Just another WordPress.com site

Archiv für Oktober, 2013

EY TEKMANLI TARTIŞ..


Tekman1
von PD Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu

Ey Tekmanlı tartış.. Öteki Tekmanlı’ya küfür ve hakaret etmeden tartış.
Karşıt düşünceyi aşağılamadan, küçümsemeden tartış.
Kişi ve ideolojileri tabulaştırmadan tartış.
Gerçekleri söylemekten ve kendi düşünceni savunmaktan korkmadan tartış.
Kırmadan incitmeden tartış.
Yanlışların karşısında dur ve bıkmadan usanmadan tartış.
Herkesle her şeyi tartış.
Dün tartışmadıǧın, tartışamadıǧını, bugün acilen tartışman gerekeni tartış.
Dün olanı, bugün olması gerekeni, yarın olabilecekleri tartış.
Tarihi tartış.
Dini tartış
Siyaseti tartış
Ülkeni tartış
Dünyayı tartış
Partileri tartış
Kurumları tartış
Düşünceleri tartış.
Senin kaderin hakkında karar verenleri tartış.
Senin ve ülkenin geleceğine dair karar verenleri tartış.
Kaderini ve geleceğini başkalarının eline ve merhametine bırakma, tartış.
Kaderini ve geleceğini tesadüflere bırakma tartış.
Öteki kürde saygıda kusur etmeden tartış, o sana saygı duymasa dahi.
Ötekine kin duymadan tartış, o sana kin duysa ve senden nefret etse dahi.
Sabır, hoşgörü ve tolerans sınırlarını sonuna kadar zorlayarak tartış.
Kürdün ve Tekman’ın içinde bulunduğu real durumu, ve bunun kürdte yarattığı tahribatı ve çaresizliği ve kürdün kürd düşmanlarınca kuşatılmışlığını, bir saniye bile unutmadan tartış.
Bunu kendi kişisel egon için yapma.
Benliǧini ispatlamak için yapma.
Kendini kanıtlamak için yapma.
Öteki kürdün canına okumak için yapma.
Senin düşüncene karşı olan ve anti kürdistani olan düşünceleri savunanların hepsini aynı kefeye koyma.
Kimin neyi savunduǧundan ziyade neden savunduǧu önemlidir. Bir düşünceyi, yanlış olarak savunmak, manüpilasyonların ve yanlış yönlendirilmeler sonucu savunmak ile o yanlışı neden savunduğunun bilincinde olarak ve bunu bir görev olarak savunmak aynı şeyler olmadığı gibi bu iki farklı gruptaki insanları da aynı kefeye koymadan tartış.
Tartış.Bildiǧini, diǧer kürdlerle paylaşmak, yanlış bildiǧini düzeltmek, bilmediǧini öǧrenmek için tartış.
Tekman’da bilinç sevyesinin artması için
Tolerans ve hoşgörü kültürünü hakim kılmak için
Öteki, senin gibi düşünmeyen Tekmanlıyı anlamak ve onunda seni anlamasını saǧlamak için
Kürdler arası demokrasi kültürünün gelişmesi için
İç-barışımızın saǧlanması için.
Tartış…
Seninle farklı düşüncede ve inançta olan kürdü sevebilmek ve onunda seni sevmesini saǧlamak için
Tartış…
Bizim buna ekmek ve su gibi ihtiyacımız olduǧu bilinciyle tartış.
Yarın bugün çektiǧimiz acıları, tekrar yaşamamak için tartış
Çocuklarımızında bizim yaşadıǧımız¸ acıları, katliyamları ve zulümü yaşamamaları için tartış.
Ülkemizin sömürge olmaktan ve parçalanmışlıktan kurtulması için tartış.
Kürd halkına bölgedeki barbar, vahşi ülke ve faşist rejimlerce ve emperyalistlerinde destek ve onayı ile dayatılan devletsizliǧe son verip, her milletin olduǧu gibi kürdünde en doǧal hakkı olan kendi develetine sahip olması için tartış.
Şu an önemli bir dönemeçte olduǧumuzu unutmadan, var olma ve yok olmanın, yol ayrımında olduǧumuzu bir saniye bile unutmadan tartış.
Hassas bir süreçten geçtiǧimizi bil ve bu sürecin bizim leyhimize işlemesi için tartış. Hiç bir şeyi es geçme, tüm detayları tartış.
Kürdistan devletinin uluslararası şartlarının hiç bir dönem bu denli uygun ve olgunlaşmadıǧı bilinciyle tartış.
Kürdlerin bölgedeki en güçlü aktör olduǧu ve tüm denge ve politikaları altüst edebilecek yegane kuvet olduǧu bilinciyle tartış.
Bizim kaderimizin kendi ellerimizde olduǧu bilinciyle tartış.
Öyle bir kader ve yol ayrımında olduǧumuzu hiç unutmadan. Kazanacaǧımız yada kaybedeceǧimiz noktada olduǧumuzu unutma. Bugün verceǧimiz doǧru karar bizi kazanma yoluna koyacak ve yapacaǧımız hata ise bize kaybetirecek.
Biri devletleşmeye, özgürleşmeye, kazanmaǧa götüren yol, diǧeri bize eski statükonun devamı, köleleşme, asimileye uǧrama ve türke hizmetkar olmaya götürecek ve yönleri tamamen zıt olan iki yolun ortasında durduǧumuzu unutmadan tartış.
Düşmanlarımızın bizi artık güç ve şidet kullanmak suretiyle denetimde tutamayacaǧının bilincinde olduǧunu unutmadan tartış.
Düşmanlarımızın bizi bizim gücümüzle alt etmek istediǧini ve onun bundan başka çaresinin de olmadıǧını unutmadan tartış.
Düşmanımızın son manevrası. „kürdü kandır“, “kürdü kürdün yardımı ile kandır“, “kürdü kürde karşı kullan“, “evliliǧi kullan“, “islamı kullan“, “solculuǧu kullan“, “siyasti kullan“, “ekonomiyi kullan“, “uluslararas ilişkileri kullan“, “imkanları kullan“, “uyuşturucuyu kullan“, “memurluǧu kullan“, “kürdün çaresizliǧini kullan“, “seçimi kullan“, “meclisi ve miletvekilliǧini kullan“, “asimilasyonu kullan“, “medyayı kullan“, “aleviliǧi kullan“. Yani akılına ne geliyorsa hepsini kullanmaktır. Tüm bunların bilinciyle tartış.
Sorunumuzun adınının başkalarının bize dikte ettirmek istedikleri gibi “KÜRD“ deyil “KÜRDİSTAN“ sorunu olduǧunu; her hangi bir ülkenin “İÇ – SORUN“ u deyil, “ULUSLARARASI BİR SORUN“ olduǧunu ve bir “DEMOKRATİK HAKLAR – SORUNU“ ya da türkiyenin “DEMOKRASİ“ sorunu hiç mi hiç olmaǧını; sorunun tamamen bir “BİR TOPRAK VE SINIRLAR SORUNU“ olup “KÜRDLERİN – ULUSAL SORUNU“ olduǧunu unutmadan ve bunu bilince çıkararak tartış.
Bu sorunun tek çözümünün ise “DEVLET“ ve “DEVLETLEŞMEK“ ten geçtiǧi gerçeǧini unutmadan tartış.
Türkün kokoşmuş sözde aydın maydınlarının, yarattıǧı bilgi kirliliǧine ve kürdün zekasıyla dalga geçme şaklabanlıǧına son vermek için tartış.
Türkün oluşturduǧu sahte ve yapay gündemlerden kurtulmak için tartış.
Bu gün acilen tartış.
Yarın geç olmadan tartış.
Kürdün kendi gündemini oluşturması için tartış.
Yerel idareden hesap sormak için tartış.
Kimin elinin kimin cebinde olduǧunun açıǧa çıkması için tartış.
Kapalı kapılar arkasında tezgahlanan oyunların açıǧa çıkması için tartış.
Türklerin kürde kurduǧu ve bazı kürdlerinde alet olduǧu tuzakların deşifre olması için tartış.
Tartış…
Tartışki, tarih tekarür etmesin.
Tartışki, kaderimiz deǧişsin.
Tartışki, tekmanlıya ve kürde dayatılan cahalet ve körlük ortadan kalksın.
Tartışki, kürd ortadoǧu gericiliǧi ve despotizminden kurtulsun.
Tartışki kürd türk barbariziminden, arap vahşiliǧinden ve fars gericiliǧinden kurtulsun.
Tartışki, hiç bir şey karanlıkta kalmasın. Gerçekler tüm çıplaklıǧı ile ortaya çıksın. Maskeler düşsün, sahtekarlar deşifre olsun. Kölelik özgürlük olarak pazarlanmasın.
Devleti tartış, devletsizliǧi tartış. Kürdistan devletinin kürdün zararına mı yoksa karına mı olduǧunu tartış. Eǧer Kürdistan devleti kürdlerin zararına ise hangi zararına olduǧunu tartış.
Ortadoǧu ceheneminde kendi devleti olmadan kürdün can ve mal güvenliǧinin nasıl saǧlanacaǧını tartış.
Devlet olmadan kürdün türklerin, arapların ve farsların katliyamlarından nasıl kurtulacaǧını tartış.
Develetimiz olmadan kürdistanın parçalanmışlıǧının nasıl ortadan kalkacaǧını tartış.
Devletimiz olmadan kürdlerin birliǧinin nasıl saǧlanabilineceǧini tartış.
Tartışki, türkün kürde duyduǧu düşmanlık bilince çıksın. Türkün kürde karşı tezgahladıǧı çirkin oyunlar deşifre olsun.
60 milyonluk bir halk olarak 21 yüzyılda halen kendi devletimize sahip olmayışımızın nasıl bir utanc olduǧunu tartış.
Dilimizin kültürümüzün yaşadıǧı katliyamı ve yok olmaya doǧru gidişatını tartış
Tartışki, ülkemize aklıselim hakim olsun.
Tartışki adalet yerini bulsun, haksızlık ve zulümün sarayı yıkılsın.
Tartışki, düşmanlarımız ve emperyalistler bizim aptal olmadıǧımızı görsünler ve anlasınlar, kürdü aptal ve eşek yerine koyan politikalardan vazgeçsinler.
Tartışki Koçgirinin, Dersimin, Amedin, Zilanın, Halepçe ve Roboskinin hesapları sorulsun.
Tartışki 80 yıllık türk zulümünün kürdistandaki tahribatları ve kürdlerde açtıǧı yaraların hesabı sorulsun.
Tartışki kendi dilleri unuturulan 10 millyon kürdün yaşadıǧı trajedi bitsin.
Tartışki kürd çocularını bali ve uyuşturucuya alıştıran kurumlar deşifre olsun.
İşgal ve ilhak edilen ve parçalanarak sömürge haline getirilen ülkenin yüzü-suyu hürmetine tartış.
Yasaklanan dilin ve yaǧmalanan kültürünün yüzü-suyu hürmetine tartış.
Diyarbakır ve ülkenin diǧer zındanlarında tarihin en iǧrenç işkencelerine tabi tutulan kemalizmi – türklüǧü kutsamaları istemiyle en aǧır işkencelerden geçen, baǧımsız – birleşik kürdistan devleti uǧruna bedel ödeyenlerin ödedikleri bedellerin boşa gitmmesi için tartış.
Daǧlarda kürdistan devleti uǧruna eksi 30 derece soǧukta, türklerin bombardımanları altında, açlıǧa ve susuzluǧa meydan okuyan yiǧit kürd evlatlarının, verdiǧi mücadele ve ödedikleri bedelerin boşa gitmemesi için tartış.
Kimyasal bombalarla parçlanan ve yakılan bedenler, kesilen kulaklar, uyulan gözler, oraya buraya işkenceden geçirildikten sonra kurşunlanıp atılan ve bir çoklarının mezarı olmayan cesetlerin sahibi çocuklarımızın ödedikleri bedellerin boşa gitmemesi için tartış.
Tartışki siyasette alicengiz oyunları bitsin ve şefaflık hakim olsun. Dünyanın en kirli siyaset pazarı olan ortadoǧuda kürd siyaseti temize çıksın.
Ey asil, cefakar ve zulüm ile pişmiş kürd halkı ve kürdistanın diǧer halkları.
Sen bu zeminin asıl sahibisin, sen binyıllık acıların ve katliyamların bizat yaşayanısın, zulümün canlı tanıǧısın.
Bu ülke senin ülken, sen ortadoǧunun en asil ve en eski halklarından birisin ve sonradan gelip senin topraklarını gasp eden fars, arap ve türk işgalcilerinin elinde, trajedik bir hayat sürdürüyorsun.
Kürd olarak hiçbir hakkın yok.
İnsan olarak hiç bir hakkın yok.
Kendi ülkende ve topraklarında, perişan, rezil ve rüsva bir hayat yaşıyorsun. Kendi ülkende kölesin. Ne yapacaǧına nerde ve nasıl yaşayacaǧına hep başkaları karar veriyor. Sana dedelerinden, ne miras kaldıysa, sana ait ne varsa türklerin yaǧma ve talanı altında. Kürtlüǧünden utanır hale getirilmişsin. 21. YY. 30 bin nufuslu miletler bile kendi devletine sahip iken, 60 milyonluk bir nufusla devleti olmayan tek halksın. Bu utanç ve ezikliǧi her gün yaşamak zorunda bırakılmışsın.
En çokta senin tartışman gerekiyor. Senin herkesten ama herkesten alacaǧın hakların ve herkesten soracaǧın bir hesabın var. Herkes senden götürdü, herkes sana ait olanı gasp etti, herkes sana bedel ödetti. Ama hiç kimse senden aldıklarını ve gapetiklerini hesabını vermedi.
Hiç kimse sana ödetilen bedellerin karşılıǧını vermedi.
Üstüne üstlük halen sen suçlu durumdasın, halen senden hesap isteniyor, halen hakların gaspedilmesi devam ediyor ve bu hak gaspı meşrulaştırılıp sanada kabul etirilmek isteniyor.
Senin çocukların türklerin zindanlarında en aǧır işkencelere tabi tutuldu ve öldürüldüler. Yada on yıllarca ceza yatılar.
Daǧlarda bedenleri bombalarla parçalanan, cestlerine işgence edilen, kulakları kesilip tespih iplerine yada türklerin anahtarlıklarına süs olarak takılan, gözleri uyulan o yiǧit insanlar senin çocukların.
Sen onları dünyaya getirdin. Sen umutlarla büyüttün, yemedin yedirdin giymedin giydirdin. Onlar büyüsünler diye ne uykusuz geceler geçirdin. Ve türkler zulüm imparatorlukları yıkılmasın diye. Kendi ülkende köle olarak yaşamaǧa devam edesin diye. Hiç bir hakka sahip olmayasın diye, sen diǧer miletlerin sahip olduǧu kendi devletine sahip olmayasın diye onları hunharca öldürdüler.
Senin köyünü boşaltılar, evini yaktılar, tüm mal varlıǧını, anılarını, mutluluǧunu, gelmişine ve geçmişine ait ne varsa bir günde senden gasp etiler, yada hepsini yok etiler.
Bir anda evsiz yurtsuz ve çaresiz bir şekilde terk –î diyar edip daha sonra çöplüklerinden ekmek dileneceǧin şehirlere. Beş para etmez devşirmelerden iş dileneceǧin ve karşılıǧında horgürüleceǧin, aşaǧılanacaǧın ve her gün seni ve geride halen saǧ kalan kaç kişi varsa aileni linç etmeye gelenlerin Kasabalarına doǧru; buruk, öfkeli, çaresiz ve umutsuz bir yolculuǧa mecbur edildin.
Bunun adı katmerli zulüm idi ve sen bunu 80 yıl kesintisiz yaşadın. Ve halen yaşamaktasın.
Sana dilini unuturdular, kültürünü yaǧmaladılar, seni ve sana ait ne varsa aşaǧıladılar. Sana ailene ve sana ait tüm deǧerlere hakaret etiler. Seni kendinden ülkenden miletinden utanır hale gelmen için zorladılar, her yol ve yönteme başvurdular.
Herşeyin sahibi sensin.
Sen kürdistan halkı olarak:
Kürdistanın asıl ve yegane sahibisin.
Sen kürd dilinin sahibisin. Sen kürdistan kültürünün sahibisin.
Sen o toprakların ve o şanlı tarihin sahibisin.
Sen o yakılan evlerin ve boşaltılan köylerin sahibisin.
O daǧlarda gözükara bir şekilde topraǧa düşen özgürlük savaşcıları senin çocukların.
Türk zindanlarında çile dolduran o fedakar insalar senin çocukların.
Sen ödenen tüm bedenlerin asıl sahibisin.
Tartış..
Ey kürd halkı..
Hiç kimsenin senin kadar konuşmaya söylemeye ve itiraz etmeye hakkı yoktur.
Hiç kimsenin senden hesap sormaya hakkı yoktur. Seninde kimseye verceǧin bir hesabın yoktur.
Sen verebileceǧin her şeyi fazlasıyla verdin. Sana ait neyin varsa hepsini bu davaya yatırdın.
Gördüǧün zulümün, yaşadıǧın katliamların, ödediǧin bedellerin bir hesabı olmalı.
Sen herkesten hesap sorma hakkına sahip yegane kurumsun.
Sen fedakar kürd halkısın.
Tartış ….
Ödenen bedellerin boşa gitmemesi için tartış.
Bunca bedele rahmen dili yasak kültürü yasak ve devleti olmayan kürd olarak kalmamak için tartış.
EY TEKMANLI
TEREDÜT ETMEDEN, KORKMADAN, ÇEKİNMEDEN, BIKMADAN USANMADAN TARTIŞ
KÜRDE ZARAR VERMEDEN, KIRMADAN İNCİTMEDEN TARTIŞ
Sana, ülkene ve geleceǧine hizmet etmeyen hiç bir şeye EVET deme. Gözü kapalı olarak sormadan tartmadan ölçmeden hiç bir şeyi kabul etme. Muǧlak ve net olmayan hiç bir düşünce ve dayatmayı kabul etme.
TARTIŞ.
NEDEN‘i tartış. NASIL‘ı tartış, NİÇİNİ tartış,
TEKMAN’IN GELECEĞİNİ DAHA ŞİMDİDEN
T A R T I Ş….

Advertisements

YEREL YÖNETİMLERDE AÇILIM: 1580 SAYILI BELEDİYE KANUNU İLE 5393 SAYILI BELEDİYE KANUNU ARASINDAKİ FARKLAR


YEREL YÖNETİMLERDE AÇILIM: 1580 SAYILI BELEDİYE KANUNU İLE 5393
SAYILI BELEDİYE KANUNU ARASINDAKİ FARKLAR
Kamu hizmetlerinin yerine getirilebilmesi amacıyla oluşturulan kamu yönetimi iki ayrı

yapılanmadan oluşmaktadır. Merkezi yönetim ve yerinden yönetim biçiminde isimlendirilen bu ikili yapıda bazı ülkelerde merkezi, bazılarında ise yerel yönetimler daha etkin konumda bulunmaktadır.

Yerel yönetimler, yöre halkının ihtiyaçlarını etkin bir şekilde karşılamak üzere yerel topluluğa kamu hizmeti sağlayan ve yerel halkın kendi seçtiği organlarca yönetilen yönetsel, siyasal ve toplumsal bir kurumdur.

Türkiye’de son yıllarda yoğun biçimde kamu reformu yapılması kapsamında yerel yönetimlerde de reform niteliğinde yasal düzenlemeler olmuştur. Bilindiği gibi TBMM’nce ilk reform kapsamında kabul edilen yasalar 5215 sayılı Belediye Kanunu ile 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu’dur. TBMM’nin kabul ettiği bu yasalardan 5215 sayılı Belediye kanunu Cumhurbaşkanlığınca geri gönderilmiş, 5216 sayılı Büyükşehir Kanunu ise onaylanmıştır. TBMM, geri gönderilen 5215 yerine 5272 sayılı Belediye Kanunu’nu kabul etmiş ve bu kanun da Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş, bunun üzerine 5393 sayılı Belediye Kanunu TBMM tarafından kabul edilmiş ve Cumhurbaşkanının onayı sonrasında 3 Temmuz 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Böylece, 1930 yılından bu yana yürürlükte olan 1580 sayılı Belediye Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.

Gerek Belediye Kanunu ve diğer yerel yönetim kanunları, gerekse kadük olan Kamu Yönetimi Temel Kanun Tasarısı bir açıdan 1980’lerden beri yoğun olarak gündemde olan yönetimde reform talep ve ihtiyaçlarının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu faktöre ek olarak, belki de katalizör niteliğinde düşünülebilecek, AB standartlarına uyum süreci de yönetsel reformların önemli nedenlerinden bir tanesidir. Yönetimde şeffaflık, halkın katılımı, hesap verilebilirlik ve yerindelik gibi iyi yönetişim ilkeleri hem yerel yönetim yasalarının hem de yeni Dernekler Kanunu gibi birçok yeni düzenlemenin teorik altyapısını şekillendirmiş, bu kanunların adeta ruhunu oluşturmuştur.

1580 sayılı Belediye Kanununda 5393 sayılı Belediye Kanununa geçişte belediye yönetiminde çok ciddi değişikliklere gidilmiştir. Bu çalışmada, her iki Belediye Kanunu’nda öncelikle öne çıkan önemli farklar incelenecek, bu değişikliklerin yönetsel ve siyasal değerlendirmeleri yapılacaktır. İki yasa arasındaki farklar incelenirken; yapısal değişiklikler, yönetsel değişiklikler, katılımcılığı ve yerel demokrasiyi güçlendirici yenilikler olmak üzere üç grup altında değerlendirmeler yapılacaktır.

I- YAPISAL DEĞİŞİKLİKLER

5393 sayılı kanunla 75 yıldır süre gelen yerel yönetimlerde önemli yapısal değişiklikler yapılmıştır. Öncelikle belediyelerin kuruluşu, sınırlarının kesinleşmesi, tüzel kişiliği, mahalle ve yönetimi ile ilgili değişiklikler göze çarpmaktadır.

1- Belediyelerin Kuruluşu ile İlgili Değişiklikler

5393 sayılı Belediye Kanunu ile gelen en önemli düzenlemelerden birisi belediye sayılarının azaltılması ve belediye kurulması için gerekli şartların zorlaştırılmasıdır. Yeni kanun ile bir yerleşim yerinde belediye kurulabilmesi için asgari nüfus şartı 5000 olarak belirlenmiştir. İl ve ilçe belediyeleri için ise nüfus şartı aranmamaktadır. İl ve ilçelerin nüfusu ne olursa olsun belediye kurulması zorunludur.

Bilindiği gibi eski kanununa göre belediye kuruluşu için 2000 nüfus şartı aranmakta ise de gerek politik mülahazalar ve gerekse nüfus hareketliliği ve göçlerden dolayı bir çok belediyenin nüfusu 2000’in altına inmişti. Ayrıca nüfus sayımları esnasında büyük kentlerden köylere otobüslerle insan taşınarak köy nüfusunun 2000’i aşması yapay olarak sağlanmakta idi. Bu ve benzeri şekilde nüfusları 2000’nin altında olmasına rağmen belediyesi olan yerlerde ciddi yönetim sorunları ortaya çıkmaktaydı. Temel altyapı ve belediye hizmetlerinin yerine getirilememesi, belediye çalışanlarının maaşlarının ödenememesi ve yatırımların tamamlanamaması sıkça rastlanan durumlardandır. Belediye kurulması için 5000 nüfus şartının getirilmesi ile bu ve benzeri sorunların önüne geçilmek istenmektedir.

OECD ülkelerine bakıldığında da yerel yönetim birimlerinin ortalama nüfusunun genelde 10-35 bin civarında olduğu görülmektedir. Kanada, ABD, İtalya, Almanya ve Norveç’te ortalama belediye nüfusu 5-10 bin; Finlandiya’da 10-15 bin; Belçika, Hollanda, Danimarka ve Avustralya’da 15-20 bin; İsveç ve Portekiz’de ise 30-35 bin civarındadır. Elbette, nüfusu 5 binin altında belediye ortalamasına sahip ülkeler de bulunmaktadır. İzlanda, Fransa, Yunanistan, İsviçre, Lüksembourg ve Avusturya bu ülkelere örnek olarak gösterilebilir.

Ayrıca, köylerin veya muhtelif köy kısımlarının birleşerek belediye kurabilmeleri için gerekli olan azami 500 metre (istisnai durumlarda 2500 metre) şartı yeni kanunla azami 5.000 metre mesafeye çıkarılmıştır.

Belediye kurulması ile ilgili 5393 sayılı yasa ile gelen diğer bir değişiklik de “içme ve kullanma suyu havzaları ile sit ve diğer koruma alanlarında ve meskun sahası kurulu bir belediyenin sınırlarına 5000 metreden daha yakın olan yerleşim yerlerinde belediye kurulamaz” hükmüdür. Bu düzenleme ile içme ve kullanma suyu ile sit ve diğer koruma alanlarında belediye kurulması engellenmektedir.

2- Belediye Sınırlarının Kesinleşmesine dair Değişiklikler

Belediye sınırlarının kesinleşmesi ile ilgili olarak 1580 sayılı Belediye kanununda öngörülen;

“A- Seksen binden az nüfuslu olan beldelerde belediye meclislerinin kararı ve mahalli idare heyetinin mütalaası alındıktan sonra vilayet idare heyetinin tasdiki ile

B- Seksen binden fazla nüfuslu belediyelerde belediye meclisinin kararı, idare heyetinin muvafakatı, valiliğin teklifi ve İçişleri Bakanlığının tasdiki ile kesinleşir.” şeklindeki usulden vazgeçilmiştir. Yeni düzenlemeyle belediye sınırları, belediye meclisinin kararı ve valinin onayı ile kesinleşmektedir. İlçe içindeki belediyelerin sınırlarının tespitinde kaymakamın görüşünün alınması da öngörülmektedir.

Yeni sınır tespitine ilişkin olarak yapılan düzenlemeyle öncesine göre daha basit ve uygulanabilir nitelikler taşıyan bir sistem öngörülmüştür. Burada da yerindelik ilkesinin bir yansıması görülmekte ve İçişleri Bakanlığı devreden çıkarılarak konunun en alt birimlerce çözümlenmesi sağlanmıştır.

3- Belediyenin Tüzel Kişiliğinin Sona Ermesiyle İlgili Değişiklikler

1580 sayılı Belediye kanununda belediye tüzel kişiliğinin hangi hallerde sona ereceğine dair açık bir düzenleme bulunmamakta idi. 5393 sayılı Belediye kanunun 11.maddesi ile nüfusu 2000’in altına düşen belediyelerin tüzel kişiliğinin Danıştay’ın görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı’nın teklifi üzerine müşterek kararname ile sona erdirilmesi imkanı getirilmektedir.

Ayrıca bağlı olduğu il veya ilçe belediyesi ile nüfusu 50.000’in üzerinde olan bir başka belediyenin sınırına 5000 metreden daha yakın hale gelen belediye ve köylerin; genel imar düzeni veya temel alt yapı hizmetlerinin gerekli kılması durumunda yine Danıştay’ın görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı’nın teklifi üzerine müşterek kararname ile tüzel kişiliklerinin sona erdirilerek ilgili belediyeye katılması öngörülmektedir.

Bu madde ile, belediye kuruluşu için öngörülen 5000 nüfus şartıyla tutarlılık sağlanmaktadır. Bununla birlikte sadece nüfusu 2000’in altına düşen belediyelerin kapatılması öngörülmekte, dolayısıyla nüfusu 2000-5000 arsındaki belediyelerin tüzel kişiliklerini devam ettirmelerine imkan verilmektedir.

4- Mahalleler ile İlgili Değişiklik

Yeni kanunda mahalle yönetimi eski kanunla paralel düzenlenmiş fakat farklı olarak mahallenin işlevleri belirtilerek belediyeler ve başkaca kuruluşlarla ilişkilerine de değinilmiştir.

Kanunun 9. maddesi ile Mahalle ile Belediye yönetimleri arasındaki ilişkiler ağı yasal zemine kavuşturulmaktadır. Belediye, bütçe imkanları içinde, mahallenin ve muhtarlığın ihtiyaçlarının karşılanması ve sorunlarının çözümü için gerekli yardım ve desteği sağlayacak; kararlarında mahalle halkının ortak isteklerini göz önünde bulunduracak; hizmetlerin mahallenin ihtiyaçlarına uygun biçimde yürütülmesini sağlamaya çalışacaktır.

II- YÖNETSEL DEĞİŞİKLİKLER

Yeni belediye kanunu ile belediye yönetiminde önemli değişiklikler yapılmıştır. En başta belediyelerin görev alanları genişletilmiş, belediye meclisi ve encümen ile ilgili göze çarpıcı yeniliklere gidilmiş, meclisin işlevselliği arttırılarak encümenin yürütme görevi ön plana çıkarılmıştır. Stratejik plan, norm kadro, acil eylem planı gibi yenilikler uygulamaya konulmuştur.

1- Belediyenin Görev Alanları Genişletilmiştir

5393 sayılı kanunun en fazla dikkati çeken yeniliklerinden biri de belediyenin görev ve sorumlulukları başlıklı 14. maddesidir. 1580 sayılı kanununda maddeler halinde ve ayrıntılı olarak sayılan görevler yerine daha geniş ifadelerle ve daha genel görevler verilmesi belediyelerin kent yönetiminde daha etkin olmasını sağlamaktadır. Bilindiği üzere 1580 sayılı kanunda 15. maddede 76 fıkra ile belediyelerin vazifeleri sıralanmıştır. “Liste Usulü” olarak adlandırılan bu yöntemde belediyelerin yapması gerek görevler birer birer belirtilmiş, bunun dışında kalan görevler diğer yönetim birimlerinin görevleri olarak kabul edilmiştir. Oysa, yerel yönetimde önemli bir reform sayılabilecek şekilde 5393 sayılı kanun ile “Genel Yetki İlkesi” uygulanmaya başlamıştır.

Kanunun 14. maddesinde iki kategori altında belediyelerin görev ve sorumlulukları genel başlıklar altında belirtildikten sonra, ilk orijinal metinde; “Belediye, kanunlarla başka bir kamu kurum ve kuruluşuna verilmeyen mahallî müşterek nitelikteki diğer görev ve hizmetleri de yapar veya yaptırır” ifadesi bulunmaktaydı. Bu düzenleme, Anayasa mahkemesinin 24.01.2007 tarih ve 2005/95 Esas ve 2007/5 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Her ne kadar iptal edilse de bu ifade, Kanunun dayandığı özgürlükçü ruhu göstermesi açısından dikkate değer bir yaklaşımdır.

Belediyelerin görevleri sıralanırken çağa uygun yeni sorumluluk alanlarında belediyelere uygun görevler verilmiştir. Bunlardan bir tanesi “Gıda Bankacılığı”dır. 5393 sayılı kanunun 14. maddesinin (b) fıkrası başlı başına belediyelerin sosyal belediyecilik anlayışı çerçevesindeki sosyal hizmetlerini saymakta ve belediyelerin gıda bankacılığı yapabileceğini söylemektedir.

Gıda bankacılığı (Food Banking); üretici, satıcı veya hizmet sunanların elinde bulunan ancak son kullanım tarihinin yaklaşması, paketleme hatası, üretim, ihracat veya ihtiyaç fazlası gibi nedenlerle değerini kaybeden ve çöpe gitme ihtimali bulunan malların ihtiyaç sahibi olanlara ulaştırılmasını amaçlayan bir sistemdir. Gıda Bankacılığı terimindeki “gıda” kelimesi sebebi ile sadece yiyecek maddelerini kapsadığı gibi bir izlenim ortaya çıkmakta ise de aslında sistem, gıda, giyecek, yakacak ve temizlik maddelerini de kapsamaktadır. Özellikle ihtiyaç maddelerini üreten kurumların ellerinde bulunan fazlalıkların veya değişik sebeplerle piyasaya sürmek istemedikleri malzemelerin ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Benzer şekilde ihtiyaç malzemelerini büyük oranlarda tüketen fakat konjonktürel sebeplerle bir bölümü ellerinde kalan kurumlar da bu imkândan yararlanabilmektedir. Örneğin, otel gibi bu malzemeleri fazlasıyla kullanan fakat ellerinde bu malzemelerden gereğinden fazla kalan kurumlar bu malzemeleri gıda bankasına vererek maliyet gösterebilmektedirler. Malzemeyi gıda bankasına veren kurumlara, verdikleri malzemelerin maliyetlerini gider gösterebilme imkânı sağlanması ciddi bir teşvik unsurudur.

2- Yerindelik (Subsidiarity) İlkesi Getirilmiştir

5393 sayılı kanunla yerel yönetimlere “yerindelik” ilkesi getirilmiştir. 14. maddenin sonunda yer alan “Belediye hizmetleri, vatandaşlara en yakın yerlerde ve en uygun yöntemlerle sunulur” ifadesi bunu göstermektedir.

AB yönetim yapısında 1992’de imzalanan Maastricht Antlaşması ile gündeme gelen yerindelik ilkesi “yetki paylaşımı, hizmette halka yakınlık, hizmette yerindelik” gibi terimlerle de ifade edilmektedir. Bu ilke ila amaç kamu hizmetlerinin sunumunda halka en yakın seviyeye inmektir. Yani, kamu hizmetleri halka en yakın yönetim birimler tarafından yerine getirilecektir. Böylece bir çok kamu hizmeti yerel yönetimler tarafından gerçekleştirilmiş olacaktır. Bu durum ise, yurttaşların yönetime ve siyasete katılımını özendirecek, yerel birimlerin kararlarının daha demokratik bir şekilde alınmasını sağlayacak ve hizmet sunumunda etkinliğe katkıda bulunacaktır.

3- Malî Özerklik Getirilmiştir

5393 sayılı kanun, belediyeyi tanımlarken “idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi” ifadesini kullanmıştır. Bu ifade ile yeni bir belediye tanımı getirilmiştir. Bu tanımda kamu tüzel kişiliği kavramı içinde yorumlanan özerklik içeriği açıkça yazılmıştır. Buna göre belediye, “idarî ve malî” özerkliğe sahip kamu tüzel kişisidir. Malî özerklik, daha önce hiç görülmeyen bir yaklaşım olarak karşımıza çıkmaktadır.

4- Belediye Meclisiyle İlgili Değişikliler

a- Yakın akrabalar bir mecliste birleşebilir

5393 sayılı Belediye Kanuna göre belediye meclisi,belediyenin karar organıdır ve ilgili kanunda gösterilen esas ve usullere göre seçilmiş üyelerden oluşur. 1580 sayılı kanunun 27.maddesinde “ana,baba,büyükbaba,büyük ana,evlat ve kardeş, karı koca ve bu derecedeki sıhri hısımlar bir mecliste birleşemez. Bir mecliste birleşmesi caiz olmayanlar intihap edilmiş oldukları taktirde en ziyade oy kazanmış olan, bu da müsavi ise evli olan ve evli olanlardan da çocuğu olan azalık sıfatını alır” hükmü yer almakta idi. Yeni kanununda bu hüküm yer almamıştır. Dolayısıyla her ne kadar ‘başkan ve meclis üyelerinin görüşmelere katılamayacağı durumlar’ başlıklı 27.maddesinde belediye başkanı ve meclis üyelerinin maddede sayılı aile yakınları ile ilgili işlerin görüşülmesinde meclis toplantılarına katılamayacakları hükmü yer almakta ise de yasada aksine bir önleyici hüküm olmadığına göre yakın akrabaların bir mecliste bulunabilecekleri yorumu yapılabilir.

Uygulamada zaten hısım ve akrabanın bir mecliste birleşmesi fazla önemsenmemekteydi. Özellikle, nüfusu küçük belediyelerde böyle bir şey yaşandığında bu durum göz ardı ediliyordu. Nadiren şikayetler olduğunda bu durum düzeltiliyordu.

b- İstifa kendiliğinden sonuç doğurur

Yeni kanunda meclis üyeliğinin sona ermesi de farklı düzenlenmiştir. Çünkü 1580 sayılı kanununda meclis üyesinin istifasının kabulü meclisin kararına bağlıydı. Yeni düzenlemeye göre ise, 29. maddeye göre, istifa dilekçesi belediye başkanlığına verilip başkanca da meclisin bilgisine sunulmakla istifa gerçekleşmiş olur.

c- Meclis toplantıları her ay yapılacaktır

Meclis toplantılarının 1580 sayılı kanunda öngörülen ve yılda üç defa yapılan olağan toplantı usulünden vazgeçilmiştir. Yeni yasanın 20. maddesinde meclis toplantısı kendisi tarafından belirlenecek bir aylık tatil hariç her ayın ilk haftası, meclis tarafından önceden belirlenen günde, mutat toplantı yerinde toplanır hükmü getirilmiştir.

Eski kanunda bütçe görüşmelerinde toplantı süresi en çok 30 gün olup diğer toplantıların süresi en çok 15 gün iken, yeni kanunda bütçe görüşmelerine rastlayan toplantı süresi en çok 20 gün olup diğer toplantıların süresi en çok 5 gün olarak belirlenmiştir.

Meclis toplantıları her ay yapılarak meclis tam anlamıyla bir yasama organı haline gelmiştir. Oysa, 1580 sayılı kanunda meclis encümen yasama görevini de zımnen üzerine almış durumdaydı. Madde gerekçesinde yapılan değişiklik ile mahalli hizmetlerin katılımcı ve şeffaf bir anlayışla yürütülmesi ve meclis denetiminin daha etkin şekilde yapılması amaçlanmakta olduğu, mahalli hizmetler ile ilgili olarak alınacak karaların halkın çıkarları doğrultusunda alınması ve Avrupa yerel yönetimler Özerklik Şartı’na uygunluğu sağlama açısından meclislerin sık sık toplanması ve mahalli hizmetleri kendi içerisinde müzakere etmesinde fayda görüleceği belirtilmiştir.

d- Meclisin fesih nedenleri sınırlandırılmıştır

Yeni kanunla getirilen yeniliklerden biri de belediye meclisinin feshini gerektiren sebeplerin sınırlandırılmasıdır. Böylece serbest seçimle oluşan belediye meclislerine rahat çalışma ortamının sağlanmasına öncelik verilmiştir.

Yürürlükten kalkan 1580 sayılı kanunda fesih sebepleri şöyle sıralanmıştır: Belediye

meclisi;

– Kanunen belirli olan olağan ve olağanüstü toplantılar dışında toplanırsa,

– Kanunen belirli olan yerden başka yerde toplanırsa,

– Kanunen kendisine verilen görevleri süresi içinde yapmaktan çekinir ve bu hal belediye meclisine ait işleri sekteye veya gecikmeye uğratırsa,

– Siyasi meseleleri müzakere eder veya siyasi temennilerde bulunursa,

İçişleri Bakanlığının bildirisi üzerine Danıştay’ın kararı ile fesholunur.

Yeni Kanunda 1.ve 2.sıradaki nedenler kaldırılmıştır. 3. fıkra ise “kendisine verilen görevleri süresi içinde yapmayı ihmal eder ve bu durum belediyeye ait işleri sekteye veya gecikmeye uğratırsa” şeklinde düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere yeni düzenleme ile görevin yerine getirilmesinde ‘ihmal’ kavramı kullanılmış, kasıt ile sınırlanmaksızın daha geniş bir alanda düşünülmüştür. Diğer bir fark eski kanunda ortaya çıkacak ihmalin ‘belediye meclisine’ ait işleri sekteye uğratması durumunda fesih nedeni olarak belirlenmişken yeni kanun ile ‘belediyeye’ ait işleri sekteye uğratması şartı getirilmiş böylece belediye işleri bakımından hizmet kusuruna yol açacak herhangi bir ihmal fesih nedeni olarak düzenlenmiştir.

4. fıkra ise “belediyeye verilen görevlerle ilgisi olmayan siyasi konularda karar alırsa” şeklinde değiştirilerek siyasi meselelerin müzakerelerine ilişkin bentte daraltma yapılmıştır.

e- Meclis üyelerine huzur hakkı getirilmiştir

5393 sayılı Kanunun 32. maddesi ile, belediye meclis üyelerine katıldıkları toplantı başına belediye başkanına ödenmekte olan aylık brüt ödeneğin günlük tutarının üçte birini geçmemek üzere meclis tarafından belirlenecek miktarda toplantı ücreti ödenmesi getirilmiştir. 1582 sayılı kanunun 156. maddesi, sadece nüfusu 70 binden fazla belediyelerde meclis üyelerine huzur hakkı takdir edilebileceğini belirtmektedir.

5- Encümenle İlgili Değişlilikler

Belediye encümeni de yeniden düzenlenmiştir. Encümenin uzmanlık niteliği güçlendirilerek yürütmeye ilişkin daha dinamik bir karar alma mekanizması öngörülmektedir. Ayrıca belediye meclisince seçilmiş üyelerin de encümene katılması sağlanarak katılım ilkesinin güçlendirilmesi amaçlanmaktadır.

5393 sayılı kanunla, 1580 sayılı kanundan farklı olarak belediye encümeninde seçilmiş üyelerin sayısı artırılarak katılımcılık ilkesi güçlendirilmiştir. Bir diğer değişiklik ise, seçimle gelen üye sayısının atananların yarısından fazla ve ikiden az olamayacağı kuralının kaldırılmasıdır.

6- Belediye Başkanıyla İlgili Değişiklikler

Belediye başkanı ayrı bir bölümde düzenlenmiştir.

Yeni kanunun 37.maddesinin 2.fıkrasına göre, “belediye başkanlarının görevlerinin devamı süresince siyasi partilerin yönetim ve denetim organlarında görev alamazlar. Profesyonel spor kulüplerinin başkanlığını yapamaz ve yönetiminde bulunamaz.” Buna ilişkin hüküm 1580 sayılı kanunun 24. maddesinde şu şekilde düzenlenmişti:Belediye başkanları bu grevlerinin devamı süresince siyasi partilerin genel merkezlerinde vazife alamayacakları gibi il ve ilçe idare kurullarında başkan ve üyelik yapamazlar.

5393 sayılı kanunla belediye başkanın yetkileri daha geniş belirlenmiştir.

Eski kanunda 2/3 olarak düzenleniş bulunan yetersizlik oyu 3/4’e çıkartılarak belediye başkanının düşürülmesi zorlaştırılmıştır. Ancak belediye başkanının başkanlık sıfatını yitirmesi yargı kararı ile mümkündür. Çünkü, 1982 anayasasının 127/4. maddesine göre organlık sıfatının yitirilmesi kararı ancak yargı kararı ile mümkündür. Belediye meclisinin yetersizlik kararı ancak yargı organının incelemesi sonunda bir anlam ifade etmektedir ve hukuki sonuç doğurmaktadır.

5393 sayılı kanunun 39. maddesi uyarınca, belediye başkanının ödeneği, belediyelerin nüfus gruplarına göre katsayı sistemine bağlanmıştır.

7- Stratejik Plan Yapılması Zorunluluğu Getirilmiştir

Yeni kamu yönetim anlayışı doğrultusunda belediyelerimizde stratejik yönetim uygulamasına geçilmiş, Belediye Kanununun 41. maddesine göre, nüfusu 50.000’in üzerindeki belediyelere stratejik plan yapılması, kalkınma planı ve yıllık performans planı hazırlanması öngörülmüştür.

8- Belediyeler Kurumlarla Doğrudan Yazışabilir

Belediyeler yazışmalarını valilik ve kaymakamlık aracılığıyla yürütmekteydi. Bu durum gereksiz zaman kaybına ve hizmet sunumunda gecikmelere yol açmaktaydı.Yeni kanunun 78.maddesine göre “Belediye kamu kurum ve kuruluşlarıyla doğrudan yazışabilir.” hükmü getirilerek belediyelerin bütün kamu kuruluşlarıyla doğrudan yazışma yapmasına imkan sağlanarak hizmetlere hız kazandırılabilmesi amaçlanmıştır.

9-Belediyelerin Borçlanmaları Değişmiştir

Yeni kanunda yerel yönetimlere yeni gelir kaynakları yaratıldığı gibi yerel yönetimlerin borçlanmalarına ilişkin düzenlemeler getirilmiştir.Yeni kanun yerel yönetimlerin yapacağı dış borçlanmaların 4749 sayılı kamu Finansmanı ve Borç Yönetimi hakkındaki Kanun hükümlerine göre yapılacağını düzenlemiştir. Kanundaki bu değişiklikle dış borçlanmalar sıkı kurallara tabi tutulmuştur. Bunun nedeni geçmişte hazine garantisi ile yapmış oldukları borçlanmayı ödemeyip hazineye ödettirmelerdir.

Yerel yönetimlerin iç borçlanmaları ise daha kolaydır ve salt çoğunlukla karar alınabilmektedir. Dış borçlanmanın aksine hazine garantisi dışında tutulmuştur.

10- Belediye Teşkilatında Değişiklikler Yapılmıştır

a- Norm kadro uygulamasına geçiş yapılmıştır

1580 sayılı kanunda sözleşmeli personel uygulamasına yer verilmemişti. Sözleşmeli personel uygulaması 1978 tarihli “Sözleşmeli Personel Çalıştırmasına İlişkin Esaslar Hakkında Kararname”ye göre yürütülmekteydi. 5393 sayılı kanunda sözleşmeli Personel istihdamına olanak sağlanmıştır. Buna göre “Belediye ve bağlı kuruluşlarda norm kadroya uygun olarak çevre, sağlık, veterinerlik teknik, hukuk, ekonomi, bilişim, ve iletişim, planlama, araştırma ve geliştirme, eğitim ve danışmanlık alanlarında avukat, mimar, mühendis, şehir ve bölge plancısı, çözümleyici ve programcı, tabip, ebe, hemşire, veteriner, kimyager, teknisyen ve tekniker gibi uzman ve teknik personel yıllık sözleşme ile çalıştırılabilir” hükmü getirilmiştir.

b- Acil durum planlaması yapma zorunluluğu getirilmiştir

Belediyelere eski kanundan farklı olarak, kanunun 53. maddesiyle acil durum planlaması yapma görevi verilmiş, acil durumlarda diğer bölgelere yardım yapabilmesine yasal olanak sağlanmıştır.

III- KATILIMCILIĞI ve YEREL DEMOKRASİYİ GÜÇLENDİRİCİ

YENİLİKLER

Yeni kanun metni ile yerel yönetimlere halkın katılımı ve demokratikleşme adına oldukça önemli atılmıştır. Hemşehrilik tanımının değişmesi, kent konseylerinin oluşturulması ve işlevsellik kazandırılması, belediye hizmetlerine gönüllü katılımın sağlanması, belediye üzerindeki idari vesayet uygulamasının kaldırılması ve denetim komisyonlarının kurulması gibi uygulamalar bu konuda göze çarpan değişiklikler arasındadır.

1- Hemşehrilik Tanımı Değişmiştir

1580 sayılı Belediye Kanunun 13.maddesinde; “Her Türk nüfus kütüğüne yerli olarak yazıldığı beldenin hemşehrisidir. Hemşehrilerin belediye işlerinde reye, intihaba, belediye idaresine iştirake ve belde idaresine iştirake ve belde idaresinin devamlı yardımlarından istifadeye hakları vardır” hükmü yer almakta idi. 5393 sayılı kanunun 13. maddesinde ise; “Herkes ikamet ettiği beldenin hemşehrisidir. Hemşehrilerin, belediyenin karar ve hizmetlerine katılma, belediye faaliyetleri hakkında bilgilenme ve belediye idaresinin yardımlarından yararlanma hakları vardır. Belediye, hemşehriler arasında sosyal ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi ve kültürel değerlerin korunması konusunda gerekli çalışmaları yapar. Bu çalışmalarda, üniversitelerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşların, sendikaların, sivil toplum kuruluşların ve uzman kişilerin katılımını sağlayacak önlemeler alınır” ifadesi yer almaktadır.

Görüldüğü üzere, eski kanunda vatandaşlar, nüfusa kayıtlı yerin hemşehrisi sayılırken, yeni kanunda ikamet ettiği yerin hemşehrisi sayılmaktadır. Ayrıca, yeni kanunda 1580 sayılı kanundan farklı olarak hemşehrilerin hak ve yükümlülüklerinin kapsamı ve niteliği genişletilerek hemşehriliğe daha aktif ve katılımcı bir özerklik kazandırılmaktadır.

Göze çarpan bir diğer farklılık ise, eski kanun döneminde hemşehri haklarından faydalanabilmek için ‘Türk’ olmak gerekirdi.Yeni kanun metninde ise Türk ifadesi kullanılmamıştır. Zaten, kanun bir bütün itibarıyla incelendiğinde hem Türk kelimesini kullanmaya gerek kalmamıştır hem de yabancı uyruklu vatandaşların artık Türkiye’de konut ve toprak sahibi olmaya başlamasıyla hemşehriliğin kapsamı bu grupları da içine alacak şekilde değiştirildiği yorumu yapılabilir.

Yine maddenin 3.fıkrasında “belediye sınırları içinde oturan, bulunan veya işliği olan her şahıs” ifadesi de bu görüşümüzü destekler nitelikte bir düzenleme olmuştur.

2- Kent Konseyleri Oluşturulmuştur

Katılıma ilişkin getirilen başka bir yenilik de belediyenin desteği ile toplanacak kent konseyleridir. Kent Konseylerinden yeni kanunun 76. maddesinde bahsedilmektedir. Kent konseyleri; seçilmiş yerel yönetim organlarının çalışmalarına halk katımını ve denetimini sağlamak için, en alt düzeydeki yerel yönetim biriminden yukarıya doğru örgütlenerek demokratik kitle örgütleri temsilcileri ve uzmanların da katılımıyla oluşturulan meclislerdir. Burası herkesin görüşünü açıklama imkanı bulduğu bir platform olacaktır. Konsey kararlarının belediye meclisinin ilk toplantısında değerlendirileceğinin öngörülmesi belediye yönetimine katılmanın başka bir boyutunu oluşturacaktır.

Kent konseyinde alınan kararların ve belirtilen fikirlerin doğrudan yaptırım gücü, belediye meclisi kararlarını etkileme yetkisi yoktur. Ancak bu durum, kent konseyi kararlarının tamamen etkisiz olduğu anlamına gelmemektedir. Çünkü kent konseyinde ortaya çıkan görüşler belediye meclisinin ilk toplantısında gündeme alınarak değerlendirilecektir. Belediyelerin temel karar organları meclislerdir. Meclis üyeleri seçimle başa geldikleri için, kent konseylerinin bağlayıcı bir karar alabilmeleri, belediye meclisinin yerini almaları anlamına gelir ki bu da demokratik bir işleyiş değildir. Bir yanda seçimle başa gelen belediye meclisi, diğer yandan halkın doğrudan seçimi dışında bir araya gelen kent konseyi bulunmaktadır. Dolayısıyla, kent konseylerinin görüşlerinin belediye meclisi tarafından değerlendirilmeye tabi tutulması demokrasinin bir gereğidir. Bu durumda, kent meclisleri, kent yönetimi üzerinde bir baskı unsuru olarak kamuoyu görevi üstlenecektir. Kent konseyleri ile ilgili olarak bazı düzenlemeler yapılmalıdır. Kent konseylerinde katılım gösteren meslek kuruluşları, sendika temsilcileri, üniversite temsilcileri, sivil toplum kuruluş temsilcileri gibi özel ve tüzel kişiler zaten bir şekilde örgütlenip sesini duyurabilen gruplardır. Bunların yanında daha zor örgütlenen veya örgütlenemeyen, sesini duyuramayan toplumun zayıf kesimini oluşturan çocuklar, yaşlılar, özürlüler, kadınlar ve benzeri grupların da katılımını sağlayacak bir yapılanma oluşturulmalıdır.

3- Belediye Hizmetlerinde Gönüllü Katılım Sağlanmıştır

Yeni Belediye Kanununun 77.maddesinde kimi belediye hizmetlerinde gönüllülerin çalıştırılmasına imkan verilmesi de belediyelerin vatandaşın taleplerine karşı daha duyarlı olmasına ve halkla belediyenin yakınlaşmasına yardımcı olacağı düşünülmektedir. Bu amaca yönelik olarak gönüllülerin nitelikleri ve çalıştırılmalarına ilişkin prensipler İçişleri Bankalığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenecektir.

4- Belediyelerin Şeffaflaşmasıyla İlgili Düzenlemeler Yapılmıştır

Şeffaflık tüm kamu kurumları için geliştirilen ve zorunlu olarak uygulanması istenen bir anlayıştır. Bu sebeple 5393 sayılı Belediye Kanununda şeffaflıkla ilgili düzenlemeler yer almakta olup bu düzenlemeler şunlardır:

– Kesinleşen meclis kararlarının özetleri yedi gün içinde uygun araçlarla halka duyurulur

(madde 23),

– Komisyon raporları alenidir, çeşitli yollarla halka duyurulur (madde 24),

– Denetime ilişkin sonuçlar kamuoyuna açıklanır (madde 5),

– Faaliyet raporu …kamuoyuna da açıklanır (madde 56).

Belediyeler ayrıca Bilgi Edinme hakkı kanununa göre kendisine sorulan soruları cevaplamak zorundadır.

5- Meclis Üzerindeki İdari Vesayet Yetkisi Kaldırılmıştır

5393 sayılı kanunun 23. maddesinden anlaşıldığı üzere, meclisin aldığı kararların kesinleşmesi için mülki amirin onayını alması gerekmemektedir. Ancak, mülki idare amirinin hukuka aykırı gördüğü kararlar aleyhine idari yargıya başvurma hakkı saklı tutulmaktadır. Böylece, idari vesayet olarak bilinen, 1580 sayılı kanunda mülki idare amiri olarak vali ve kaymakama bazı meclis kararlarını onaylama veya onaylamayıp tekrar görüşülmek üzere meclise geri çevirme konusunda tanınan yetkiler kaldırılmıştır. Bunun yanında, mülki amire hukuka aykırı gördükleri kararlar aleyhine idari yargıya başvurma hakkının tanınmış olması idarenin bütünlüğü açısından gerekli bir düzenlemedir.

6- İhtisas Komisyonlarına Üye Seçimi Değişmiştir

Yeni yasaya göre ihtisas komisyonları, her siyasi parti gurubunun ve bağımsız üyelerin meclisteki üye sayısının meclis üye sayısına oranlaması suretiyle oluşturulur (madde 24). Önceki düzenlemede ise ihtisas komisyonu üyelikleri oy çokluğuna göre oluştuğundan çoğunlukla komisyonlar bir veya birkaç parti arasında dağılırdı. Bu da, sistemin demokratik işleyişi için önemli bir engel sayılmaktaydı. Yeni kanunla, siyasal gücün tek bir partinin hakimiyeti altında tutulması bir şekilde engellenmiş olmaktadır.

7- Denetim Komisyonları Kurulmuştur

5393 sayılı Belediye kanunu ile getirilen yeniliklerden biri de 25. maddede düzenlenen; nüfusu 10.000’in üzerindeki belediyelerde, bir önceki yıl gelir ve giderleri ile hesap ve işlemlerin denetimini yapmak üzere denetim komisyonu kurulmasıdır. Böylece, meclis üyelerinin belediye işleriyle ilgili olarak daha iyi bilgi edinmeleri ve bunun sonucunda elde edilen verilerle meclisin bilgi edinme ve denetim yolarının daha etkili bir şekilde işletilmesi de mümkün olmaktadır. Komisyon, çalışmasını kırk beş iş günü içinde tamamlar ve buna ilişkin raporunu mart ayının sonuna kadar meclis başkanlığına sunar.

SONUÇ

Yeni yasa ile kanunda bazı köklü değişiklikler yapılmıştır. Öncelikle, özerk bir mahalli idarenin gereği olarak belediyeler üzerindeki idari vesayet uygulamalarının çoğuna son verilerek idarenin bütünlüğünü ve hukuka uygunluğunu sağlayacak mekanizmalar oluşturulması öngörülmüştür.

Belediyelerde katılım mekanizmaları geliştirilmiştir. Katılım; kamu hizmetleri ile ilgili kararların hazırlanması, olgunlaşması, alınması ve bu kararların uygulanması aşamalarından birine, birkaçına veya bütününe o karardan doğrudan ya da dolaylı etkileneceklerin katkıda bulunmalarıdır.

Belediyeler daha şeffaf hale getirilmiştir. Şeffaflığın temeli ilgili olan herkesin gereksinim duyduğu bilgiye erişebilmesinin sağlanmasıdır. Bu tür katılım yollarının ve şeffaflığın arttırılması yurttaşların siyasete, özellikle yerel siyasete katılımını arttıracaktır. Belediyelere yaptıkları başvuruların değerlendirildiğini, sorularının cevaplandırıldığını gören belde sakinleri yaşadıkları kenti daha çok benimseyecekler, kentin ortak alanlarına, kamu mallarına, toplu taşıma araçlarına verilen zararlara karşı daha duyarlı davranacaklardır. “Devlet malı deniz” anlayışı karşısında, vatandaş kendisini daha güçlü ve donanımlı hissedecek, belediye kaynaklarının belde yöneticilerince savurganca kullanılmasına karşı duracaklardır.

Hemşehri tanımının değişerek kişinin yaşadığı yerin hemşehri olması yerinde bir değişiklik olmuştur. Kişiler artık yaşadığı yeri geçici olarak barındığı bir mekan olmaktan öte hemşehrileriyle birlikte sahiplendikleri beldeler haline getirecektir.

Türkiye’de özellikle yoğun göç olgusunun sonucu olarak İstanbul, Kocaeli, Bursa, İzmir ve Ankara gibi metropollerde yüzlerce hemşehri dernekleri kurulmuştur. Her ilin, her ilçenin hatta her köyün derneğinin bulunduğu İstanbul’da hemşehri tanımının değişmesinin dermekleri nasıl etkileyeceğini ise zaman gösterecektir.

Kanunun 77. maddesinde düzenlenen gönüllü katılım müessesesi İç İşleri Bakanlığı’nın düzenlediği “İl Özel İdaresi ve Belediye Hizmetlerine Gönüllü Katılım Yönetmeliği” ile işlerlik kazanmıştır. Bu yönetmeliğe göre beldede yaşayan gönüllü vatandaşlar belediyenin verdiği “gönüllü kimlik kartı” ile yönetmelikte belirlenen işlerde çalışabileceklerdir. Böylece belediye hem bazı işlerini yaptırabilecek hem de vatandaşın katılımını sağlayabilecektir.

Kemal ÖZDEN – Melek ZORLU
36. Sayıdan

Yerel Seçimler bir çözüm seçimidir


Yerel Seçimler bir çözüm seçimidir

Bir çözüm seçimi ve demokratik özerkliğin hayata geçirilmesi imkanı olarak gördüğümüz 2014 Yerel Seçimlerine, iki kat oy, iki kat belediye kazanma hedefiyle hazırlanıyoruz.

Önümüzdeki yerel seçimlerin halklarımızın kendi kendilerini yönetmeleri konusunda önemli imkan ve fırsatlar yarattığını düşünüyoruz. Barışın kalıcılaşmasının sınavı olarak gördüğümüz bu seçimlerde alınacak tutum, Kürt sorununun demokratik siyasetle çözülmesine verilecek destek olarak algılanacak, bu seçimlerle birlikte Kürt halkı ve demokratik çözümün tarafı olan tüm güçler bir referandum yaşayacaktır. Yerelden demokrasinin gelişeceği ve demokratik özerk yönetim anlayışımızın en fazla kurumsallaşacağı yerel seçimler, dışımızdaki çevreleri katacağımız bir süreç olacaktır. Dünya görüşümüzün ve paradigmamızın özünü yerel demokrasi oluşturuyor. Demokratik özerk yönetimlere geçiş ve bu statünün yaşama yedirilmesi daha çok yerel yönetimler çalışmasıyla olmaktadır. Dolayısıyla seçim sonuçlarının Kürt sorununun çözümüne, Kürt halkının ve tüm Türkiye halklarının özgür yaşamına, kendi demokratik yönetim tarzını geliştirmeye katkı sunması başarı kıstaslarımız arasında ön planda olacaktır. Seçimlerin bizim açımızdan başarısı Kürtler açısından yarattığı siyasal ve toplumsal sonuçların halka bir demokratik ve özgür bir statü kazandırmasıyla ilgilidir. Bir çözüm seçimi olarak gördüğümüz bu seçimleri de bu anlayışla örgütleyecek, tüm toplumsal kesimleri, şiddet ve çatışma üreten siyasal anlayışların karşısında partimize ve birliğimize davet edeceğiz. Bu büyük siyasal düşünceyi örgütleme çalışmasında ön kabullerle hareket etmeyeceğiz. Halkının karşısında yüz kızartıcı bir suç işlememiş herkesi örgütleme, ikna etme ve bu birliğe dahil etme çabasında olacağız. Demokratik özerkliği bu yerel seçimler vesilesiyle daha da geliştirme hedefimizin gereğinin tüm kesimleri demokratik yönetimin mekanizmalarına katmak olduğunun bilincindeyiz. Kentlerimizi hep birlikte ve ortak yöneteceğiz. Bugüne kadar her seçimden iki katı güçlenerek çıkan partimizin bu seçimler için de niceliksel hedefi hem kazanılan toplam belediye hem de oy sayımızı ikiye katlamaktır. Demokratik yönetim anlayışımızdan ve felsefemizden tüm halkların, kültürlerin, kimliklerin ve inançların yararlanma olanağını yaratma ve yayma sorumluluğunu taşıyoruz. Seçmenimizin bulunduğu her seçim bölgesinde küçüklüğü-büyüklüğüne bakılmadan adayımızı gösterip bu demokratik yarışa gireceğiz. Sistem partilerine karşı her yerde demokratik ve özgür belediyecilik seçeneği olarak halkımızın karşısına çıkacak, beklentilerini karşılayacağız. 2014 Yerel Yönetimler Seçimlerinin hazırlık çalışmalarını yürütmek ve koordinasyonunu gerçekleştirmek için iki komisyonun kurulmasına karar verildi. Bunlar her ikisi de 25 üyeden oluşan Merkezi Seçim Örgütleme Komisyonu ve Merkezi Aday Belirleme Komisyonudur. Her iki komisyonumuz da çalışmalarına başlamıştır. Aday Belirleme Yöntemi: Belediye başkanlıkları için; Diyarbakır Büyükşehir, Lice, Eğil, Bismil, Bağlar, Silvan, Edremit (Van), İpekyol (Van), Özalp (Van), Hakkari, Yüksekova, Nusaybin, Derik, Mazıdağı, Cizre, Uludere, Varto, Bulanık, Diyadin, Mazgirt (Tunceli), Ceylanpınar, Pazarcık’ta kadın kotası uygulanacaktır. Kadınlar, kadın kotasının dışındaki yerlerde de aday adayı olabileceklerdir. Belediye başkanlıkları için iki temel yöntem esas alınacaktır: 1- Merkezi aday belirleme komisyonunun öngördüğü yerlerde adaylar ön seçimle belirlenecektir. Ön seçimle adayları belirlenecek iller: Diyarbakır, Mardin, Şırnak, Batman, Van, Dersim, Hakkari. Ön seçim yapılacak ilçeler: Bağlar, Sur, Kayapınar, Yenişehir, Silvan, Bismil, Çınar, Lice, Cizre, Gever, Derik, Nusaybin, Kızıltepe, Başkale, Varto. Seçim bölgesindeki seçmen sayısının yüzde birine (% 1) tekabül edebilecek sayıda delegasyonla ön seçim yapılacaktır. Ön seçimde birinci çıkan kişi belediye başkan adayımız olacaktır. Kadın kotası uyguladığımız il ve ilçelerde de eğilim yoklaması ve ön seçim yöntemi uygulanacaktır. 2- Ön seçimin yapılamayacağı yerlerde ise, adaylar eğilim yoklaması ile beraber merkezi aday belirleme komisyonumuzca belirlenecektir. Belediye ve İl Genel Meclisi Üyelikleri için: Tüm illerde, belediye ve il genel meclisi üyelikleri için adaylar il seçim komisyonu ve merkezi aday belirleme komisyonunca belirlenecek, sıralaması da aynı komisyonlarca belirlenecektir. (Ayrıca tüzüğümüzde de yer alan % 40 cinsiyet kotası uygulanacaktır.) Aday Adaylığı Sürecine İlişkin: 1- Aday adaylarının kendilerini tanıtmalarına ilişkin il, ilçe ve belde yönetimlerimizce ayrı platformlar kurulmayacaktır. Her aday adayı, aday adaylığı suresince kendi tanıtımını kendisi yapacaktır. Aday adayları kendi tanıtımlarını her türlü görsel ve yazımsal materyallerle yapabileceklerdir. 2- Ancak kendini tanıtma faaliyetleri partimizin ahlaki ölçüleri temelinde olacaktır. Bu tanıtım öz geçmişini ve projelerini tanıtma ve anlatma temelinde olmalıdır. Diğer adayları karalayan; grupçuluğa, aşiretçiliğe, aileciliğe ve bölünmeye yol açacak söylem ve davranışlarda bulunulmayacaktır. 3- Belirlenen esaslar dışında, buna aykırı davranış ve pratikte bulunanların adaylıkları kesinleşmiş olsa bile adaylığı, aday belirleme komisyonumuzca düşürülecektir. Not: Aday adaylığı için çeşitli seviyede ücretler söz konusudur. Bununla birlikte, kadın aday adayları ve engelli aday adaylarından başvuru ücreti alınmayacaktır.

Kaynak: http://www.bdp.org.tr/Devam/78-haberdetay-yerel-secimler-bir-cozum-secimidir.aspx

Schlagwörter-Wolke