Just another WordPress.com site

Archiv für August, 2014

Alman istihbaratının kirleri


Alman istihbaratının kirleri
IMG_0735
von PD Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu

Alman İstihbarat Teşkilatı (Bundesnachrichtendienst) isimli kurum Almanya’nın gizli haber alma servisidir. İstihbarat ise, siyasi makamlara sunulmak üzere toplanmış ve çözümlenmiş izlemsel veya taktik içerikli işlenmiş bilgilere denir. Almanya Federal Haberalma Teşkilatı (BND)’nın Türkiye’yi ve ABD’yi yıllardan beri dinlediği malum. Alman hükümetinin talimatı üzerine Türkiye’yi 2009 yılından bu yana BND’in izlediği ise şimdi kesinleşti.

Türkiye’ye yönelik dinleme ve izleme faaliyetlerini Almanya aslında ta 1960’lardan beri yapmaktadır. Hatta bazı siyasi örgütlerin davalarını üstlenen sözde Kürt veya yabancı dostu görünümündeki bazı Alman Avukatlar BND’in resmi ajanı olarak görev yapmaktadırlar. Ülkemizde görev yapan yasal olarak Almanya’ya bağlı olan Honorar Konsollar bile BND’e çalışmaktadırlar. Münih ve Berlin’de merkezi bulunan bu kuruma bağlı olarak Almanya içi ve Dışında olmak üzere takriben 9.850 istihbarat memuru kadrolu olarak çalışmaktadır. Bunlardan 4000 kişilik bir kadro Almanya içerisinde diğerleri ise Almanya dışarısında görev yapmaktadırlar. Bu kurumun şuan ki genel başkanı Gerhard Schindler isimli bir şahsiyettir. Alman İstihbarat Teşkilatı’nın siyasi olarak kontrol edildiği yer ise Federal Meclistir.

Naziler ikinci Dünya Savaşı sırasında kullandıkları özel şifreleme cihazı Enigma’ya çok güvenirlerdi. Dolayısıyla Alman İstihbarat Teşkilatı Nazilerden de ders alarak dönemin en gelişmiş cihazı olan Enigma’yı sınırsız şifreleme ’de halen kullanmaktadır. Almanya’da yaşayan yabancı kökenli hemen hemen herkes bu kurum tarafından fişlenmiştir. Almanya’nın 300 yerleşim yerinde Alman İstihbarat Teşkilatının casus evleri vardır. Takriben Ordunun %10’u istihbarat mensubudur. Alman Ordusunda Ordu Bilim Ofisi adlı bir bölüm vardır. Bütçesi 430.000.000 € Euro’dur.

Alman derin devleti bütün faaliyetlerini gizli servisi BND ve belirli vakıflar üzerinden yürütüyor ve çok karanlık iş yapıyor. Ama kimse de bu vakıfların arkasında halen bir bit yeniği aramıyor. Bu arada yine tekrar belirtmekte yarar var ‘’Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu’nun Alman İstihbarat Teşkilatının Türkiye üzerindeki oyunlarını araştırdığı için bu teşkilatın yönlendirdiği katiller tarafından 18. Aralık 2002 tarihinde evinin önünde suikasta uğradığı’’ ülkemizdeki bazı kesimler tarafından halen iddia edilmektedir. Bir teoriye göre Bergama ve Alman Vakıfları üzerine yapmakta olduğu araştırmaları nedeniyle Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu, Alman GSG 9 timleri tarafından öldürülmüştür[i]. Bu teori ve iddianın gerçek yanı vardır, çünkü suikasttan 3 gün önce 9 kişilik GSG 9 timi gizlice İstanbul’a geldi ve Hablemitoğlu’nun faili meçhul cinayete kurban gitmesinden 2 gün sonra Türkiye’den ayrıldı. Bu GSG 9 timi Türkiye’ye niçin gelmişti? Görevleri ve amaçları, misyonları nelerdi? Bu GSG 9 timi hakkında niçin hiçbir soruşturma yapılmadı?

Diğer taraftan Almanya’daki onlarca insanımız kirli işlere bulaşmış olan Alman istihbarat teşkilatının para vererek yönlendirdiği Nazi guruplar vasıtasıyla katledildiler.

Nazi Almanya’sı tarihin gördüğü en zalim ve acımasız rejimlerden biridir. Bu rejimi ortaya çıkaran ırkçı ve faşist ideolojinin bir kez daha hortlamaması, insanlığa tekrar felaketler getirmemesi için dünya çapında mücadele yürütülmelidir.

Paris’te öldürülen Sakine Cansız ve diğer iki Kürt kadının cinayetleri Almanya ve İngiltere’nin başını çektiği Avrupa Gladyosu’nun işi olabilir.

SEKİZİ Türk 10 kişiyi öldüren NSU terör örgütünün bilenen elebaşı ve yardımcılarının yargılandığı tarihi davada Alman İstihbarat Teşkilatı’nın NSU’lu katillerle ilişkilerinin olduğu ortaya çıktı. Neo-Naziler para ve lojistik, eğitim desteğini Almanya Federal Haberalma Teşkilatı (BND)’dan alıyorlar. Olay göründüğünden de çok derin. Bu derin olayın derinliklerinin ortaya çıkmasını önlemek için NATO üyesi olan Türkiye’nin önemli kurumları Alman İstihbaratı tarafından dinlendi, çünkü MİT’in elinde Alman İstihbarat Teşkilatı’nın NSU’yu kurduğu, yönlendirdiği ve finanse ettiğine dair önemli belgelerin olduğu kanaatindeyim. Bu belgelerin basına dolayısıyla dünya kamuoyuna yansıyacağı kanaatine varan Alman istihbarat Teşkilatı ’da kendine bağlı olan köstebekler aracılığıyla Türk kurumlarını ve önemli şahsiyetleri dinlemiş

Almanya’da devam eden NSU davasının 15 Temmuz 2014’de yapılan duruşmasında tanık olarak dinlenen istihbarat elemanı ve aynı zamanda aşırı sağ örgüt lideri olan Toni Brandt’ın mahkemede dile getirdiği itiraflar, Thüringen Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın NSU terör örgütüne para yolladığını, bu paraların örgüt üyelerine elden verildiğinin ispatı. Takriben bir milyon Euro’nun üzerinde para Thüringen Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından NSU terör örgütüne ödenmiş. Dolayısıyla Almanya’nın uzun süreden beridir Türkiye’yi dinlemesi farklı soru işaretlerini gündeme getiriyor.

Frankfurter Allgemeine gazetesine konuşan Alman yetkililer ise Türkiye’nin dinlenmesinden özür dilemedikleri gibi yanlış olan gerekçelerini sıralayarak ne kadar doğru bir iş yaptıklarını haylazca savunuyorlar. NATO müttefiki olmasına rağmen Türkiye’nin İngiltere, Fransa gibi gelişmiş demokrasilerle kıyaslanamayacağını ifade eden Alman hükümet kaynakları kendi iç güvenlikleri için dinlemelerin kaçınılmaz olduğunu iddia ediyorlar. „Almanya’nın dinleme yapması Türkiye tarafından mazur görülemez ve görülmemelidir. Ülkemizde çıkartılan son yasa ile büyük yetkilerle donatılan, içeride ve dışarıda operasyon yapma yetkisine sahip olan MİT bu yetkilerini kullanarak en kısa süre içinde Berlin’e cevap vermelidir, kanaatindeyim.

AB, MH17 kodlu uçağı Kiev’in vurduğunu biliyor.


Düşürülen ve 298 kişinin hayatını kaybettiği Malezya uçağının Ukrayna uçaksavar sistemi tarafından “yanlışlıkla” vurulduğu AB zirvesinde belgeleriyle birlikte ortaya kondu
10BCD88E-FE65-47A5-9387-041068AB4530_mw1024_mh1024_s
17 Temmuz’da düşürülen Malezya Havayolları’na ait Boeing 777 yolcu uçağının Ukrayna uçaksavar sistemi tarafından indirildiği AB yetkilileri tarafından da kabul edildi. 298 kişinin öldüğü MH17 kodlu uçağın bir askeri tatbikat sırasında “teknik hata” nedeniyle Ukrayna tarafından vurulduğu, 22 Temmuz tarihinde yapılan AB Dışişleri Bakanları Konseyi zirvesinde ele alındı.

AB zirvesine katılan Hollanda dışişlerine yakın kaynağımızın Aydınlık’a aktardığı bilgiye göre, Ukrayna hava savunma sisteminin Boeing 777’yi “yanlışlıkla” vurduğu uydu ve askeri dellillere dayandırılarak AB zirvesinde ortaya konmuş. Kaynağımız meseleyi şu sözlerle aktardı: “AB zirvesinde konuşulduğu gibi, hava hedeflerinin tespit edilerek yakalanması amacıyla yapılan askeri tatbikatta, Kiev denetimindeki uçaksavar sistemi Boeing 777’yi bir hata sonucu hedef almış. Tatbikatın senaryosuna göre, Ukrayna SU-25 savaş uçağı düşman kuvvetlerin hava savunma birliklerinin hedefindeyken vurulma ihtimali bilgisayar simülasyonu ile tatbik edilmeye çalışılmış. Ancak teknik bir hatadan dolayı, -ki bu işlemin tüm süreci şu an incelenmekte- Boeing hedef olarak tespit edilmiş ve eğtim simülasyonu yerine gerçek bir fırlatma gerçekleştirilmiş. Bunun sonucunda sivil uçak vurularak yere indirilmiş”.

‘WASHİNGTON’DAN AB’YE BASKI

Bilgiyi tasdik etmek amacıyla danıştığımız Rus kaynaklarımız da konunun AB Dışişleri Bakanları zirvesinde ele alındığını belirttiler. AB zirvesine gözlemci olarak katılmış Rus dışişleri diplomatlarına dayanarak Aydınlık’a bilgi veren Rus kaynağımız, “Avrupalılar da belirttiğiniz gibi, Boeing 777 Malezya uçağının Ukrayna’nın BUK uçaksavar sistemi tarafından indirildiğini kabul ettiler. AB zirvesinde bulunan kaynaklarımız söz konusu tatbikattan ve sonucunda oluşan faciadan söz ettiler” dedi.

Rus kaynağımız, şu an Washington’un AB ülkelerine bu konuyu kapatmaları için müthiş bir baskı oluştuğunu ve Malezya uçağının Donetsk’teki öz savunma birlikleri tarafından indirildiği yönünde propagandaya katılmaları için teşvik ettiğini belirtti.

GLADYO İHTİMALİ VAR

Rus kaynağımıza, AB zirvesinde “teknik hata” olarak nitelenen füze saldırısının şüphe uyandırdığını ve Amerikan ve Ukrayna Gladyo’suna bağlı insanlar tarafından bu “teknik hata”nın kasti olarak yaratılmış olma ihtimalini sorduk.

Rus kaynağımız yanıt olarak, “aslında sorun Ukrayna hava savunma birliklerinin 2001 tarihinden beri herhangi bir tatbikat yapmamış olmasıdır. 2001 yılında aynı birlikler bu sefer içinde İsrailli yolcuların olduğu bir Rus uçağını vurup düşürmüşlerdi. Bu olaydan sonra bu tarz tatbikatlar iptal edildi! Dolayısıya olayın gerçekleşmesinde insan faktörü de etkili olmuş olabilir, teknik yönler de ağır basmış olabilir. Ancak füzeyi fırlatmadaki etkenin ne olduğu meselesi AB Dışişleri Bakanları zirvesinde söz konusu olmamış”.

22 Temmuz tarihli AB Dışişleri Bakanları zirvesinde Rusya’ya yönelik yaptırım listesini genişletme ve hedef odaklı yaptırım çalışmalarını hızlandırma kararı alınmıştı. AB Dışişleri Bakanları tarafından alınan karar çerçevesinde, AB Komisyonu ve AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton’a bağlı çalışan Avrupa Dış Eylem Servisi (EEAS), aralarında sermaye piyasalarına erişim, savunma, çift kullanımlı mallar, hassas teknolojiler ve enerjinin de bulunduğu alanlarda olası hedef odaklı yaptırımlara ilişkin bir liste hazırlayacak ve eylem önerisinde bulunacak.

NATO, KİEV’İN DOĞU UKRAYNA’DA BALİSTİK FÜZE KULLANDIĞINI DOĞRULADI

NATO’nun, Ukrayna ordusunun ülkenin doğusundaki milislere karşı balistik füze kullandığını doğruladığı bildirildi. Deutsche Welle, NATO’daki kaynağa dayandırdığı haberinde, bilginin ABD istihbarat verilerine dayandırıldığını belirtti. CNN, geçtiğimiz Salı günü, ABD istihbaratındaki kaynağa dayandırdığı haberinde, Ukrayna kuvvet birliklerinin ülkenin doğusundaki askeri operasyonda, 454 kilogramlık başlıklara sahip küçük menzilli balistik füze kullanmaya başladığını bildirmişti. Televizyon, bunun çatışmada şu ana kadar kullanılan en yıkıcı silah olduğunu belirtti. Ukrayna Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Bilgi Merkezi Başkanı Andrey Lısenko, çok güçlü olduğundan ordunun balistik füze kullanmadığını açıklamıştı.

Şafak Terzi

Ödülünüzü başınıza çalın



Ödülünüzü başınıza çalın

erdogana5150356
Van ve Mardin mitinglerinde konuşan Erdoğan, verdiği ödülü geri isteyen Amerikan Musevi Kongresi’ne cevap verdi. İsrail’in katliamlarını hatırlatan Başbakan, ‚Eğer bu Hitlervari zulme, çocuk katleden rejime destek veriyorsanız alın ödülünüzü başınıza çalın‘ ifadelerini kullandı
ÇETİNER ÇETİN / VAN – MARDİN – İSTANBUL | 31 TEMMUZ 2014, 23:01
POLİTİKA HABERİ YAZDIR

Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Tayyip Erdoğan, kendisine verdikleri ödülü geri isteyen Amerikan Musevi Kongre’sine cevap verdi ve ‚Eğer bu Hitlervari zulme, çocuk katleden rejime destek veriyorsanız alın ödülünüzü başınıza çalın. O meleklerin arşı alayı Tikret’ten feryatları, melekleri dahi ağlayan feryatları karşılıksız kalmayacak. Bu zalim de bu zalime destek veren sırtını sıvazlayanlar da o göz yaşlarının altında inleyecekler.‘ dedi. Erdoğan, Van ve Mardin’de şu mesajları verdi:

SOYKIRIM DEĞİL DE NE?

Bir Ramazan ayına daha veda ettik. Soma’da bayramı buruk geçirdik. Başta Diyarbakır olmak üzere çocukları dağa zorla çıkarılmış annelerin feryadı ile Ramazan ve bayramı hüzünlü geçirdik. İslam ülkelerindeki kardeşlerimizin yaşadığı acılar bizi hüzne sevk etti. En çok da Gazze’de yaşanan soykırım yüreklerimizi yaktı. İsrail soykırımına Ramazan bayramında çok daha şiddetli devam etti. Ramazan, Bayram, kadın, çocuk demedi, okul, cami, sivil demedi ölüm yağdırmaya devam etti.

HİTLER NE YAPIYORSA ONU YAPIYOR?

Bu alçakça soykırım girişimine, soykırım deyince, Hitler’in yaptığına benzetince birileri rahatsız oluyor. Allah aşkına şu İsrail devletinin yaptığının Hitler’in yaptığından ne farkı var, soykırım değil de ne ile açıklaması var. Biz konuşunda da antisemitist diyerek bizi karalamaya susturmaya çalışıyorlar. Antisemitizmin insanlık suçu olduğunu söyleyen benim ama batı islamofobyanın insanlık suçu olduğunu söyleyemedi. Onlara göre müslümanları öldürme suç değil.

MUSEVİLERE OSMANLI SAHİP ÇIKTI

Dünyanın ülkelerinden koyduğu dönemde musevilere kim sahip çıktı Osmanlı. Size sahip çıkan Osmanlı’nın evladı olarak size sesleniyorum, musevilerin kendi topraklarımızda koruyup kollayan güven içinde yaşamalarını sağlayan biziz. Bundan sonra da benim ülkemde azınlıklar güven ve barış içinde yaşayacak. Biz algı operasyonlarında korkup da zalime sessiz kalan bir devlet olamayız.‘

CHP Çağlayan’da şovda

– CHP’nin milletvekillerinin paralel yapının emniyet uzantılarının sorgulandıkları Çağlayan Adliyesi’nde şov yaptığını belirten Erdoğan, ‚Balyoz’da, Ergenekon’da şov yapıyor, başörtüsü özgürlüğüne karşı çıkıyordular. Şimdi de Pensilvanya ihanet şebekesine sahip çıkıyor. Nerede Türkiye aleyhine birşey varsa CHP orada‘ dedi.

– Murat Göğebakan’a rahmet dileyen Erdoğan, ‚Ramazan’ın son günleriydi birlikte iftar yaptık. Tekrar hastaneye gitti. Öyle de bu davaya bağlıydı bu davaya gönül vermişti. Yarın son yolculuğuna uğurlayacağız inşallah‘ dedi ve Fatiha okuttu.

– Eski CHP’li ve Ağrı kökenli Savcı Sayan ve onun Avrupadaki arkadaşların’dan Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu‘ da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a destek için Van mitinginde hazır bulundu.

– Başbakan Erdoğan’na gezisi sırasında bir gözü mavi diğer yeşil meşhur Van kedisi hediye edildi.

– Erdoğan’ın kalabalık Van mitingine Bayram Tatili için komşu Iran’dan gelen turistlerde oldukça yoğun ilgi gösterdiği gözlendi.

– Van mitingini 3200 İranlı takip etti. İranlıların, kendi ülkelerinde bu denli çoşkulu mitinglerin yapılamadığına dikkat çekerek, ellerindeki cep telefonu ile video ve fotoğraf çekimi yaptıkları görüldü.

– Muhalefetin çatı adayına destek vereceklerini açıklayan BBP Genel Başkanı Destici’nin aksine BBP Van il başkanı Başbakan Erdoğan için hazırlanan platforma çıkarak destek selamı verdi. Alkış aldı.

Kürt olduğu için mi oy vereceksiniz?

Van’dan bu adaya oy yok ama HDP adayına da söyleyeceklerim var, siz bir adaya Kürt olduğu için mi oy vereceksiniz? Benim menfaatlerimi ülkemin menfaatlerini koruyacak diye mi oy vereceksiniz? Herhalde ikinci değil mi? Bu HDP adayının benim kardeşlerime yönelik yaptığı ne var.

SANDIKTA CEVAP VERİN

Van Büyükşehir’i HDP’ye teslim etti. Bunların tek anlayışı var, bunlar hizmet ile değil, tehdit ile geliyorlar. Bu tehdidi yapanlara en güzel dersi siz sandıkta oylarınız ile vermelisiniz.

ANNELERE ÇAĞRI

Bunlarda kadına değer vermek var mı? Saygı olsa, annelerin evlatlarını alıp, dağa çıkarıp, onları ağlatırlar mıydı? Kürt annelere sesleniyorum. 10 Ağustos’ta bunun bedelini ödetmelisiniz. HDP adayının kazanma ihtimali var mı? Zaten ilk turda silkelenecek. Oyları zayi etmenin gereği yok.

Çatıya girdi babasına ihanet etti

10 Ağustos için 3 aday var. Bir tanesi CHP ve MHP’nin ortak adayı, bunların yanına irili ufaklı bir çok parti geldi. Bunların oy oranlarını toplayınca yüzde 1 etmiyor. MHP’ye bir aday dayattıklar, CHP ile aynı çatının altına girdi yetmedi marjinal örgütlerle aynı çatı altına da girdi. Benim babam Mehmet Âkif’in arkadaşı idi diyor. Önceki gün edirnekapıda Âkif’in mezarını ziyaret etmiş. Babasını da Âkif’i de kendi şahsı hırsına alet etmiş. Babası çok muhterem bir insandı. CHP zulmünden Kahire’ye gitmişti. Bir defa sen babana ihanet etmişsin.

İSTİKLAL MARŞI’NI BİLE BİLMİYOR

Bir dörtlük okuyor. ‚Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda, şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda. Canı cananı tüm varımı alsın da Hüda, etmesin beni vatanımdan dünyada cüda.‘ Bunu okuyor sonra ne diyor biliyor musunuz? Ey Türkiye, CHP MHP size sesleniyorum. HDP’ye seslenmiyorum onların böyle bir derdi, istiklal Marşı diye meselesi yok. ‚Bu dörtlük Çanakkale Şehitleri şiirinden sanırım‘ diyor, yazıklar olsun. Senin tarihçiliğine de, profluğuna da, Âkif’e yaptığın saygısızlığa da yazıklar olsun. İşte bu şahsı getirdiler CHP, MHP ve Pensilvanya’nın adayı yaptılar. CHP ve MHP’liler bu adaya nasıl oy verecekler. İstiklal marşını bilmeyene oy mu verecekler.

Sivil plakalı araç ve özel uçak dönemi

10 Ağustos’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri için Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından belirlenen seçim yasaklarının dün başladı. Miting için Van’a giden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Havalimanı’na sivil plakalı bir otomobille geldi, İstanbul’dan Van’a da özel bir şirketten kiralanan bir uçakla gitti. Yasakları kapsamında yapılacak gezilerde, protokol gereği olan karşılama ve uğurlamalar ile törenlerin yapılamayacak olması nedeniyle uğurlamada İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun yerine, Atatürk Havalimanı’ndan sorumlu Vali Yardımcısı Celalettin Yüksel bulundu. Yüksel’in yanı sıra Büyük Şehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’da hazır bulunurken, protokol sırasının başında da Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay vardı.

Schlagwörter-Wolke