von PD Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu

uemityazicioglu@hotmail.de

Son zamanlarda bağımsız bir Kürt devleti kurulacağı söylemi hız kazandı. Haritaya bakarsak ‘‘Kürtler Orta Doğu’nun yerlilerinden olup doğuda Zagros dağlarından batıda Toros dağlarına, güneyde Hemrin dağlarından kuzeyde Kars-Erzurum platolarına kadar uzanan, Kürdistan olarak anılan coğrafî bölgede yoğun şekilde yaşayan tahminen yaklaşık 25–30 milyon kişiden oluşan ve Hint-Avrupa dili konuşan halklardan biri olan etnik grup‘‘.

Bu güne kadar biz Kürdistanlıları yakınen ilgilendiren çok yazı yadım, bu kez Suriye olaylarınıda göz önüne alarak, yazıyorum. Suriye’deki Kürt nüfusu genellikle Suriye-Türkiye ve Suriye-Irak sınırlarına yakın bölgelerde, örneğin Kürtçe Sere Kaniye olarak anılan Ayn el-Arab ve Kürtçe Çiyayê Kurmênc olarak anılan Cebel el-Ekrad („Kürtlerin Dağı“) bölgelerinde, yaşamaktadır. Birçok farklı kurum ve uzmanın tahminine göre bu nüfus 1 ila 2 milyon arasındadır.‘‘

Ortadoğu, dün olduğu gibi bugün de, çatışmanın, uluslararası hesaplaşmanın, siyasal manevranın beşiğidir ve bir zamanların en verimli, en bereketli topraklarında artık kan ve gözyaşından başka bir şey yoktur! Pehlivan tefrikasına döndü diye dudak büküp, surat ekşitmeyin. Bu çok yakıcı ve çok karmaşık konu üstünde ne kadar dursak yeridir.

***

Federal Kürdistan’da yaşayan Kürtlerin yanısıra, Türkiye, Suriye, İran ve Irak’a dağılmış bulunan Kürtlerin büyük kısmının hayalinin ‚bağımsız bir Kürdistan devleti‘ olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bunun gerçek olup olmadığını ise zaman gösterecektir.

Bilinmelidirki altı ülkeye yayılmış Kürt halkını tek bir devletin, bir Kürt ulus-devletinin çatısı altında birliştirmek hedefi altı ülkeden toprak almak, o ülkeleri buna razı etmek demektir. Zor bir işe, fakat bu zorun üstesinden gelmekde Kürtler acısından mümkündür. Zira soğuk savaş 1989 da sona erdi. SSCB çatır çatır parçalandı, dünya haritası değişti.

Öyleyse ilk önce Kürt devletinin kuruluş süreci içinde en önemli işlevi yerine getiren ve bu an için dünya devletlerinin ve istihbarat birimlerinin gücünü kabul ettiği hanği Kürdi gücler var, sorsunu irdelemeye çalışalım.

Uluslar arası arenada üç tane ciddiye alınan önemli Kürdi grup var. Bunlar sırasıyla Barzani grubu, Talabani grubu ve PKK’dir.

Uluslar arası ilişkiler değerlendirildiğinde ortaya cıkan tabloda PKK’nın görevi, Kürt devleti’nin kuruluş süreci içerisine Türkiye’yi angaje etmektir.

***

Sayın Öcalan’ın Adalet Bakanlığı’na bilakis Sayın Sadullah Ergin’e gönderdiği mektup takriben bir sayfa bile değil, kendi el yazısıyla kaleme alınmış bir mektup, Öcalan bu mektupunda kardeşiyle neden görüşmek istemediğin kısaca nedenlerini dile ğetiriyor, özetle belirttiği realite şu: “Sizden istirhamım, kardeşimi göndermeyin bana. Çünkü Mehmet söylediklerimi siyaseten tam olarak kavrayamayabilir. Dışarı çıkıp yanlış, eksik bir şey söyleyebilir. Süreç çok hassas. Geçmişte yanlış anlamaların nelere yol açtığını gördük. Müzakereler kaldığı yerden başlamalı. Bu süreçte daha önce görüşen resmi heyet ve daha önce gelen avukatlarımla görüşmek istiyorum…” Aslında Sayın Öcalan ile devlet heyeti arasındaki görüşmeler sürüyor. Leyla Zana’nın çıkışının bu görüşmelerden çıkan bir sonuç olduğuda malum. Sayın Devlet Bahçeli boşuna imaralıdan fotograf ğönderin demiyor, çünkü bilidiği çok şey var. Leylada Öcalanla ğörüşüp ğörüşmediğini Acıklaması lazım, siyasette hiç bir şey kapalı kalmaz.

***

Suriye’de ise bir iç harp var ve çatışan taraflar ölüm-kalım mücadelesi vermektedir. Çatışma uzadıkça olaylara mesafeli duran Suriye Kürtleri’nin denge unsuru olarak önemleri Kürt Devletine Giden Yol stratejisinde giderek artmaktadır. Dolayısıyla temenimiz Kürtlerinin yek vücut halinde mücadelesidir.

Ortadoğu’da yaşanan çıkar çatışmalarının altından, bölgenin geçmişinin ve geleceğinin oluşumunda söz sahibi olan, olmaya çalışan tek bir millet çıkmaktadır: O da Kürtlerdir. NATO ve Türkiye’nin müttefikleri bu durumun farkındadır.

***

Değerli Başkan Mesut Barzani çok akıllı ve ortadoğudaki problemleri iyi bilen bir insan. Kürdlerin zor bir coğrafyada yaşadığını biliyor. Kürt devletinin kurulması ve bunu kendisinin başararak tarihe geçmek arzusunda olmasıda her Kürdün arzuladığı çok doğal, bir reflextir.

Başkan Barzani ortadoğuda Türkiye’den dolaylı dolaysız toprak talep edip Akdeniz’e açılmanın çok riskli olduğunun farkında. Böyle bir girişimin Kürtlerin Irak’ Kürdistanında bugüne kadar elde ettikleri kazanımları toptan kaybedebileceğininde bilincinde.

Dolayısıyla Kürtlerin Suriye üzerinden Akdeniz’e ulaşmak istemesi Kürtler acısından gerçekçi bir hedef olarak gözükmektedir, kanaatindeyim.

***

Irak’ı bölgelere ayırttığı iddia edilen İsrail ise, 1999 yılında uygulamaya başlattığı ‚Orta İsrail: Kürt Herzl‘ stratejisi ile doğrudan doğruya Türkiye’nin parçalanmasını 2010 yılına kadar düşünmemekte idi. Zira NATO üyesi olan Türkiye‘nin parçalanması‘nın israile ortadoğuda bir faydası yoktur. Mavi Marmara, İnsani Yardım Vakfı’nın organizasyonu ile İsrail ablukasındaki Gazze’ye yardım malzemeleri götürmek üzere bir grup gemi ile birlikte yola çıkılmasından sonra. 31 Mayıs 2010 tarihinde Gazze’ye yakın uluslararası sularda İsrail Ordusunun gemiye asker çıkarması üzerine hem organizasyon amacına ulaşamadı hemde 9 Türk vatandaşı şehit oldu. Dolaysıyla Türkiye ve İsrail arasındaki ilişkiler koptu. İsrail, hayatını kaybedenlerden özür dilemedi, tazminat ödemedi ve Gazze’deki ambargoyu kaldırmadı. Kürtlerle olan diplomatik ilişkilerini ise bu arada ğüclendirdi.

Peki neler oldu,

Mavi Marmar gemisinde 9 Türk vatandaşı’nın öldürülmesiyle Türkiye ve İsrail ilişkilerinde diplomatik bağlar bozuldu.

DSP Genel Başkanı Masum Türker, Suriye konusunda Başbakan Erdoğan’ın dış güçlerin tehdidi altında bulunduğunu ileri sürdü, „Türkiye üzerinden el altından Suriye’deki muhaliflere silah verilmektedir“ dedi. Durduk yerde Suriye ile bir anlaşmazlığa girdik, hasım durumuna geldik. Bir uçağımızın orada ne işi vardı? Suriye açıklama yaptı,1 kmkarasularımızdan içeriye girdi, kimliğini sormaya kalmadan uçaksavar bataryalarının ateşi sonucu düşrüldü diyor. Daha ne desin, hata yaptın bedelini ödedin diyor.

***

Akşam Gazetesi Genel Yayın yönetmeni İsmail Küçükkaya’nın tesadüfen yakaladığı Orgeneral Necdet Özel, Suriye konusunda farklı sesler çıkmasından rahatsız olduğunu söyledi. Özel, „Suriye’ye ne yapacağımızı yapınca görürsünüz. Böyle durumlarda büyük devletler ne yapıyorsa Türkiye’de aynısını yapacak“ dedi.

Genelkurmay Başkanı Sayın Necdet Özel, de bilmektedirler ki savaşlarda; bir tarafιn kazandιğιnι kabul etsek bile, savaşlar mutlaka kayιplar getirir. Savaşlar, acι, yιkιm, gözyaşι, dram; hulâsa felâket getirir. Savaşan taraflarιn iki tarafι da mutlaka mağdur olur. Öyleyse savaş hazırlıklarını, siyasi idarecilerimiz diyaloğ ve barışcı yollarla cözmelidirler. Genelkurmay Başkanı Sayın Necdet Özel’inde belirtiği ğibi ‚’’Savaş çıkaracak halimiz yok‘‘.

***

Sayın Hillary Clinton, Japonya’da yaptığı konuşmada, Suriye Devleti’nin yıkılabileceği ikazını yaptı.

Peki ortadoğuda Suriye ğibi bir devlet yıkılaçak, haritalar değiştirileçekse, bu nasılı olaçak?

Sayın Hillary Clinton’a hatırlatmak gerekir, son zamanlarda bağımsız bir Kürt devleti kurulacağı söylemi hız kazandı. Bunun gerçek olup olmadığını zaman gösterecek. Suriye Devleti yıkılçaksa, ortadoğuda yaşayan Kürtler akdenize kapı açabileçekmi? Meselenin özü bu soruya uluslar arası çözüm bulmakta yatmaktadır. Dişişleri Bakanı bulunduğunuz Amerika Birleşik Devletleri ortadoğudaki problemleri diplomasiyle çözmek istiyorsa ortadoğuda yaşayan Kürdlerin akdenize sorunsuz ulaşması sağlanmalıdır.

Türkiye’nin ortadoğudaki ğelişmelerden dolayı, hem Irak’ta hem Suriye’de ve hem’de Türkiye sınırları içerisinde endişe taşıması doğaldır. Bütün bu olasılıkları birleşik milletler camiasında değerlendirilirken, ortadoğu’da değiştirmek istediğiniz haritada bu coğrafya’nın içerdiği etnik özelliklerini de dikkatle değerlendirmeniz gerekir.

Kürdistanın Erbil’ kentinden Batı’ya doğru uzanan iki numaralı bir yol Musul’da bir numaralı yol olarak değişiyor ve Türkiye sınırına, kuzeye doğru yönleniyor. Bu iki karayolunun güzergâhının geçtiği bölge, pratikte, tamamen Kürtlerin yaşadığı bölgedir. Sonuçta Irak Kürdistanından, Halep’e kadar uzanan ve Türkiye’nin tüm Güney, Güney-Doğu sınırını kapsayan bir Kürt bölgesi bulunmaktadır.

Görünen Köy kılavuz istemez,

Kürtlerin Suriye üzerinden Akdenize ulaşmak istemesi Kürtler acısından gerçekçi bir hedef olarak gözükmektedir. Erbilden Akdeniz’e uzanacak bir Kürt devleti gerçekçi bir oluşum.

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s