Muhaberat devleti kuruluyor


muhaberat-devleti-kuruluyor_2918_b– MEHMET BARANSU – 12.06.2013

Muhaberat devleti kuruluyor Yeni yasa geliyor. MİT’e fişleme, izleme, psikolojik istihbarat ve operasyon yetkileri veriliyor

Uçak biletinden, anaokulundaki çocukların maillerine, notlarına kadar vatandaşların tüm bilgilerini Anayasa’ya ve Türk Ceza Kanunu’na aykırı şekilde suç işleyerek fişleyen MİT, yeni bir skandala daha imza atmaya hazırlanıyor. Başbakanlık ve MİT’in ortak hazırladığı “2937 Sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Taslağı” Başbakan’a iletildi. Buna göre, AK Parti hükümeti bir gece yarısı bu tasarıyı Meclis’ten geçirip, MİT’e fişleme ve operasyon yapma yetkisi verecek. Mahkeme kararı olmadan herkes fişlenip, MİT’çiler tarafından vatandaşlara operasyon yapılabilecek. Yani ülke bir anlamda istihbarat devletine dönüştürülecek. Taraf, AK Parti’nin yürüttüğü “Gizli” kanun tasarısı çalışmasının metinlerine ulaştı. Çalışma 14 sayfadan oluşuyor. Hukuk ve demokratik devletlerin hiçbirinde olmayan bu tasarıyı üç isim hazırladı; MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala ve MİT 1. Hukuk Müşaviri Ulvi Canikli.

İşte hiçbir hukuk ve demokratik devlette olmayan o tasarı ve ülkenin istihbarat devletine dönüştürülmesi için yapılacaklar:

Yargı kararı olmadan “muhtemel iç tehdit” algısıyla operasyon yapacak
Tasarıyla, MİT’e “muhtemel iç tehditlere karşı” operasyon yetkisi veriliyor. Muhtemel iç tehdit çok muğlak bir kavram. Tıpkı askerin fişleme ve darbe amacıyla kullandığı “iç tehdit” gibi. Bu tanıma göre, savcılar, mahkemeler olmadan bu yetkinin kullanılması, keyfiliklere ve insan hakları ihlallerine neden olacak. İşte yapılması planlanan o değişiklik: “Mad. 4/c: Anayasal düzene ve milli menfaatlerin gerçekleştirilmesine engel olan veya engel olması muhtemel iç tehdit odaklarına karşı her türlü istihbari ve operasyonel faaliyetlerde bulunmak.”

İç tehdit kavramı daha önce Milli Güvenlik Kurulu belgelerinden çıkarılmıştı. MİT kanunuyla tekrar geri getiriliyor. Bu maddeyle MİT, eskiden sadece istihbarat toplarken, şimdi hem istihbarat hem de operasyon yapma yetkisine kavuşuyor. Polis’in ve Jandarma’nın yetkilerini devralıyor. Yargının kontrol dışına çıkarılması da tehlikeli. Normal kolluk kuvvetleri yargının kontrolünde operasyon yapıyorken, MİT kimseye sormadan iç tehdit adı altında operasyon yapacak. Asıl görevi istihbarat olan bir birime operasyon yetkisi verilmesi demokratik olmayan uygulamalara yol açacak, demokrasideki kazanımlar kaybedilecek.

Bu yetki savaş nedeni olabilir
Hâlihazırda yurtdışı operasyon yetkisi, Anayasa”ya göre TBMM’nin izniyle silahlı kuvvetler tarafından kullanılabiliyorken, anayasa bir yana bırakılarak başbakanın onayıyla bu yetki de MİT’e verilecek: “Madde 4/d: d) Milli menfaatlerin korunması ve temini amacıyla Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik dış tehdit unsurlarının imkân ve kabiliyetleri hakkında istihbari faaliyetler yürütmek ve gereğinde başbakanın onayı ile yurtdışında her türlü operasyonel faaliyetlerde bulunmak.”

MİT’e, Anayasa gereği TBMM’nin yetkisinde olan dış operasyon yapma yetkisi sadece başbakanın onayıyla veriliyor. Ülkeler için, başka bir ülkenin kendi toprakları içinde operasyonda bulunması savaş nedeni olarak sayılıyor. Bu yetkinin kontrolsüz kullanılması halinde, Türkiye savaş tehlikesi ile karşı karşıya kalabilir. Yurtdışı operasyon yetkisi, Anayasa’ya göre, Silahlı Kuvvetler ve TBMM kapsamında yapılabiliyor. Bu fıkra ile verilen yetki bazen ülkenin savaşın içine girmesine sebep olabilir. MİT’e istihbarat toplama yetkisi verilebilir ancak operasyon yetkisi son derece sıkıntılı.

Ayrıca böyle bir ifadenin kanuna yazılması ve bundan tüm dünyanın haberdar olması ülkeyi hedef durumuna getirecek. Başbakanlarımızın suçlanmasına veya her yerdeki faili meçhul operasyonların Türkiye’ye yüklenmesine sebep olabilir.

Andıç sitelerine yasal kılıf
Hazırlanan tasarıyla MİT’e psikolojik istihbaratta bulunma yetkisi de veriliyor. Yani artık andıçlama, karalama, gayrimeşru internet siteleri kurma yetkisi MİT’te: “Mad 4/I Psikolojik istihbarat faaliyetlerinde bulunmak, iç ve dış tehdit odakları tarafından yürütülen psikolojik hareket çalışmalarına karşı koymak.”

Bu uyguluma daha önce Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ tarafından kullanılmıştı. AK Parti’yi ve Fethullah Gülen cemaatini bitirme planı ve “İnternet Andıcı” bu kapsamda hazırlanmış ve Dursun Çiçek dahil birçok asker tutuklanmıştı. Şimdi aynı uygulama kanunla MİT’e veriliyor.

MİT’in raporuyla atama
Devlet üst kademesi artık MİT’in vereceği rapor kapsamında atanacak. Bu maddeyle istihbarat devleti ve fişlemelere hukuki dayanak oluşturulmaya çalışılıyor. “Mad. 4/h Bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarında görev alacak üst kademe yöneticilerden müsteşar, genel müdür, vali, büyükelçi, en az genel müdür veya üstü düzeyindeki müstakil birim amirleri ile bunların yardımcıları ve yurtdışı teşkilatında sürekli görevlendirilecek personel ile MİT’te çalıştırılacaklar hakkında güvenlik soruşturması yapmak.”

Bu düzenlemeyle kişiler liyakate göre değil; yine dil, din, ırk, düşünce ve mezhepsel ayrılıklara göre fişlenecek. İhbar ve eleman kaynaklı oluşturulan, doğruluğu teyit edilmemiş bilgiler, “bizden, bizden olmayan” anlayışını devlete yerleştirecek. Liyakatsiz kişilerin üst kademelere atanmasına olanak sağlanacak. Yıllardır fişleme adı verilen ve herkesin şikâyetçi olduğu bu işlemler, düzenlemeyle tamamen yasal bir dayanağa kavuşturulacak. 1980 darbesiyle benzer bilgiler fişlere girilmiş ve 2010 Anayasa değişikliği referandumuna kadar da bu bilgiler kullanılmıştı. Bu kanun düzenlemesi ile Türkiye Cumhuriyeti’nin demokrasi kapsamında kazanmış olduğu tüm kazanımlar, bir çırpıda MİT eliyle çiğnenecek.

12 Eylül referandumu çöpe atılıyor
Tasarıyla temel hak ve hürriyetler MİT söz konusu olduğunda hiçe sayılacak. AK Parti’nin bu güne kadar yaptığı kişisel özgürlüklerin korunması bu kanun ile rafa kaldırılacak. Anayasa’nın 20 maddesinde güvence altına alınan “Özel hayatın gizliliği”, yine Anayasa’nın 22. maddesinde teminat altına alınmış “Haberleşme Hürriyeti” de artık ortadan kaldırılacak: “Mad 4/f: Milli güvenliğin sağlanması amacı ile ihtiyaç duyulan her türlü sinyal istihbaratını toplamak.”

Bu maddeyle, mahkemeler devredışı bırakılarak mahkeme kararı olmadan, kişilerin gittikleri mekanlar, buluştukları insanlar, telefon konuşmaları doğrudan MİT tarafından tesbit edilebilecek.

Herkes artık MİT ajanı olacak
Tasarı yasalaşırsa her kamu kurumu istihbarat kurumu haline getiriliyor: “Mad- 4/j Kamu kurum ve kuruluşlarının istihbarat çalışmalarını yönlendirilmesi için Milli Güvenlik Kurulu ve başbakana tekliflerde bulunmak.”

MİT hem darbe hem de darbeleri yapanların yetkisini alıyor. Darbelere bu kadar karşı olduğunu söyleyen hükümetin kapalı bir istihbarat kurumuna böylesi yetkiler vermesi demokrasi ve insan hakları ile bağdaşmayan bir düzenleme: “Mad- 6/b Bakanlıklar, yargı organları, diğer tüm kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, özel hukuk tüzel kişileri ile tüzel kişiliği olmayan kuruluşların görevleri kapsamında elde ettikleri her türlü bilgi veya veriyi devlet istihbaratının oluşturulması amacı ile talep edebilir. Bu bilgi ve veriler MİT’e aktarılır. İlgililer mevzuatta yer alan özel düzenlemeleri öne sürerek bilgi ve veri vermekten kaçamaz. Bu talepler hakkında 04.12.2004 tarihli 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 157. maddesi uygulanmaz. Bu bilgi belge ve veriler 19.10.2005 tarihli 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 73. maddesi kapsamında sırrın ifşası sayılamaz.”

“Mad 6-j: MİT bu kanunda belirlenen görevleri yerine getirirken, kamu kaynağı kullanan kurum ve kuruluşlara ait bilgi işlem merkezlerinden ve iletişim altyapılarından faydalanabilir.”

MİT’ten hesap sorulamayacak
MİT’e tüm kamu kurum ve kurumlarına tanınmış istisnaların toplamından fazla hatta onların da çok çok ötesinde geniş istisnalar tanınıyor. MİT’e yürüttüğü görev ile ilgisine bakılmaksızın mal ve hizmet alımları ile yapım işlerinde tanınan istisnaların yanısıra çok ciddi yetkiler tanınıyor: “Mal ve hizmet alımları ile yapım işleri” başlıklı Mad 22- MİT Müsteşarlığı; 2886 sayılı devlet ihale kanunu, 4734 sayılı kamu ihale kanunu ile 6085 sayılı Sayıştay kanununa dahil değildir. Her türlü mal ve hizmet alımları yapım işlerine dair usul ve esaslar yönetmenlikle düzenlenir.” “Muafiyetler” başlıklı Mad 23- “MİT’in ihtiyaçları kapsamında yurtdışından ithalat veya hibe yoluyla temin edilecek her türlü malzeme, araç, gereç, silah, teçhizat, mühimmat, makine, cihaz ve sistemleri ve bunların araştırma, geliştirme eğitim üretim modernizasyon ve yazılım ile yapım, bakım ve onarımlarında kullanılacak yedek parçalar, akaryakıt ve yağlar, hammadde malzeme, gümrük vergisi özel tüketim vergisi, katmadeğer vergisi ile diğer her türlü vergi, resim, fon, prim ve harçlardan muaftır. Bu muafiyetle, müsteşarlık adına yurtdışına onarım ve modernizasyon, bakım, mehrece, iade değiştirme maksadıyla kati çıkış, geçici çıkış, bedelsiz ithalat ve giriş işlemlerinde de kullanılır. MİT’in asli görevlerinin yürütülmesinde ihtiyaç duyduğu her türlü cihaz, sistem, araç, gereç, silah, silah malzemesi, mühimmat ve malzemelerin ithalatında ve yurtdışına çıkış aşamalarında, kamu kurum ve kuruluşlarından gerçek ve tüzel kişilerden alınması gereken izin ve uygunluk belgeleri aranmaz. MİT her türlü mal ve hizmet alımı ile yapım işleri veya projeler için herhangi bir izne tabi olmaksızın gelecek yıllara yaygın yüklemeye girişebilir.”

MİT’çilere özel mahkeme geliyor
MİT personeline her alanda ayrıcalıklar tanınıyor. Hatta yargılamada bile ayrı mahkemeler oluşturuluyor: “Yargılama Mad- 26/b- MİT mensupları hakkında 3713 sayılı kanunun 10. maddesine göre kurulan ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren suçları işledikleri iddiasıyla açılan davalar; Adalet Bakanlığı’nın teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nca Ankara ilinde görevlendirilecek özel yetkili ağır ceza mahkemesinde görülür. Bu mahkemede görülecek davalar, 3713 sayılı kanunun 10. maddesinde öngörülen soruşturma ve kovuşturma usulü uygulanır. Bu mahkemenin görev alanına giren işlerde, hâkim tarafından verilmesi gerekli kararları almak bu kararlara karşı yapılan itirazları incelemek ve sadece bu işlere bakmak üzere yeteri kadar hâkim görevlendirilir.”

Tüm kolluk yetkileri MİT’te
MİT’e tüm kolluk yetkileri verilecek: “Mad 6/c- MİT mensupları kolluk kuvvetlerine tanınmış hak ve yetkileri kullanabilir. Kolluk yetkisinin kullanımına dair usul ve esaslar yönetmenlikle düzenlenir.”


İran, Suriye benzeri yetki

MİT, bu tasarıyla Suriye istihbarat teşkilatı El Muhaberat ve İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakın bir yapıya dönüştürülüyor. Bu kanun taslağı hazırlanırken, birçok istihbarat teşkilatının mevzuatı incelenmiş ancak örnek olarak DMO yapısı esas alınmış. İran’da DMO tüm güvenlik birimlerinin üstünde, Ayetullah Ali Hamaney’e bağlı, yetkilerinin sınırı olmayan, hiçbir kanun hukuk tanımaz bir yapıda kurulmuştur. MİT’e mevcut yapısıyla yargı ve kolluk kuvvetlerinin üstünde bir konum verilmesi de aynı.

Adam öldüren, eylem yapan MİT elemanları yargılanamayacak
MİT personeli ve haber elemanlarının, mevcut yürüyen davalarında suç işleyenleri kurtarmak için de maddeler yazılmış: “Soruşturma izni. Mad 26- MİT mensuplarının veya belirli bir görevi ifa ermek üzere kamu görevlileri arasında başbakan tarafından görevlendirilenlerin, görevlerini yerine getirirken, görevin niteliğinden doğan veya görevin ifası sırasında işledikleri iddia olunan suçlardan dolayı ya da 5271 sayılı kanunun 250’nci maddesinin birinci fıkrasına göre kurulan ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren suçları işledikleri iddiasıyla haklarında soruşturma yapılması, başbakanın iznine bağlıdır. MİT personeli ile MİT tarafından görev verilen diğer kişiler, görev alanındaki örgütün suç oluşturan eylemlerinden sorumlu tutulamaz.”

Bu kanun ile her türlü suçun işlenebilmesi muhtemel hâle geliyor. Örgütün işlediği suçu eleman işlerse de bunun suç oluşturmaması düzenleniyor. Oysa, Anayasa ve kanunlarımız, kimseyi işlediği suçtan dolayı dokunulmaz kılmamakta. Böyle bir görevlendirme yapılacaksa bunun CMK’da olduğu gibi hakim kararıyla olması gerekiyor. Bu madde ayrıca KCK davası kapsamında, suç işleyen, cinayet gerçekleştiren, MİT’le irtibatlı çalışanların hepsinin kurtulmasını sağlayacak bir af maddesi niteliğinde.


İstihbaratçı takası

Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casuslukla ilgili de yeni düzenleme yapıldı. Buna göre “iade ve takas” maddesi şöyle: “İade ve takas. Mad 26-c. Türk Ceza Kanunu’nun 2. kitap 4. Kısım 7. bölümde tanımlanan suçlardan dolayı tutuklu veya hükümlü bulunanlar MİT müsteşarının talebi, Adalet bakanının uygun görüşü ve başbakanın onayı ile başka bir ülkeye iade edilebilirler veya başka bir ülkede tutuklu veya hükümlü bulunanlarla takas edilebilirler.” Başbakanlığın emri ile MİT’in hazırlayıp, bir gece yarısı Meclis’ten geçirmeye çalıştığı bu düzenleme, MİT’in “Yetkimizi daha fazla nasıl artırabiliriz ve kendimizi daha fazla nasıl koruma altına alabiliriz” demesinden başka bir şey değil. Sorgulanmadan, yargılanmadan, denetlenmeden, hesap vermeden nasıl görevimizi yürütebiliriz tasarısı.

Advertisements

Melek Kışanak’ın vefatı dolayısyla Taziye Mesajı


Değerli Kardeşim Gülten Kışanak ,
uzun süredir tedavi gören değerli Anneniz Melek teyzenin vefatını büyük bir üzüntü ile öğrenmş bulunmaktayım.

Merhumeye Cenab-i Allahtan rahmet niyaz eder; başta yüce halkımız olmak üzere, siz değerli kardeşime, ailenize, dostlarınıza, yakınlarınıza ve tüm hemşerilerime sabr-ı cemil niyaz ederim. Mekanı cenet olsun.

Kardeşiniz
PD. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu
08.06.2013 Tekman

Sorunlarıyla Tekman – Tatos


„Joachim Gauck als neuen Präsident? von PD Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu

7.6.2013 tarihinde Tekman’ın sorunları başlıklı bu sütunlarda kaleme almış olduğum makaleme çeşitli yorumlar geldi. Küfür ve tehdit kokusu gelmeyen yorumları yayınlattım. Tekman’ın sorunlarıyla ilgili birkaç makale yazmamdaki maksadım, ilçemizin sorunlarını kategorik olarak düzenli bir biçimde dile getirmek. Daha doğrusu bu güne kadar ilçemizin sorunları nelerdir, ilçemizin daha ileri gitmesi ve kalkınması için ne gerekiyor. Bu gerekçeyle yapmış olduğum bir ön çalışmadır. Teferruatı otuz sekiz sayfadan ibaret olup, on dokuz ana başlık altında kaleme alınarak, bizzat rapor halinde direk olarak başbakana sunulmuştur.

Kısaca açıklamak gerekirse,

İlçemizin Ekonomik sorunları ne ilçe Kaymakamı, ne İlçe Belediye başkanı, ne ilçenin seçilmiş olan il Encümenleri ve nede Erzurum valiliği öncülüğünde masaya yatırılmamıştır. Halkımızın iradesini boş vaatlerle kırarak belli makamlara sözde secimle gelenler, günün birinde hak ettikleri dersi Tekman’da alacaklardır kanaatindeyim. Eğer ilçemizin problemlerini yukarda belirttiğim yetkililer masaya yatırmış olsalardı, bende bu makaleyi yazmak zaruriye tinde kalmazdım. İnandığım bir gerçeği de sizinle bu arada paylaşmak isterim: Nefretine yenilen ve halkına hizmet etmeyen her zaman kaybeder.

Tekman Belediyesi eleman, parasızlık ve ödenek yetersizliği nedeniyle hizmet üretmekten yoksundur. Özel İdarelere gelen kaynağın %70’inin il merkezine bırakılması Erzurum’un ilçelere yapılan büyük bir haksızlıktır. Özel İdarelere gelen kaynağın %30’unun ilçelere dağılımında ise Tekman’a Erzurum il merkezi tarafından büyük bir haksızlık yapılmaktadır. Dolayısıyla ilçede kaliteli kamu hizmeti verilmemektedir.

Tekman’da petrol var mı yok mu? , sorusu ilçede en çok tartışılan konuların başında gelir. Tekman’ın Katranlı ve Mamam köylerinde zengin petrol yataklarının olduğu sabittir. Halen bu iki köyde halk petrolü akıntıdan toplayıp yakıt olarak kullanmaktadır. Yerin altında petrol olup olmadığını öğrenmek için tek yol var. O da bir kuyu delmek. Bir balon düşünün. Nasıl balonu deldiğiniz zaman içindeki basınçlı hava o delikten çıkarsa, petrol de kuyu açıldığı zaman yerden yukarı fışkırır. Hükümetten talebimiz bu bahsini ettiğim Köylerde petrol araştırması yapılmasıdır. Var olan petrolün çıkarılmasını istemeyenler, Tekman’ın kötüye gitmesini isteyenlerdir. Petrolü çıkardığımızda Tekman zenginleşecektir.

İlçemizin merkez, belde, mahalle ve köylerinin altyapı sorunları çözülmemiştir, çünkü ilçemizde kanalizasyon için gerekli olan arıtma tesisi bulunmadığı gibi köy ve mahallelerin su, yol, kanalizasyon gibi altyapısı ’da bulunmamaktadır. Lağım suları direk olarak Aras Nehrine akmakta, bu durum çevrenin kirlenmesine sebep olduğu gibi, ilçede çeşitli hastalıkların doğmasında neden olmaktadır. İlgili merciler ise sorunu çözeceklerine ilçede pineklemektedirler. Halbuki kanalizasyon sularının arıtılması için ilçemizde atık su arıtma tesislerine acilen ihtiyaç vardır?, çünkü Tekman’da su, temas ettiği ortamlarda ortamda bulunan maddeleri kendi içine alma, çözme yeteneğine sahip olduğu için kolayca kirlenebilmektedir. İkametgâhlarda veya sanayide kullandığımız su, çıkış değerleri alıcı ortam standartlarına göre yetkili kurumlarca ülkemizde limitlendirilmiştir. Bu limite uymayanların ise atık su arıtma tesisi yaparak deşarj limitlerini bu değerlerin altına indirmesi gerekmektedir. İşte atık su arıtma tesislerine bu noktada Tekman’da ihtiyaç duyulmaktadır.

Tekman’da tarıma dayalı organize sanayi bölgesi bulunmamaktadır. Hâlbuki ilçenin ekonomik sorunlarının giderilebilmesi için ilçemizde tarıma dayalı organize sanayi bölgesinin kurulması şarttır, çünkü sanayi bölgesi açılmadığı sürece sanayi ilçede gelişemeyecektir.

Tekman’da arazi ıslah çalışmalarının projelendirilmesi, tarımda ve hayvancılıkta ileri teknolojinin kullanılması, doğrudan gelir, yem bitkileri ve sanayi bitkilerinin ekimlerinin desteklenmesi, hayvan cinslerinin ıslahı ve cins değişikliğine gidilmesi, bölünmüş parçalanmış arazilerin birleştirilmesi, bağ bahçecilik ve seracılığın geliştirilmesi, dağlık bölgelerdeki yayla yollarının ve aynı zamanda Palandöken-Tekman arasında yapılması gerekli olan Palandöken-Tekman yolunun kış mevsiminde ulaşıma açık olabilmesi için bu güzergâhta iki tünelin açılması, ulusal ve uluslararası kredilerin ilçemize gelmesi için fizibilite oluşturacak bir birimin kurulması şarttır.

Tekman’da hayvancılığın mutlaka devlet tarafından desteklenmesi gerekir. Hayvancılıkla sağlanan, iplik yün gibi hammaddelerin küçük esnaf için bir iş alanı olduğunu unutmamak gerekir.

Tekman’da mevcut olan okullarda öğretmen açığı giderek büyümektedir. Başta Tekman Hasta hanesinde çocuk doktoru ihtiyacı olmak üzere, aynı zamanda Sağlık Ocağında doktor ve sağlık personeli ihtiyacı olmak üzere, halen faaliyette bulunan kamu kuruluşlarında personel yetersizliği nedeniyle halk ihtiyacı olan sağlık ve idari hizmeti yeterli derecede alamamaktadır.
Yağlı bitkilerin korunması, arıcılık, hayvanlardan elde edilen ürünlerin değerlendirilmesi, hayvan kaçakçılığının durdurulması, fundalık envalinin yakacak olarak kullanılmasının engellenmesi, toprak, su, yaprak, bitki ve hayvanla ilgili tüm verilerin laboratuvar ortamında analiz edilmesi için koşulların oluşturulması, tarım ve hayvancılığın geliştirilmesi için faydalı neşriyatın köylere ulaştırılması, madenciliğin incelenerek hammaddeden mamule kadar bir fizibilitenin hazırlanması gibi konular, çözüme bağlanmalıdır.

Kış turizmi, Tekman’ın Palandöken Dağları çerçevesinde değerlendirildiğinde ülke düzeyinde kitle sporu turizminin birlikte geliştirilebileceği doğal kaynak özelliği Tekman’da mevcuttur. Tekman ilçemiz ‘in kış turizminin gelişmesine fırsat veren çok uygun yöreleri olmasına rağmen bu özellik son yıllara kadar yeterli ilgiyi görmemiş ve değer kazanmamıştır.
Tekman’da görev yapan hem idari ve hem de belde yetkilileri ve hem de seçilmiş olan hali hazırdaki Tekman il encümen azaları, ilçenin zengin su kaynaklarını siyasi arenada dile getirmemekte ve değerlendirmemektedirler. İlçeye bağlı Meman ve Hamzanlar köylerinde çıkan şifalı su kaynaklarından ve kaplıcalarından yararlanılmamaktadır. Meselenin üzerine gidilerek, bu kaplıcaların turizme acık bir hale getirilmesi ve ilçenin zengin su kaynaklarından yeterince faydalanılması gerekir. Aras nehrinden kimse sulama konusunda faydalanmıyor, hep boşuna akıyor.

Memleketim olan Tekman’ın sorunları o kadar çok ki, münhasıran bu sorunları bir kaç makalede dile getirmek mümkün değil, Amerika’dan 30.6.2013 tarihinde geri dönüşümde ilçemizin, diğer sorunlarını dile getireceğim selam ve saygılarımla.

Tekman ’ın Sorunları


von PD Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu

Memleketim olan Tekman Devlet Planlama Teşkilatının 2013 verilerine göre Türkiye’nin Sosyo-ekonomik gelişmişlik açısından sondan dördüncü, bağlı bulunduğu Erzurum ili içerisindeki ilçeler arasında ise sonuncu ilçedir. 1946 yılına kadar bir köy statüsünde iken aynı yıl ilçe yapılmıştır. Halen 5 Mahallesi, 66 köyü ve bu köylere bağlı olan 53 mezrası bulunmaktadır. Yıllardır ilerlemesi-gelişmesi gereken ilçemiz gittikçe gerileyerek adeta“ büyük bir köye dönüşmüştür.

Bugün ilçemizde kişi başına düşen milli gelir 250 dolar civarındadır. Bilvasıta sorunları çok, öğleki en basitinden bir örnek verecek olursak, vatandaş Cuma günü camiye Cuma namazını kılmaya gittiğinde Tekman’da gusül abdesti alınabilecek bir Hamam bile bulunmamaktadır. İlçenin Tuvaleti temiz tutulmamaktadır. Caddeler çöp dolu, çünkü Belediye yeterli temizliği yapmamaktadır. Tekman’ın temizliği ve benzeri problemleri Tekman belediye başkanını ilgilendirmiyor mu? İlçemizi uzaktan da olsa izleyen bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaş olarak, İlçenin durumunu başbakana bir özel dilekçeyle belirtmek gerekir, düşüncesindeyim. Asıl hedefim, insanlarımızın çoğunun göremediği veya görüpte dile getiremediği temel insan ilişkileri, komşuluk ilişkileri, hak-hukuk ilişkileri, sevgi-saygı anlayışı, doruluk-dürüstlük, çekememezlik, birlik-beraberlik, adil davranma, hak ve hukuka saygı gibi konulardaki kabul edilemez bozuklukları, sorunları gündeme getirmek ve dikkat çekmektir.

Nedenine gelince,
İlk önce bütün Tekman’lılar hangi siyasi görüşten olursa olsunlar, ilçemizin belli başlı sorunlarını ortak akılla ve hemfikir olarak kabul etmeli ki, çözüm arayışlarına geçilebilsin.

Ezilmiş Tekman’ımızı bir garip iki dönemdir yönetiyor. Bizlerde onun çizdiği harcıâlemde yürüyoruz. Yapılması gereken ilk seçimde bu şahsiyetin değiştirilmesidir, çünkü Tekman’a görevde olduğu on yıl içerisinde hiçbir belediye hizmeti Tekman’a getirmemiştir.

Eksik,
işte en büyük eksiğimiz işi bilen bir siyaset adamımızın Tekman’da olmayışıdır. Bana kalırsa bu eksiklik önümüzdeki yerel seçimlerde iyi bir siyasetçi, iyi bir siyasi ekiple giderilmelidir, çünkü Tekman için çalışan, iş yapan, iş yeri isteyen, işsiz insanlara istihdam yaratacak, bir şeyler yapan yeni bir belediye başkanına ve onula birlikte çalışabilecek verimli bir siyasi ekibe ihtiyaç var, bunun aksi Tekman’a fayda getirmez.

Tekman hastanesinde çocuk doktoru yok. Mevcut okullar ve yollar yetersiz.

İlçemizde içi dopdolu olan çifte minareli güzel bir Camimiz var. Bu güzel Camide ilçe müftüsü Sayın Necati Işık’ın mübarek Ramazan ayının müjdecisi, uyanış vakti ve üç ayların ilki olan Recep ayının önemini anlatan vaazını Mayıs 2013 de dinledim. Kendiler üç ayların kutsallığından, temizliğin İslam dinindeki öneminden detaylı bir şekilde bahsettiler. Lakin değerli müftümüz Necati Işık’ında bildikleri gibi, her yer Tekman’da çamur içerisindedir. Ne yazık ki çevre temizliğine ilçede yeterli önem verilmemektedir. Tekman’da gusül abdesti alabilecek bir Hamam bile yoktur. Bilvasıta bu mübarek aylarda ardı ardına gelen Regaip, Miraç ve Berat Kandillerinde hayatın koşturmacasından sıyrılıp Yaradan’ımızla baş başa kalarak, kendi kendimizi hesaba çekip yüksek idrak seviyesine ulaşmaya çalışmamız ancak temiz olduğumuz sürece mümkün olabilir, o zaman siz değerli Tekman müftüsü Necati Işık’tan ricam Tekman’da bir modern hamamın yapılmasını sağlamanızdır.

Bu konuda İlçe Belediye başkanı Yakup Doğan ne iş yapıyor anlamış değilim? Kendisine Nuri Şahin in terzihanesinde Mayıs 2013 de şahitler huzurunda sordum. Dedim ki Yakup Bey “ilçenin iyi bir Hamama ihtiyacı var, belediye olarak niçin ilçede bir Hamam yaptırmıyorsunuz veya yapılmasına yardımcı olmuyorsunuz”? Bu soruma onun vermiş olduğu üzgüsüz cevap “hamam ekonomik olarak zarar eder o nedenle yaptırmıyoruz” diyor. Hâlbuki bu cevap gerçeği yansıtmıyor ve yüce İslam dinini temizlik ilkelerine de aykırı. Yazık vallahi neler var benim garip memleketimde neler.

Sıradan Tekman’lı bir hemşerime ilçemizin hangi sorunları var, ne gibi problemler ilçede yaşanıyor, hayatı zorlayan neler var diye sorarsanız. İnanın o hemşerim aynen bir Tekman uzmanı gibi ilçenin bütün dertlerini, bütün sorunlarını tek-tek size sıralayacaktır. Ben ise bu makalemde sadece tek bir soruna değindim, gelecek makalelerimde iste diğer sorunlara da değineceğim.