Just another WordPress.com site

Cumhurbaşkanı’nın Avrupa ziyareti

ümit 22

von Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu

Cumhurbaşkanı Erdoğan „Brüksel’e Kralın davetlisi olarak geldi. 1838 yılından bu yana ilk resmi daveti bu şekilde gerçekleştirilmiş oldu. Zatı âlileri ister Türkiye’de yaşasın ister yurt dışında, ister Türk olsun ister Kürt, tüm vatandaşlarımızla biriz, beraberiz, hep birlikte Türkiye’yiz, düşüncesinde. Brüksel’de Avrupa Birliği’ni ucu kendilerine dokunmadığı için savaştan kaçan Suriyelilerin dramını uzun bir süre görmezlikten gelmekle suçladı. Kozlar elinde turtan Cumhurbaşkanı Erdoğan Avrupa Birliği’ne dış politikanın ve diplomasinin tüm inceliklerine uygun olarak cevap verdi. Brüksel’de göçmen sorununda işbirliğinin karşılığı olarak mümkün olan her şeyi AB’den istedi ve bu isteklerinin hepsine olumlu yanıtlar aldı. Sığınmacı krizinin baskısı altında kalan Avrupa Birliği nihayet Suriye krizinin patlak verdiği 2011’den beri iki milyon Suriyeli mülteciyi barındıran Türkiye’ye ekonomik ’men yardım etme ye mecbur oldu. Halen Türkiye’de misafir edilen sığınmacıların Türkiye’ye getirdiği ekonomik yük 7,5 milyar dolar.

Şüphesiz Avrupa Birliği, Türkiye’deki kamplarda ikamet eden iki milyondan fazla Suriyeli sığınmacıya mali katkıda bulunmalıdır. Yapılması gereken bu ivedili yardım, tek başına Türkiye’yi değil aynı zamanda uluslararası toplumu ’da ilgilendiriyor. Bu bağlamda Birleşmiş Milletler Cemiyetinde ve hatta Bürükselde dile getirilen sığınmacıları koruya bilmek için Suriye toprakları üzerinde tampon bölge oluşturma fikri İnsan Hakları temel ilkelerine ve hukuka uygun bir düşünce. Kaosa batan Ortadoğu’da bir tampon bölge kurulması hem NATO ve hem de RUSYA tarafından da takdir ediliyor. Dolayısıyla sömürge düzeninin parçalanması sonucunda meydana gelen Ortadoğu’daki nüfus göçü, Avrupa ve Türkiye’yi ortak çıkar ittifakına zorluyor.

Gerçekten Avrupa Birliği köşeye sıkışmış durumda. Suriye’de dört yıldan bu yana devam eden savaşın sonuçlarını daha önceden Avrupalıların görmesi gerekirdi, ama bunu göremedikleri malum. Mülteci krizi nedeniyle ’de içine düştükleri şimdiki bu zor siyasi durumdan kendileri sorumlu. Sığınmacıların kitlesel akınıyla baş edebilmek için umutlarını Türkiye’ye tam manasıyla bağlamış bulunmaktalar. Türkiye’yi mülteci sorununun çözümünde “anahtar ülke” olarak görüyorlar. Göçmenlerin geldikleri ülkelerdeki koşullarının iyileştirilmesi, Suriye ve Irak’tan kaçan milyonlarca sığınmacının ilk durağı olan Türkiye gibi ülkeleri kapsamalı. AB ve BM Mültecilere Yardım Fonu derhal Türkiye’de yaşayan mülteci statüsündeki insanlarla yeterince ilgilenmeli. Eğer bu yapılmazsa yüz binlercesi yeniden Avrupa’ya doğru yola koyulacaktır. Yani ivedilikle Türkiye’ye para akıtılmalı ki mültecilerin Avrupa’ya gelmeleri önlenebilsin Türkiye ’dede bu insanlar refah içerisinde yaşaya bilsinler.

Bu arda belirtmekte yarar var, fazla sayıda sığınmacının Avrupa’ya gelmek istemesi nedeniyle Brüksel’i bir panik sarmış durumda. Bu panik dolayısıyla Avrupa Birliği’nin yetkilileri sırf istediklerine ulaşmak yani mültecilerin AB’ye gelmesini önleyebilmek için neredeyse Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ayaklarına kapandılar. Bu bağlamda Komisyon Başkanı Jean-Claude Juncker Cumhurbaşkanımız Erdoğan ile aralarında sıkı bir dostluk olduğunu belirterek, onu “Büyük bir reformcu“ sözleriyle övdü. Doğal olarak nezaket, hatta belli ölçüde iltifat etmek diplomasinin bir parçasıdır.

İşte bu siyasi gelişmeler Brüksel’de görüşülürken, tartışılırken bir Rus savaş uçağı navigasyon hatası sonucu Türk hava sahasını ihlal etti. Benzer olaylar tekrar yaşanmamalı, mesele ise abartılmamalı. Batı, Moskova ile Ankara arasındaki ilişkileri hedef alarak provokatif açıklamalar yapmaya başladı. Türkiye bu emperyalist açıklamalara inanmamalı.

Rusya’nın Suriye’de hava operasyonlarını başlatması, Ortadoğu’da dengelerin Rusya ve İran lehine değiştirmesine vesile oldu. Yine bu ortamda Suriye Kürtleri Ulusal Meclisi (ENKS) yöneticisi Mistefa Hanifi, Rusya’nın Suriye’de IŞİD’e yönelik saldırılarını desteklediklerini vurguladı. Bu realiteyi de göz önüne alan ABD yönetimi Kürt kartını öne çıkarmak için arka arkaya adım atmaya başladı. Hiç boş durmuyor, öncelikle ABD ’denin öncülüğü ve KDP’nin denetiminde bütün Kürt hareketlerinin içerisinde yer alabileceği uluslararası bir Kürt Konferansı için zemin yoklaması için çalışma yapıyor. Kürt siyasi hareketinin temsilcilerine düşen bu ortamı iyi değerlendirmelidir. Çünkü bu Konferansla son dönemde gelişen siyasi duruma bağlı olarak Kürtler arasında birlik oluşturulması, sosyal, kültürel, siyasal sorunlarına çözüm bulunması, ortak tavır alınması ve ortak çatı altında toplanılması amaçlanıyor. Başkanlık sistemi de Türkiye’nin düşünmesi lazım olan bir şeydir. Elbette Türkiye başkanlık sistemine geçecektir. Kürt meselesini çözmek isteyenler, bu sistemin ülkede uygulanmasına karşı gelmemeleri gerekir, kanaatindeyim.

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s

Schlagwörter-Wolke

%d Bloggern gefällt das: