a) İDEAL BİR İSTİHBARAT PERSONELİNDE BULUNMASI GEREKEN ÖZELLİKLER
von *Demirhan DEMİR

Bu makalede ikili bir yaşantısı olan ve farklı yerlerde farklı kimlikler taşımak zorunda olan istihbarat personelinin kendi gerçek kimliklerinin bundan nasıl etkilendiği, bir çatışma yaşayıp yaşamadıkları ve bu mesleğin meydana getirdiği alt kültürün sosyolojik ve psikolojik boyutu ele alınıp incelenecektir. Ülkemizde bilimsel çalışmalar maalesef tahdit edilmiş alanlarda yapılmaktadır. Hal böyle olunca “Güvenlik” ve “İstihbarat” konuları Üniversitelerde ve Bilimsel Araştırma Merkezlerinde doğrudan bir isimlendirme ile akademik çalışmalar kapsamına dâhil edilememiştir. Bunun tabii sonucu olarak bu konuya ilişkin yayınlar ya yetersiz kalmış ya da bilimsel olarak analiz edilemeyen ve tartışılamayan basmakalıp düşünceler toplumda yer tutmuştur. Bu noktada polisiye alanda olduğu gibi istihbarat alanında da anı niteliğindeki eserler ve bazı gazetecilerin yapıtları haricinde yazılmış bilimsel nitelikli eserlerin azlığı dikkatleri çekmektedir. Dokunulmaz alanlardan birini teşkil eden istihbaratın, üniversitelerde master programı haline getirilerek, kamuoyu önünde tartışılmaya açıldığını görmek ülkemiz adına sevindirici bir gelişme olacaktır.

İngiliz gazeteci Charles Wighton istihbaratı; “dünyanın en eski ikinci mesleği” olarak değerlendirmektedir.[1] Elbette geçmişten günümüze kadar yöntemler ve araçlar tamamıyla değişmiştir. Ama değişmeyen tek şey istihbaratın son aşamada bir beyin tarafından değerlendirilerek sonuç çıkartılması ve alınacak bir karara temel teşkil etmesidir. Bu noktada istihbaratta en önemli unsurun insan kaynağı olduğunu söyleyebiliriz. Sonuçta bilgiye ulaşan sentezleyen ve anlamlı sonuçlar çıkartan insan gücüdür. İhtirasları, kıskançlıkları, zaafları ve zayıflıkları ile insan… Makine gibi kontrol edemezsiniz. Bu kadar önemli bilgiyi bir gün kendisi için kullanmayacağını kim garanti edebilir?

İstihbarat hizmetlerindeki başarının iyi bir organizasyona sahip olması kadar, bu organizasyonu yürüten elemanlarının kalitesi ile de doğru orantılıdır. İstihbarat gibi önem arz eden ve idarecilerin kararlarını etkileyen ve yönlendiren sağlıklı karar alınmasında önemli rol oynayacak bir faaliyetin sağlıklı yürütülmesi için iyi eğitilmiş personele ihtiyaç vardır. Bu nedenle istihbarat birimleri eleman temininde daha secici davranmak durumunda oldukları gibi sürekli eğitim ile mevcut gelişmelerin uzağında kalmamaları için gerekli eğitim çalışmalarını da yaptırmak zorundadırlar.[2] Kendilerine ait özeli, ülkeye ait genelin arkasına atmayı içlerine sindirebilmiş kişilerin zaman zaman bu önemli göreve talip olmaları ülke için çok büyük talihsizlik olacaktır. Şöyle ki gelecekteki hedefleri kendisine iyi anlatılamamış ya da bu ortak geleceğin vazgeçilmez bir parçası olacağı düşüncesi ile buluşması sağlanamamış kişilerin içini bugünü koparabilmenin paniği kaplayacak, toplumsal tasalar yerine gündelik bireysel güç ve çıkar çatışmaları egemenliğini kurarak, devletin bölünmez bütünlüğü süratle deformasyona uğrayacaktır.. Bu mesleğin sadece ulusa hizmet yolunda ve her türlü “kişisel olanak ve ikbal beklentilerinin” çok üzerinde bir uğraş olduğunun istihbaratçılar tarafından bu göreve dahil olacak kişilere net olarak algılatılması gerekir.

İstihbarat elemanlarının seçilmesi, eğitilmesi ve gerektiğinde özel görevler için çalıştırılması maksimum gizliliği gerekli kılmaktadır. Bu tür görevlerde maksimum fayda sağlamanın en tabii yolu hiç şüphesiz sosyal çevresinde tanınmayan, hatta polis olduğu bilinmeyen kişilerin bu görevler için kullanılmasıdır. Ancak Aytekin GELERİ’ye göre bunun etkin bir şekilde uygulamaya geçirilmesi ülkemizde çok zordur. Çünkü polis olarak herkesin, yasal zorunluluk gereği Polis Meslek Yüksek okullarında veya Güvenlik Bilimleri Fakültesinde belirli bir süre eğitim görmesi şarttır. Bu süreç içerisinde herkes aile, sosyal ve iş çevresinde polis olarak tanınmaktadır. Bu durumda bir polis görevlisinin meslek yaşantısının belirli bir döneminde, yüksek gizlilik içerisinde, istihbarat ve gizli görevli olarak çalıştırılması oldukça risklidir. İstihbarat faaliyetlerinde resmi görevlinin örgütlü suçların içine gizlice sızması suretiyle yürütülen soruşturma yöntemi yasal ve pratik bazı zorluklar nedeniyle uygulamada pek başvurulan bir yöntem değildir. Gizli görevlinin örgüt elemanları tarafından tespit edilmesi ve ortaya çıkarılması güvenlik birimleri adına çalışan bilgi kaynağının tespit edilmesinden daha kolaydır. Böyle bir durum yürütülen operasyonun başarısızlıkla sonuçlanmasına ve personelin güvenliğinin tehlikeye atılmasına da yol açabilir.’[3]. peki bu durumda istihbarat personeli ne yapılmalıdır? ideal bir istihbarat personeli bu durumda bilgi kaynaklarının temininde çok seçici davranmalıdır. Kural olarak bilgi kaynağı belirli bir menfaat karşılığında polis adına bilgi toplama faaliyetinde bulunan kişidir. “Bilgi kaynakları ceza adalet sistemi için çok önemli kişiledir. Bu önem onların çok iyi birer insan olmaları anlamında değil, bu kişilerin suçla mücadelede sağladıkları bilginin önemli ve değerli oluşundan dolayıdır.”[4]

Devlete, güvenlik kuvvetlerine olan sevgi ve saygısı nedeniyle çok önemli sayılabilecek bilgilerle ortaya çıkan bir bilgi kaynağına sıradan para için çalışan düşük karakterli bir bilgi kaynağı muamelesi yapmak ne kadar hatalı ise aynı şekilde sadece para için bu işi yapan birine gereğinden fazla önem vermek, devlet, millet, hak ve adalet hislerine hitap eden bir anlayışla o kişiye yaklaşmak da o derece hatalı bir yöntem olduğu unutulmamalıdır.[5]

Bu nedenle profesyonel bir istihbarat elemanı;

1 Bilgi kaynağını başka yollardan bilgi edinmenin çok zor ve tehlikeli olduğu durumlarda kullanması gerektiğini gayet iyi bilir.

2 Bilgi kaynağının çift taraflı çalaşıyor olabileceği ihtimalini her daim göz önünde bulundurur.

3 Bilgi kaynağının soruşturmanın seyrini farklı zeminlere çekmek için yalan söyleyebileceğini her daim göz önünde bulundurur.

4 Bilgi kaynağına asla gerektiğinden fazla güvenilmemesi gerektiğini bilir ve onun vasıtasıyla gelen bilgilerin bir şekilde teyit edilmesi için gerekli çalışmaları yapar.

İyi bireyler yetiştiremeyen toplumların, yeterli sayıda iyi istihbaratçılara sahip olma şansı da yoktur. Asli görevi dışında kullanılmaya başlanan istihbarat örgütleri, toplumda güvenilirliklerini kaybetmeye başlarlar. Özellikle İstihbarat örgütleri içinde politikacılara yaranmak için bilgi taşımaya meraklı ve eğilimli insanlar hemen elimine edilmelidir.

Değişik kimliklerle faaliyet gösterme hemen hemen tüm güvenlik örgütlerinde rastlanan bir uygulamadır. Takip ve izleme yapan tüm istihbaratçılar hedef kişileri daha rahat izleyebilmek için zaman zaman de-maske olurlar, yani kılık değiştirirler. Üniversite yıllarının değişmeyen sohbet konuları arasında „sivil polis veya MİT’çi simitçi“ özel bir yere sahipti. 1960’ların başında hız kazanan öğrenci eylemlerine karşı kimi zaman devletin gövde gösterisi kimi zaman da basit bir istihbarat yönetimi olarak kullanılan ’simitçilik‘, sahadan istihbarat toplamanın önemli bir ayağı oldu. Yıllardır bir dizi tartışmaya da sebep olan ’simitçilik‘ kamuflajı bugüne kadar devletin resmî görevlileri tarafından ne doğrulandı ne de yalanlandı Ancak geçtiğimiz aylarda ilk kez bir istihbarat görevlisi ’simit‘ olayını doğrulayan bir kitap yayımladı. Emekli MİT görevlisi Yılmaz Tekin, görevi sırasında yaşadıklarını mizahi bir dille anlatan „Simitçi mi? MİT’çi mi?“ kitabında bu tartışmalara açıklık getirdi. Millî İstihbarat Teşkilatı’nda (MİT) 24 yıl çalışan görev yapan Yılmaz Tekin, görev icabı birkaç kez simitçi olduğunu itiraf ediyor. Ünlü bir kaçakçıyı izlemek için simitçi kılığına giren Tekin, istihbarat terminolojisinde ‚de-maske‘ faaliyeti olarak tanımlanan kimlik gizlemenin yollarından biri olarak değerlendirdiği simitçiliğin zor olduğunu dile getiriyor. Gizli faaliyetler yürüten bir örgütte hizmet üstlenecek kişi olağan yaşamının dışında bir hareketin içinde olacağından çift kişilik sahibi olması gerekir belki de birçok kişi için çok ayıp, hakaret edici ve istenmeyen şekil ve roller ile sokağa çıkma durumunda olan istihbarat personeli bu örnekten de anlaşılacağı üzere kendisine hizmetin gereğine uygun olarak bir maske hazırlanmalıdır. Bu maske kişinin doğumundan başlayarak halen bulunduğu hali ve geleceğini kapsayan ve araştırıldığında ise doğrusunun kanıtlanması mümkün olmayacak şekilde düzenlenmiş bir yalanlar dizisidir.

“Ünlü düşünür ve matematikçi Descartes, zihnin yetkinliği için geniş ve iyi anımsayan bir bellek, çabuk ve kolay kavrayan bir düşünce açık ve seçkin bir hayal gücünün başarı için ve yeter koşulları oluşturacağını ileri sürmüştür”.[6] Her olayı kendi şartları içinde değerlendirecek olursak çizilen bu şablonun bazen istihbaratçıları başarıya götürme konusunda yetersiz kalabileceğini söyleyebiliriz. Şöyle ki İyi bir istihbaratçı görevi boyunca, neticede ciddi bir sonuç alacağına dair herhangi bir garanti olmamasına rağmen, yeri geldiğinde saatler hatta günlerce tek başına olma ve bekleme konusunda kendini teskin eden kişidir. Operasyon sonunda hiçbir şeyin elde edilememesinin, bütün çabaların boşa gitmesinin de bazen mümkün olabileceğini gayet iyi bilir. Elbette incelediği temel konuyla ilgili temel bilgileri ve gelişmeleri bilen bu zemin üzerinde, gözlemlerinden de yararlanarak analizler gerçekleştiren, sentez ve çözümlere ulaşan bir istihbaratçının başarılı olamaması gibi bir durum söz konusu olamaz. İncelenen konunun bütün parametreleri ve etkenleri göz önüne alınmalı bunların aralarında ki çok boyutlu etkileşim iyice etüt edilmeli ve model; aranılan çözümü bulunması istenilen temel değişken kabul eden bir anlayış ile oluşturulmalıdır. Bu aşamaya kadar çok önemli gayretler sarf edilmiş olabilir ama bu hiçbir zaman elde edilen sonuçların sorunun gerçek çözümü olması gerektiğini kanıtlamaz.

Ait olduğu bütünden itina ile koparılmış kısmı ve çerçevelenmiş doğrular eğer bütünü tasvir etme iddiasındalar ise pekâlâ yanıltıcı olabilirler. Bu gerçekliği çok iyi kanıksamış olan iyi bir istihbaratçı hakikatin kendisinden başka hiçbir şeye peşinen iltifat beslemez. Biz zamirinin bütün esirgeyici rüşvetlerine rağmen grup ve zümre dayanışmasına değil ferdiyetin yakıcı ama şerefli sorumluluğunu üstlenmeyi tercih eder. Biz demeden evvel ben demenin gerekliliğine inanır. Aynı zamanda iskeletinin de kuvvetli bir şahsiyetin ağırlığını taşıyacak ölçüde sağlam ve metin olması da şarttır.bilgi hamalı değildir istihbaratçı “Her görevli sadece kendi görev alanına giren konulara vakıf olabilir ve başkalarının görevi ile ilgili olarak bilgilendirilemez Buradaki amaç istihbarat personeline olan güvensizlik değil herkesin taşıyabileceği kadar bilgi sahibi olmasını sağlamaktır. İstihbaratçı (4H): Her şey+herkes+her yer+her zaman konularına azami derecede özen göstermelidir

İstihbarat personelinde mutlaka bazı özellikler aranmalıdır zira “ İstihbaratçılığın belli bir zekâ düzeyi gerektirdiği muhakkaktır çünkü istihbaratçılık aynı zamanda bir yanıltma faaliyetidir dolayısıyla bir akıl oyunudur ve istihbarat bütün yanıltmaların çok ciddi yapıldığı bir küresel zekâ yarışıdır”[7]. İzlenen kişinin izlendiğini bilmemesi hatta böyle bir sezgiye kapılmaması işin olağan gereğidir. Onun için izleyicilerin izlenenin yapacağı hareketleri önceden takip edip ona göre harekât etmesi gerekir. Diğer bir anlatımla izleyicilerin akıllı ve zeki oldukları kadar kuvvetli bir önsezi sahibi olmaları da lazımdır. Bazı durumlarda ise bunun tam tersi metotlara başvurulabilir, hedef şahsın izlendiğini bilmesi veya hissetmesi onun eskisi gibi hareket etmesini engelleyecektir İyi bir istihbarat personeli hedefini tedirgin ederek onun hata yapmasını kolaylaştırır. Şöyle ki takip altında tutulan hedefin kendisi hakkında yürütülen operasyonun farkında olması ve bunu hissetmesi hedef şahsı sinirlendirecek ve eskisi gibi akılcı davranmasını engelleyecektir. böyle bir ruh yapısı altında bulunan hedefin hata yapması da kolaylaşacak ve böylece polisin yürütülen soruşturma ile ilgili olarak ihtiyaç duyulan bilgi ve belgelere de ulaşma yolu da açılmış olur

3-İDEAL BİR İSTİHBARAT PERSONELİNDE BULUNMASI GEREKEN TEMEL VASIFLAR

●Muhatabı konuşurken asla başka şeye odaklanmaz.

●Aşırı ilgili görünmez, aksi takdirde kendisine soru sorulacağını gayet iyi bilir.

●Çelişkili cevaplar asla vermez.
●Bulunduğu çevrenin özelliklerini gayet iyi bilir ve lehçesini çevreye göre uyarlar.
●Lehçe farkını çözemediği durumlarda İstanbul Türkçesini kullanması gerektiğini gayet iyi bilir.
●Beden dilini iyi kullanır, muhatabı sözlerinden çok hareketlerine odaklandığında otokontrolünü kullanarak hareketlerini sınırlamasını gayet iyi bilir.
●İyi bir analist ve iletişim uzmanı olması gerektiğini gayet iyi bilir.
●Konuşurken belli periyotlarla çevresini izler, sıra dışı olan hareketleri hafızana işler
●Bir mekânda bulunuyorsa oradaki her türlü uyumsuzluğu izler, lokantada yemek yemeyen ama uzun süredir orada oturan müşteriye şüpheyle bakmasını gayet iyi bilir.
●Muhatabının kendisini yönlendirmesine asla müsaade etmez.

●Kendisiyle ilgili bilgi vermesi gerektiğinde maske hikâyeler kullanır, hikâyelerinin tutarlı olmasını her zaman göz önünde bulundur.
●Olabildiğince az maske hikaye kullanır, Çünkü her maske hikaye, devam ettirmesi gereken bir yalandır, konu uzadıkça daha fazla yalan söylemek zorunda kalacağını gayet iyi bilir
●Muhatabının güvenini kazandığını düşündüğü an daha ileri gitmez.
●Bir görüşmenin en önemli anı son dakikalarıdır, yaptığı tüm iyi işleri tek bir sözle alt üst edebileceğini ve son dakikaya kadar tutarlı davranması gerektiğini gayet iyi bilir.
●Eğer muhatabıyla yeniden görüşme amacında değilse ikinci bir görüşme gereğini yaratacak durumlardan kaçınır.
●Giyim tarzı, büründüğü kimlik ve karakterle asla tezat yaratmaz.
●Arabasında ya da çantasında daima gözlük taşıması gerektiğini gayet iyi bilir.
●Bağlı olduğu kurumun akredite listesinde kayıtlı olmayan hiçbir telefon numarasını kendisine ulaşabilmesi için muhatabına vermez.
●Görüştüğü insana ait bir telefon numarası ya da adresi mutlak suretle öğrenir.
●Karşılıklı görüşmelerde siyasi akımlar ya da uzantıları üzerine fazla konuşmaz.
●Karşılıklı görüşmelerde Yakın tarih üzerine fazla konuşmaz, konuyu tarihi olaylarla örnekleyerek ortak değerlerde uzlaşma eğilimi yaratmasını gayet iyi bilir.
●Muhatabını asla geri çevirmemesi gerektiğini gayet iyi bilir.
●Konuşmalardaki ses tonunu ortama ve konuşulan konuya göre kontrol eder, ses tonunun baskın rolünün ikna üzerinde etkisini bilir.
●Yemek davetlerinde kendisine önerilen yemeği yememesi gerektiğini gayet iyi bilir.
●Halka açık mekânlar da muhatabıyla görüşme yapmaz, karşılıklı oturabileceği bir mekân belirler.
●Bir mekâna girdiğinde giriş kapısının dışında alternatif bir çıkışın olup olmadığına dikkat eder.
●Şehir dışında sakin bir noktada buluşma ayarlandıysa mekâna girerken dışarıdaki araçların tiplerine dikkat eder uyumsuzlukları ve plakaları hafızana işler.
●Mekândaki kişileri hem yüz hem de fiziksel olarak inceler, o kişilerden her birisinin kendisi için ayrı bir tehdit olabileceğini gayet iyi bilir.
●Muhatabıyla Görüşme esnasında telefonu çalarsa arayan kişiyle asla konuşması gereken şeyi konuşmaz, alakasız konulardan bahsedip görüşmeyi geçiştir.
●Futbol konuşulduğunda mutlak suretle Fenerbahçeli olur, Çünkü üzerine en fazla yorum yapılan takımın Fenerbahçe olduğunu gayet iyi bilir.
●Muhatabının kendisinin kullandığı araca binmesi gerektiğinde aracın ruhsatını mutlak suretle gözle görülmeyecek bir yerde saklar
●Aracında kaset, CD ya da şahsına ait evrak ya da eşya bulundurmaz.
●Aracını gerektiğinde hızlı kullanmaktan çekinmez.
●Trafik de sinirlenmez, olağan dışı durumlarda tepkisini yanındaki kişilerle paylaşır.
●Gece yemeklerinde alkol almaması gerektiğini gayet iyi bilir.
●Alkol alması gerektiğinde kendi limitini bildiğini ve aşamayacağını kibarca belirtir.
●Yemek esnasında baş dönmesi, terleme, dil sürçmesi gibi sıra dışı belirtileri olduğu vakit cep telefonunun alarmını zil sesine alır 3 dakika sonrasına kurar ve çalınca sanki biri arıyormuş gibi davranır, konuşma sonunda bir yakınının vefat ettiğini ya da rahatsızlandığını söyleyerek izin ister, kendisine eşlik edilmesine asla izin vermez.
●Buluşulan mekândan ayrıldıktan sonra en yakın sağlık kuruluşuna ulaşması gerekebileceğini asla unutmaz.
●Görüşmelerde zikredilen isimleri ya da numaraları unutmaması için bu isim ve numaraları cep telefonuna anlaşılır biçimde kaydeder.
●Üçüncü şahıslar yanı başında ise asla konuşma imkânı vermez, ilk sözü kendisi söyler ve karşısındakiyle konuşmak istemediğini daha ilk sözünle ima etmesini bilir.
●Uzun görüşme ve mülakatlarda en çok konuşan asla kendisi olmaz.
●Başarısız olacağını anladığı durumlarda sınırları zorlamaz, bunun kendisini hataya sevk edeceğini gayet iyi bilir.
●Başarısızlıklarının bireysel çalışmalarda dahi tüm bir gruba mal olacağını gayet iyi bilir.
●Amirlerine olumlu ya da olumsuz gelişmeleri aktarırken konular içinde seçici olmaz bu seçimi ya da değerlendirmeyi yapmak amirlerinin takdiri olduğunu gayet iyi bilir.
●Var oluş amacının kutsal değerlere dayandığı gerçeğini her an hatırlar.
●Fevri davranışlarının grup ya da gruplarca telafi edilmesine sebep olmaz, tek kişilik yaşar tek kişilik iş görür

SONUÇ

İyi bireyler yetiştiremeyen toplumların, yeterli sayıda iyi istihbaratçılara sahip olma şansı da yoktur.. Kendilerine ait özeli, ülkeye ait genelin arkasına atmayı içlerine sindirebilmiş kişilerin zaman zaman bu önemli göreve talip olmaları ülke için çok büyük talihsizlik olacaktır. Şöyle ki gelecekteki hedefleri kendisine iyi anlatılamamış ya da bu ortak geleceğin vazgeçilmez bir parçası olacağı düşüncesi ile buluşması sağlanamamış kişilerin içini bugünü koparabilmenin paniği kaplayacak, toplumsal tasalar yerine gündelik bireysel güç ve çıkar çatışmaları egemenliğini kurarak, devletin bölünmez bütünlüğü süratle deformasyona uğrayacaktır.. Bu mesleğin sadece ulusa hizmet yolunda ve her türlü “kişisel olanak ve ikbal beklentilerinin” çok üzerinde bir uğraş olduğunun istihbaratçılar tarafından bu göreve dahil olacak kişilere net olarak algılatılması gerekir.Bu açıdan bakıldığında çok tehlikeli dönem ve olaylar içerisinde bulunan, kendi asıl kişiliğinin dışında suni ve sahte bir kişiliğe bürünen başarılı olmak için bütün gücünü kullanan ve başarısız olma durumunda yaşamını kaybetme riskini her an hisseden bu kişilerin temininde daha secici davranılması izahtan varestedir.

==================================================================================================================

[1] Polis Akademisi 2007 Mezunu,Komiser Yardımcısı,Adana Emniyet Müdürlüğü,Şakirpaşa Polis Merkezi Amirliği

[2] ACAR, Ü-URHAL, Ö. Devlet-Güvenlik-İstihbarat-Terörizm, Adalet Yayınevi, Ankara (2007), s. 215–218

[3] ACAR,Ü-URHAL,Ö; A.g.e. s:229

[4] GELERİ, A,-İLERİ, H.a.g.e., s;199

[5] ACAR,Ü-URHAL,Ö; A.g.e. s:231

[6] ÖZKAN, İ. “Uzun İnce Bir Düşünce”,Çınar Yayınları, İstanbul-1999, s 127

[7] ACAR,Ü-URHAL,Ö; A.g.e. s:228

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s