Just another WordPress.com site

ALMANYA’DA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ İLE YARGI BAĞIMSIZLIĞININ MÜCADELESİ

hhk

Remzi Meziroğlu

Almanya günlerdir iç istihbarata ait iki belgeyi yayınladıkları için iki gazeteci hakkında Federal Başsavcı Harald Range tarafından vatana ihanet soruşturması açılmasını tartışıyor. Tartışma Adalet Bakanı Heiko Maas tarafından soruşturma açan Federal Başsavcı Harald Range’nin görevden alınıp emekliye sevkedilmesiyle yeni bir boyut kazandı.

Markus Beckedahl ve Andre Meister adlı iki gazeteci Şubat ayında Anayasayı Koruma Dairesi’ne (BfV) ait gizli evrakları Netzpolitik.org internet adresinde yayınlamasından dolayı „vatana ihanetle“ suçlanmışlardı. Almanya’da istihbarat kurumları iç istihbarat, dış istihbarat, emniyet istihbaratı, askeri istihbarat, eyalet istihbarat gibi değişik birimlerden oluşur. İstihbarat kurumlar arası uyumun zor olduğu, farklı anlayış ve fraksiyonların olduğu bilinmesine rağmen kamuoyuna çok yansımaz. En son NSU cinayetlerinde eyaletler arası istihbarat kurumlarının mücadelesi ile emniyet teşkilatının mücadelesine Alman kamuoyu tanık olmuştu. Münih’de süren davada devletin kurumları arası bu mücadele halen devam ediyor…

Almanya’da gazetecilere vatana ihanet davası sıradan olmadığı gibi Federal bir Başsavcının bu şekilde görevden alınması da sıradan değil… Yaklaşık 50 yıl aradan sonra iki gazeteciye böyle bir dava açılırken, ilk defa Federal Başsavcı Adalet bakanı tarafından bu şekilde emekliye sevkedilmiş oldu… Almanya kendi içerisinde bu davada ilkleri yaşıyor…

Hukuk devleti olarak övünen bir ülke olan Almanya; şu anda hukukun medyaya darbesini (!) ve siyasetin hukuka müdahelesini konuşuyor.

Türkiye’nin olaya bakışı her zamanki gibi oldu; yine herkes kendi görüş ve politikasına göre olayı haberleştirdi. İki gazeteciye yaptıkları haberden dolayı vatana ihanet soruşturmasını manşetlerine taşıyan havuz medyası, Federal Başsavcının görevden alınmasına gözünü tamamen kapattı. Muhalif medya ise vatana ihanet suçlaması haberini küçük görüp, Başsavcının görevden alınmasını manşetlerine taşıdı.

Öncelikle altını çizmek istediğim en önemli nokta: Haklarında vatana ihanet suçlaması açılan iki gazeteciye meslektaşlarının sahip çıkmasıdır. Görüşleri ne olursa olsun bir çok gazeteci ve meslek örgütleri iki gazetecinin halkın haber alma özgürlüğü için çalıştığını ve böyle bir davanın basının özgür olduğu Almanya’ya hiç yakışmadığının üzerinde durdular. Eğer kamuoyu baskısı olmasaydı açılan bu soruşturma devam edecek ve muhtemelen gazeteciler ceza alacaktı.

Başbakan Merkel dahil, Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı ve görevli yargı ve istihbarat bürokratlarının böyle bir dava sürecinin hazırlık aşamasından haberdar olmadığı düşünülemez. Ama özellikle kendi içerisinden belgeleri servis edilen Anayasayı Koruma Dairesi „ya tutarsa“ diye siyasileri ikna ederek davanın açılma sürecini ateşledi. Almanya’da siyasetin kamuoyunda çıkan krizleri yönetmesindeki başarıyı ki özellikle Merkel’in; bürokrasi ve özellikle istihbarat kurumları yönetemeyerek gösteriyor. Yakından tanıdığımız NSU davası süreci dahil olmak üzere bir çok krizi kamuoyunda yönetemeyen devletin istihbarat kurumlarını bir kez daha bu olayda müşahede ettik.

Siyaset makamı gazetecilere özellikle meslektaşlarının sahip çıkması neticesinde oluşan kamuoyunun tepkisi üzerine olaya müdahil oldu. Adalet Bakanı Maas’ın Başsavcıyı görevden alırken yaptığı konuşma dahi Almanya’daki siyasi kültürün ne kadar yerleşmiş olduğunu gösteriyor. Maas „Başsavcı Range bulunduğu makama olan güveni zedeledi“ diyerek görevden almanın Başsavcının şahsından öte kurumu korumak olduğu algısını kamuoyuna verdi.

Başta Başbakan Angela Merkel ve Adalet Bakanı Heiko Maas olmak üzere siyaset, medya ve sivil toplum yaklaşık 50 yıl sonra iki gazeteciye vatana ihanet soruşturmasına tepki göstererek basın özgürlüğünün demokrasilerin vazgeçirmeyecek yüksek bir değeri olduğunu ifade etmişlerdi.

Merkel Başsavcının görevden alınması konusunda Adalet Bakanına destek verdiğini sözcüsü kanalıyla kamuoyuna açıkladı. Önümüzdeki günlerde her krizde olduğu gibi sahneye yine en son çıkacak kişi Başbakan Merkel olacaktır. Açıklamasında hukuk devletine ve basın özgürlüğüne vurgu yapacak, Almanya’nın demokrasisinin dünyaya örnek olması gerektiğini ifade edecek ve bir kez daha süreci kapatan kahraman olacaktır.

Nereden bakarsak bakalım süreci özetleyen cümle: Almanya’da basın özgürlüğü ile yargı bağımsızlığının mücadelesidir. Başsavcının görevden alınmasının adı ister siyasetin yargıya müdahelesi olsun isterse yargı bağımsızlığına gölge düşürme olsun; Almanya’da yaşayan bir gazeteci olarak gelinen süreci basın özgürlüğü açısından çok önemli görüyorum. Ortada olan büyük bir yanlış, siyaset kurumu (yanlışa bulaşmış olmasına rağmen) tarafından yapılabilir bir hata ile telafi edilmiş oldu.
Görünen o ki demokratik hukuk devletinin olmassa olmazlarından birinin basın özgürlüğü vurgusu Almanya’da bir defa daha güçlü bir şekilde yapılmış oldu. Darısı ülkemizin başına…

NOT: Yazıda hiç bir şekilde Almanya ve Türkiye karşılaştırmasına girilmemiştir. Böyle bir karşılaştırma hele ki konu basın özgürlüğü ve yargı bağımsızlığı olduğunda abesle iştigaldir.

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s

Schlagwörter-Wolke

%d Bloggern gefällt das: