Just another WordPress.com site

MEŞE AĞACI VE KÜL

von Diyadin Fırat
Keşke şimdi kırsalda olaydım, meşe ağaçlarının çok ve sık olduğu ormanın içinde; Kurumuş ve dalında düşmek üzere, ağaçları toplasaydım, kuru, en eğri büğrü olanları toplasaydım. Usulca, güzelce iki taşın arasına yığıp bir kibritle tutuştursaydım. Onların yanmasını, yanarken, çıkardıkları çatır çutur sesleri bir süreliğine, sadece bir süreliğine, öylesine gelişigüzel o sesleri dinleseydim. Biraz, belki biraz sükûnet oluşurdu, kim bilir; duygularım, düşüncelerim, beklentilerim, beni nereye ve nasıl götürürdü. Biliyorum, hal ve Hayallerim, benim istediğim yerlere götürür ve götürdüğü yerde, kendi düşüncelerimin hayata geçirme fırsatı olurdu. Şu an, bu durum hiç iyi değildir. Elbette, şu çirkef dünyanın bindir meşakkatini yaşayan ve yaşamın kendilerine cehennem olanlar. Nedir; bu zorba, zalim hiçbir kural tanımayan eğemenlerin insanlara çektirdikleri. Ne olacak, neden bu kadar zalim olabiliyorlar, arzularını yerine getirmek, insanlara bu eziyeti bu işkenceyi yaşatmak değer mi? Neyle, hangi değerlerle bunları yargılamak gerekir. Hangi vicdana bunları buyur etmek gerekiyor. Birileri çıkıp söylesin. Din adına hareket eden, dinin asla kabul etmediği her türlü iş ve eylemi yapan, bu dindarlar nasıl dindardırlar. Olur olmaz konularda fetva istemeleri hem inanlarla hem de dinle dalga geçmektir. Ben sordum Şeyh ü İslam’a fetvası yoktur dedi” mazeretlerine sığınabiliyorlar.
“ Benim…benimdir bu topraklar, bu coğrafyanın, bu toplumun, bu devletin sahibi benim, ”Hangi dinde hangi anlayışta hangi vicdanda bu tarz düşünce var, bilmiş değilim. Sen koca tepelere, koca koca mabetler, mescitler, ibadethaneler yapacaksın ve o yerlerde, din konuşulmayacak, haksızlığa uğrayanların, ezilenlerin hukuku olmayacak ve anlatılmayacak, eşitlik denilen kavramın olduğundan söz edilmeyecek. Bu ülkede ibadet etmeyen, mabet ve mescitlere gitmeyenler; Sürekli ibadet eden mabetlerden çıkmayan Allah ve dini dilinden düşürmeyenden daha çok Hak Adalet Eşitliği ve .Özgürlüğü savunuyorlar. Dine sahip çıkmayan dindarlar, dine sahip çıkan dinsizler, anlaşılan ortada ontolojik bir durum var.

Bu ülkede, neden her gün onlarca insan ölmektedir. Bu ölümleri durdurmanın çaresi yok mu? Ölümleri durdurmak egemenlere neyi kaybettirir, çok şey kaybettirir. Makam mevki para pul kısaca iktidarlarını kaybederler. İktidarlarını kaybetmek istemezler zira onunla yirmi dört saat tatmin olurlar.

Olay şöyle gelişiyor: Biz büyük bir devletiz, bana vergi vereceksiniz, ben sizi koruyacağım. Güçlü ordu oluşturacağım, ayrıca çok çocuk yapacaksınız çok işimiz var savaşıyoruz , bize asker gerekiyor.

Bak sana diyorum sen bizi koruma, çünkü biz karar verdik savaşmayacağız, birbirlerimizi öldürmeyeceğiz. Konuşacağız, sorunlarımızı konuşmaya karar verdik, konuşurken cebir ve şiddet kullanmayacağız, birbirilerimize karşı kin ve nefret duyguları beslemeyeceğiz, karşılıklı güven ,samimiyet duygularıyla hareket edeceğiz. Sorunu hak, adalet, eşitlik ve özgürlük çerçevesinde çözeceğiz.

Meşe ağaçları yandı….kor ateşti….köz oldu…sonra küle döndü…sakinleşti kül oldu ve işte kül oldu artık külden başka bir anlam veremesin ,kül oldu, al kül senin olsun senin olması bir anlam ifade etmez ,zira sende kül oldun……

Diyadin FIRAT

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s

Schlagwörter-Wolke

%d Bloggern gefällt das: