Just another WordPress.com site

Evimi dinlediler bunun adı casusluk

Başbakan Erdoğan, Almanya dönüşü uçakta çarpıcı açıklamalar yaptı. Paralel yapının evini dinleyerek casusluk faaliyetine imza attığını söyledi. Bununla ilgili soruşturmanın başlatıldığını sözlerine ekledi
1391643877035 (4)
TÜRKİYE, 17 Aralık ve 25 Aralık operasyonlarının şokunu atlattıktan sonra Avrupa’ya açıldı! Başbakan Erdoğan önce Brüksel’e, ardından da Merkel’le görüşmek için Berlin’e gitti! İki günlük ziyarette Erdoğan’ın yanındaydık! Bitmek tükenmek bilmeyen toplantılara, peş peşe görüşmelere, Berlin caddelerindeki uzun konvoylara, gurbetçilerin yoğun sevgi gösterilerine, inanılmaz güvenlik önlemlerine, biri bitmeden diğerinin başladığı koşuşturmalara tanıklık ettik! Düne kadar YASADIŞI ne kadar örgüt varsa hemen hemen hepsine destek veren ALMANYA’nın Erdoğan için seferber olması görülmeye değerdi! Patikalara bile yerleştirilen polisler adeta kuş uçurtmadı! Karargahımız Ritz Charlton’du! Günü, otelin lobisinden takip ettim! Birçok isimle bir araya gelip sohbet etme şansını yakaladım. Kahve içerken şömine başında atılan gizli manşetler, PARALEL YAPI ile ilgiliydi! Orada yaşayan Türkler’in ne düşündüğünü öğrenme şansım oldu. KRİTİK GÖREVLERDE bulunan birkaç kişinin kulağıma fısıldadığı „Yakında paralel yapının hizmetlerine operasyon gelirse şaşırma!“ sözünü çok önemsedim! Zaten Alman basını bu uyarıyı sayfalarında açık ve net bir şekilde veriyordu! Uzun zamandır görmediğim bir dostumun „O yapı bırakın Almanya’yı artık Avrupa’da bile duramaz! Bütün finansal hareketleri mercek altında“ uyarısını çok dikkatle not ettim. Belli ki oralarda yeni bir sayfa açılıyordu! 17 Aralık’ın Avrupa ile Türkiye’yi yakınlaştırdığı çıplak gözle bile görülebilen bir gerçekti! Ankara’nın canını sıkan bir gelişme Avrupa’nın her caddesinde hissedilebiliyordu! Tıpkı Erdoğan’ın Berlin’deki ağırlığı gibi…

SINIRLARIN DIŞINDA DA LİDER
Dikkatimi çeken en ince ayrıntı, Merkel konuşurken neredeyse duyulmayan deklanşör sesleri, Erdoğan sözü aldığında sağanağa dönüşmesiydi! İlgi büyüktü! Kameramanların görüntü alabilmek için yerlerde yuvarlanması, birbirleriyle çekişmeleri görülmeye değerdi! „Beyaz Türkler“ bu gerçeği kabul etmek istemese de Erdoğan sınırların dışında da büyük ve etkili liderdi… Belki de sınırların dışına taştığı için HEDEFTİ! Birileri tarafından „DURDURULMASI!“ gerekiyordu! Ama bir türlü yapamıyorlardı! Erdoğan’ı ayakta tutan çok sebep vardı! Ama en önemlisi Berlin’deki sokakları dolduran Türk, Suriyeli, Mısırlı, Endonezyalı, Libyalı, Filistinli, Tunuslu, Faslı ve nereli olduklarını bilemediğim çok sayıda insanın sevgisi ve duasıydı… Ritz Charlton’un önüne yığılan koca kalabalık sloganlarla Berlin’i inletiyordu! Türkiye bunun ne kadarını duyabiliyordu bilmiyorum ama Erdoğan’ın BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’ndan sonra cetvelle çizilen sınırları kaldırdığı ortadaydı! Gönülden girip orada kalmasını biliyordu…

BERLİN’de geçirdiğimiz iki günün sonunda istikamet Ankara’ydı! 2.5 saatlik yolculukta Başbakan Erdoğan’la sohbet etme imkanımız oldu! Erdoğan uçaktaki 8 gazetecinin sorduğu her soruya içtenlikle cevap verdi… İşte o sorular ve cevapları…

Hollande’ın gelmesi ve Merkel’in seçimi kazanmasının verdiği rahatlık, blokajların yolunu açar mı?

Doğrusu ben daha olumlu bir istikamette gelişmenin olduğu kanaatindeyim. Hollande’ın geçen haftaki ziyaretinde bıraktığı izlenimler, bizim Almanya temaslarımızda edindiğimiz izlenimler, bundan sonra çok daha farklı gelişecektir. Artık Fransa’da bir Sarkozy anlayışı yok.

ALMANYA İLE YAKINIZ

Bölgemizdeki olaylar göz önüne alındığında acaba AB Türkiye’ye yaklaşmış olamaz mı?

Bunu iyi değerlendirmemiz lazım. Yani birilerinin „Artık AK Parti hükümeti her yerden kopuyor. Dostu kalmıyor“ gibi bir yaklaşımları vardı. Brüksel ziyaretimiz, ardından da Hollande’ın Türkiye’yi gelmesi ve bizim Almanya gezimiz uzaklaşma olmadığını gösteriyor.

Merkel’le 17 Aralık’ı konuştunuz mu?

Biraz Gezi’yi, 17 Aralık’ı görüştük. Tabii en ilginci şu; HSYK olayını, inanın halkımızın büyük çoğunluğu hiç bilmiyor. Almanya’da Adalet Bakanlığı atıyor savcıları. Onay mercii Parlamento. Aynı durum hakimlerde de var. RTÜK’ü söyledim kendilerine, „Bizimki onun benzeri zaten“ dediler. E, biz ne teklif ettik ana muhalefete, „Parlamento’daki gücüne göre HSYK’da temsil yetkisi verelim.“

Merkel’le görüşmenizde teşekkür vurgusu vardı.

„Entegrasyona evet, asimilasyona hayır“ demiştim. O zaman başta Bild olmak üzere o konuşmamı saptırdılar. „Entegrasyona hayır“ havasını yaydılar. Halbuki ben Avrupa’daki kardeşlerime „Aman entegre olun. Bu noktada bir sıkıntı meydana getirmeyin“ dedim. Ama asimilasyona „Hayır“ dedim.

„30 Mart dönüm noktası olacak“ dediniz. Ne olacak?

Saflar netleşiyor. 30 Mart’tan sonra siyasette yeni bir dönüşüm olabilir. Yeni aktörler ortaya çıkabilir. Bu yerel seçim olduğu için cesaret edemeyebilirler. Ama 2015 için şu anda birileri hazırlığın içine girip bazı adımlar atabilir. Onun için 30 Mart milat olacak.

BİZİ YIKAMAZLAR

„Gezi’den sonra bu darbe teşebbüsünü de önledik“ dediniz. Saldırıların arkası gelir mi?

Amerika da, Rusya da benzer sıkıntılar var aslında. Bakıyorsunuz Avrupa’da birçok ülke ciddi sarsıntılar geçirdi. Yani birileri bir yerleri karıştırmanın gayretinde. Almanya, Frankfurt ve Hamburg olaylarıyla bazı şeyler yaşadı. Bizim alternatifimiz olanlar sandık yoluyla iktidara gelemeyeceklerini görünce bu yollara tevessül etmenin gayreti içine giriyorlar.

17 Aralık süreci ne zaman normale dönecek?

Şu an bir normalleşme sürecindeyiz. Ancak başlattıkları bir yargı süreci var. Yargı sürecinin noktalanması normalleşmeyi getirecektir.

Ne manada normalleşme?

Bu işler çözüldükten sonra artık vatandaş dinlenmediğini görecek. Ağır Ceza Mahkemesi oy birliğiyle karar vermezse kimseyi dinleyemezsin. Ancak buradan gelecek olan dinleme delil kabul edilecek. Bunun dışında ne MİT’in ne de Emniyet İstihbarat’ın verdiği dinlemeler delil kabul edilecek. Ama istihbarat bilgisiyle suçüstü yapabiliyorsan yaparsın.

Vatandaş bu konuda rahat hissedebilir mi kendini?

Bunu göreceksiniz. Örneğin adli kolluk diyoruz. Bir defa ben yargıyı valiye bağlamadım. „Yargı valiye bağlıdır“ demedim. Savcı emniyet müdürüne sormadan, altından bir komiseri ya da memuru örgütleyerek operasyon yapıyor. Bunu yapamazsın diyoruz. Şu an devletin valisi, emniyet müdürü güvenilir değil, savcı beyin güvendiği kişiler güvenilir. Böyle bir devlet olabilir mi? Asıl yapmak istediğimiz şey Adli Kolluk Kurumu Başkanlığı kurmak.

HER ŞEYE KARŞILAR

Yurtdışındaki bakışlar değişecek dediniz?

30 Mart’ta neticeler ortaya çıktığı anda Avrupa’nın bakışı değişecek. Geçenlerde İngiliz yayın organlarından biri bize vuruyor, fakat „seçimin sonucunda yine Erdoğan gülecek“ diyor! Yani bu kadar kötülemenin anlamı ne?

Özellikle belli bir odağı kastederek „Vatan, millet, devlet sevgisinin zerresi yok“ dediniz.

3. Köprü’yü, 3. Havalimanı’nı, İstanbulİzmir yolunu yapan müteahhitleri böyle bir sürece sokarsanız, onlar da demoralize olacak ve müteşebbis ruhları zedelenecektir. Böyle bir ülkede yatırım yapabilir misiniz?

17 Aralık’a „paralel yapı“, „Darbe“ dediniz. Ancak hukuki süreç işlemedi.

ÖNCE O HESAP VERSİN

CHP Lideri’nin iddialarıyla ilgili ne dersiniz?

Önce SSK’da yaptıklarının hesabını versin. Sen Rahşan Affı’yla kurtulmuş birisin. Bütün sülaleni SSK’ya yerleştirdin. Hani bizim için „şöyledir böyledir“ diyorlar ya. Ya bizim iktidarımız döneminde senin kızın Vakıfbank’a girdi. Bunu bana arkadaşlar sordular. „Hayırlı olsun“ dedim. Şimdi bakın tam bu TÜRGEV olayı oldu, çok enterasan, kızı Vakıfbank’tan istifa etti. Niye istifa ediyor. Sen bir rakam açıklıyorsun. „Bu para nereden geldi“ diyorsun. Her bankaya giren rakam resmidir. Ve bu, o vakfın hesabıdır. Nereden geldiği hepsi orada bellidir. Gizlilik esasına kayıtlı olduğu halde, bu yasa dışı uygulamayı yapan kişi, bir murakıp mıdır, bir müfettiş midir, bir personel midir?… Adam yatıyor kalkıyor TÜRGEV. Niye, çünkü Tayyip Erdoğan’ın oğlu, kızı orada. E ne olacaktı? Bunları söylerken Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne verilen devlet arazilerini niye konuşmuyorsun. İstek Vakfı’nı niye konuşmuyorsun? Benim oğlumun, kızımın, kişisel menfaati söz konusu değil. Hepsi orada hizmet yapıyor. Şu an 2 bin civarında kız yurtlarda kalıyor, burslar veriliyor. Bundan iftihar etmesi gerekirken beyefendi rahatsız oluyor.

TSK’YA SIZMAK İSTEDİLER

Hep „Yargı ve polis içinde yapılanmalar var“ derdiniz. Acaba askerde de var mı?

Oraya da sızma gayretleri var tabii. Adana konusu manidardır. MİT’çileri yere yatırma işlemleri polis bölgesinde oldu. Polis bölgesinde böyle bir adımı atamazsınız. Orası polise aittir. Kaldı ki MİT mensubuyum dediği zaman durması lazım. Ve inanmıyorsun cebinden kartı alıyorsun MİT olduğunu görüyorsun. Gördüğün anda durman lazım ama durmuyorlar. Sandıklar açılıyor ve medyaya servis yapılıyor. Oradaki yargı mensubu kimse, bu konuda kendisiyle paslaşabilecek olanı bulmuş, onunla beraber bu adımı atmıştır. Bunlarla ilgili suç duyusunda bulunuldu. Şu anda Albay, iki üsteğmen bir yüzbaşı oradan alındı bildiğim kadarıyla. Tabii bunlar gecikmeli oluyor. Mesela poliste, bürokraside gecikme olmaz.

„TIR’ları vermezseniz ateş açacağız“ denmiş?

Orada farklı şeyler var. Onlar raporlarda meydana çıkacak.

Ergün Diler / Takvim

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s

Schlagwörter-Wolke

%d Bloggern gefällt das: