Just another WordPress.com site

Sevgili okuyucular,

Bugünden itibaren Kürt gündeminde ciddi biçimde yeralan bazı soruların tartışılması için belirli Kürt aydınlarından altı başlık altında topladığımız sorulara yanıt vermelerini istedik. Bu konuda zaman ve emek harcayarak bize olumlu yanıt veren aydınlarımıza teşekkür ederiz. Bu röportajlar belirli aralıklarla sayfamızda yayınlanır yayınlanmaz, Bihara Kurda / Kürt Baharı facebook sayfasından da tartışmaya açılacaktır. Bu konuda düzeyli ve verimli bir tartışma yaşayabilirsek amacımıza kısmen ulaşmış oluruz. Bu tartışma sürecinde yapılan yorum-katkıları daha sonra derleyip, birarada tekrar sizin ilginize sunacağız. Beğeneceğiniz umuduyla! İkinci konuğumuz Rojeva Kurdistan Editörü Gazeteci Faysal Dağlı. AgendaKurd

AgendaKurd: Arka plan Kürt illegal örgütlerinin Kürt legal siyasetindeki rolü nedir?

Faysal Dağlı: Kürdistan meselesine dair literatürde kullanılan “legal ve ilegal“ kavramlarının oryantalist/sömürgeci tonlar taşıdığı için (bu kavramların kullanılmasını) rededenler çoğalmaktadır. Bu nedenle Kürt hareketini “silahlı ve sivil“ kavramları ile tanımlanmak daha yerinde olur.

Sivil Kürt hareketi 1980 darbesi sonrasında büyük oranda tasfiye edildi. Kuzey Kürdistan’da sivil hareket silahlı direnişin bir sonucu ve kitle zemini olarak gelişti ve aralarında bir amaç birliği ortaya çıktı. Bu durum Kürdista’a özgü bir durum olarak tanımlanabilir. Kuzey İrlanda, G. Afrika gibi ülkelerde silahlı direniş sivil hareketten kaynaklanmıştı.

Silahlı ve sivil siyaset alanlarının biribirinden etkilenmesi sözkonusudur ve devlet uygulamalarında iki kesimin de taleplerine karşı toptancı bir tavır almakta ve aralarında organik ilişki olmamasına rağmen bir kader birliği olduğu görülmektedir.

Silahlı Kürt hareketi, yasal zemin ve güvence hazırlanması halinde sivil alana geçeceklerini ifade etmektedirler, bu nedenle de sivil-siyasal alanı dikkatle izledikleri gözlenmektedir.

AgendaKurd: Legal – illegal Kürt siyasi örgütleri ne kadar demokratik?

Faysal Dağlı: Demokrasi başı ve sonu belirsiz, tanımı belirginleşmiş bir kavram değildir. Azı çoğu yoktur, sürekli gelişen ve sürekli gelişmesi gereken bir kavramdır. Durağan değil, süreğen bir modeldir.

Kürtler kendi ulusal kimlikleri ile kendi sivil siyasetlerini geliştirebilecekleri özgürlüğe sahip olamadıka demokrasi kültürünü ne siyasal ne de özel alanda istedikleri oranda geliştirme imkanına sahip olamayacaklardır. Demokratik kültür özgür ortamda gelişir. Özgürlüğün olmadığı ortamlarda demokrasi kültürü de gelişmez.

Kürt siyasi hareketi Türk devletinin kurumsal, sürekli yoğun baskısı ve saldırıları altındadır. Sivil Kürt hareketi sorunlarına rağmen yaygın tabanı, kitlesel etkinlikleri ve modernist yanı ile demokratik özünü geliştirmeye çalışmaktadır. Yönetici kademesi ve organları seçimlerle oluşturulan, eş başkanlık ve kadın kotası olan, farklı politik çevrelerle politik ittifaklara girişebilen bir sivil siyasi hareket/örgütlenmedir. Kendi özgürlük alanlarını geliştirerek demokratikleşmek istemesine rağmen sorunlar yaşamaktadır. Ancak hareketin kitle tabanı geliştikçe demokrasi vizyonunun da güçlendiği görülmektedir.

Kürdistan’da demokrasi sorununun aşılması şiddetin sonlanmasına, ulusal ve kişisel özgürlük alanlarının ve hakların yasal güvencelere bağlanmasına ve devletin Kürt hareketini kriminalize etmeye son son vermesi ile mümkündür.

AgendaKurd: Kürt örgütlerinde lider kültü ne kadar belirleyici, bunun yansımaları?

Faysal Dağlı: Lider kültü sadece Kürtler için değil, sadece silahlı gücü olan Kürtler için de değil, uluslaşma süreci geçirmiş tüm uluslar ve topluluklarda rastlanan bir fenomendir. Kürtler gibi devasa bir topluluğun sömürgecilik nedeni ile uğradığı coğrafi ve sosyal parçalanmışlığına ek olarak zaman zaman birbirine karşı durmuş dinsel ve etnik farklılıklar gibi sorunları da vardır. Böyle parçalı bir realitede birleştirici rol aynayabilen liderler kült haline gelebilmiştir. 19 yüzyıldan sonraki Kürt siyasal tarihi bir şekilde liderler tarihidir. Lideri ikinci planda olan bir siyasi hareket Kürdistan’da yaşam şansı bulamamıştır. Dolayısı ile liderin iradesi örgütün/hareketin üzerinde belirleyici olmuş, yakın tarihte Qazî Muhamed ve Mele Mustafa, günümüzde de Öcalan, Barzanî ve Talabanî örneğinde görüldüğü üzere karizmatik liderlikler örgütlerini aşan bir popülariteye ve belirleyiciliğe sahip olmuştur.

AgendaKurd: Mevcut Kürt siyasi örgütlerinin güçbirliğine girmesinin önündeki engeller nelerdir, nasıl aşılabilir?

Faysal Dağlı: Kuzey ve Güney hareketleri arasında dayandıkları uluslararası ittifakların pozisyonu itibarı ile ciddi sorunlar vardır. ABD Güney Kürdistan ve Irak’ta PDK ile YNK’ye yakın iken, Türkiye ve Kuzey’de PKK’ye karşı TC’nin bastırma savaşını desteklemektedir. Bu örnek Kürt örgütlerinin birbirinden ayrılan çıkarlarını işaret etmektedir. Buna rağmen Kürtler kimi müştereklerde buluşabilecekleri bir sürece girmiştir.

Örneğin ABD, PDK/YNK ve PKK ilk kez Suriye örneğinde olduğu gibi ortak bir cepheye düşmüşlerdir. Hepsinin Esat rejiminin devrilmesinde çıkarı vardır. Önümüzdeki dönemde bu durum İran için de sözkonusu olacaktır. Keza Irak’ta Araplar ile Kürtler arasında gelişecek olumsuz bir durumda da aynı cephenin oluşması sözkonusu olacaktır.

Dolayısı ile Kürt hareketleri kendilerini birleştiren zeminler üzerinden ortak tavır alma, ulusal çıkarlar konusunda yanyana gelme meselesinde ciddi bir şansa sahiptir ve aynı zamanda da Güneybatı Kürdistan için statü şansının ortaya çıktığı bir ortamda ciddi bir mecburiyet ile de karşı karşıyadırlar.

AgendaKurd: Kürt sorununun çözümünde Öcalan ve Burkay’ın rolü ne kadar belirleyicidir? Sorunun çözümünde muhataplık sorunu var mıdır?

Faysal Dağlı: Sorunun çözümünde genel olarak muhatab Kürt halkı ve onun örgütlü siyasi gücüdür. Öcalan, Türk siyaset sınıfı tarafından Kuzey’deki sorunda ve çözümde temel aktör ve muhatap olarak kabul ediliyor. Bu nedenle 1993’lü yıllardan beri Türk devleti Oslo sürecinde de görüldüğü gibi tüm görüşmeleri Öcalan ile yürütmüştür.

Öcalan’ın önderlik ettiği KCK de, halk tabanı da Öcalan’ı dıştalayan bir çözümü red etmektedir. Son zamanlarda tutuklu olması itibarı ile Öcalan’ın rolünde bir değişim meydana gelmiştir. Çözüme dair görüşmelerde PKK yönetimi de rol almıştır.

Kemal Burkay’ın kayda değer örgütlü gücü olmadığı için çözüm sürecinde de muhatap olarak rol alması sözkonusu değildir.

AgendaKurd: Silahlı mücadele bugün için gerekli midir? Negatif ve/veya pozitif argümanlarınızı bize açıklar mısınız?

Faysal Dağlı: Silahlı mücadeleler her koşulda ve her zamanda her coğrafyada yıkıcı sonuçlar doğurmuştur. Ancak silahlı çatışmaların olduğu ulusal sorunlarda genellikle hakim devletlerin anti demokratik uygulamaları böylesi sonuçlar doğurmuştur. 1960’ların soğuk savaş yıllarında da, öncesinde de, şimdi de Kürt örgütleri de sivil siyaset yapma alanı kendilerine kapatıldığı için silahlı direnişe geçmek zorunda kaldıklarını söylemektedir. Silahlı mücadele kısa bir süre öncesine dek tüm Kürt örgütlerinin programında yer almıştır.

1980 cuntası döneminde Kürtlere Amed zindanında yapılan insanlık dışı zülümden bu yana siyasal/ulusal haklar açısından esasa dair değişiklikler olmamıştır. Kürtler hala TC’nin inkarcı ve imhacı olduğuna ve kendilerinin de bu mantığın hedefi olduğuna inanmaktadır. Güvenceye alınmış hiçbir ulusal/politik haka sahip değiller. Basında sürekli Kürdistan’ın, Türk ordusunun devasa harekatlarına, hava bombardımanlarına dair haberler yayınlanmaktadır. Kitlesel ölümlere neden olan hava saldırıları, kimyasal silahların kullanıldığına dair iddialar Alman meclisi dahil birçok Avrupa parlamentosunun ve uluslararası kuruluşun gündemine gelecek kadar yaygınlaşmıştır.

Türk hapishaneleri sivil Kürt siyasetçiler, gazeteciler ve çocuklar ile doludur. Kürtler, sivil siyaset yapmalarının yolununu tıkandığına inanmaktadır. Rejim Kürt dili ile ilgili haklar dahil hiçbir ulusal/grupsal hakın verilmesine yanaşmamaktadır. Başbakanın ağzından “tek“ diye başlayan bir devlet ve millet tanımı ile Kürtlerin haklarını inkar siyaseti geleneksel tonda devam etmektedir. Beşar Esad’ı kendi halkına karşı savaşmakla suçlayan ve Suriye halkını özgürleştirmek, baskıdan kurtarmak için o ülkeye askeri müdaheleyi savunan Türk başbakanı 2012 Newrozu’nda bayramlarını kutlamak isteyen Kürtlere saldırılması emrini vermekte ve polis sokaklarda insan katlederek, milletvekilleri dahil insanları yaralayarak yaygın bir devlet terörü uygulamaktadır.

Türk devleti Kürdistan’da giriştiği savaşa bir an önce son vermeli ve eşitlerin onurlu çözümü için görüşmelere başlamalıdır. Kürt hareketi zaten silah almalarına neden olan gerekçelerin ortadan kalkmasını talep etmektedir

Tekman Post / AgendaKurd

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s

Schlagwörter-Wolke

%d Bloggern gefällt das: