von PD Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu
Malumunuz, aralarında Kürt esnafların da olduğu Türkiyelilerin aşırı sağcılar tarafından öldürülmesinin yankılarının sürdüğü Almanya’da polis 20.11.2011 tarihinde saat 13 ile 17 arasında Berlin’de faaliyet gösteren Alman-Mezopotamya Dostluk Derneği’ne baskın düzenledi. Yaklaşık 5 saat arama yapan polis, dernekte bulunan bazı Kürtlerin üzerindeki özel eşyalara el koydu. Yapılan bu operasyonun içeriği ile ilgili henüz bilgi verilmedi…

Bu aramalardaki asıl amacının Almanya’daki gündemi değiştirmekten kaynaklanıyor olduğu düşüncesindeyim. Zira 9 Türkiyeli esnafı öldüren neonazilerin faaliyetleri hakkında Federal Mecliste 21.11.2011 tarihinde özel bir toplantı vardı. Ayrıca sözde intihar ettikleri iddia edilen bu Nazilerin otopsi raporu 21.11.2011 de yayınlanacaktı. Gündem ister istemez 9 Türkiyeli esnafı hunharca öldüren ’’Nationalsozialistischer Untergrund’’ örgütünün faaliyetlerine kilitlenmişti. Nazilerin işlemiş olduğu cinayetlerdeki derin devlet bağlantısını gazeteciler, hukukçular ve mebuslar araştırıyordu. Böyle bir ortamda Kürdi dernek ve kurumlar aranarak gündem değiştirilmeye çalışıldı.

Diğer taraftan bugün basından anlaşıldığı gibi, Neonazi hücresi’’Nationalsozialistischer Untergrund’’(NSU) örgütüne bağlı katillerden Uwe Böhnhardt ile Uwe Mundlos’un iddia edildiği gibi Zwickau’daintihar ederek ölmedikleri, bilinmeyen bir el tarafından öldürülmüş olabilecekleri şüphesine Alman basınında geniş yer veriliyor. Çünkü otopsi raporunda katillerden birinin hem şakağına hem ağzına kurşun sıkıldığı ortaya çıktı. Ayrıca bazı görgü tanıkları “silah sesleri duyulduktan hemen sonra karavan ateş aldı” belirlemesinde bulunurken. Bazı görgü tanıkları da hiç silah sesi duymadıklarını, karavanın aniden ateş aldığını belirtiyorlar. Bu durum katillerden birinin diğerini öldürdükten sonra intihar etmiş olabileceğini işaret ettiği gibi, katillerin başka bir güç tarafından öldürülmüş olabileceğinin işaretini de vermektedir.

Bu konuda Alman devlet televizyonu ARD’nin açıkladığı yeni bilgiye göre ’’dönerci katliamı’’ olayına sadece Anayasayı Koruma Dairesi değil, Askeri Güvenlik Servisi’nin de bulaşmış olabileceği belirtilmektedir. Dolayısıyla Jena kentinde kullanılan bombanın Alman ordusunun mühimmat deposundan Alman Derin Devleti tarafından ’’Nationalsozialistischer Untergrund’’ örgütüne temin edildiği iddia ediliyor. Bunu yanında Focus‘ derğisinin belirttiğine göre ’’Askeri Güvenlik Servisi’nin Leipzig kentindeki bürosuna 1998 yılında üç kişilik terörist grubun kaybolmasından sonra bulundukları yer hakkında bilgi verildiği, ancak Askeri Güvenlik Servisi’nin Köln’deki merkezi tarafından bu bilginin değerlendirilmediği öne sürüldü‘‘. Dolayısıyla bu ciddi belirlemeden yola çıkarsak, elde edeceğimiz sonuç, ’’Nationalsozialistischer Untergrund’’ örgütünün Alman Derin Devleti tarafından kurulduğu, yönlendirildiği ve silahlı eylem yaptırıldığı analizine ulaşabiliriz. Bu nedenle Almanya’da basın ve kamuoyu şimdi “devletin sağ gözü kapalı mı?” sorusuna cevap aramaya çalışıyor.

Bu bağlamda Almanya İçişleri Bakanı Hans-Peter Friedrich, 2000 yılından beri öldürülen Türkiyeliler ile ilgili cinayetlerin araştırılmasında hata yapılmış olmasının mümkün olduğunu söylüyor.

Dolayısıyla şimdi Bay Hans-Peter Friedrich e sormak gerekir, ülkenizde bakanlığınıza bağlı olarak hareket eden ’’Alman Derin Devleti’’ olarak isimlendirilen bir gizli güç var mı? Eğer böyle bir gizli güç yoksa nasıl olurda istihbarat memurlarınızın kullandıkları pasaport ve kimlikleri ’’Nationalsozialistischer Untergrund’’ örgütü üyeleri kullanabilir? Onlara sadece Alman İstihbarat Memurlarının kullanabileceği pasaportları kimler, niçin ve hangi gayeyle verdi? Bu katillerin kullandıkları Passaportlar sahte değil, sadece ve sadece resmi istihbarat memurlarının Almanya’da kullandığı pasaportlardır. Bay Hans-Peter Friedrich şimdi zatınızın bizlere hikâye anlatmasına gerek yok. Bakanlığını yaptığınız ülkenizde yaşayan yabancılara ikinci ve üçüncü sınıf insan muamelesi yapılmaktadır. Sizin ülkenizde yaşayan yabancıların belgeleri arşivlerden bile çalınıp başka yerlere konulmaktadır, Almanya’da Alman Derin Devleti mevcuttur. Bu karanlık güç organizeli bir şekilde kendi elini kire sokmadan ’’Nationalsozialistischer Untergrund’’ örgütü vasıtasıyla Türkiyeli işadamlarını Almanya’da fiziken imha etmiştir. Bunu bundan böyle inkâr etmeniz mümkün değildir.

Bay Hans-Peter Friedrich sizin bir bakan olarak yapmanız gereken ’’Alman Derin Devleti’’nin işlemiş olduğu suçları ortaya çıkarmanız olmalıdır. Yoksa basın aracılığıyla bizlere ajite çekip soruşturmayı makaslamanız doğru olmaz. Almanya’da yaşayan yabancılar olarak artık bizler ne ülkenizin hukuk sistemine nede demokrasi yapılanmanıza güvenmiyoruz, çünkü ülkenizde adalet mekanizması bile mesele yabancılarla ilgili olduğunda adil davranmamaktadır. Bende bu konularla ilgili çok duyum var. Ülkeniz öyle bir çelişkiler yumağına bürünmüştür ki, ülkenizde rüşvet mekanizması işlemekte, rüşvet yiyerek karar veren ’’hukuk davalarına’’ bakan hakimleriniz mevcuttur.

Bay Hans-Peter Friedrich diyorsunuz ki Almanya’da „Yaklaşık 1 düzine suçlu var. İlk araştırmalara göre hata yapılmış olması mümkün“. 10 cinayet işlenmesi ve 14 bankanın soyulmasından sonra bu olayların aydınlatılamamış olmasının anlaşılır gibi olmadığını, „İnsanların her zaman hata yapabileceğini, ancak bu kadar fazla hatanın yapıldığı bir olaylar silsilesini politik yaşamımda ilk kez görüyorum“. Bay Hans-Peter Friedrich sizin hata olarak değerlendirdiğiniz olaylar silsilesi size bağlı olan memurlarınız tarafından bilinçli olarak yapılmıştır. Memurlarınızın bilinçli olarak yaptığı olaylar silsilesini hata olarak değerlendirmeniz bile, meseleye ne kadar dar pencereden baktığınızı göstermektedir. Sizin bir bakan olarak yapmanız gereken ucu nereye varırsa varsın ’’Nationalsozialistischer Untergrund’’ örgütü ve bu örgütün arkasındaki karanlık gücün işlediği suçları açığa çıkarmanız olmalıdır.

Bay Hans-Peter Friedrich Almanya’da aşırı sağcı şiddetin boyutları resmi makamlarınızın tahmin ettiklerinden çok daha büyüktür. ’’Federal İstatistik Dairesi, 1990-2009 yılları arasında aşırı sağcı saldırılar nedeniyle 47 kişinin öldüğünü kaydederken, Amadeu-Antonio Vakfı 1990’dan bu yana tam 182 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı’’. Alman Die Welt gazetesinin haberine göre, öldürülenler arasında sadece yabancı kökenliler değil, Alman polisler, avukatlar, evsizler, pankçılar hatta çocuklar da var. İşte utanç listesindeki bazı isimler: Nihad Yusufoğlu: 17 yaşındaki Yusufoğlu, 28 Aralık 1990’da kalbine aldığı bıçak darbesi ile yaşıtı bir dazlak tarafından öldürüldü. Samuel Kofi Yeboah: 1991’de Saarlouis’deki mülteci kampına yapılan kundaklamada hayatını kaybetti. Bahide Arslan, Ayşe Yılmaz, Yeliz Arslan (10 yaşında): Üçü de 1992’de, Schleswig-Holstein Eyaleti’nde Mölln’deki evlerinde yakılarak öldürüldü. Gürsün Ince, Hatice Genç, (18), Hülya Genç (9), Saime Genç (4): Solingen kentinde, 1993’de evlerinin kundaklanması sonucu yanarak öldüler.

İşte bu insanları fiziken imha ettiren asıl yapının adı ‘‘Alman Derin Devletidir‘‘. İçişleri bakanı olarak görevinizde bahsini ettiğim bu yapılanmanın işlediği suçları ortaya çıkarmanız olmalıdır.

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s