YEREL YÖNETİMLERDE AÇILIM: 1580 SAYILI BELEDİYE KANUNU İLE 5393
SAYILI BELEDİYE KANUNU ARASINDAKİ FARKLAR
Kamu hizmetlerinin yerine getirilebilmesi amacıyla oluşturulan kamu yönetimi iki ayrı

yapılanmadan oluşmaktadır. Merkezi yönetim ve yerinden yönetim biçiminde isimlendirilen bu ikili yapıda bazı ülkelerde merkezi, bazılarında ise yerel yönetimler daha etkin konumda bulunmaktadır.

Yerel yönetimler, yöre halkının ihtiyaçlarını etkin bir şekilde karşılamak üzere yerel topluluğa kamu hizmeti sağlayan ve yerel halkın kendi seçtiği organlarca yönetilen yönetsel, siyasal ve toplumsal bir kurumdur.

Türkiye’de son yıllarda yoğun biçimde kamu reformu yapılması kapsamında yerel yönetimlerde de reform niteliğinde yasal düzenlemeler olmuştur. Bilindiği gibi TBMM’nce ilk reform kapsamında kabul edilen yasalar 5215 sayılı Belediye Kanunu ile 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu’dur. TBMM’nin kabul ettiği bu yasalardan 5215 sayılı Belediye kanunu Cumhurbaşkanlığınca geri gönderilmiş, 5216 sayılı Büyükşehir Kanunu ise onaylanmıştır. TBMM, geri gönderilen 5215 yerine 5272 sayılı Belediye Kanunu’nu kabul etmiş ve bu kanun da Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş, bunun üzerine 5393 sayılı Belediye Kanunu TBMM tarafından kabul edilmiş ve Cumhurbaşkanının onayı sonrasında 3 Temmuz 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Böylece, 1930 yılından bu yana yürürlükte olan 1580 sayılı Belediye Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.

Gerek Belediye Kanunu ve diğer yerel yönetim kanunları, gerekse kadük olan Kamu Yönetimi Temel Kanun Tasarısı bir açıdan 1980’lerden beri yoğun olarak gündemde olan yönetimde reform talep ve ihtiyaçlarının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu faktöre ek olarak, belki de katalizör niteliğinde düşünülebilecek, AB standartlarına uyum süreci de yönetsel reformların önemli nedenlerinden bir tanesidir. Yönetimde şeffaflık, halkın katılımı, hesap verilebilirlik ve yerindelik gibi iyi yönetişim ilkeleri hem yerel yönetim yasalarının hem de yeni Dernekler Kanunu gibi birçok yeni düzenlemenin teorik altyapısını şekillendirmiş, bu kanunların adeta ruhunu oluşturmuştur.

1580 sayılı Belediye Kanununda 5393 sayılı Belediye Kanununa geçişte belediye yönetiminde çok ciddi değişikliklere gidilmiştir. Bu çalışmada, her iki Belediye Kanunu’nda öncelikle öne çıkan önemli farklar incelenecek, bu değişikliklerin yönetsel ve siyasal değerlendirmeleri yapılacaktır. İki yasa arasındaki farklar incelenirken; yapısal değişiklikler, yönetsel değişiklikler, katılımcılığı ve yerel demokrasiyi güçlendirici yenilikler olmak üzere üç grup altında değerlendirmeler yapılacaktır.

I- YAPISAL DEĞİŞİKLİKLER

5393 sayılı kanunla 75 yıldır süre gelen yerel yönetimlerde önemli yapısal değişiklikler yapılmıştır. Öncelikle belediyelerin kuruluşu, sınırlarının kesinleşmesi, tüzel kişiliği, mahalle ve yönetimi ile ilgili değişiklikler göze çarpmaktadır.

1- Belediyelerin Kuruluşu ile İlgili Değişiklikler

5393 sayılı Belediye Kanunu ile gelen en önemli düzenlemelerden birisi belediye sayılarının azaltılması ve belediye kurulması için gerekli şartların zorlaştırılmasıdır. Yeni kanun ile bir yerleşim yerinde belediye kurulabilmesi için asgari nüfus şartı 5000 olarak belirlenmiştir. İl ve ilçe belediyeleri için ise nüfus şartı aranmamaktadır. İl ve ilçelerin nüfusu ne olursa olsun belediye kurulması zorunludur.

Bilindiği gibi eski kanununa göre belediye kuruluşu için 2000 nüfus şartı aranmakta ise de gerek politik mülahazalar ve gerekse nüfus hareketliliği ve göçlerden dolayı bir çok belediyenin nüfusu 2000’in altına inmişti. Ayrıca nüfus sayımları esnasında büyük kentlerden köylere otobüslerle insan taşınarak köy nüfusunun 2000’i aşması yapay olarak sağlanmakta idi. Bu ve benzeri şekilde nüfusları 2000’nin altında olmasına rağmen belediyesi olan yerlerde ciddi yönetim sorunları ortaya çıkmaktaydı. Temel altyapı ve belediye hizmetlerinin yerine getirilememesi, belediye çalışanlarının maaşlarının ödenememesi ve yatırımların tamamlanamaması sıkça rastlanan durumlardandır. Belediye kurulması için 5000 nüfus şartının getirilmesi ile bu ve benzeri sorunların önüne geçilmek istenmektedir.

OECD ülkelerine bakıldığında da yerel yönetim birimlerinin ortalama nüfusunun genelde 10-35 bin civarında olduğu görülmektedir. Kanada, ABD, İtalya, Almanya ve Norveç’te ortalama belediye nüfusu 5-10 bin; Finlandiya’da 10-15 bin; Belçika, Hollanda, Danimarka ve Avustralya’da 15-20 bin; İsveç ve Portekiz’de ise 30-35 bin civarındadır. Elbette, nüfusu 5 binin altında belediye ortalamasına sahip ülkeler de bulunmaktadır. İzlanda, Fransa, Yunanistan, İsviçre, Lüksembourg ve Avusturya bu ülkelere örnek olarak gösterilebilir.

Ayrıca, köylerin veya muhtelif köy kısımlarının birleşerek belediye kurabilmeleri için gerekli olan azami 500 metre (istisnai durumlarda 2500 metre) şartı yeni kanunla azami 5.000 metre mesafeye çıkarılmıştır.

Belediye kurulması ile ilgili 5393 sayılı yasa ile gelen diğer bir değişiklik de “içme ve kullanma suyu havzaları ile sit ve diğer koruma alanlarında ve meskun sahası kurulu bir belediyenin sınırlarına 5000 metreden daha yakın olan yerleşim yerlerinde belediye kurulamaz” hükmüdür. Bu düzenleme ile içme ve kullanma suyu ile sit ve diğer koruma alanlarında belediye kurulması engellenmektedir.

2- Belediye Sınırlarının Kesinleşmesine dair Değişiklikler

Belediye sınırlarının kesinleşmesi ile ilgili olarak 1580 sayılı Belediye kanununda öngörülen;

“A- Seksen binden az nüfuslu olan beldelerde belediye meclislerinin kararı ve mahalli idare heyetinin mütalaası alındıktan sonra vilayet idare heyetinin tasdiki ile

B- Seksen binden fazla nüfuslu belediyelerde belediye meclisinin kararı, idare heyetinin muvafakatı, valiliğin teklifi ve İçişleri Bakanlığının tasdiki ile kesinleşir.” şeklindeki usulden vazgeçilmiştir. Yeni düzenlemeyle belediye sınırları, belediye meclisinin kararı ve valinin onayı ile kesinleşmektedir. İlçe içindeki belediyelerin sınırlarının tespitinde kaymakamın görüşünün alınması da öngörülmektedir.

Yeni sınır tespitine ilişkin olarak yapılan düzenlemeyle öncesine göre daha basit ve uygulanabilir nitelikler taşıyan bir sistem öngörülmüştür. Burada da yerindelik ilkesinin bir yansıması görülmekte ve İçişleri Bakanlığı devreden çıkarılarak konunun en alt birimlerce çözümlenmesi sağlanmıştır.

3- Belediyenin Tüzel Kişiliğinin Sona Ermesiyle İlgili Değişiklikler

1580 sayılı Belediye kanununda belediye tüzel kişiliğinin hangi hallerde sona ereceğine dair açık bir düzenleme bulunmamakta idi. 5393 sayılı Belediye kanunun 11.maddesi ile nüfusu 2000’in altına düşen belediyelerin tüzel kişiliğinin Danıştay’ın görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı’nın teklifi üzerine müşterek kararname ile sona erdirilmesi imkanı getirilmektedir.

Ayrıca bağlı olduğu il veya ilçe belediyesi ile nüfusu 50.000’in üzerinde olan bir başka belediyenin sınırına 5000 metreden daha yakın hale gelen belediye ve köylerin; genel imar düzeni veya temel alt yapı hizmetlerinin gerekli kılması durumunda yine Danıştay’ın görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı’nın teklifi üzerine müşterek kararname ile tüzel kişiliklerinin sona erdirilerek ilgili belediyeye katılması öngörülmektedir.

Bu madde ile, belediye kuruluşu için öngörülen 5000 nüfus şartıyla tutarlılık sağlanmaktadır. Bununla birlikte sadece nüfusu 2000’in altına düşen belediyelerin kapatılması öngörülmekte, dolayısıyla nüfusu 2000-5000 arsındaki belediyelerin tüzel kişiliklerini devam ettirmelerine imkan verilmektedir.

4- Mahalleler ile İlgili Değişiklik

Yeni kanunda mahalle yönetimi eski kanunla paralel düzenlenmiş fakat farklı olarak mahallenin işlevleri belirtilerek belediyeler ve başkaca kuruluşlarla ilişkilerine de değinilmiştir.

Kanunun 9. maddesi ile Mahalle ile Belediye yönetimleri arasındaki ilişkiler ağı yasal zemine kavuşturulmaktadır. Belediye, bütçe imkanları içinde, mahallenin ve muhtarlığın ihtiyaçlarının karşılanması ve sorunlarının çözümü için gerekli yardım ve desteği sağlayacak; kararlarında mahalle halkının ortak isteklerini göz önünde bulunduracak; hizmetlerin mahallenin ihtiyaçlarına uygun biçimde yürütülmesini sağlamaya çalışacaktır.

II- YÖNETSEL DEĞİŞİKLİKLER

Yeni belediye kanunu ile belediye yönetiminde önemli değişiklikler yapılmıştır. En başta belediyelerin görev alanları genişletilmiş, belediye meclisi ve encümen ile ilgili göze çarpıcı yeniliklere gidilmiş, meclisin işlevselliği arttırılarak encümenin yürütme görevi ön plana çıkarılmıştır. Stratejik plan, norm kadro, acil eylem planı gibi yenilikler uygulamaya konulmuştur.

1- Belediyenin Görev Alanları Genişletilmiştir

5393 sayılı kanunun en fazla dikkati çeken yeniliklerinden biri de belediyenin görev ve sorumlulukları başlıklı 14. maddesidir. 1580 sayılı kanununda maddeler halinde ve ayrıntılı olarak sayılan görevler yerine daha geniş ifadelerle ve daha genel görevler verilmesi belediyelerin kent yönetiminde daha etkin olmasını sağlamaktadır. Bilindiği üzere 1580 sayılı kanunda 15. maddede 76 fıkra ile belediyelerin vazifeleri sıralanmıştır. “Liste Usulü” olarak adlandırılan bu yöntemde belediyelerin yapması gerek görevler birer birer belirtilmiş, bunun dışında kalan görevler diğer yönetim birimlerinin görevleri olarak kabul edilmiştir. Oysa, yerel yönetimde önemli bir reform sayılabilecek şekilde 5393 sayılı kanun ile “Genel Yetki İlkesi” uygulanmaya başlamıştır.

Kanunun 14. maddesinde iki kategori altında belediyelerin görev ve sorumlulukları genel başlıklar altında belirtildikten sonra, ilk orijinal metinde; “Belediye, kanunlarla başka bir kamu kurum ve kuruluşuna verilmeyen mahallî müşterek nitelikteki diğer görev ve hizmetleri de yapar veya yaptırır” ifadesi bulunmaktaydı. Bu düzenleme, Anayasa mahkemesinin 24.01.2007 tarih ve 2005/95 Esas ve 2007/5 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Her ne kadar iptal edilse de bu ifade, Kanunun dayandığı özgürlükçü ruhu göstermesi açısından dikkate değer bir yaklaşımdır.

Belediyelerin görevleri sıralanırken çağa uygun yeni sorumluluk alanlarında belediyelere uygun görevler verilmiştir. Bunlardan bir tanesi “Gıda Bankacılığı”dır. 5393 sayılı kanunun 14. maddesinin (b) fıkrası başlı başına belediyelerin sosyal belediyecilik anlayışı çerçevesindeki sosyal hizmetlerini saymakta ve belediyelerin gıda bankacılığı yapabileceğini söylemektedir.

Gıda bankacılığı (Food Banking); üretici, satıcı veya hizmet sunanların elinde bulunan ancak son kullanım tarihinin yaklaşması, paketleme hatası, üretim, ihracat veya ihtiyaç fazlası gibi nedenlerle değerini kaybeden ve çöpe gitme ihtimali bulunan malların ihtiyaç sahibi olanlara ulaştırılmasını amaçlayan bir sistemdir. Gıda Bankacılığı terimindeki “gıda” kelimesi sebebi ile sadece yiyecek maddelerini kapsadığı gibi bir izlenim ortaya çıkmakta ise de aslında sistem, gıda, giyecek, yakacak ve temizlik maddelerini de kapsamaktadır. Özellikle ihtiyaç maddelerini üreten kurumların ellerinde bulunan fazlalıkların veya değişik sebeplerle piyasaya sürmek istemedikleri malzemelerin ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Benzer şekilde ihtiyaç malzemelerini büyük oranlarda tüketen fakat konjonktürel sebeplerle bir bölümü ellerinde kalan kurumlar da bu imkândan yararlanabilmektedir. Örneğin, otel gibi bu malzemeleri fazlasıyla kullanan fakat ellerinde bu malzemelerden gereğinden fazla kalan kurumlar bu malzemeleri gıda bankasına vererek maliyet gösterebilmektedirler. Malzemeyi gıda bankasına veren kurumlara, verdikleri malzemelerin maliyetlerini gider gösterebilme imkânı sağlanması ciddi bir teşvik unsurudur.

2- Yerindelik (Subsidiarity) İlkesi Getirilmiştir

5393 sayılı kanunla yerel yönetimlere “yerindelik” ilkesi getirilmiştir. 14. maddenin sonunda yer alan “Belediye hizmetleri, vatandaşlara en yakın yerlerde ve en uygun yöntemlerle sunulur” ifadesi bunu göstermektedir.

AB yönetim yapısında 1992’de imzalanan Maastricht Antlaşması ile gündeme gelen yerindelik ilkesi “yetki paylaşımı, hizmette halka yakınlık, hizmette yerindelik” gibi terimlerle de ifade edilmektedir. Bu ilke ila amaç kamu hizmetlerinin sunumunda halka en yakın seviyeye inmektir. Yani, kamu hizmetleri halka en yakın yönetim birimler tarafından yerine getirilecektir. Böylece bir çok kamu hizmeti yerel yönetimler tarafından gerçekleştirilmiş olacaktır. Bu durum ise, yurttaşların yönetime ve siyasete katılımını özendirecek, yerel birimlerin kararlarının daha demokratik bir şekilde alınmasını sağlayacak ve hizmet sunumunda etkinliğe katkıda bulunacaktır.

3- Malî Özerklik Getirilmiştir

5393 sayılı kanun, belediyeyi tanımlarken “idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi” ifadesini kullanmıştır. Bu ifade ile yeni bir belediye tanımı getirilmiştir. Bu tanımda kamu tüzel kişiliği kavramı içinde yorumlanan özerklik içeriği açıkça yazılmıştır. Buna göre belediye, “idarî ve malî” özerkliğe sahip kamu tüzel kişisidir. Malî özerklik, daha önce hiç görülmeyen bir yaklaşım olarak karşımıza çıkmaktadır.

4- Belediye Meclisiyle İlgili Değişikliler

a- Yakın akrabalar bir mecliste birleşebilir

5393 sayılı Belediye Kanuna göre belediye meclisi,belediyenin karar organıdır ve ilgili kanunda gösterilen esas ve usullere göre seçilmiş üyelerden oluşur. 1580 sayılı kanunun 27.maddesinde “ana,baba,büyükbaba,büyük ana,evlat ve kardeş, karı koca ve bu derecedeki sıhri hısımlar bir mecliste birleşemez. Bir mecliste birleşmesi caiz olmayanlar intihap edilmiş oldukları taktirde en ziyade oy kazanmış olan, bu da müsavi ise evli olan ve evli olanlardan da çocuğu olan azalık sıfatını alır” hükmü yer almakta idi. Yeni kanununda bu hüküm yer almamıştır. Dolayısıyla her ne kadar ‘başkan ve meclis üyelerinin görüşmelere katılamayacağı durumlar’ başlıklı 27.maddesinde belediye başkanı ve meclis üyelerinin maddede sayılı aile yakınları ile ilgili işlerin görüşülmesinde meclis toplantılarına katılamayacakları hükmü yer almakta ise de yasada aksine bir önleyici hüküm olmadığına göre yakın akrabaların bir mecliste bulunabilecekleri yorumu yapılabilir.

Uygulamada zaten hısım ve akrabanın bir mecliste birleşmesi fazla önemsenmemekteydi. Özellikle, nüfusu küçük belediyelerde böyle bir şey yaşandığında bu durum göz ardı ediliyordu. Nadiren şikayetler olduğunda bu durum düzeltiliyordu.

b- İstifa kendiliğinden sonuç doğurur

Yeni kanunda meclis üyeliğinin sona ermesi de farklı düzenlenmiştir. Çünkü 1580 sayılı kanununda meclis üyesinin istifasının kabulü meclisin kararına bağlıydı. Yeni düzenlemeye göre ise, 29. maddeye göre, istifa dilekçesi belediye başkanlığına verilip başkanca da meclisin bilgisine sunulmakla istifa gerçekleşmiş olur.

c- Meclis toplantıları her ay yapılacaktır

Meclis toplantılarının 1580 sayılı kanunda öngörülen ve yılda üç defa yapılan olağan toplantı usulünden vazgeçilmiştir. Yeni yasanın 20. maddesinde meclis toplantısı kendisi tarafından belirlenecek bir aylık tatil hariç her ayın ilk haftası, meclis tarafından önceden belirlenen günde, mutat toplantı yerinde toplanır hükmü getirilmiştir.

Eski kanunda bütçe görüşmelerinde toplantı süresi en çok 30 gün olup diğer toplantıların süresi en çok 15 gün iken, yeni kanunda bütçe görüşmelerine rastlayan toplantı süresi en çok 20 gün olup diğer toplantıların süresi en çok 5 gün olarak belirlenmiştir.

Meclis toplantıları her ay yapılarak meclis tam anlamıyla bir yasama organı haline gelmiştir. Oysa, 1580 sayılı kanunda meclis encümen yasama görevini de zımnen üzerine almış durumdaydı. Madde gerekçesinde yapılan değişiklik ile mahalli hizmetlerin katılımcı ve şeffaf bir anlayışla yürütülmesi ve meclis denetiminin daha etkin şekilde yapılması amaçlanmakta olduğu, mahalli hizmetler ile ilgili olarak alınacak karaların halkın çıkarları doğrultusunda alınması ve Avrupa yerel yönetimler Özerklik Şartı’na uygunluğu sağlama açısından meclislerin sık sık toplanması ve mahalli hizmetleri kendi içerisinde müzakere etmesinde fayda görüleceği belirtilmiştir.

d- Meclisin fesih nedenleri sınırlandırılmıştır

Yeni kanunla getirilen yeniliklerden biri de belediye meclisinin feshini gerektiren sebeplerin sınırlandırılmasıdır. Böylece serbest seçimle oluşan belediye meclislerine rahat çalışma ortamının sağlanmasına öncelik verilmiştir.

Yürürlükten kalkan 1580 sayılı kanunda fesih sebepleri şöyle sıralanmıştır: Belediye

meclisi;

– Kanunen belirli olan olağan ve olağanüstü toplantılar dışında toplanırsa,

– Kanunen belirli olan yerden başka yerde toplanırsa,

– Kanunen kendisine verilen görevleri süresi içinde yapmaktan çekinir ve bu hal belediye meclisine ait işleri sekteye veya gecikmeye uğratırsa,

– Siyasi meseleleri müzakere eder veya siyasi temennilerde bulunursa,

İçişleri Bakanlığının bildirisi üzerine Danıştay’ın kararı ile fesholunur.

Yeni Kanunda 1.ve 2.sıradaki nedenler kaldırılmıştır. 3. fıkra ise “kendisine verilen görevleri süresi içinde yapmayı ihmal eder ve bu durum belediyeye ait işleri sekteye veya gecikmeye uğratırsa” şeklinde düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere yeni düzenleme ile görevin yerine getirilmesinde ‘ihmal’ kavramı kullanılmış, kasıt ile sınırlanmaksızın daha geniş bir alanda düşünülmüştür. Diğer bir fark eski kanunda ortaya çıkacak ihmalin ‘belediye meclisine’ ait işleri sekteye uğratması durumunda fesih nedeni olarak belirlenmişken yeni kanun ile ‘belediyeye’ ait işleri sekteye uğratması şartı getirilmiş böylece belediye işleri bakımından hizmet kusuruna yol açacak herhangi bir ihmal fesih nedeni olarak düzenlenmiştir.

4. fıkra ise “belediyeye verilen görevlerle ilgisi olmayan siyasi konularda karar alırsa” şeklinde değiştirilerek siyasi meselelerin müzakerelerine ilişkin bentte daraltma yapılmıştır.

e- Meclis üyelerine huzur hakkı getirilmiştir

5393 sayılı Kanunun 32. maddesi ile, belediye meclis üyelerine katıldıkları toplantı başına belediye başkanına ödenmekte olan aylık brüt ödeneğin günlük tutarının üçte birini geçmemek üzere meclis tarafından belirlenecek miktarda toplantı ücreti ödenmesi getirilmiştir. 1582 sayılı kanunun 156. maddesi, sadece nüfusu 70 binden fazla belediyelerde meclis üyelerine huzur hakkı takdir edilebileceğini belirtmektedir.

5- Encümenle İlgili Değişlilikler

Belediye encümeni de yeniden düzenlenmiştir. Encümenin uzmanlık niteliği güçlendirilerek yürütmeye ilişkin daha dinamik bir karar alma mekanizması öngörülmektedir. Ayrıca belediye meclisince seçilmiş üyelerin de encümene katılması sağlanarak katılım ilkesinin güçlendirilmesi amaçlanmaktadır.

5393 sayılı kanunla, 1580 sayılı kanundan farklı olarak belediye encümeninde seçilmiş üyelerin sayısı artırılarak katılımcılık ilkesi güçlendirilmiştir. Bir diğer değişiklik ise, seçimle gelen üye sayısının atananların yarısından fazla ve ikiden az olamayacağı kuralının kaldırılmasıdır.

6- Belediye Başkanıyla İlgili Değişiklikler

Belediye başkanı ayrı bir bölümde düzenlenmiştir.

Yeni kanunun 37.maddesinin 2.fıkrasına göre, “belediye başkanlarının görevlerinin devamı süresince siyasi partilerin yönetim ve denetim organlarında görev alamazlar. Profesyonel spor kulüplerinin başkanlığını yapamaz ve yönetiminde bulunamaz.” Buna ilişkin hüküm 1580 sayılı kanunun 24. maddesinde şu şekilde düzenlenmişti:Belediye başkanları bu grevlerinin devamı süresince siyasi partilerin genel merkezlerinde vazife alamayacakları gibi il ve ilçe idare kurullarında başkan ve üyelik yapamazlar.

5393 sayılı kanunla belediye başkanın yetkileri daha geniş belirlenmiştir.

Eski kanunda 2/3 olarak düzenleniş bulunan yetersizlik oyu 3/4’e çıkartılarak belediye başkanının düşürülmesi zorlaştırılmıştır. Ancak belediye başkanının başkanlık sıfatını yitirmesi yargı kararı ile mümkündür. Çünkü, 1982 anayasasının 127/4. maddesine göre organlık sıfatının yitirilmesi kararı ancak yargı kararı ile mümkündür. Belediye meclisinin yetersizlik kararı ancak yargı organının incelemesi sonunda bir anlam ifade etmektedir ve hukuki sonuç doğurmaktadır.

5393 sayılı kanunun 39. maddesi uyarınca, belediye başkanının ödeneği, belediyelerin nüfus gruplarına göre katsayı sistemine bağlanmıştır.

7- Stratejik Plan Yapılması Zorunluluğu Getirilmiştir

Yeni kamu yönetim anlayışı doğrultusunda belediyelerimizde stratejik yönetim uygulamasına geçilmiş, Belediye Kanununun 41. maddesine göre, nüfusu 50.000’in üzerindeki belediyelere stratejik plan yapılması, kalkınma planı ve yıllık performans planı hazırlanması öngörülmüştür.

8- Belediyeler Kurumlarla Doğrudan Yazışabilir

Belediyeler yazışmalarını valilik ve kaymakamlık aracılığıyla yürütmekteydi. Bu durum gereksiz zaman kaybına ve hizmet sunumunda gecikmelere yol açmaktaydı.Yeni kanunun 78.maddesine göre “Belediye kamu kurum ve kuruluşlarıyla doğrudan yazışabilir.” hükmü getirilerek belediyelerin bütün kamu kuruluşlarıyla doğrudan yazışma yapmasına imkan sağlanarak hizmetlere hız kazandırılabilmesi amaçlanmıştır.

9-Belediyelerin Borçlanmaları Değişmiştir

Yeni kanunda yerel yönetimlere yeni gelir kaynakları yaratıldığı gibi yerel yönetimlerin borçlanmalarına ilişkin düzenlemeler getirilmiştir.Yeni kanun yerel yönetimlerin yapacağı dış borçlanmaların 4749 sayılı kamu Finansmanı ve Borç Yönetimi hakkındaki Kanun hükümlerine göre yapılacağını düzenlemiştir. Kanundaki bu değişiklikle dış borçlanmalar sıkı kurallara tabi tutulmuştur. Bunun nedeni geçmişte hazine garantisi ile yapmış oldukları borçlanmayı ödemeyip hazineye ödettirmelerdir.

Yerel yönetimlerin iç borçlanmaları ise daha kolaydır ve salt çoğunlukla karar alınabilmektedir. Dış borçlanmanın aksine hazine garantisi dışında tutulmuştur.

10- Belediye Teşkilatında Değişiklikler Yapılmıştır

a- Norm kadro uygulamasına geçiş yapılmıştır

1580 sayılı kanunda sözleşmeli personel uygulamasına yer verilmemişti. Sözleşmeli personel uygulaması 1978 tarihli “Sözleşmeli Personel Çalıştırmasına İlişkin Esaslar Hakkında Kararname”ye göre yürütülmekteydi. 5393 sayılı kanunda sözleşmeli Personel istihdamına olanak sağlanmıştır. Buna göre “Belediye ve bağlı kuruluşlarda norm kadroya uygun olarak çevre, sağlık, veterinerlik teknik, hukuk, ekonomi, bilişim, ve iletişim, planlama, araştırma ve geliştirme, eğitim ve danışmanlık alanlarında avukat, mimar, mühendis, şehir ve bölge plancısı, çözümleyici ve programcı, tabip, ebe, hemşire, veteriner, kimyager, teknisyen ve tekniker gibi uzman ve teknik personel yıllık sözleşme ile çalıştırılabilir” hükmü getirilmiştir.

b- Acil durum planlaması yapma zorunluluğu getirilmiştir

Belediyelere eski kanundan farklı olarak, kanunun 53. maddesiyle acil durum planlaması yapma görevi verilmiş, acil durumlarda diğer bölgelere yardım yapabilmesine yasal olanak sağlanmıştır.

III- KATILIMCILIĞI ve YEREL DEMOKRASİYİ GÜÇLENDİRİCİ

YENİLİKLER

Yeni kanun metni ile yerel yönetimlere halkın katılımı ve demokratikleşme adına oldukça önemli atılmıştır. Hemşehrilik tanımının değişmesi, kent konseylerinin oluşturulması ve işlevsellik kazandırılması, belediye hizmetlerine gönüllü katılımın sağlanması, belediye üzerindeki idari vesayet uygulamasının kaldırılması ve denetim komisyonlarının kurulması gibi uygulamalar bu konuda göze çarpan değişiklikler arasındadır.

1- Hemşehrilik Tanımı Değişmiştir

1580 sayılı Belediye Kanunun 13.maddesinde; “Her Türk nüfus kütüğüne yerli olarak yazıldığı beldenin hemşehrisidir. Hemşehrilerin belediye işlerinde reye, intihaba, belediye idaresine iştirake ve belde idaresine iştirake ve belde idaresinin devamlı yardımlarından istifadeye hakları vardır” hükmü yer almakta idi. 5393 sayılı kanunun 13. maddesinde ise; “Herkes ikamet ettiği beldenin hemşehrisidir. Hemşehrilerin, belediyenin karar ve hizmetlerine katılma, belediye faaliyetleri hakkında bilgilenme ve belediye idaresinin yardımlarından yararlanma hakları vardır. Belediye, hemşehriler arasında sosyal ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi ve kültürel değerlerin korunması konusunda gerekli çalışmaları yapar. Bu çalışmalarda, üniversitelerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşların, sendikaların, sivil toplum kuruluşların ve uzman kişilerin katılımını sağlayacak önlemeler alınır” ifadesi yer almaktadır.

Görüldüğü üzere, eski kanunda vatandaşlar, nüfusa kayıtlı yerin hemşehrisi sayılırken, yeni kanunda ikamet ettiği yerin hemşehrisi sayılmaktadır. Ayrıca, yeni kanunda 1580 sayılı kanundan farklı olarak hemşehrilerin hak ve yükümlülüklerinin kapsamı ve niteliği genişletilerek hemşehriliğe daha aktif ve katılımcı bir özerklik kazandırılmaktadır.

Göze çarpan bir diğer farklılık ise, eski kanun döneminde hemşehri haklarından faydalanabilmek için ‘Türk’ olmak gerekirdi.Yeni kanun metninde ise Türk ifadesi kullanılmamıştır. Zaten, kanun bir bütün itibarıyla incelendiğinde hem Türk kelimesini kullanmaya gerek kalmamıştır hem de yabancı uyruklu vatandaşların artık Türkiye’de konut ve toprak sahibi olmaya başlamasıyla hemşehriliğin kapsamı bu grupları da içine alacak şekilde değiştirildiği yorumu yapılabilir.

Yine maddenin 3.fıkrasında “belediye sınırları içinde oturan, bulunan veya işliği olan her şahıs” ifadesi de bu görüşümüzü destekler nitelikte bir düzenleme olmuştur.

2- Kent Konseyleri Oluşturulmuştur

Katılıma ilişkin getirilen başka bir yenilik de belediyenin desteği ile toplanacak kent konseyleridir. Kent Konseylerinden yeni kanunun 76. maddesinde bahsedilmektedir. Kent konseyleri; seçilmiş yerel yönetim organlarının çalışmalarına halk katımını ve denetimini sağlamak için, en alt düzeydeki yerel yönetim biriminden yukarıya doğru örgütlenerek demokratik kitle örgütleri temsilcileri ve uzmanların da katılımıyla oluşturulan meclislerdir. Burası herkesin görüşünü açıklama imkanı bulduğu bir platform olacaktır. Konsey kararlarının belediye meclisinin ilk toplantısında değerlendirileceğinin öngörülmesi belediye yönetimine katılmanın başka bir boyutunu oluşturacaktır.

Kent konseyinde alınan kararların ve belirtilen fikirlerin doğrudan yaptırım gücü, belediye meclisi kararlarını etkileme yetkisi yoktur. Ancak bu durum, kent konseyi kararlarının tamamen etkisiz olduğu anlamına gelmemektedir. Çünkü kent konseyinde ortaya çıkan görüşler belediye meclisinin ilk toplantısında gündeme alınarak değerlendirilecektir. Belediyelerin temel karar organları meclislerdir. Meclis üyeleri seçimle başa geldikleri için, kent konseylerinin bağlayıcı bir karar alabilmeleri, belediye meclisinin yerini almaları anlamına gelir ki bu da demokratik bir işleyiş değildir. Bir yanda seçimle başa gelen belediye meclisi, diğer yandan halkın doğrudan seçimi dışında bir araya gelen kent konseyi bulunmaktadır. Dolayısıyla, kent konseylerinin görüşlerinin belediye meclisi tarafından değerlendirilmeye tabi tutulması demokrasinin bir gereğidir. Bu durumda, kent meclisleri, kent yönetimi üzerinde bir baskı unsuru olarak kamuoyu görevi üstlenecektir. Kent konseyleri ile ilgili olarak bazı düzenlemeler yapılmalıdır. Kent konseylerinde katılım gösteren meslek kuruluşları, sendika temsilcileri, üniversite temsilcileri, sivil toplum kuruluş temsilcileri gibi özel ve tüzel kişiler zaten bir şekilde örgütlenip sesini duyurabilen gruplardır. Bunların yanında daha zor örgütlenen veya örgütlenemeyen, sesini duyuramayan toplumun zayıf kesimini oluşturan çocuklar, yaşlılar, özürlüler, kadınlar ve benzeri grupların da katılımını sağlayacak bir yapılanma oluşturulmalıdır.

3- Belediye Hizmetlerinde Gönüllü Katılım Sağlanmıştır

Yeni Belediye Kanununun 77.maddesinde kimi belediye hizmetlerinde gönüllülerin çalıştırılmasına imkan verilmesi de belediyelerin vatandaşın taleplerine karşı daha duyarlı olmasına ve halkla belediyenin yakınlaşmasına yardımcı olacağı düşünülmektedir. Bu amaca yönelik olarak gönüllülerin nitelikleri ve çalıştırılmalarına ilişkin prensipler İçişleri Bankalığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenecektir.

4- Belediyelerin Şeffaflaşmasıyla İlgili Düzenlemeler Yapılmıştır

Şeffaflık tüm kamu kurumları için geliştirilen ve zorunlu olarak uygulanması istenen bir anlayıştır. Bu sebeple 5393 sayılı Belediye Kanununda şeffaflıkla ilgili düzenlemeler yer almakta olup bu düzenlemeler şunlardır:

– Kesinleşen meclis kararlarının özetleri yedi gün içinde uygun araçlarla halka duyurulur

(madde 23),

– Komisyon raporları alenidir, çeşitli yollarla halka duyurulur (madde 24),

– Denetime ilişkin sonuçlar kamuoyuna açıklanır (madde 5),

– Faaliyet raporu …kamuoyuna da açıklanır (madde 56).

Belediyeler ayrıca Bilgi Edinme hakkı kanununa göre kendisine sorulan soruları cevaplamak zorundadır.

5- Meclis Üzerindeki İdari Vesayet Yetkisi Kaldırılmıştır

5393 sayılı kanunun 23. maddesinden anlaşıldığı üzere, meclisin aldığı kararların kesinleşmesi için mülki amirin onayını alması gerekmemektedir. Ancak, mülki idare amirinin hukuka aykırı gördüğü kararlar aleyhine idari yargıya başvurma hakkı saklı tutulmaktadır. Böylece, idari vesayet olarak bilinen, 1580 sayılı kanunda mülki idare amiri olarak vali ve kaymakama bazı meclis kararlarını onaylama veya onaylamayıp tekrar görüşülmek üzere meclise geri çevirme konusunda tanınan yetkiler kaldırılmıştır. Bunun yanında, mülki amire hukuka aykırı gördükleri kararlar aleyhine idari yargıya başvurma hakkının tanınmış olması idarenin bütünlüğü açısından gerekli bir düzenlemedir.

6- İhtisas Komisyonlarına Üye Seçimi Değişmiştir

Yeni yasaya göre ihtisas komisyonları, her siyasi parti gurubunun ve bağımsız üyelerin meclisteki üye sayısının meclis üye sayısına oranlaması suretiyle oluşturulur (madde 24). Önceki düzenlemede ise ihtisas komisyonu üyelikleri oy çokluğuna göre oluştuğundan çoğunlukla komisyonlar bir veya birkaç parti arasında dağılırdı. Bu da, sistemin demokratik işleyişi için önemli bir engel sayılmaktaydı. Yeni kanunla, siyasal gücün tek bir partinin hakimiyeti altında tutulması bir şekilde engellenmiş olmaktadır.

7- Denetim Komisyonları Kurulmuştur

5393 sayılı Belediye kanunu ile getirilen yeniliklerden biri de 25. maddede düzenlenen; nüfusu 10.000’in üzerindeki belediyelerde, bir önceki yıl gelir ve giderleri ile hesap ve işlemlerin denetimini yapmak üzere denetim komisyonu kurulmasıdır. Böylece, meclis üyelerinin belediye işleriyle ilgili olarak daha iyi bilgi edinmeleri ve bunun sonucunda elde edilen verilerle meclisin bilgi edinme ve denetim yolarının daha etkili bir şekilde işletilmesi de mümkün olmaktadır. Komisyon, çalışmasını kırk beş iş günü içinde tamamlar ve buna ilişkin raporunu mart ayının sonuna kadar meclis başkanlığına sunar.

SONUÇ

Yeni yasa ile kanunda bazı köklü değişiklikler yapılmıştır. Öncelikle, özerk bir mahalli idarenin gereği olarak belediyeler üzerindeki idari vesayet uygulamalarının çoğuna son verilerek idarenin bütünlüğünü ve hukuka uygunluğunu sağlayacak mekanizmalar oluşturulması öngörülmüştür.

Belediyelerde katılım mekanizmaları geliştirilmiştir. Katılım; kamu hizmetleri ile ilgili kararların hazırlanması, olgunlaşması, alınması ve bu kararların uygulanması aşamalarından birine, birkaçına veya bütününe o karardan doğrudan ya da dolaylı etkileneceklerin katkıda bulunmalarıdır.

Belediyeler daha şeffaf hale getirilmiştir. Şeffaflığın temeli ilgili olan herkesin gereksinim duyduğu bilgiye erişebilmesinin sağlanmasıdır. Bu tür katılım yollarının ve şeffaflığın arttırılması yurttaşların siyasete, özellikle yerel siyasete katılımını arttıracaktır. Belediyelere yaptıkları başvuruların değerlendirildiğini, sorularının cevaplandırıldığını gören belde sakinleri yaşadıkları kenti daha çok benimseyecekler, kentin ortak alanlarına, kamu mallarına, toplu taşıma araçlarına verilen zararlara karşı daha duyarlı davranacaklardır. “Devlet malı deniz” anlayışı karşısında, vatandaş kendisini daha güçlü ve donanımlı hissedecek, belediye kaynaklarının belde yöneticilerince savurganca kullanılmasına karşı duracaklardır.

Hemşehri tanımının değişerek kişinin yaşadığı yerin hemşehri olması yerinde bir değişiklik olmuştur. Kişiler artık yaşadığı yeri geçici olarak barındığı bir mekan olmaktan öte hemşehrileriyle birlikte sahiplendikleri beldeler haline getirecektir.

Türkiye’de özellikle yoğun göç olgusunun sonucu olarak İstanbul, Kocaeli, Bursa, İzmir ve Ankara gibi metropollerde yüzlerce hemşehri dernekleri kurulmuştur. Her ilin, her ilçenin hatta her köyün derneğinin bulunduğu İstanbul’da hemşehri tanımının değişmesinin dermekleri nasıl etkileyeceğini ise zaman gösterecektir.

Kanunun 77. maddesinde düzenlenen gönüllü katılım müessesesi İç İşleri Bakanlığı’nın düzenlediği “İl Özel İdaresi ve Belediye Hizmetlerine Gönüllü Katılım Yönetmeliği” ile işlerlik kazanmıştır. Bu yönetmeliğe göre beldede yaşayan gönüllü vatandaşlar belediyenin verdiği “gönüllü kimlik kartı” ile yönetmelikte belirlenen işlerde çalışabileceklerdir. Böylece belediye hem bazı işlerini yaptırabilecek hem de vatandaşın katılımını sağlayabilecektir.

Kemal ÖZDEN – Melek ZORLU
36. Sayıdan

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s