von PD Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu

Neymiş efendim ben Alman Derin Devleti başlıklı bir kaç makle yazmışmışım! Yazılarımda almanyadaki kirli dosyaları dile ğetirmişmişim.
Nedemişim efendim, bir göz atalım.
 Nazi Almanyası tarihin gördüğü en zalim ve acımasız rejimlerden biridir.
 Almanya’da yabancılara karşı yıllardır yapılan organizeli bir düşmanlık vardır. Yabancı düşmanlığının altında Alman derin devleti bulunmaktadır.
 Alaman derin devleti’’ yabancı düşmanlarını yönlendirmektedir. Neu Naziler çete gibi hareket ettmektedriler.
 NSU nun işlediği cinayetler Alman derin devletinin işidir.
 Sivil Örümcek Ağları köstebekleri vasıtasıyla Doç. Dr. Hablemitoğlu“nu fiziken ülkede imha ettiler. Türkiye“deki istihbarat kuruluşları, “Almanya“nın Türkiye içindeki Beşinci Kol” faaliyetlerinin farkındamıdırlar?, sorusunu makalemde dile ğetirmişim.

 Almanya’da ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve ayrımcılık, gündemin ön sıralarına alınmayarak, Neonazi hareketinin yok gibi gösterilmeye çalışıldığını belirtmişim. Buna örnek olarakda 20.11.2011 tarihinde saat 13 ile 17 arasında Berlin’de faaliyet gösteren Alman-Mezopotamya Dostluk Derneği’ne yapılan aramalardaki asıl amacın Almanya’daki gündemi değiştirmekten kaynaklanıyor olduğu belirtmişim.

 Almanya’nın doğu eyaletlerinden Thüringen’de neonazi terör örgütü NSU’nun ortaya çıkarılmasından sonra, halen bölgede şiddete hazır silahlı birçok ırkçı bağlantıların aynı şekilde devam ettiğini vurgulamışım.

Almanya’da Neo Nazilerin 88 kişilik ölüm listesi ortaya çıktı. Listede bazı Alman politikacıların yanı sıra Türk örgütlerinin önde gelen isimleri de var. NSU nun işlediği cinayetlerin Alman derin devletinin işi olduğunu belirtmişim.

 Thüringen Eyaleti Anayasayı Koruma Dairesinin eski başkanı Helmut Roewer’in, 1995 yılında aşırı sağcı Almanya’nın Milliyetçi Demokratik Partisinin (NPD) eski Thüringen eyalet teşkilatı başkanı Thomas Dienel’i muhbir olarak çalıştırmaya başladığını ve Dienel’in 1997 yılına kadar bu görevi için yaklaşık 40 bin mark (yaklaşık 20 bin avro) aldığını dile getirmişim. NPD’nin eski başkan yardımcısı Tino Brandt’ın da 1994 yılında muhbir olarak çalışmaya başladığı ve 2001 yılına kadar yaklaşık 200 bin mark aldığı, bu parayla da izlemesi gereken „Thüringer Heimatschutz“ adlı aşırı sağcı terör grubunu kurduğu, bu gruba da Türkleri öldürdükleri tahmin edilen ve intihar eden Uwe Böhnhardt ile Uwe Mundlos’un ve polise teslim olan Beate Zschaepe’nin üye olduğunun bilinen bir ğerçek olduğunu belirtmişim.

O ki sen bunları dile ğetiriyorsun, göseririrz sana diyorlar. İki davetiye aldım diyorki, senin şahit olarak ifadeni alamımız lazım. Birisi 31.05.2012 diğeride 06.06.2012 tarihinlerinde BKA ve LKA dan gönderilmiş. Dolayısıyla, onlara bugün ğönderdiğim almanca yanıtı da tercümeye gerek duymadan sizlerle aynen paylaşıyorum.

AZ: —bende mevcut.
Sehr geehrter Herr H………., KHK ,
in vorbezeichneter Angelegenheit bestätige ich den Erhalt Ihres Schreibens vom 06. Juni 2012 am 12. Juni 2012. Deshalb bitte ich Sie Ihre Fragen mir Schriftlich oder per e-meil mitzuteilen, die ich beantworten werde. Denn gegenüber der zur Vernehmung von Zeugen berechtigten Polizei (§ 163 Abs 3) besteht keine Pflicht zum Erscheinen (allg Auffassung, s nur BGH NJW 62 1020 f; anders aber Koalitionsvertrag Oktober 09100/124). Der Polizei stehen auch keine Zwangsmittel zur Verfügung, um ein Erscheinen zu Aussagezweckendurchzusetzen, insbesondere hat sie kein Recht zur Vorführung (BGH NJW 62 1020 f; Schleswig NJW 56 1570; LR-Erb 73 zu § 163 a; KK-Griesbaum15 zu § 163). Dies gilt auch dann, wenn der Zeuge im Auftrag der StA (§ 161 Abs 1) vernommen werden soll (arg e contr § 161 a Abs 4; vgl M-G-Cierniak 37 zu § 163).
Die Polizei kann den Zeugenvorladen. Dabei handelt es sich um eine gesetzlich nicht geregelte –§ 48 Abs 1 findet hier keine Anwendung (LR-Ignor/Bertheau 1, AK-Kühne1, jeweils zu § 48) – unverbindliche Aufforderung, doch soll eine Hinweispflicht auf die Freiwilligkeit des Erscheinens nicht bestehen. Wird allerdings der Eindruck erweckt, es bestünde eine Erscheinenspflicht, so kann ein Verstoß gegen das Täuschungsverbot des § 136 a vorliegen (LR-Erb 74 zu § 163 a).
In der polizeilichen Praxis enthält der entsprechende Vordruck verschiedentlich den Hinweis, dass für den Fall des Nichterscheinens mit einer Vorladung zur StA zu rechnen sei (vgl etwa Ziff 28 GeschA LPolDir Berlin 5/89). Dies gilt als zulässig (LR-Erb 74, KK-Griesbaum 31, jeweils zu § 163 a), begegnet aber deshalb Bedenken, weil durch die Formulierung der Eindruck entstehen kann, ein Nichterscheinen vor der Polizei sei mit Nachteilen verbunden.
Sollte dortigerseits eine andere Auffassung vertreten werden, bitte ich um Mitteilung.
Mit freundlichen Grüßen
Ihr
PD Dr. Dr. Ümit Yazicioglu
Korespodentadresse
Bu konudaki makalelerimi aşagıdaki linklerden tekrar okumanız mümkün.
http://www.yuksekovahaber.com/yazi/alman-derin-devleti-olabilir-826.htm
http://www.yuksekovahaber.com/yazi/almanyadaki-turkiyelilere-karsi-islenen-cinayetler-2468.htm
http://www.yuksekovahaber.com/yazi/alman-derin-devleti-2479.htm
https://tekmanpost.wordpress.com/der-fall-thilo-sarrazin/

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s