Just another WordPress.com site

Ahmed_Arif-250x180

Ahmed Arif
Toplumları kişi ya da devlet totalitarizmi altında istedikleri kalıba sokmaya zorlayan zihniyet, kaçınılmaz olarak karşıtlarını üretmeye mahkûmdur. Türkiye gibi ülkeler, cezaevleri ve mahkûm sayısı her dönem bol olan ülkelerdir. Baskı ve devlet şiddetinin en katmerlisinin uygulama alanlarının başında sorgu hane (işkence hane) ve cezaevleri gelmektedir. Ne var ki, buralarda her zaman insanlık onuru adına nice bedeller ödemiş insanlarda eksik olmamıştır. Bu Pazar gününün konusu da şiirleriyle okuyucusunun belleğinde iz bırakan Ahmet Arif’dir.
1927 yılında Diyarbakır’da doğan şair, Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü’nde bir süre eğitim gördü fakat bitiremedi. Şair aile şeceresiyle ilgili şu bilgileri vermektedir:
“Asıl adım, Ahmed Önal. Ahmed Arif olarak bilinirim. Öz anamın adı, Sayre. Kürt’tür. İki yaşındayken kaybettim onu, kardeşimin doğumu sırasında. Beni büyüten, emziren, yedirip içiren, eğiten Arife Anamdır. Babam, Kerküklü Arif Hikmet. Kürt değildir. Rivayete göre, babamın büyük babası Rumeli’den göçmüş buralara. Babamın sivil hayattaki son görevi, nahiye müdürlüğü.”

Ahmet Arif aynı yerde çocukluğunu anlatırken, farklı dillerin yasaklandığı ve bu yasakların uygulanması için devlet zorunun nasıl uygulandığına tanıklık ettiği bir anısını anlatmaktadır. Ahmet Arif’in bu anısı aynı zamanda yazdığı şiire de çeşitli biçimlerde yansıyan acıların bir kanıtı gibidir.

“İlkokulu Diyarbakır Siverek İlkokulunda okudum. Hatırlıyorum o dönemde “Vatandaş Türkçe Konuş” kampanyası başlatılmıştı. Türkçe konuşmayanlar ya da konuşamayanlar, karakola götürülüp dövülüyordu. Tam olarak hatırlamıyorum ama galiba 1934 yılıydı. Karakolun önüne birini yatırmışlar, adam çıplak. Polis öldüresiye dövüyor adamı. Adam “Ya Muhammed” diye bağırıyor durmadan. Bağırmasından adamın Arap olduğunu anladık. Çünkü Türk, Kürt ya da Zaza olsaydı başka türlü bağırırdı. Biz çocuklar, aşağı yukarı yetmiş-seksen metre daha yukarıdayız; hepimizin elinde ip sapan. Anlaştık aramızda ve polislere bıraktık taşları; Arab’ı vurmamaya da gayret ettik tabi. Sapanlarla iki polisi yıktık yere, sonrada başladık kaçmaya. Akşama herkes bizden söz ediyordu mahallede”
1951 yılında sistem karşıtı şiir ve sol düşünceleri nedeniyle tutuklanarak 128 gün ağır işkence görür ve toplam 38 ay hapis yatar. Eğitimini tamamlayamayan şair gazetecilik, sekreterlik ve düzeltmenlik yaparak geçimini sağladı. Şairin Filinta isimli bir oğlu olmuştur.
Ahmet Arif’in şiirlerinin önemli bir kısmı değişik sanatçılar tarafından bestelenmiştir. Çok fazla şiiri olmayan şair, şiirleri en çok okunanların başında geliyor. Şiirleri hakkında çok sayıda yazı ve eleştiri kitapları çıkan bir şairdir. Yazının konusu olmadığından bunların bir dökümünü yapmıyoruz.

Eserleri: “Hasretinden Prangalar Eskittim” (1968), “Cemal Süreya’ya Mektuplar“ (1992), “Yurdum Benim Şahdamarım” (2003).
Ahmet Arif’den üç şiir!

SEVDAN BENİ
Terk etmedi sevdan beni,
Aç kaldım, susuz kaldım,
Hayın, karanlıktı gece,
Can garip, can suskun,
Can paramparça…
Ve ellerim, kelepçede,
Tütünsüz, uykusuz kaldım,
Terk etmedi sevdan beni…

AY KARANLIK
Maviye
Maviye çalar gözlerin,
Yangın mavisine
Rüzgârda asi,
Körsem,
Senden gayrisine yoksam,
Bozuksam,
Can benim, düş benim,
Ellere nesi?
Hadi gel,
Ay karanlık…

İtten aç,
Yılandan çıplak,
Vurgun ve belâ
Gelip durmuşsam kapına
Var mı ki doymazlığım?
İlle de ille
Sevmelerim,
Sevmelerim gibisi?
Oturmuş yazıcılar
Fermanım yazar
N’olur gel,
Ay karanlık…

Dört yanım puşt zulası,
Dost yüzlü,
Dost gülücüklü
Cıgaramdan yanar.
Alnım öperler,
Suskun, hayın, çıyansı.
Dört yanım puşt zulası,
Dönerim dönerim çıkmaz.
En Leylim gecede ölesim tutmuş
Etme gel,
Ay karanlık…

UY HAVAR
Yangınlar,
Kahpe fakları,
Korku çığları
Ve irin selleri, aç yırtıcılar,
Suyu zehir bıçaklar ortasındasın.
Bir cana, bir başa kalmışsın vay vay!
Pusatsız, duldasız, üryan
Bir cana bir de başa
Seher vakti leylim -leylim
Cellat nişangahlar aynasındasın.
Oy sevmişim ben seni…

Üsküdardan bu yan lo kimin yurdu!
He canım…
Çiçekdağı kıtlık, kıran,
Gül açmaz, çağla dökmez.
Vurur alnım şakına
Vurur çakmaktaşı kayalarıyla
Küfrünü, Medetsiz, Munzur.
Şahmurat Suyu kan akar
Ve ben şairim.

Namus işçisiyim yani
Yürek işçisi.
Korkusuz, pazarlıksız, kül elenmemiş,
Ne salkım bir bakış
Resmin çekeyim,
Ne kınsız bir rüzgâr
Mısra dökeyim.
Oy sevmişem ben seni…

Ve sen daha demincek,
Yıllar da geçse demincek,
Bıçkılanmış dal gibi ayrı düştüğüm,
Ömrümün sebebi, ustam, sevgilim,
Yaran derine gitmiş,
Fitil tutmaz, bilirim.
Ama hesap dağlarladır,
Umut, dağlarla.

Düşün, uzay çağında bir ayağımız,
Ham çarık, kıl çorapta olsa da biri
Düşün, olasılık, atom fiziği
Ve bizi biz eden amansız sevda,
Atıp bir kıyıya iki zamını
Yarının çocukları, gülleri için
Her birinin ayva tüyü, çilleri için,
Koymuş postasını,
Görmüş restini.
He canım,
Sen getir üstünü.

Uy havar!
Muhammed, İsa aşkına,
Yattığın ranza aşkına,
Deeey, dağları un eder Ferhat’ın gürzü!
Benim de boş yanım hançer yalımı
Ve zulamda kan-ter içinde, asi,
He desem, koparacak dizginlerini
Yediveren gül kardeşi bir arzu
Oy sevmişem ben seni…

Kaynak: Ahmet Arif, Hasretinden Prangalar Eskittim Cem Yayınevi 22. Basım (1989 İstanbul)
http://yasakedebiyat.blogspot.ch/2013/01/ahmed-arif-kimdir.html

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s

Schlagwörter-Wolke

%d Bloggern gefällt das: