Just another WordPress.com site

`HALKLARIN DEMOKRASİ PARTİSİ`Nİ BEKLEYEN EN BÜYÜK RİSK -:>FRAKSİYONCULUKTUR!…

HDP: Türkiye, Kürdistan, Türkiye ve Kürdistan Hakları`nın toplumsal ilerleme sürecinin, toplumsal çıkarlarının çok önemli teminatıdır. Meşruiyetini birlik ve beraberliğini, örgütlü ve organize yapısını tarihin derinliklerindeki dokulardan alan organize, örgütlü bir devrim gücüdür HDP…

HDP’ yi oluşturan bütün doku-denge-birikim ve değerler, düşmana karşı bilgili, birikimli, temkinli ve tedbirlidir… “Düşmanıma karşı zaten kendimi koruyorum, Allah beni dostlarımdan korusun” aforizmasında olduğu gibi, HDP düşmanına karşı “afsunlu”, yeter ki darbe dostlarından gelmesin!

Yaşayarak görüp, geride bırakmış olduğumuz tarihe bakarak söyleyecek olursak: bu güne kadar yapmış olduğumuz birliklerin hiç birisini dışımızdaki düşman ya da düşmanlar bozmadı. Hepsini birliğin bir numaralı düşmanı olan iç-fraksiyonlar, fraksiyon anlayışları bozdu…

FKBDC (Faşizme Karşı Birleşik Direniş Cephesi), SOL BİRLİK, ÖDP ve diğerlerinin tümünü fraksiyonlar bozdular. Öyle ki, bloklar içine kalıp gibi girip, kalıp gibi de çıktılar!…

Bütün dünya da özellikle de sol kesimde, özel olarak da Türkiye de en yaygın olan politik hastalık, sorumluluk hastalığıdır. Bir kez, bir kişi, her hangi bir örgüt içinde sorumlu bir konuma geldikten sonra, onu bir daha “Allah götüre” asla gitmez!…

Bu güne kadarki solun, sosyalistlerin tarihinin en parlak sayfası Ekim Devrimi ve onun ürünü Sovyetler Birliğidir. Sovyetler de fraksiyonculuğu engellemek için fraksiyon yaratma niteliği taşıyan liderlerden Troçki`yi yurt dışında, diğerlerini de devrim mahkemelerinde yargılayarak öldürüp, parti kurmayı yasaklayarak „önlemişlerdir“!…

Tek lider, tek parti, tek ideoloji gibi tekler yaratmışlardır. Bu yapı da sorumluluk hastalığını yaratmıştır. Bu yapıda oluşmuş olan Sovyetler Birliği`ne baktığın zaman, darbe ile indirilen Gorbaçov hariç: istisna olsa bile, bir tek parti genel sekreteri ve devlet başkanı görevinden sedyesiz ayrılmamıştır. Yani, ölünceye kadar genel sekreter ve devlet başkanı olarak kalmıştır. Ölümcül bir sorumluluk hastalığına yakalanmışlardır. Brejnev`i uçaktan indirebilmek için her koltuğuna bir general girerek indiriyordu. O kadar yaşlanmış olmasına rağmen sorumluluğunu başka bir yoldaşına bırakmıyordu!

Sosyalizm, bu „sorumluluk hastalığı“nın çok büyük zararlarını gördü. Kuşkusuz başka nedenler de vardı, ama diğer nedenler yanında „sorumluluk hastalığı“ en zararlı olanı idi.

Sorumluluğu bir kez alınca, onun hastası olmak, ona bağımlı kalmak, ondan ayrılmayı bir namus meselesi haline getirmek hastalıkların en çirkinidir!…

Bu çirkinliklerin başında: diğer yeteneklerin kendini ifade etmesi, yönetimin yenilenerek kendini bir üst düzeyde üretebilmesi, yeni beyin ve düşüncelerin mücadele sürecine katılmasını önlemesi, en önemlisi de insanın doğasında var olan tatlı rekabetin yolunu kesmesi, örgütün ya da bir bütün olarak solun amipler gibi bölünmesi, dolaysı ile fraksiyoncu zihniyet ve yapılanmalarının oluşması gelmektedir. Bu nedenle devrimci olan her kesin, solun bu önemli hastalığının tedavisi, solu bu hastalıktan uzak tutması için gereken her şeyi yapması gerekir…

Konuya neresinden bakılırsa bakılsın solun muzdarip olduğu, duçar kaldığı sorumluluk ve onun bir ürünü olan fraksiyon hastalığı nedeni ile iflah olmadığı kendiliğinden görülür. Solun bu hastalığından Türkiye ye özgü olanları vardır, ama tümü Türkiye ye mahsus değildir.

Örneğin; fraksiyonculuk dünya çapında en yaygın olan sol bir hastalıktır. Ayrıca çağımıza ait bir hastalık da değildir. Çoğu 20.Y. yıldan kalma. Söz konusu olan hastalığın alternatifi olarak bloklaşma ya da cepheleşme yöntemi bulunup, geliştirilmiştir. Ancak bu da çoğu kez fazla işe yaramamakta, yapılan birlikler sık sık bozulmaktadır. Bu nedenle sorumluluk hastalığı ve onun bir versiyonu olan „fraksiyonculuğa karşı“ mutlaka bir bilinç geliştirmek gerekiyor. 20.Y.yılın ideolojik-politik-teorik üretim vb. gibi tarzları ile birlikte sorumluluk ve fraksiyonculuk hastalığının da aşılması gerekiyor.

Sorumluluk ve fraksiyonculuk hastalığını aşmanın tek yolu: 20.y.yıldan kalma monist yapılardan, monizmden uzaklaşarak; çok renkli, çok sesli, kapsam sınırı sömürüyü, ulusal ve inançsal baskıyı, kapitalizmi aşmak olan ama bu kapsam içinde her türden ideolojik üretime olanak tanıyan yapılar yaratmaktır…

Milliyetçiliğin, şovenizmin, faşizmin, ırkçılığın, sömürü ve baskı zihniyetinin olmadığı: içinde teorik-ideolojik-politik vb. gibi her türden üretimin yapıldığı, bu bağlamda tatlı rekabetçi bir ortamın yaratıldığı bir yapıya gereksinim var.

HDP, başlangıç itibarı ile böyle bir yapılanmadır. Ancak, HDP’ nin bu yapısını tehdit eden en büyük tehlike fraksiyonculuktur. HDP içindeki en belirgin fraksiyonculuk: HDP içinde yer alan bütün parti ve örgütlerin, HDP’ nin meclis-komite-komisyon gibi örgütsel yapılarına birey olarak, bireysel katılım sağlamak amacı ile değil, mensubu olduğu örgütü adına yer alması ve yapı içinde örgütü adına davranmasıdır!…

Bu tarz; HDP’ yi oluşturan bütün yapıların bir-biri ile olan ve kendi sorunlarını bir „virüs“ gibi HDP ‘nin içine taşımasına neden olur!…

Bu temelde bir kez sorunlar üremeye başlarsa, „fraksiyon virüsü“ bütün gövdeyi kangren gibi sarar. Neyse ki, HDP’ nin yapısında „anti-virüs“ denebilecek bazı öğeler var. En temel „anti-virüs“ öğesi, mücadelenin içinde oluşmuş, pişmiş, büyük dayanıklıklar kazanmış bir dinamik olan Özgürlük Hareketi`nin, HDP’nin ana omurgasını oluşturuyor olması, bu dinamiğin Türkiyelileşmeye mutlak manada gereksinim duyması, Türkiyelileşebilmesi içinde, HDP gibi bileşenlerin „olmazsa-olmaz“ konuma gelmesidir.

Ayrıca, Türk Solu`nun da marjinallikten kurtulmak, ülke sorunlarında söz, hak ve karar sahibi olabilmek için, Özgürlük Hareketi ile ittifak yapmasının kaçınılmaz ve zorunlu hala gelmesi de HDP’ nin bünyesinin sağlam ve sağlıklı kalmasında çok önemli bir rolü olacaktır…

Bu nesnel ve öznel olgular, HDP’ nin bünyesinin „fraksiyon virüsü“ne karşı korunmasının çok önemli bir teminattır. Ancak buna rağmen, HDP’ nin iç bünyesinde ki: HDP üyesi her parti ve örgütün kendi yapısı adına faaliyet yürütürken, fraksiyon virüsünün üremesine çok dikkat etmesi gerekiyor.

HDP’ yi yeterince devrimci ve kapitalizmi aşma yeteneğinde bir yapı olarak görmeyip, hala 20.y. yıldan kalma monolitik yapıda örgütler oluşturarak ya da var olanları koruyarak, devrimi ve sosyalizmi kendilerince teminat altına alıyorlar. Monolitik yapıda ki örgütler, reel-sosyalizmi kurma, koruma, evrensel boyuta çıkartama konusunda asla başarılı olamadı.

Bu yapıda ki örgütlerin kurmuş ve korumuş oldukları sosyalizmin hiç birisi bu gün yaşamıyor. Bunu yaşayarak da gördük, görüyoruz. Eskiden kalma, devrim ve kapitalizmin aşılması konusunda HDP’ den daha önemli bir teminat olarak görülmekte olan bu “yeni” monolitik yapılar umalım ki; 21.y.yılın devrimini yapma, sosyalizmini kurma ve korumanın teminatı olabilsinler.

Bana göre, yakın bir gelecekte HDP bütün o monolitik yapılardaki örgüt ve partileri „işlevsiz“ kılacaktır. Ancak o zamana kadar, devrim ve sosyalizmi teminat olarak görmeye devam etsinler. Etsinler ama, bu yapıyı ve anlayışı beraberlerinde HDP’ nin içine taşımamalıdırlar…

Devrimi ve sosyalizmi kurma, koruma ve evrensel boyuta taşıma yeteneğinin olmadığı, yaşanan tarih tarafından da görülmüş olan monolitik yapılarda ki örgütlerde görenleri, bu anlayışlarından vaz geçirmeye gerek yoktur. Sadece, HDP de görev yapan her kadronun, hangi örgüt mensubu olursa olsun, çalışmalarını; mensubu olduğu örgüt adına değil, HDP adına ve HDP için yapmalıdır!

İnsanın, dolayısı ile de örgütsel yapıların doğasında var olan rekabeti, fraksiyonlar arasındaki rekabetten çıkartarak, HDP’nin kendi iç rekabeti düzeyine çıkartıp, o düzlem de sürdürmek gerekir. Tatlı rekabet dahil, mücadeleye ve insana dair her şeyi HDP de içselleştirmeden, halkın iktidarı mücadelesindeki yürüyüşte, HDP sağlam ve sağlıklı bir dava aracı haline getirilemez…

Bütün bunlar başarılabilirse: HDP, dolayısı ile de Özgürlük Hareketi sadece Türkiye`nin ve bölgenin devrimci mücadele ve yapılanmasının modeli değil, dünya devrim sürecinin bir modeli haline gelmesi de mümkün olabilir…

21.y.yıl toplumsal ilerleme ve devrim mücadelesi, henüz kendi mücadele araçlarını yaratamadı.

Dünya`nın bir çok ülkesinde ve de Türkiye de hala 20.y.yıldan kalma mücadele araçları ile idariyi maslahat yapılıyor. Ama işler yürümüyor! Eller ayaklar çarşafa dolaşıyor. Eski; eşyanın tabiatı gereği yeniyi kucaklayamıyor, yeni sorunlara çözüm üretemiyor.

21.y.yıla ait yeni sorunlar ise, -karşıtların birliği yasası gereği- hala kendi bünyesinde çözüm üreten araçlar oluşturamadı. HDP’ nin bütün bileşenleri, bu evrensel boyut ve konumunu görüp, hesaba katarak; sadece Türkiye, Kürdistan ve bölge sorumluluğu ile değil, aynı zamanda evrensel sorumluluk taşıdığının da bilinci ve sorumluluğu ile hareket etmelidirler!…

Özellikle de HDP’ yi yeterince „devrimci ve kapitalizmi aşma“ yeteneğinde göremeyenler, buna daha fazla özen göstermelidir!…

Teslim TÖRE
20/02/2014

1655957_414521855350142_1638239556_n

1660986_414521582016836_647400577_n

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s

Schlagwörter-Wolke

%d Bloggern gefällt das: