramaması onların beceriksizliklerinden kaynaklanıyor. Her ne kadar savcılık makamı saldırganların vurulduğunu iddia ediyorsa da, saldırganların vurulduklarına dair somut bir delil ortada yok. Videoda izlediğim kadarıyla saldırganların vurulma anını gösteren bir belirti yok. Bölgedeki baro başkanları, bu hadiseden sonra, istesinler ya da istemesinler, devlet tarafından yakın korunmaya alınmak zorundalar. Av. Tahir Elçi hadisesinde POLIS ve KCK zan altındadır. OLAYIN DERHAL AYDINLATILMASI LAZIM.

Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin ölümüne uzak atış mesafesinden ateşlenen silahın neden olduğu tespit edildi. Aslında Tahire sıkılan kurşun onun gibi tüm düşünenlere sıkıldı. Onu katledenler bilsinler; bu ülke de milyonlarca Tahir Elçi var. Türkiye’deki Gladio örgütü bu cinayeti işlemiş olabilir. „Avrupa Topluluğu’na üye pek çok ülkede gizli, paralel istihbarat ve silahlı operasyon örgütlerinin 50 yıldır var olduğu Avrupa hükümetleri tarafından ortaya çıkarılmıştır. 50yıldır bu örgütlerin demokratik kontrolden kurtulduğu bazı malum gizli servislerince yönetildiği bilinmektedir. Gladio’nun pek çok üyesi, P-2 diye bilinen bir başka gizli örgütün mensubudur. Av. Tahir Elçi’yi P-2’nin öldürdüğünü düşünüyorum. Çünkü P-2’nin uzmanlık alanlarından biri provokasyon tertiplemektir, Av. Elçiyi öldürerek ülkemizi bir iç savaşın eşiğine çekmek istediler. Av. Tahir Elçi’yi öldüren kurşunun P-2’nin silahından çıktığı kesin, hangi amaçla çıktığı adil bir soruşturma ile ortaya çıkarılabilir.

Eğer söz konusu mermi çekirdeği bulunamazsa Av. Tahir Elçi cinayeti ‘faili meçhul’ kalabilir. Adalet bakanı Sayın Bozdağ olay yerinde yapılan incelemede deforme olmuş bir mermi çekirdeği bulunduğunu ve delil üzerinde hassasiyetle durulduğunu açıkladı. Bu açıklamada gösteriyor ki yetkili soruşturma makamları, yetkili savcılarımız cinayeti aydınlatacak, soruşturma ‘da en kısa sürede neticelendirilecek, katiller yakalanacaktır.

Bu arada bu cinayetin olayın aydınlana bilmesi için TBMM’sindeki bir Diyarbakır milletvekilin ne yapması gerekir sorusuna, Leyla Zana’nın meclisteki son konuşmasını irdeleyerek cevap vermeye çalışacağım.

2.) Leyla Zana’nın yemin meselesine gelince
„Bi Hevîya Aşîtî Kî Bi Rûmet Û Mayînde“ = Onurlu ve kalıcı bir barış umuduyla“ 17.11.2015 Leyla Zana , TBMM Ankara.

Bu sözün sahibi bence bu sözden sonra yemin metnini kendisi uygun görmediği için okumayıp, yerine oturması gerekirdi. O zaman onun o tavrını bende çeşitli nedenlerle uygun görürdüm. Ama yemin metnini okuyor, bir kelime metnin üzerinde metnin içeriğini değiştirmeden bir kelimelik bir değişiklik yapıyor. Bu siyaseten doğru bir tavır değildir. Bu bir şov yapma veya şark kurnazlığını siyasi arenada kullanarak, kendini siyasi aktüalitede tutabilme meselesidir. O ki yemin metnini doğru bulmuyorsun, bende doğru bulmuyorum, açık açık buradan söyleyeyim, metnin eleştirdiğim yanı çok, o zaman mübarek kendine uygun bir yemin metini hazırlayıp, o metni TBMM’sinde okuman gerekir, onu ’da yapmıyorsun, çünkü anayasadaki boşluğu doldurabilecek bir yemin metini yaza bilme bilgisinden akıl hocaların gibi mahrumsun. Bilakis burada belirtmek istiyorum Sayın Leyla Zana’nın akıl hocaları onu yanılttılar. Halkımızın, bu tip iki gün sonrasını bile göremeyen, anayasaya uygun bir yemin metni yazma kabiliyetinden yoksun olan, akıl hocalarına TBMM’sinde ihtiyacı yok.

Sonuca gelince. Seçimi kazanmasına rağmen, yemin etmeyen veya yemini başkan tarafından geçerli sayılmayan milletvekili olamaz, bu Anayasaya ‘da uygundur. Anayasamızda yemin etme zorunluluğu var, yaptığı yemin oturumu yöneten TBMM Başkanı tarafından geçerli kabul edilmezse, anayasaya uygun bir şekilde yemin etmeyen üye, resmen milletvekili olamıyor.

Bundan sonra Leyla Zana, TBMM’sinde maşını alır, yasama faaliyetlerine katılamaz, komisyonlarda görev alamaz, kanun teklifi veremez.

Eğer bu ortamda herhangi bir Milletvekilliğini çeşitli nedenlerle Milletvekilliğini yapamıyorsa, istifa etmesi, başka bir insanın mebus olmasına olanak tanıması gerekir, aksi ise anayasaya uygun yemin edip mebusluk yapmaktır. Bu ikisi arasında Leyla Zana’nın şimdi bir tercih yapması gerekir. Takdir kendisinin.

Anayasada yemin ettikten sonra ettiği yemine uymayan Milletvekiline nasıl bir yaptırımın uygulanacağı belli değil, yeni anayasa yazıldığında inşallah bu konu ’da, anayasayı yapan merci bir çözüm getirir.

Bu iki hadiseden çıkardığım sonuç:
a.) Ulusal ordusu olmayan bir millet ulusal birliğini kuramaz, ulusal birliği kurulmayan veya olmayan bir millet ulusal devletini de kuramaz.
b.) Mecliste Yemin töreninde şov yapmasını bilen Leyla Zana Diyarbakır milletvekili, şimdi Rahmetli Av. Tahir Elçi’nin katilinin bulunması için TBMM’sinde bir araştırma komisyonunun kurulması için müracaat yapabilecek yetkiye bile sahip değil. Bu mu Kürtlere TBMM’sinde Vekil olabilmek?
c.) Rahmetli Av. Tahir Elçi ve merhum Polislerimizin katilleri derhal yakalanmalı ve yargı önünde hesap vermeliler.

NOT: Bu sütunlar aracılığıyla tekrar hadise günü şehit düşen Polislerimizin ve Şehit Av. Tahir Elçi’nin başta aileleri olmak üzere tüm sevenlerine sabır diliyor, yaralılar içinde dua ediyorum.

Bombalayacağımız yerleri önceden Ankara’ya söyledik


Bombalayacağımız yerleri önceden Ankara’ya söyledik
„Evet… Bölgedeki gelişmeleri derinlemesine anlamak için Mehmet Ali Güller’in AMERİKAN KORİDORU kitabını tavsiye ederim.“ SONER YALÇIN
bombalayacagimiz-yerleri-onceden-ankaraya-soyledik-0312151200_m2
Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’dan çarpıcı açıklamalar.

Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov, Rus savaş uçağı SU-24’ün düşürülmesi konusunda çok önemli açıklamalar yaptı. Türkiye’de bazı kesimlerin ‚Türkmen Dağı’nda Türkmen katliamı yapılıyor‘ iddialarının doğru olmadığını belirten Karlov, ‚Biz orada Rus teröristleri (Çeçen) hedef almıştık‘ dedi.

Ankara ile Moskova arasındaki uçak krizi sıcaklığını korurken Türkiye’nin, Rus uçaklarının Suriye’deki operasyonları sırasında vurulmasını istemediği bölgelerin listesini Rusya Savunma Bakanlığına vermediği ortaya çıktı. Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov, 7 Ekim’deki Rus Savunma Bakan Yardımcısının NATO askeri ateşeleriyle toplantı yaptığını belirterek, Türkiye ateşesinin de katıldığı toplantıda Suriye’de bombalanacak yerlerin NATO üyelerine verildiğini söyledi. Karlov önceliklerinin Suriye’nin toprak bütünlüğü olduğunu vurguladı. Büyükelçi Türkmen Dağı’nda Türkmenleri değil Rus vatandaşı olan teröristleri vurduklarını da açıkladı. Büyükelçi Karlov, 1,5 saat süren görüşmede çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Aydınlık’tan İsmet Özçelik ve Deniz Kahraman’ın Büyükelçi Andrey Karlov’la yaptığı röportaj şöyle:

„İLİŞKİLERİMİZİN TARİHİ İKİYE BÖLÜNDÜ

Uçak krizi şu anda hangi aşamada?

Rus bombardıman uçağıyla ilgili olan olaylar, bizim ikili ilişkilerimizin tarihini ikiye bölmüştür. 24 Kasım öncesi ve 24 Kasım sonrası…

Olayın ardından Kremlin’den yapılan açıklamada, bir provokasyondan söz edildi. Bu provokasyon kime kim tarafından ve niye yapıldı?

Son yıllarda, iki ülkenin elde etmiş olduğu başarılar baltalanmış oldu. Provokasyonun arkasında kimin olduğunu, daha önce Devlet Başkanımıza da soruldu. Şöyle cevaplayabilirim. Arkasında kimin olduğu önemli değil, önemli olan şu: Bizim savaş uçağımız düşürülmüştür. Suriye’de operasyonlara başlarken bir uydumuzu Suriye üzerinde konuşlandırdık. Bunu sivil hedeflere ve müttefiklerimize zarar vermemek için yaptık. O gün düşürülen uçağın yanı sıra, diğer bir uçağımız daha hareket ediyordu. O uçak, uçağı düşüren füzenin fırlatıldığı anı tespit etti. Aslında düşürülen uçağın mürettebatı şehit düştü ama navigasyon askeri hayatta ve uçağın güzergahını belirliyordu. O bölgenin yakınında bizim hava üssümüz ve radarlarımız var. Bizim verilerimiz defalarca kontrol edildi. Kısaca, Rus uçağı, Türk hava sahasına girmemiştir. Bizim uçağımızın uçuş güzergahı sınırınıza en fazla bir kilometre yakındır. Türk uçağı ise Suriye hava sahasını ihlal etmiş, Suriye hava sahasında 2 kilometre derinliğe kadar girmiştir. Füzeyi de Suriye hava sahasında bulunduğu sırada fırlatmıştır.

RUS UÇAĞI OLDUĞU BİLİNİYORDU

En çok tartışılan konulardan bir tanesi de Türk uçaklarının uyarıda bulunup bulunmadığı… Uyarıyı Rus uçakları duymadı mı? İkincisi, Türk uçakları Rus uçağını vururken, bunun Rus uçağı olduğunu biliyor muydu?

Aslında bizim düşürülen uçağımızın navigasyon uzmanı kurtarıldıktan sonra, Hmeymim hava üssüne gönderildi ve bir grup Rus basın mensubu ile görüştü. Kendisi, net bir şekilde ifade etti ki, herhangi bir uyarı ya da ikaz gelmedi. Ekim ortasında, Türkiye’ye Rus Uzay ve Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Dronov ziyareti gerçekleştirildi. Türk tarafına „sıcak hat“ diyebileceğimiz, başında sorumlu askerimizin bulunduğu bir telefon verildi. Bu tür durumlarda kullanılabileceğini söyledi. Dronov, bu konuda Türkiye ile yakın işbirliğine hazır olduğumuzu teyit etti. Türkiye tarafının o olayda, sıcak hattı kullandığı bilgisi yoktur. Aslında Türk tarafının, Türk pilotlarının uçağımızı görüp görmediklerine ilişkin şunu söyleyebilirim; Türk pilotlarının yüksek profesyonellikte olduğundan hiç şüphemiz yok, havada hangi uçak ve kime ait, tespit edebilirler… Bu kabiliyetleri var.

Aydınlığa kavuşturmak için soruyorum, böyle bir hat var ve kullanılmadı mı?

Bildiğim kadarıyla bu hat, Türkiye tarafından hiçbir zaman kullanılmadı.

ABD ile Rusya arasında Suriye’de bilgi değişimini kapsayan bir anlaşma var. Anlaşma bilgilerin diğer koalisyon ülkeleriyle de paylaşılmasını içeriyor mu?

Rusya ile ABD arasında böyle bir belge imzalandı. Suriye’de yapılan operasyonlarda uçuşların güvenliğinin sağlanmasına dair mutabakat zaptı…

Tarihi nedir?

Bu anlaşma 20 Ekim 2015 tarihinde imzalanmıştır. Özellikle de söz konusu mutabakatın 7. maddesinden söz etmek istiyorum. Mutabakata katılan Amerikan katılımcı, IŞİD’ci karşı koalisyonun diğer üyelerine mutabakatın uygulanması ve mutabakatın koşuları ile ilgili bilgi paylaşmayı taahhüt etti. Mutabakatın 2. maddesi de önemli. Mutabakata katılan taraf, karşı tarafa insanlı ya da insansız hava araçlarına karşı karadan havaya, havadan havaya füzeleri ile müdahale etmeyecekti. Bu anlaşma trajediden bir ay önce imzalandı.

IŞİD’İN PETROL SATIŞI

Putin Türkiye’nin IŞİD ile petrol ticareti yaptığını iddia etti.

IŞİD petrolünün Türkiye’ye gittiğine dair bilgilerden Sayın Devlet Başkanımız daha Antalya’daki G-20 zirvesi sırasında yaptığı basın toplantısında söz etti.

İsmini vermemişti ama…

Doğru, şimdi önce, uzun uzun tankerler, petrol boru hattı gibi araçlardan söz etti Sayın Devlet Başkanımız… Sonra da kendisi, daha ayrıntı paylaştı. Türkiye’ye doğru ilerlediğini gündeme getirdi.

Bu konuda „Elimizde kanıtlar var“ demişti…

Şu anda devlet başkanımızın ve diğer yöneticilerimizin yaptıkları konuşmalara atıfta bulunarak ifade ediyorum. Konu çok önemli ve çok hassas. O yüzden herhangi bir anlaşmazlık yaratmak istemiyorum.

Bu konu BM Güvenlik Konseyi kararlarını da ilgilendiriyor. Konuyu, BM Güvenlik Konseyi’ne taşıyacak mısınız?

Özellikle dün (salı günü) Sayın Putin’in dile getirdiği hususlara benim ilave edeceğim bir şey yok.

ERDOĞAN’IN BİLGİSİ VAR MI

Peki, uçağın düşürülmesinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bilgisi olduğunu düşünüyor musunuz?

Bunu tahmin etmek istemiyorum…

Telsiz görüşmelerinde, Rus uçağına yapılan ikazı Rus pilotlarının duymadığı sürekli gündemde. Şöyle iddialar da var Bu telsiz frekansları ile oynandığı gibi… Daha açıkça, Amerikalılar, telsizlere girip bu uyarının yapılmış olmasını engellemiş olabilirler mi?

Bu konuda da maalesef bir şey diyemeyeceğim…

RUSYA’YA DÖNÜŞLERİNİ ÖNLEMEYE KARARLIYIZ

Türkmen Dağı bölgesinde hedefiniz kimdi?

Suriye’de yaptığımız hava operasyonunun önemli sebeplerinden biri, orada bulunan Rusya kökenli teröristlerin etkisizleştirilmesi ve onların Rusya’ya dönüşlerinin engellenmesi… istihbaratımızdan aldığımız bilgilere göre o bölgede o anda bine yakın Rusya vatandaşı terörist bulunuyordu. Bunun bizim açımızdan ne kadar önemli olduğunu kanıtlamak için size bir örnek vereyim. Türkiye’nin başkenti Ankara’da tren garındaki korkunç trajediyi hatırlıyorsunuz. Aynı günde, patlama olduğu günde, Moskova’da bir grup terörist yakalandı. Bunlar da Moskova’da toplu taşıma sistemimizde eyleme hazırlanıyorlardı. Onların elinde patlayıcı maddeler vardı, terörist eyleme hazırlık aşamasındaydılar. Soruşturma yapıldıktan sonra ortaya çıktı ki, bu gruba katılan teröristlerin bazıları, Suriye’de patlayıcı madde eğitimi almıştır. İşte bu tür insanların Rusya’ya dönüp vatandaşlarımızı öldürmelerini kesinlikle önlemek istiyoruz.

PYD DAHA ÇOK ABD İLE TEMASTA

Rusya PYD’ye yardım ediyor mu?

Bizim aslında bu konuda tutumumuz çok açık ve nettir. Terörist olmayan aklı yerinde olan gruplarla Suriye’de işbirliğine hazırız. PYD’den söz etmek gerekirse, daha çok Amerikan tarafı ile temasta bulunuyorlar. Şu anda bizim için öncelik, Suriye’de faaliyet gösteren terörist örgütlerin bir listesinin hazırlanmasıdır.

PYD sizce terörist bir unsur mu?

Karşı bir soru soracağım… PYD, BM’nin terör listesinde var mı? BM’nin kabul ettiği terörist örgütleri biz de terörist olarak kabul ediyoruz.

ÖNCELİĞİMİZ SURİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ

PYD özerk bölgeler yaratmak istiyor. Kuzey Irak’taki gibi özerk yönetime doğru ilerleyen bir PYD’yi, Suriye’nin toprak bütünlüğüne bir tehdit olarak görüyor musunuz?

Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması, Rusya’nın Suriye politikasının önemli ve kilit bir parçasıdır.

RUSYA-TÜRKİYE YAKINLAŞMASI RAHATSIZ ETTİ

Uçak düştükten sonra ABD ve NATO’dan, bundan memnuniyet duydukları yönünde açıklamalar geldi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? ABD’nin bu olayda rolü var mıdır?

Bu tür yorumlar üzerine ben yorum yapmak istemiyorum. Ama şunu biliyorum, Rusya ile Türkiye arasında gelişen dinamik ilişkilerden dünyamızda herkes memnun kalmadı.

ABD’nin bölgedeki kuvvetleri artıyor. Bundan rahatsızlık duyuyor musunuz?

İncirlik konusu özellikle Türkiye-ABD ikili ilişkilerinin bir konusu…

Suriye sınırını koruması için F-15 E’ler ve F-15 C’ler gönderildi. Bu uçaklar arasında havadan havaya ateş eden uçaklar bulunuyor. Bunlar sizi rahatsız etmedi mi?

7 EKİM TOPLANTİSİ

Bu sınırı bunlar kimden koruyacak?

Bir husus daha eklemek isterim. 7 Ekim tarihinde Savunma Bakan Yardımcımız Bay Antonov, Savunma Bakanlığımıza NATO ülkelerinin askeri ataşelerini davet etti. Söz konusu toplantıda iki teklifte bulunduk. Birincisi, nereyi vuralım, hedefleri siz verin, işaretleyin biz yapalım… İkinci teklif, nereyi vurmayacağız, sizce hangi bölgelerde terörist yok, bize deyin, biz oralarda operasyonumuzu yapmayacağız. IŞID’in bulunduğu ve işaretlendiği Rus Savunma Bakanlığı’nın haritaları NATO’nun askeri ataşelerine verilmiştir. Toplantıya Türkiye’nin askeri ataşesi katıldı, hazır bulundu. Bu toplantıdan sonra katılan ülkelerden sadece bir tek Almanya’dan tepki geldi. Onlar da dediler ki paylaşmış olduğunuz bilgiler sonraki operasyonlarda göz önünde bulundurulacak.

Bombalayacağınız yerleri mi verdiniz?

Biz verdik.

Vuracağınız yerlerin haritasını…

Biz söyledik. Aynı haritaları karşı taraftan almayı bekliyorduk… Rus Büyükelçi, NATO ülkeleri arasında sadece Almanya’nın kendilerine dönüş yaptığını söyledi. YARIN: BTürk halkı düşmanımız değil M İşadamları yöneticilerin günahını çekiyor M Rusya Türk TIR’larına kapanıyor mu? M İlişkiler nasıl normale döner? Karlov, NATO ile paylaştıkları koordinatları haritada gösterdi.“

TEKMAN POST

Schlagwörter-Wolke